KÜLTÜR VE GÖÇLER!


 KÜLTÜR VE GÖÇLER!

Bedrettin KELEŞTİMUR

Mutlaka, ama mutlaka; “kültür, sanat, edebiyat, güzel sanatlar” diyorum!

Müthiş bir ifade, “sanatı, ilim muhiti besler!”

İbn-i Sina, “Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder!”

İşte, asıl felaket ondan sonra başlar.

Bizleri en fazla korkutan da, “kontrolsüz göçlerdir!”

Sohbetlerimizde sıklıkla bahsederiz, “şehrin demografik yapısı değişti!”

Dolayısıyla, “şehrin kültür dokusunu…” derinden etkiliyor.

İbn Haldun, “bedavet-hadaret” ekseni üzerinde çalışmalar yapmıştır.

Sağlıklı bir eleştiri geliştirmeliyiz…

Ki, ufkumuzda bu şehrin geleceği olduğunu düşünebilelim!

*** ***

Demografik yapıdan söz ederken bir anda istemeyerek hüzündim.

1867’lerde Halep’te, “Türkçe Gazete” yayınlanıyor.

Halep’i, Harput’un ve Bursa’nın kardeşi biliyoruz.

Derinden bir, “Ah!” çekiyoruz.

Halep’le ilgili cümlemizi; “Tuna’yla, Şam’la, Trablusgarp’la,

Girit’le, İşkodra’yla, Prizren’le, Manastır’la, Hersek’le, Üsküp’le,

Musul’la, Kudüs’le, Hicaz’la ve Kerkük’le…” devam ettirebiliriz!

Göçler, “yürekleri hançerleyen…” göçler!

Tarihin kanayan izleri üzerinde yürümek, o kadar acı veriyor ki!

*** ***

13. Asır Anadolu’nun, “Aydınlanma Kuşağı…”

Bu kuşakta yer alanlar içerisinde;

“Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahi Evran…”

Toplumu birleyen ve derleyen isimlerdir!

Aşıkpaşa’ya göre toplumun her kesimine ulaşan;

Gaziyan-ı Rum, Ahiyân’ı Rum, Abdalan-i Rum, Bacıyan-i Rum

Adlarıyla bilinen Anadolu gazileri, ahileri, abdalları, bacıları…

Anadolu’nun “fetih ve fütüvvet erenleri…”

** ***

2017 yılının Mayıs ayındayız…

Bu yazıyı kaleme alırken, “şehrimi ve coğrafyamı…” düşünüyorum!

Toplumun bütün dinamiklerini etkileyen “göçleri…” düşünüyorum!

Ve maalesef, “aydınların sessizliğini!”

Sadece o kadarla mı?

Bizleri derinden kuşatan tehlike, “zaaflarımız!”

Elazığ’ın, son bir asırdaki; “sosyo kültürel tarihine…” bakıyorum!

Bu şehir, kendi içerisinden birçok ‘dehaları…’ çıkarmış!

Bu insanların önceliğinde;

“Dili, tarihi, sanatı, edebiyatı, musikiyi görüyoruz!

Kendi insanının her bakımdan, “muallimi…” oluyorlar!

Bir bakıma, “geleceği…” okuyorlar!

O deha insanlar arasında;

İshak Sunguroğlu, Nurettin Ardıçoğlu, Ahmet Kabaklı,

Fethi Gemuhluoğlu, N.Yıldırım Gençosmanoğlu…

Ve Fikret Memişoğlu.

Bütün bunlar, sayabildiğim isimler!

Yıllarca, “derinliğine araştırmalar!”

Geleceği hazırlayan çalışmalar…

Herbirinde, “incelik, zarafet, sadelik, estetik…” ön plana çıkıyor!

Şehir kültürünün, “bilumum kimliği…” hafızalara kaydediliyor!

O tatlı serüven günümüzde de yolculuğuna devam ediyor!

Büyük bir dirençle, inançla, iradeyle…

Ne demiştik?

Şehir denilince ilk akla, “estetik…” geliyordu

Şehir denilince ilk akla, “zarafet ve incelik…” geliyordu

Harput’lu için, “İstanbul Beyefendisi…” diyoruz!

Bu espri mutlaka yaşamalı/ veya yaşatılmalıdır.

Bizleri, coğrafyayı birleştiren; “ses ve yazıdır!”

Sıklıkla, Fırat Nehrine/ veya Havzasına;

“Ses Irmağı…” veya “Söz havzası…” diyoruz!

Şairimiz ne diyor; “Bu oyun hiç bitmesin…”

Ve devamla, “Birlik ruhu tutuşsun bizim Çaydaçıra’dan!”

*** ***

Evet! En çalkantılı dönemlerde bile, “aydınlara…” büyük görevler düşüyor!

Önceliğimiz, Şehirlerimizi; “İrfan mektepleriyle…” besleyeceğiz!

Sanatın, “yedi rengine de…” birlikte ulaşacağız!

Değerlerimizle, “geleceğin yollarını…” inşa edeceğiz!

Asla ve kat’a, “ne ümitsiz ve ne de kayıtsız…” kalmayacağız!

Bizim için asıl olan da;

“Sabır, sadakat, vefa, fedakârlık, kanaat, metanet, ihlâs…”

Herbirini içerisine alan, “tefekkür dünyamızı…” yaşatacağız!

Bizim tefekkür dünyamızda; “asırların dili / feryadı…” duyulur

Bizleri korkutan nedir?

Toprakların çölleşmesi gibi, gönüllerinde çölleşmesidir!

Toprağı çölleştiren, “erozyondur!”

Gönülleri çölleştiren ise, “sevgisizliktir!”

Sevginin mayasında, “iman ve ihlâs…” vardır

Bu coğrafyada bizler, “sevgiyi ve muhabbeti…” yaşatacağız

Gayemiz, “erdemli insanlar…” yetiştirmek

Akif, o nesle; “Asım’ın nesli…” diyor.

O nesillerin yetişmesi için, “biz aydınlar!” fedakâr olacağız

“Milletine hizmet eden, onun efendisidir!”

Göçler, sosyal bir vak’adır!

Kültürel değerleri korumak ve onu geleceğe taşımak ise,

Büyük bir, “fazilet mücadelesi…”

Asrın en erdemli, “iman ve aksiyon hareketidir!”

O şuuru sürekli uyanık tutmaya ihtiyacımız var.

*** ***

GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ

Dertliyim ey gönül, derdime çare

Sırlarım, sessiz gemiye taşıdım

Dertleriyle, demlenir bu biçare

Gam kervanına yüreğin taşıdım (bk)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.