NASIL BİR ŞEHİR!


Bu soruyu sıklıkla sorar ve sorgulamaya çalışırım.

Nasıl bir Şehir?

Farabi, ‘Erdemli Şehir’ kavramını getirmiştir.

Ben buna günümüzde, ‘Nitelikli Şehir’ diyorum!

Erdemli Şehir, “Organları tam ve sağlıklı olan, bütün organları canlı varlığın hayatını sağlayıp korumak için birbirleriyle yardımlaşan bir bedene…” benzetilmektedir.

Burada ilk akla gelen nedir?

Şehirlerde, tıpkı insanlar gibi ‘canlı bir organizmadır’

İnsan vücudundaki mükemmelliği,

Yaradılışındaki güzelliği/ erdemliği,

Nasıl yansıtacaktır?

Bu bağlamda, şehirler insan fıtratının/ yaratılışının aynasıdır!

En veciz bir ifadeyle, ‘kimliktir…’

Bin yılı aşan bir kültür!

Topraktan kopmayan,

Yeşili budamayan,

Kalabalıklaşmayan,

Mekânlarla da, ‘birbirine tanış olan’ bir kültür…

Nasıl bir anlayış?

Mütevazı ve Muhafazakâr…

O kültürün içerisinde,

Camilerin/Kutsal Mekânların,

Ticaret Merkezleri/ Çarşı-Pazar ve Bedestenlerin,

Eğitim-Öğretim Merkezlerinin,

Büyük Toplantıların Yapılacağı, Meydanların,

Dinlenme ve Spor alanlarının,

Ve mahremiyetini koruyan Evlerin,

Bir bütünü meydana getiren iç ahengi oluşturan parçaları…

***                             ***

Günümüzde en büyük şikâyetimiz nedir?

Kendi ellerimizle yaptığımız/ ördüğümüz,

Ve bizim ‘kördüğümümüz…’

Çarpık Şehirleşme!

Kendi günahımız,

Kendi ahımız, iç sancımız oldu!

Şehir ile ‘medeniyeti’ bir düşünürüz!

Şehir ile ‘paylaşma kültürünü’ bir düşünürüz!

Şehir ile ‘ecdat hatıralarını’ bir düşünürüz!

Şehir ile  ‘tarihi miras ve hafızayı’ bir düşünürüz!

Şimdi sorarım sizlere,

Nerede o düşünce…

Nerede, bizim ‘erdemli’ düşüncemiz?

Sorumluluklardan kaçtık…

Şehir betonlaşırken,

Kimsenin müdahalesi olmadı/ olamadı!

            Lütfen şöyle bir Harput’a çıkınız…

            Oradan, ‘doğudan batıya doğru uzanan’ şehre bakınız!

            Ne düşündüğünüzü doğrusu merak ederim!

            ***                              ***

            Nasıl bir Şehir!

            Bu soru etrafında, kenetlenelim…

            Daha ‘erdemli şehir’ için birlikte kanatlanalım!

            Bu şehirde, ‘insaflı’ merhametli bakışlara nazar kılalım…

            Elazığ Belediyesi’nden şunu isterim;

            Başta, Gazi Caddesi, Hürriyet Caddesi, İzzetpaşa ve Nail bey Mahallesi olmak üzere,

            1930’lu, 1950’li, 1970’li ve 2013’lü yılların resimlerini şehrin muhtelif yerlerine asalım!

            “Dün biz böyleydik…”

            “Bugün böyle olduk…” diyelim!

            Şehrin tarihi siluetini birlikte yıktığımızı anlatalım…

            Şehirler, bizim kimliğimiz efendim!

            Dilimizdeki yozlaşma,

            Beni affediniz, iç dünyamızdaki ‘katılaşma’

            Şehirlerimize de, olduğu gibi yansıyor!

            “Yap-Bozlarla…” geldik bugünlere…

            Tarihi, “Ecdat Hatıralarını…” hafızalardan silerek geldik bugünlere…

            Tek, övüncümüz ne kaldı, “Kazım Baba Sokağı…”

            Koskoca bir mahalleden, sadece bir sokak!

            Şehirde, ‘sükûnet’ darağacında!

            Şehirde, ‘sadeliği’ ve ‘estetiği’ ellerimizle katlettik!

            Ne mekânların mahcubiyeti kaldı,

            Ve ne de ona imza atanların…

            Sevdalarımızı, yüreklerimizi ellerimizden aldılar!

            Kalabalıklar ve ‘gürültü…’ bizim, paydaşımız oldu!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.