MİMARLIK VE ESTETİK


 MİMARLIK VE ESTETİK

                                  Bedrettin KELEŞTİMUR

“Kariyer Yolunda” programında, Elazığ Mimarlık Fakültesi Dekanı,

Prof. Dr. Zülfü Çınar Ulucan’la bir araya geldik.

Elazığ Mimarlık Fakültesi, 2015-2016 yılında,

“62 öğrenciyle…” eğitime kapılarını açmıştı!

Türkiye’de, mimarlık eğitiminin ‘yeniden yapılanması’

Ve ‘kurumsallaşması’ yolundaki adımlar, 1930’lu yıllara kadar gider.

1926 yılında, “Sanay-i Nefise Mektebi”

“Güzel Sanatlar Akademisi” olarak eğitim vermeye başlayacaktır.

Bu tarihlerden itibaren,

 Türkiye’de; “modern mimari bazında…”  eğitim verilmeye başlanır.

1924 ila 1942 arasında Türkiye’ye gelen;

“Alman, Avusturya, Fransa ve İsviçre’den 40 mimar ve şehir plancısı…”

Birçok önemli projelere imza atmışlar!

Mesela Başkentimiz Ankara’nın şehir planını belirleyiciler arasında;

“1924 tarihli Lörcher Planı…”

1932 yılında yürürlüğe giren, “Ankara İmar Planı…”

Alman Şehirci, “Herman Jansen’in hazırladığı…” plandır.

Yine Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında; Ankara’da birçok eserlerini gördüğümüz;

Avusturyalı mimar, “Prof. Clemens Holzmeister”dir.

1963 tarihinde yapımı tamamlanan, “TBMM…” mimarı Holzmeister’dir.

Bunun dışında; MEB, Ankara Orduevi, Harp Okulu, Güven Anıtı,

Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Ulus Merkez Binası vesaire,

Holzmeister’in Ankara’daki eserleri olarak bilinir.

***                             ***

Türkiye’de, mimarlık eğitimi ilk defa 1956 tarihinde,

“ODTÜ bünyesinde bir mimarlık fakültesinin açılmasıyla…” hayatiyet kazanır.

1990 yılına gelindiğinde, “on bir eğitim kurumunda…” mimarlık eğitimi verilirken;

2009 yılında bu sayı, “41’lere yükselir…”

Elazığ Mimarlık Fakültesi, geçtiğimiz yıl ‘öğrenci kabul etti…’

Fırat Üniversitesi; İlk öğrencilerini, “365 taban puanla…” aldı.

Mimarlık Fakültesi, bu şehirde; kent ölçeğinden bölge ölçeğine…”

Nitelikli çalışmalar ortaya koyabilecek;

Geleceğin,”mimar, planlamacı ve tasarımcılarını…” yetiştirecektir.

Elazığ’da, “mimarlık fakültesinin…” eğitime başlaması,

Geleceğin Elazığ’ı için önemli kazanımları gündeme taşıyacaktır.

Öyle ki, bu şehirde,  “mekân ve estetiği…” daha fazla konuşacağız.

Bu milletin,  “şehir felsefesi…” üzerinde durulacak!

İnsanlar gibi, “mekânların da birbirlerine saygıları…” dillendirilecek;

Birbirlerinin, ‘siluetini bozmamaları…’ istenecektir.

İnsanlar gibi, “mekânların da tarihi kimliği…”

Evlerimizin ‘mahremiyeti…’  mimarın hayal dünyasını kuşatacaktır.

***                             ***

Anadolu’yu bir baştan öte başa süsleyen Ulu Camiler;

Bu coğrafyanın ilk ‘tefekkür…’ mekânları!

Divriği de, “bir cami kapısı…”

O kapının gölgesinde, “bir insan silueti…” oluşuyor!

Ecdat, “taşa, ağaca, madene, eşyaya şekil…” vermiş.

Bütün hünerini, marifetini, zarafetini, estetiğini,  inceliğini; “eşyaya…” yansıtmış!

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Bursa’da zaman şiiri”

“Bursa’da bir eski cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdayan su,

Orhan zamanından kalma bir duvar,

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar”

***                 ***

Osmanlı Döneminde, Mekke’nin çevresine yapılan revaklar;

Asırlara, “edep dersi…” veriyor.

Süleymaniye ve Selimiye’de neleri görmekteyiz?

Ondaki, “mekân genişliği ve kubbeler…”

“Cihan Devletini…” temsil ediyor!

Şairin mısralarında;

“Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu…”

Asırları kuşatan bir büyük medeniyetin yürüyüşü;

Ve kendisini, “eserle ifade eden…” kutlu yürüyüş!

“Hanlar, hamamlar, kervansaraylar, bedestenler;

Çeşmeler, türbeler, mescitler...”

Her birinde, mükemmeli arayan bir sanat eseri vücut bulmuş!

O eserler, ‘gözü yormuyorlar’

***                 ***

Bir söz vardır; “Akl-ı Selim, Kalb-i Selim, Zevk-i Selim” sahibi mimar olabilmek!

“Geçmişle gelecek arasında…” köprüler kurabilmek,

Bugünü, “evrensel değerlerle birlikte…” geleceğe taşımak.

Mimar Sinan’ın kimliğine baktınız mı?

Ben, “El fakir-ül- Hakir Sinan”

Mimarların pirinden, yüksek bir ahlak ve tevazuu örneği…

Bir ömre sığdırdığı,

“84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 35 küçük saray, 20 kervansaray… “

Ortaya çıkardığı devasa eserlerle; hiçbir zaman gurura, kibire kapılmamış!

Bütün bunlar bizlere neleri ifade ediyor;

Mühendislik ve Estetik…

Mühendislik ve Sanat…

Mühendislik ve İlim…

Mühendislik ve Eser…

Her zaman için söylerim;

Bir sanatçı veya bir mimar; “eşyaya farklı bir gözle…” bakar!

Bir mimarda, “görsellik…” ön plana çıkar;

Tıpkı bir şiir gibi, “iç ahengi arar…”

Kendi içinde, ‘disiplinlere…’ dikkat eder!

Çarpıklıklar derhal göze batar.

Özetle, “kültür, sanat ve de mimari iç içedir”

Artık günümüzde, kültürel doku…” ile birlikte;

Tarihi kimliği ve o kimliğin kazanımlarını; “mimari eserleri de…” konuşacağız.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.