ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE’


 ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE…

              Bedrettin KELEŞTİMUR

Gazi ne diyorlardı; “Ey yükselen nesil, yarın sizlerin eseri olacaktır! ”

Şüphesiz ki, ‘yarın geçilecek yolları bugünkü nesiller yapar! ’

Bugün, beynimin fokur fokur kaynadığı bir gündür!

Kendimi, bir güne değil; bin yıla taşımak isterim!

Bugün ve bugünler sizlerle konuşacağımız, sizlerle dertleşeceğimiz günlerdir. 

Bozkırlara can veren aşk nehrinin kıyılarında geziniyorum.

Hayat iksirimiz, ‘Ümmetim, Ümmetim’ diyen, Rahmet ve Mağfiret Peygamberi,

İki Cihan Saadeti, ezeli ve ebedi muallimimiz,

 Allah Resulü’nün manevi huzurunda kendimizi sürekli olarak hissedebiliyor muyuz?

O his bile, ‘her şeye bedel’ bütün dertlerimize, can iksiri, devadır!

Gayrisi berhavadır! 

O his, bizleri şüphesiz ki, ‘asırların tacı’ gönüllerin utacı olarak bildiğimiz,

 Ve sürekli hasretini çektiğimiz, hicranıyla yandığımız, ‘Saadet Asrına’ götürecektir.

Allah’ın Resulü buyuruyorlar,

“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tabii olursanız hidayete erersiniz”

İşte asır, işte bizleri hidayete taşıyacak, muallimler halkası!

Böyle bir halkadan süzülerek gelen, İslâm âlimleri, yolumuzu aydınlatan işaretler,

 Nur halkasından rehberler oluyorlar! 

Matematik, fizik, astronomi vb. konularda 160 eser veren Farabi (870–950) bir dehadır.

Batılı, “Al-Farabıus”olarak bilmektedir. 

Farabi düşünceleri ve o düşüncelerin ekseninde Avrupa’nın,“Avicenna” adıyla bildiği;

 İbni Sina (980–1037) eserleriyle batının şah damarında yerini almıştır!

Bu isimlere, El-Harezmî, Şehristani, Gazali, İbn Rüşt, Fahrettin Razi,

Abdurrezak Turki, Abdullah el-Baranî,

Biruni gibi her biri sahasında birer yıldız hükmündeki ilim ve hikmet sahibi,

Türk’ün ve İslâm’ın ‘muallimlerini’ saymamız mümkündür.

Bir milletin ‘muallimi’ olmak, onun da ötesinde eserlerinin üç asır boyunca;

Avrupa’da,  ‘ders kitabı’ olarak okutulması!

Türk-İslâm âlimlerinin ‘asırların muallimi’ olarak anılması,

 Elbette bizlere büyük bir haz verecektir.

“Fatih’in topları düşerken surlara/Bil ki, ferman okundu asırlara”

Bir çağ açıp, bir çağ kapatan o fermanı bizler tabiatıyla,

on birinci asırdan itibaren okumaya başlıyoruz.

Batıyı kuşatan, onu bütünüyle kıskacına alan bir ruhta,

 ‘doyumsuz bir öğrenme arzusunun’ getirdiği bir dava vardır! 

Piri Türkistan’ı Ahmet Yesevi için Anadolu’nun ‘manevi fatihi’ deriz!

Bu milletin ‘gönül ve hikmet muallimleri’ olarak anılan Horasan Erenlerinde bu milletin

Ruh hasletlerini okuyabilirsiniz! 

24 Kasım tarihi şahsen bizlerde ayrı bir heyecan uyandırır.

Bir şiirimizde; “Akif’in nazarında öyle bir nesil ki, Asım…

Düşürmeyecek asla kendi kültürüne hasım

 Medeniyet irfandır, şol kaynağında marifet

Ahlak ve şeciyeye rağbet her yirmi dört Kasım! ..”

Akif’in içinde yanan ateş ile Horasan Erenleri’nin hamuru ve mayası farklı şeyler değildi! 

Bizim asli kavgamız, ‘fakirlik ve cehaleti’ bu milletin önündeki en büyük düşman var

Sayarak, onunla amansız bir kavga vermektir. 

Bir irfan muallimi ne diyorlar;

“Ey Nefsim; Kalbim gibi ağla ve haykır de ki; / Faniyim; fani olanı istemem

 Acizim; aciz olanı istemem,/ Ruhumu Rahman’a teslim eyledim gayri istemem

İsterim, fakat bir yar-ı baki isterim/ Zerreyim; fakat bir şems-i sermed isterim,

Hiçender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim”

***                                       ***

Allah Resulünün çevresinde halkalanan yüz binin üzerindeki Sahabenin,

 Sadece on bin civarındakinin kabirleri ‘cennet’ül bakiye’de,

Medine’de bulunmaktadır. Ya diğerleri?

Kıtalar ötesine tadar taşan bir büyük fethin aşkıyla bizleri buluşturmuşlardır!

“İlim, Çin’de de olsa gidin arayın” diyor, bizim kutlu inancımız!

Mutlak bir güzellik uğruna verilen muazzam bir seferberlik!

 “Hikmetli söz mü’minin yitiğidir, nerede bulursa onu almalıdır.”

“Beşikten mezara kadar ilim isteyin”

 Fermanı karşısında, hayat iksirinin ilim olduğu inancı ile bütünleşen bir ahlak doğuyordu! 

“Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” diyen büyük Sahabi Hz. Ali(K.v) bizlere,

 ‘öğretmenin bulunacağı makamı’ işaret ediyor!

 Bu meslek bihakkın yapıldığında ecri o kadar büyük ve o kadar yüce ki! 

Lord Baraughav, “Eğitim bir insanın diktatör olmasına değil, önder olmasına yarar”

Eğitim ve onun başındaki muallimler,

‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’

 Yetiştirme azmiyle kendilerini bu inanca yar etmeliler!

Şüphesiz ki, “vatan müdafaasının en emin yolu eğitimdir”

O halde, “milletleri kurtaran yalnız ve yalnız öğretmenlerdir” 

Buradan nereye, nerelere geleceğim; 21.asrın fetih ruhunu aradığı muallimlere!

“Bir damla dava yüklü bir insan,

kendisinden elli kat bilgi yüklü bir dâhiden daha güçlüdür”

 Bir öğretmen’in mesleğini sevmesi kadar, ‘davasına’ inanması

Ve ona kalbi bir irade ile sarılması şarttır!

Samimiyet ve fedakârlığın karşısında neler diz çökmedi ki?

Öğretmen için, “Geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusu” diyebiliriz.

 Öğretmen, “öyle bir sanatkâr ki, yarınların temellerini o attığı gibi,

kişilik hamuruna da o biçim verir.” 

Aristo’nun öğrencisi öğretmeni için,

“Allah beni gökten yere indirdi, öğretmenim beni yerden göğe çıkardı.'

 Sözleriyle haklı bir tespiti dile getiriyordu.

***                                       ***

 “Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki,

Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, nesiller ister” (atatürk)

Rahmetli Prof. Dr. Erol Güngör Hocanın en fazla korktuğu;

“Kendi içine kapalı, korkak, ürkek, mıymıntı, pısırık vs aydın profilidir! ”

Bu ülkede, kendi insanına şüpheyle bakan aydınlar yetişti!

Kendi insanını sevemeyen, onun güzel meziyetlerini göremeyen,

Gemuhluoğlu;“Ben nefsimi katlettim, hem şehidim, hem gazi”yim diyebilmek...

İslam milletinin insanı, yeniden bir “ba’sü ba’de’l-mevt” sırrını yaşamak istiyorsa,

Onu ihya etmek istiyorsa.. Uykuyu kaldırmalıdır.

Uykuya düşman mı olalım? Hayır! Uykuya dost olmayalım...

Politikaya dost olmayalım... Hırs-ı mal ve hırs-ı caha dost olmayalım...

Paraya dost olmayalım.”

***                       ***

ÖĞRETMEN NASIL OLMALI…

Öylesine derin, öylesine de nezih bir soru ki,

O soruya cevabımız; “bütün değerleri üzerinde toplayan ayna!”

Öğretmenler öyle ki, toplumun “cazibe merkezinde…” yer almalıdır!

Öğretmen, bizlerin nazarında; “en büyük sanatkârdır!”

Öğretmenlik yaptığım yıllarda, “her sabah ürperdim!”

Omuzunuzda, “asrın vebali…”

Bütün emeğiniz ve yönelişiniz, “insan…”

O kutlu çatıya adımınızı atmadan önce, “hazırlanıyorsunuz!”

Sadece derse mi?

Kendinizi de, “giyiminizi, kuşamınızı da…”

Okul içi ve okul dışı, “tavrınızı, sesinizi, tebessümünüze kadar…”

Eğitim için, “davranış değişikliği…” diyoruz!

Önce, “kendiniz…” beyefendiliğinizle her adımınıza ve soluığunuza dikkat edeceksiniz!

Öncelikle ilk dersimiz nedir?

Allah Resulünün(asv) ifade ettikleri gibi, “güzel ahlak…”

O ahlak, “edep yahudur!”

O ahlak,  “sevgi, saygı, şefkat, merhamet, adalet, dürüstlük, güvenilir olmak…”

Öğretmen için, “ışık insanlar…” diyoruz!

Öğretmenler toplumun aksaçlı;  “alp ve bilge kişileri…”

“Büyük Türkiye İdealinin…” mimarları da, öğretmenlerdir.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.