SABIR HAYAT İKSİRİ


 SABIR HAYAT İKSİRİ

Meğer sabır hayat iksiriymiş

İfrat ve tefrik gibi, iki beladan uzak duruşun çaresiymiş

Evet, sabır yeri ve zamanı geldiğinde ‘belaya selam durmakmış’

Sabır, kötülüklere karşı kalkanmış!

Sabır, ‘takvadır’

Sabır, tevekkül ve teslimiyettir.

Sabır, metanettir

Sabır, nefsi islahtır

Sabır, selamettir

Sabır, tevazudur

Sabır, ‘şiddetten kaçınmaktır’

Sabır, hiddetten ve öfkeden kendini alıkoymaktır

Sabır, kalbi huzurdur!

Sabır, gözyaşıdır!

Sabır, hayatı bütün yönleriyle okumaktır.

Sabır, ‘en büyük cihattır’

*** ***

HAYATIMIZI SÜSLEYEN SÖZ İNİCİLERİ

İmam Gazali, “Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir”

Sadi, “Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır”

Hadis, “Sabır, imanın yarısıdır”

Mevlana, “Sabır, kurtuluşun anahtarıdır”

Ayet, “Yalnız sabredenlere ecirleri sonsuz olarak ödenecektir”

Hatim-i Esen, “Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş
için de sabır gerekir”

Cüneyd-i Bağdadi, “Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine
sindirmektir”

Hz. Ömer, “Şükürle sabır birer binek hayvanı olsalardı,

Hangisine daha önce, bineceğimi kestiremezdim”

Abdülaziz Bekkine, “İnsanlar için riyanın karışmayacağı hakiki tek
vasıf sabırdır”

Hadis, “Sabır güzeldir, fakat yoksullarda olursa daha da güzel olur”

Hz. Ali, “Bedende baş ne ise, imanda sabır aynıdır.

Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olmaz”

*** ***

ACELECİ OLMAK!

Sabır, her bakımdan güzeldir.

Bir de, sabrın zıddını düşünelim;

Ayet, İnsan (karakteri gereği) aceleden (acele hareket etme
duygusuyla) yaratılmıştır.

Size ayetlerimi göstereceğim, artık siz pek acele etmeyin” (Enbiya, 37)

Asr süresinde, “Gerçekten insan ziyandadır” buyruluyor.

Devam eden ayette;

“Ancak; iman edip salih amellerde bulunanlar,

Birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye
edenler başka” (Asr,3)

Ziyan sözlükte, “Zarar, kayıp, hasar” anlamlarına geliyor.

Kendimizi, maddi ve manevi zararlardan, kayıplardan, bela ve musibetlerden;

Korumak için ne yapmalıyız?

Kur’an buyuruyor; “Birbirinize hakkı ve sabrı tavsiye ediniz”

Hak, “doğruluktur, eşitliktir, adalettir”

Aceleci insanın öyle bir tavrı var ki,

Ayet, “İnsan, hayrı ister gibi şerre davet çıkarıyor; insan çok
acelecidir.” (İsra, 11)

Acelecilik, hırsa ve öfkeye kapılarını aralar.

Ayet, “Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır” (Mearic, 19)

Sabır, gerçekten hayatı yaşanabilir hale getirir.

*** ***

ZAMAN DARALDI!

Zaman daraldı, gün akşam olmada!

Gül dalında, koklayanı var mı?

Yürürdü dalgalar halinde bir şehir!

O dalgalarla esecek rüzgâr yok mu?

Tarihi, hafızasından silip atacak

Faili meçhule dur diyecek yok mu?

Sevdaların hep öksüz, yetim mi kalır!

Söyle, Ey şehir yadigârın yok mu?

Gün geçtikten sonra, ‘eyvah’ demişsin!

Derdinle dertlenen vefalın yok mu?

Billahi, “ahların” kurşun olur dökülür başına

Sanırsın her anın zehir katılır aşına

Dostu ile yolunu ayıranın

Nice yıldırımlar düşer başına (BK)

*** ***

SANSÜRE TAKILIR MI?

Sansüre takılır mı hayallerim!

Neler yazdı eyvah ki, hay ellerim!

Dokunmuş meğerse üç beş satır söz

Uçurtma kâğıt oldu suallerim



Bir nefes değil, bin nefes az gelir

İçimdeki çığlığa cevaz gelir

Hicabın tarifi yok ki, naz gelir?

Sansüre takılırmış mesellerim



Duy dedik vicdana, kol kanat kırık

Aman der, kendini yırtar hıçkırık

Bütün umutlar savrulmuş, düş kırık

Günahkâr mı kalem tutar ellerim! (BK)

*** ***

ESTERGON KALESİ!

Tarih yapan ecdadın hatıralarını okudukça gözlerimiz yaşarır.

6 Ekim 1605 tarihi,

“Lala Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu,

Estergon Kalesi’ne girdi”

Peki, “Estergon Kale’si” nerede?

Avusturya, Macaristan ve Slovakya sınırlarının birleştiği yerde,

Tuna ve Gran nehirlerinin kavşağında,

Budin’in 50 km kuzeybatısında yer alan önemli bir kale!

Estergon Kalesi Kanuni zamanında fethedilir (1543)

“Türkülerimiz” onlardaki ses ve nefes o kadar güçlü ki,

Bu milletin hafızalarında, “Estergon Kalesi” hala canlı, dipdiridir.

“Estergon Kalesi, subaşı durak

Kemirir gönlümü bir sinsi firak

Gönül yar peşinde yar ondan ırak

Akma Tuna akma ben bir dertliyim

Yar peşinde koşan kara bahtlıyım”

Bizim asıl sınırlarımızı, ‘gönül coğrafyamızı’ Türkülerimiz çizmiştir!

O fetih, asırlar geçse de, ‘kalıcılığını’ korumuştur.

*** ***

İSTANBUL’UN KURTULUŞU!

Tarih yapraklarını çeviriyoruz!

6 Ekim 1923 tarihi,

“Şükrü Naili Paşa komutasındaki Türk birlikleri İstanbul’a girdi”

Bu millet, ‘acıları’ unutmamalı!

İstanbul, Mondros Mütarekesi ile 13 Kasım 1918 tarihinde;

İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi!

13 Kasım 1918 tarihinden 6 Ekim 1923 tarihine kadar;

“4 yıl 10 ay 23 gün”

Bu kutlu şehir, “Bayraksız ve Ezansız” yaşadı.

Arif Nihat Asya’nın “DUA” şiirini birlikte büyük bir aşk ile okuyalım;

“Biz kısık sesleriz minareleri

Sen, ezansız bırakma Allah’ım!

Ya çağır şurda bal yapanlarını;

Ya kovansız bırakma Allah’ım!

Mahyasızdır minareler, göğü de

Kehkeşansız bırakma Allah’ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu

Müslümansız bırakma Allah’ım!”

*** ****

YOM KİPPUR SAVAŞININ BAŞLAMASI!

6 Ekim 1973 tarihi,

“Arap Ülkeleri ile İsrail arasında Yom Kippur Savaşı başladı”

Yakın tarihimizde meydana gelen bu savaşı,

“Ekim Savaşı” “Ramazan Savaşı”

Ve “Dördüncü Arap-İsrail Savaşı” olarak da isimlendirebiliriz.

Dört Arap Ülkesi ile İsrail arasında,

“6 – 26 Ekim 1973 tarihinde Yom Kippur’da başlayan” savaştır.

“Yom Kippur” İsrail’in en büyük milli bayramıdır.

Savaşın başladığı günün ismi ile anılır.

Savaş sonrası, İsrail’i destekleyen ülkelere karşı,

“Petrol Ambargosu” başlayacak…

1974 Mart ayına kadar sürecek bu ambargo sebebiyle;

Dünya çapında, “büyük bir benzin sıkıntısı” olmuştur.

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.