MALAZİRT’TEN HARPUT’A!


 MALAZİRT’TEN HARPUT’A!

                                                                                                                            Bedrettin KELEŞTİMUR

Türklere Anadolu’nun kapılarını açan, coğrafyayı vatan yapan Malazgirt Zaferinin 944. Yıldönümü.

Ağustos Ayına Türk’ün, Zafer Ayı dedik! Tarihin bu milleti taçlandırdığı kutlu ve müjde haberleriyle dopdolu bir ay…

Tarihin seyrini değiştiren 8 büyük zafer ki bunlar kronolojik sıraya göre; 26 Ağustos 1071’de Malazgirt… 27 Ağustos 1389’da Kosova…11 Ağustos 1473’de Otlukbeli... 23 Ağustos 1514’de Çaldıran.. 24 Ağustos 1516’da Mercidabık.. 26 Ağustos 1526’da Mohaç.. 4 Ağustos 1578’de Vadis Seyl.. 30 Ağustos 1922’de Başkumandanlık Meydan Zaferi…

26 Ağustos 1071’de; Türkiye Devletinin temelleri atılıyor. Bu mübarek zaferle Anadolu’nun Türklüğü tescil edilmiş oluyor.  26 Ağustos 1922’de ise, Devlet yeniden kurulmuş ve vatan bütünlüğü ebediyen parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.

Bir değerli tarihçimiz; “İstiklal savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; istilacı, emperyalist bütün batı dünyasına karşı kazanılmıştır.”

Malazgirt’ten Harput’a uzanmak… Harput’tan, Anadolu coğrafyasını elezber etmek… Tarihi bir bir anmak, insana o kadar soylu bir haz veriyor ki!

Eksiğimiz nedir biliyor musunuz? Kendimizi gereği gibi anlatamamak!  İki elimizi şakaklarımıza götürerek şöyle bir düşünelim; Anadolu’yu bizlere gülzar yapan o büyük yolculuğun kaç tane hikâyesi, kaç tane romanı, destanı yazılmış!

Anadolu Destanı diyebileceğimiz kaç adet sinema çalışması yapıldı!

Çocuklarımıza yönelik kaç çizgi film hazırlayarak hediye ettik!

Ne isterim, Malazgirt bir Çanakkale gibi canlansın!

Malazgirt’te öyle bir tarihi müze oluşturalım ki, 9 asırlık yolculuğun bütün kareleri buradan okunsun!

Elbette ki, Türklerin Anadolu’ya geliş tarihini 1071 Malazgirt Zaferiyle başlatmamız yanlış olacaktır.

Türk’ün Orta Asya’dan, Kafkaslardan tebessüm eden yüzünü Avrupa Hunlarına (398) götürebiliriz.

Ve sonra Anadolu’ya Türk akınları tarihin seyri içerisinde devam ediyor. Anadolu’ya, bir değil, iki değil; dördüncü akınları Büyük Selçuklu Liderlerinden Çağrı Bey’in yaptığını dikkat ve rikkatle okuyoruz.

Bütün bunlar, ‘fetih akınlarıdır…’

***                                                      ****                                                                     ***

Malazgirt Zaferiyle birlikte, Anadolu’nun fetih Türküleri söylenmeye başlanmıştır. Gazi Alparslan’ın komutanları ve onları takip edecek hayırlı bir nesil artık Anadolu’yu bir baştan öte başa fethedeceklerdir. Üzerlerine buzdağları gibi Haçlılar yürüyecekler!

Moğol istilası, Anadolu’ya olan Türkmen göçlerini artırırken, Orta Asya ise zaman kaydıyla kendi kabuğuna çekilecektir!

Danişmendoğlu Ahmet Gazi, Ebul Kasım Saltuk, Mengücek Gazi, Artuk Bey, Çaka Bey, Sökmen Bey, Dilmaçoğlu Mehmet Bey, İnal Bey, Emir Çubuk Bey, Tanrıvermiş Beyler…

Bütün bunlar, Anadolu’da kurulan ilk Türk Devletleridir…

Aynı zamanda Anadolu’nun Türkleşmesinin ve İslamlaşmasının da en önemli geçiş yıllarıdır.

Sonrasında, ‘birlik ateşi…’ insanlık âleminin karşısına dipdiri bir coğrafyayı çıkaracaktır.

Alpler, Gazi Erenler, Ahi Evranlar, Sarı Saltuklar, Yunuslar, Mevlanalar, Şahı Nakşibendîler tarihin altın sayfalarının yazılmasına manevi anlamda vesile olacaklardır.

****                                                    ***                                                                       ***

Türkler,  Anadolu’ya geldiklerinde Avrupa ile tartışılmayacak şekilde, yüksek bir medeniyete sahiptirler. Biraz cüretkâr olacağız ama Avrupa’ya ‘medeniyetin kapılarını…’ Türkler açmışlardır.

Ne kadar inkâr ederlerse etsinler… Cahiz’den,  Akşemsettin’e ve İbn Batuta’ya; Farabi’den, Ebul Vefa ve İbn Rüşd’e; Cabir’den, Ebu’l Vefa ve İbn Haldun’a;  Harizmi’den, İdrisi ve Nasuriddin Tusiye; İbni Sina’dan,  Ömer Hayyam ve Razı’ya ve daha nice bilim adamları Alparslan ve onun neslinden gelenlere ışık olmuşlar, rehber olmuşlardır. 

***                                                      ****                                                                     ***

 Maveraünnehir, diğer adıyla Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan tatlı bir yolculuk…

Maveraünnehir, Orta Asya’da Ceyhun(Amu Derya)  ve Seyhun (Siri Derya) arasında yer alan tarihi bölgenin adıdır.

Tarihin gidişatını etkileyen yüksek bir medeniyetin yaşandığı bu bölgede bugün Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan yer almaktadır. Semerkant ve Buhara gibi hafızalarımızdan hiç çıkmayan Türk İslam Medeniyetinin önde gelen kültür merkezleri buradadır.

Malazgirt Zaferiyle birlikte büyük Türk İslam Medeniyetinin sürekli batıya doğru aktığını göreceğiz.

İsmi üzerinde, Anadolu! Şefkatin ve merhametin ana damarları ile beslenen bir büyük medeniyet insanlık âleminin seyrini de değiştirecektir.

Türk ve İslam tarihinde yeni bir sayfa açılacaktır.

Malazgirt Zaferine bizler, ‘zaferlerin anası’ diyoruz!

Adil Sultan Alparslan ve onun komutanları birbirleri içerisinde ne kadar sımsıkı bağlı ve dirayet sahibidirler.

Anadolu’yu fetheden bir asil ruh vardır. Onu besleyen uhrevi dalgalar o kadar güçlüdür ki, o güçte coğrafyayı vatan yapan bir irade saklıdır…                                                

Malazgirt Zaferinin üzerinden 944 yıl geçmiştir. Malazgirt’ten Harput’u daha iyi görebiliyoruz. Seyrine doyamadığımız tarihin altın sayfalarıyla daha bir sükûnetle ve suhuletle uzanabiliyor, baş başa kalabiliyoruz.

Muradımız nedir, birlik ruhunun yaktığı o yüce ateşin ihtişamını bir daha yaşama azmini bu millete kazandırmak değil mi?

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.