MİRAÇ; ÜMMETİN TEFEKKÜRÜ!


3 Mayıs Gecesi… Ümmetin Tefekkürü!
Safların sıklaştığı bir gecedeyiz…
Geceler, “gündüzün ihramını…” giymiş!
Alınlar, secdede… Secde, Allah’a en yakın hal!
Kul’un, “vecd hali…”
Eller, semaya açılmış;
Dualar,  yakarışlar…
İnşallah, rahmet esintileri üzerimizden eksik olmaz…
Bir şiirimizde, “her insan bir âlemdir” diyoruz.
İnsan varlığıyla, “kâinatın cüzü…” veya “özeti…”
O şiirimizden mısralar;
“Elif,  Allah
Lam, Cebrail
Mim, Muhammed;
ÂLEM
 
Elif,  ayakta
Dal, rükûda
Mim, secdede;
ÂDEM
 
“Miraç…” yükselmektir!
O hali bizler, “namaz…” anında yaşarız!
Ve öyle ki, bütün iç sıkıntılarımızı; “o anda…” atarız!
“Niyet ve Selam…” arası, Kulun “uhrevi yolculuğudur”
Ne buyruluyor;  “Namaz, mü’minin miracıdır”
Aratılışın/ veya varlığın gayesine; namazla vasıl oluyoruz.
O halde, “Miraç…” olayını birlikte geliniz; “tefekkür” edelim.
İsra sözlükte, “gece yürüyüşü, gece yolculuk etmek…”
Miraç ise, “yükselmek, yükseğe çıkmak…” anlamlarına geliyor!
Miraç mucizesini Kur’an bizlere İsra ve Necm Sürelerinde haber veriyor
Miraç, bütünüyle tefekkürdür!
Hakk’ı, birleyiştir!
Miraç’ta, Peygamberimize üç şey verildi.
“Beş vakit namaz…”
“Bakara süresinin son iki ayeti…”
“Peygamberimiz (as) ümmetinden olup da, Allah’a şerik koşmayanlardan büyük günahlar bağışlandı…”
Bakara Süresinin son iki ayeti, “Amenerresulü”  mealen şöyledir;
“Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, müminler de!
Hepsi Allah’a meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine; “Peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayız” diye iman ettiler ve şöyle dediler; “İşittik ve itaat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır!”
“Allah,  kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz. Kazandığı (iyilik) kendi lehine, işlediği (kötülük) de kendi aleyhinedir. (Ey mü’minler! Şöyle dua ediniz;) “Rabbimiz! Eğer unutursak veya hata edersek, bizi mesul tutma! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri de yükleme! Bizi affeyle, bizi bağışla ve bize merhamet buyur! Sen bizim Mevlamızsın; artık kafirler topluluğuna karşı bize yardım eyle!” (Bakara, 285-286) 
Miraç, bu ümmetin yükselişini gösterir!
Maddi ve manevi âlemde bir yükseliştir!
“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya;
Yarın ölecekmiş gibi ahrete çalışmak…”
Müthiş bir terazi!
İslâm da, ‘miskinlik…’ yoktur!
Bu dinin en büyük düşmanı,
“Cehalettir…”
“Tembelliktir…”
Miraç bizlere, ilmin deruni iklimini veriyor.
 İlmin bir feyiz ve bereket olduğunu söylüyor.
1400 yıl önce Kur’an bizlere, ‘ilimlerin fihristini’ veriyor!
Güneşin, Ayın ve Yıldızların insanının emrine verildiğini bildiriyor.
“İlim, kadın ve erkek herkese farzdır” diyor İslâm!
“İlim, Çin’de bile olsa git ara” diyor, İslâm!
Âlimlerin mürekkebinin damlasının şehitlerin kanlarından daha efdal olduğunu söylüyor, İslâm!
Miraç hadisesi, İslâm’ın çok kısa bir zamanda bir büyük fütuhat içerisinde olacağının müjdesini veriyor! İslâm’ın en sıkıntılı bir döneminde verilen olağanüstü bir mesaj!
Bizler, bütün bu mesajları ne kadar alabiliyoruz?
Bozkırlara can veren aşk nehrinden ne kadar istifade edebiliyoruz?
Tarihi muhakeme ve muhasebeyi ne kadar yapabiliyoruz?
Miraç Hadisesinin en büyük müjdesi,
"Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz" Bu ezeli müjde bizlere hayatı daha iyi anlama ve daha iyi gözlemleme gibi manevi bir sorumluluk yüklüyor. Dünya, ‘ahiretin tarlasıdır’
Burada, ne ekersek onu biçeceğiz!
Hayır, ve hasenatın dışında ne bir gözümüz ve nede gönlümüz olmamalı! 
Allah’ın Resulü(as) Ümmetine Miraç’ın hediyesi olarak, 5 Vakit Namazı getirmişlerdir.
O sebepledir ki, “Namaz, Müminin Miracıdır’
Bir feyiz, bir aşk, bir ihtiram halidir.
Öyle bir hal ki, kâinatın her zerresinde, her tecellisinde Cenab-ı Hakk’ın esmasını görür!
Söylerim sizlere, o gözler nasıl harama bakar!
 Nasıl, vicdansız bir mecraya doğru akar!
Nasıl, ‘bir gönül’ yıkar!
 Miraç, bizlere aynı zamanda, ‘huzurun ve saadetin anahtarını’ veriyor.
 “Nasıl emrolunuyorsa öyle ol” ilahi fermanının manevi rıhtımına çağrılıyor!
Asrımıza bakıyorum!
 İnsanımıza ve halimize bakıyorum, ‘için için yanarak titriyorum!’
Bir Veli ne diyor; “Günümüzdeki anarşinin temelinde kâmil insanların azlığıdır”
Doğrudan, İslâm’dan İlhamını alarak, bizlere gönüllerimize o fermanı sindirecek bir şekilde verecek ehli kâmil insanlar! 
Dünya makamlarını, rütbelerini ellerinin tersiyle itebilecek yürekli bahadırlar!
 “Ben Allah Resulünün(as) yolunun tozu ve toprağı olurum” diyebilecek, Mevlana meşrepli yiğitler!
Miraç, yükselmedir!
Müslüman, bu fıtrat üzerine yaratılmıştır.
O’nun defterinde ne ifrat ve nede tefrik gibi marazi hastalıkların olmaması gerektiğine bir daha vurgu yapmak isterim.
Allah’ın Resulü(as) buyuruyorlar, “Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat Yolu” ümmetinde kurtuluşudur.
Ve hele kaynağını İslâm’dan, Kur’andan, Allah Resulü’nden almayan yollar ki, tefrikanın bid’at elbisesini giyenlerin korkulu yoludur!
Mir’aç hadisesi olmamız gereken yolu ve o yol üzerindeki ışıkları bizlere haber veriyor. 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.