MEDYA ANALİZ VE HABER TEKNİĞİ


  MEDYA ANALİZ VE HABER TEKNİĞİ

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

İster gazete, ister radyo ve isterse televizyon olsun;

Haberi, anlaşılır bir dille formüle etmek!

Toplumda, ‘paylaşma kültürünü…’ geliştirmek!

Bir yerde, “halkın sesi, kulağı, gözü…” olabilmek!

Vicdanlara seslenebilmek!

Haber Tekniğinde iki önemli nokta vardır;

Birincisi; Haberde; “5 n 1k kuralı”

Haberin bir bakıma, “olmazsa olmazıdır”

“Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Neden? Kim?”

Haberde, her sorunun cevabı da, “açık ve doğru” olmalı.

İkincisi, “insan hakları, hukuk devleti ve demokrasi” korunmalı.

Basın ve demokrasi iç içedir; birbirini tamamlar.

İnancımız da, “habere ve haberin doğruluğuna” önem veriyor;

“Haberin aslını ve doğruluğunu araştırmak…” (Hucurat, 6)

Yalan ve yanlış haber, “fitneye…” kapı aralar.

İnancımız, ‘icra görevinde olanları da…’ uyarıyor/ ikaz ediyor;

“Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz,

Allah katında büyük bir nefretle karşılanır” (Saff, 3)

Katılımcı kültür/ veya demokrasi kültürü de;

Bizim inancımızın, hayat felsefemizin bir parçasıdır;

“Onların işleri, aralarında danışma iledir” ((Şura, 38)

“En iyiyi ben bilirim!”

“Ben yaptım oldu!” diye bir şey olamaz…

***                            ***

Bizler, Medyayı tanımlarken;

Onun üç önemli sorumluluğu olduğunun da altını çizeriz;

“Eğitmek, bilgilendirmek ve eğlendirmek…”

Karşımıza hemen, “toplumda davranış değişikliği meydana getirecek”

Bir, ‘eğitim formatı…’ çıkıyor.

Kanal-23 TV’de, Vehbi Coşkun’un hazırlayıp sunduğu;

“Medya Analiz…” programını bir, “eğitimci-gazeteci” olarak,

F.Ü. İletişim Fakültesi’nde; “Haber Tekniği” açısından da,

Bitirme tezi/ veya Yüksek Lisans tezi olarak değerlendirilmelidir.

Medya Analizde, ‘farklı bir televizyon haberciliği’

Sunumu,  katılımcılarla birlikte gerçekleştiriliyor.

Dikkat edilirse,  “medya analiz…” programında;

“Haber” ve “Haber yorumculuğu” birbirini tamamlayıcı nitelikte!

Bizler, “iletişimin…” tanımızı yaparken;

İletişimin 4 önemli faktörünü birlikte telaffuz ederiz;

“Sevgi-Saygı, Dürüstlük, Örnek olma, Güvenilirlik…”

Gazeteci kimliğini ifade ederken,

“Toplumun ses, gözü, kulağı ve vicdanı...” olmak gibi,

Çok ağır bir sorumluluğu belirtiriz…

Bu sorumluluklarda, ‘sapma payına…’ fazla yer veremezsiniz;

Haberde, “büyük bir dikkat, rikkat, titizlik…” aranır!

En küçük bir ayrıntı bile sizleri meşgul eder!

O sebepledir ki, “haberde…” yorum yoktur!

Haber,  “olayın fotoğrafıdır…”

Haber,  “olduğu gibi anlatımıdır…”

Dikkat edilirse, “medya analizde…” iki unsur vardır;

Öncelikle, “hazırlanan vetirelerle…” haber sizlere takdim ediliyor;

İkinci adımında, ‘katılımcılar…’ haber üzerinde, ‘değerlendirmeler’ yapılıyor.

Haberden, haberin kaynağından yola çıkılarak;

Çözüm önerileriyle birlikte, “eleştirel bir yaklaşım…” ortaya konuyor.

Bu yaklaşım şehri insanına, ‘katılımcı…’ bir anlayışı/ mantığı kazandırıyor.

İşte, bu bağlamda, “medya analizin…” başarılı bir program olduğunu söyleyebiliriz.

Bu program anlayışının; “çeşitlendirilmesi” ve “zenginleştirilmesi” en büyük dileğimizdir.

***                             ***

CİNNETİN ADI; İNTİHAR SALDIRISI!

Her cinayet, bir cinnetin eseri!

Cinnet, “marazi bir hastalıktır…”

İnançsızlık, itikatsızlık ve itaatsizlikle beslenen bir rahatsızlık!

Böyle bir hastalıkta;

“İnsana ve onu meydana getiren bilumum değerlere…”

İsyan vardır!

Cinnetin çevresine saldığı ışınlar da;

Dehşet, korku, ürperti, hüzün ve de ‘kâbus…’ vardır.

Terörün mantığında da,

“İnsanı ve insanlığı bütün bu korkulara mahkûm etme arzusu…” yatmaktadır.

PKK terör örgütünün hedefinde de,

Toplumu, ‘korku ve dehşetle…’ psikolojik baskı altına almak;

Veya sindirerek, direncini kırmaktır…

***                 ***

PKK terörünün bir diğer amacı ise,

Dünya kamuoyuna;

Türkiye’yi, “yaşanmaz bir ülke olarak…” göstermek/veya tanımlamaktır.

20 Temmuz 2015’te, Suruç’taki intihar saldırısında;

“34 insan hayatını kaybediyordu…”

10 Ekim 2015’te, Ankara’da ki intihar saldırısında;

“102 insan hayatını kaybedecekti…”

17 Şubat 2016’da, yine Ankara’nın en merkezi yerinde ki intihar saldırısında;

“28 insanımız hayatını kaybedecekti…”

13 Mart 2016 tarihi, intihar saldırısında, Ankara bir ‘kara gün’ daha yaşıyordu;

“37 insanımız hayatını kaybediyordu…”

19 Mart 2016 tarihi, intihar saldırısı, İstanbul’da gerçekleşiyordu;

“5 insan hayatını kaybedecekti…”

***                             ***

İstanbul’da, intihar saldırılarında can kaybı olurken;

Antalya’da, “halaylı Nevruz...”

İstanbul’da, intihar saldırılarını anlatan muhabirin arkasında;

“Gülüşmeler…”

Bu kadar, ‘duyarsızlık…’ hicapsızlık, merhametsizlik olur mu?

Saygısızlığın doruğa çıkması da,

“Psikolojik bir depresyondan…” başka nasıl ifade edebilirsiniz ki?

Van’da, en son Cuma namazında yaşananlar…

Aman Allah’ım!

Anlatacak veya ifade edebilecek bir söz de bulamıyorum;

“İnsan olmak…” bir büyük meziyetmiş meğer!

Bütün değerlerin/ erdemliklerin, bilumum ruhu!

Asıl yazık olan nedir?

“İnsanlıktan çıkan…” garabetler, ucubeler!

Türkiye’nin işi, gerçekten zor…

Ama hiçbir zaman; “ümitsizliğe düşmedim…”

İnancımız,  “ümitsizliği…” reddediyor.

Bu günleri, bizleri aydınlık bir tarihe taşıyacak;

“bir doğum sancısı” olarak yorumlamak isterim.

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.