NASIL BİR MEDYA


 NASIL BİR MEDYA

Bedrettin KELEŞTİMUR

Öncelikle, “insan…” diyoruz!

Sıklıkla kullandığımız kavramlar vardır;

“Yunus Dili…” veya “fütüvvet dili…” diyoruz!

O dille, “gönüllerin fethinden…” söz ediyoruz!

Bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan bir millet;

Ve o milletin asırların rahmine düşen “efsanevi tavrı…”

O tavrın kazandırdığı,

“erdemli insan…” ve “erdemli şehirler…” faktörü

Allah’ın Resulü (asv), “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”

O ahlak şüphesiz ki, “Kur’an ahlakıydı…”

İşte, o ahlakla bu millet, “cihan hâkimiyeti…” şuuruna erdi

*** ***

21. asırda bizler, o hamiyetli tavrın neresindeyiz?

Asrımızda, “iletişim teknolojileri…” o kadar gelişti ki,

Şu yerküresinde, “mesafeler…” ortadan kalktır!

Peki, bu milletin “ruh iklimi…”

“fetih…” ve de “fütüvvet şuuru…”

O ihlâs dolu, gönüllere ilham kaynağı şurru arıyoruz!

Günümüzde en fazla sorduğumuz soruların başında,

Elbette ki, “Nasıl bir medya…” sorusu geliyor?

Arayışımızda ne vardır?

“İdeal, Alperen, Bilge ve de adil yüzlü…” hamiyetli insan

*** ***

Günümüzde en etkili silah şüphesiz ki, “Medyadır!”

Medyanın tarifinde neler vardır;

“bilgilendirme, eğitme ve eğlendirme…”

Herbiri, Medyanın üç önemli sorumluluğudur!

O sorumluluklarda, “akla, vicdana, örfe…” ne kadar uyum sağlıyoruz!

Değerlerimizle birebir ne kadar olabiliyoruz?

İletişim Teknolojileriyle, onların sihirli büyüsüyle,

Medya, toplumu şekillendiren en etkili güçtür!

Medya denilince, “7’den 70’e insanımızı içerisine alan…”

“Yaygın eğitim örgüsüdür!”

Bakınız, “iletişimi…” anlatırken onun dört önemli faktörünü unutmamalıyız.

Bunlar nelerdir?

“Sevgi-Saygı, Güvenilir Olmak, Dürüst Olmak, Ahlaklı ve Adil Olmak”

Bu millet neleri terk etmeye başladı?

Veya üzerinde titrediğimiz konular nelerdir?

Aynı mantığa geliyoruz; “kirlenme…”

Burada mücadele, “ferdi…” değil,

Milli ve ilkeli bir mücadele olmalıdır!

“Dine, akla ve örfe aykırı…”

Bütün kirliliklerin veya olumsuzlukların karşısında yerimizi almalıyız!

*** ***

Haberde nelere dikkat edeceğiz;

Kur’an buyuruyor; “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse,

Onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de,

Sonra yaptığınıza pişman olursunuz!” (Hucurat, 6)

Asrımızın en tehlikeli silahı, “beyin yıkamadır!”

Misyoner faaliyetlerin temelinde de bunu görmekteyiz!

Öncelikle, “medyayı ellerinde bulundurmak…” isterler!

Medya kanalıyla, “zehirlerini…” akıtırlar!

O zehir nelerdir?

“Fitnedir, fesattır, tefrikadır, bozgunculuktur…”

İnancımız, “münafıklığın alametlerine…” dikkat çeker

Nedir onlar?

“Konuştuğu zaman yalan söyler,

Söz verdiği zaman yerine getirmez,

Ve ona güvenildiği zaman ihanet eder!”

Bu bağlamda inancımız bizleri uyarıyor?

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” (Saff, 2)

İnsanımıza karşı, “dürüst, samimi, ihlâslı…” olmak!

İki yüzlülükten kesinlikle kaçınacağız!

Söz, “emanet…”

Ötesini sizler düşünün?

Verdiğiniz sözleri yapmamak/ veya yapamamak!

“emanete ihanet…”

Burada azami şekilde, “duyarlı…” olacağız!

O sebepledir ki, inancımız; “paylaşma kültürüne…” önem veriyor!

Bizler buna, “toplumsal mutabakat…” diyoruz!

*** ***

Haberi anlatırken; “ilkeli, dürüst, adil, şeffaf, doğru…” haber diyoruz!

Ve mutlaka, “toplumun değer yargıları…” gözetilmeli,

Fitne ve fesata kapılarını aralıyorsa;

Öyle ki, “her doğru da haber olmamalı!”

“Rivayet…” veya “zan…” haber olur mu?

“Değerlerin çiğnenmesi namına…” haber olur mu?

Haber de, “çürük iplik…” olmaz

Haber de, “şiddet…” sakıncalıdır

Haber, “kin ve öfke sarmalında…” düşünülmemelidir.

Velhasıl, “ahlak…” diyoruz!

Bütün bunları, “kalbi ve hasbi…” düşünüyoruz!

Haber, “yalın ve de doğru yürüyüşün sesi, soluğu…” olmalıdır!

Haber, “insani değerlerle…” bütünleşmelidir.

Haber de, “sağduyu ve itidal…” korunmalıdır.

*** ***

ÂLEM DUYSUN SESİNİ

Döndüm şöyle baktım geçen yıllara

Zaman, bir sabun köpüğü erimiş

Kalemin iz bıraktığı yollara

Çoğu hatıralar bizde ser imiş

 

Sıralasam şöyle yıkılır dağlar

Şafak söküğü gibi günler ağlar

Doğrular, birbirini içten bağlar

Sözüm mazlum çığlığına yar imiş

 

Kale’m, ne ala bir yurttur içimde

Raks eder dizeler, âlem içimde

İlham, gönle doğar rahle içimde

Vuslat şarkısıyla söz eder imiş

 

Geceler uykusuz, şirin nöbette

Yıldızlar dökülür, gönle elbette

Dualar yeryüzü, âmin mabette

Korku, ecel gözyaşı döker imiş

 

Vicdan titrer, âlem duysun sesini

Huzurda, tesbih eder nefesini

Dünyaya ram eyleme hevesini

Mihnetini, dert ile çeker imiş

(Bedrettin KELEŞTİMUR)

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.