KURAK KIŞ’


 KURAK KIŞ…

           Bedrettin KELEŞTİMUR

16 Ocak 2018 tarihi,  güne hüzünle uyandım!

Hüznüm nedir?

Aşırı kuraklık…

Kışın ortasına geldik…

İlk cemrenin düşmesine,  “35 gün…”

“Bugün Muş’tayım…” isimli şiirimde şöyle diyorum;

“Cemreler, erken mi düştü ne?

Kış soğuğu gelmeden gitti

Rüzgâr, tadında esmedi...

Bulutlar, dolup dolup taşmadı

Dağlara baktım, kar beyazı değil

Fırat, eski tadında coşmadı

Günler, ıslanmadan doğdu

Vadiler, yeşile yüz sürmedi

Mevsimler, rengine gülmedi

Nerede beyaz örtülü duvaklar?

İçinde sakladığı bahar

Gül desenli rüzgâra uyanmak

Uyanmak istiyorum!”

***                 ***

YAĞMUR DUASI…

Allah’ın Resulü (asv), “Allah’ım! Bize yağmur ver,

Bize yağmur ver.” diyerek dua ettiler. (Buhari, Müslim)

Dualar, bizleri manevi huzura götüren kalbi limanımız!

Basınımızda yer aldı…

Muş ilimizde, “Çatbaşı Köyü sakinleri yağmur duasına çıktılar!”

Geçtiğimiz yıllarda, Muş ilimize; “bir metrenin üzerinde kar yağardı!”

Bu yıl türkiye, “son yarım asrın en kurak günlerini yaşıyor!”

Ne gönüllerimiz çoraklaşsın, “ne de toprak çoraklaşsın!”

Kırsal kesimdeki insanlarımız, “endişeli…”

Nasıl olmasın ki?

“Aşı, işi, hevesi, neşesi, cefası…”

Toprakla bir nevi nefesleniyor!

Şairin dediği gibi, “benim sadık yârim kara topraktır!” diyor.

İbrahim Suresi 7. Ayette ne buyruluyor?

“eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım

Ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!”

Nimete, ‘şükreden…’ kullardan olmak!

“sabır…” ve “şükür…” hayatın iki aksiyon yönü!

Hadis, “insanlara merhamet etmeyene Allah rahmet nazarıyla bakmaz.”

Yunus diliyle, “yaratılanı sev yaratandan ötürü…”

Dilimiz, kalbimiz, “şefkatten ve merhametten yana…” olmalı

Sözü fazla uzatmadan söylemek isterim;

Kendimize, “ne kadar çekidüzen…” veriyoruz!

Kendimizi,  “ne kadar sorguluyoruz!”

Vicdanınıza danışarak söyleyiniz, “hesap vermeye hazır mıyız!”

***                            ***

FIRATI BESLEYEN KARLI DAĞLAR!

Muş’lu ne diyor, “her yıl 1,5 metre kar yağardı!”

O sözler bizleri, “Fırat’ı besleyen karlı dağlara…” götürdü!

Fırat’ın, iki ana kolu var; “Murat ve Karasu…”

Her ikisi de, “derin vadilerden geçerek…” Keban yakınlarında birleşiyorlar.

Murat’ın debisi normal olarak, “100-150 m3”

Kabarmış olduğu zamanlarda, “500-600 m3”

Çok kabarmış olduğu zamanlarda, “1000-1500 m3”

En çok çekilmiş olduğu zamanlarda, “50-75 m3”

Fırat’ı besleyen asıl kaynak,  “ulu dağlardır!”

Keban Barajında su seviyesinin  “yüzde 30’lara düştüğü…” ifade ediliyor!

Bu durum bizlere,  “korkutan kuraklığı…” haber veriyor.

Kuraklık,  bu coğrafya da,  “tarımı da, hayvancılığı da…”

Toprağa bağlı çiftçimizi, köylümüzü derinden etkiler!

Son yarım asrın en büyük kuraklığını yaşamaktayız!

Kuraklığın getirebileceği sıkıntılar/ sancılar;

Sadece bir bölgemizi değil, 80 milyon insanımızı da etkileyecektir!

***                            ***

Bir Hadis de şöyle buyruluyor;

“Ey Muhacirler topluluğu! Beş şey vardır ki, onlarla imtihan olunduğunuzda

(o toplumda hiçbir hayır kalmamış demektir)

Siz hayatta iken onların ortaya çıkmasından Allah’a sığınırım.

Nedir o beş şey?

“Zina, Ölçü ve tartıda hile, Zekât vermemek,

Ahdin bozulması, Allah’ın kitabı Kur’an ile hükmetmeyi terketmek”

Bu beş kötülük,  “dertlerin ve sıkıntıların da…” habercisidir.

Kur’an da, “büyük günahlardan…” sıklıkla bahsedilir,

Kıssalarla, “geçmiş millerlerden…” misaller verilerek,

Bizlerden, ‘dersler ve ibretler almamız…” telkin edilir.

Tekrar söylüyorum,  “kimliğimiz…”

O kimliğimizin, ‘neresindeyiz!’

Bu ülkede, “zayıflara…” ne kadar el uzatabiliyoruz?

Bu ülkede,  “yoksulun, fakirin, yetimin, mazlumun…” ne kadar yanındayız!

Sözde değil, kabukta değil, şekilde değil;

Marifet özde yaşamaktır!

***                            ***

İSİMLERLE OYNAMAK!

Ecdat, bu coğrafyayı, “fütüvvet diliyle…” vatanlaştırdı.

Her fethedilen yerlere; “dağlara, taşlara, ovalara, nehirlere…”

Mekânlara ve her yerleşim birimine, “en güzel isimler…” verildi.

O isimler, bu milletin ‘hafızası…’ oldular!

O isimlerde, bu milletin “tarihi kimliği…” tuğrası asırlara taşındı!

O kimliği, “harsımızın kodları…” belirledi!

“coğrafyanın vatanlaşması…” asırların tatlı serüveni

Birileri çıkmış ne diyorlar?

“Çanakkale’nin adı, Troya olarak değiştiirlmeli!”

Burada yapılacak  “köprünün adı Troya olmalı!”

Böyle bir mantık?

***                 ***

Bayrak şairimiz bir şiirinde nasıl sesleniyorlar?

“Ben ki ateşle konuşurdum, selle konuşurdum

İdil’le, Tuna’yla, Nil’le konuşurdum

“Sangaryom’u  “Sakarya” yapan

“İkonyom”u “Konya” yapan

Dille konuşurdum”

Efendile, sadece; “Türkiye’m” demekle de yetmiyor!

“Türkçe’m, bayrak olmalı!”

“Taşında, suyunda, havasında…”

Ve de,  “aklında, hafızanda, şuurunda, yüreğinde…”

Güzel Vatanım,  “Türkçe’m kokmalı!”

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.