SALİH AMEL!


Salih Amel, “Allah rızasına uygun amel” anlamlarına geliyor.

Asr Süresinde Yüce Rabbimiz buyuruyor;

“Asra yemin olsun ki, hiç şüphesiz insan hüsrandadır.

Ancak,  iman edip salih amel işleyenler,

Birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna” (Asr, 1-3)

Hadis, “Ben ümmetim için şirke düşmelerinden korktum. Yanlış anlamayın.

Onlar puta, güneşe veya aya tapmazlar.

Onlar amelleriyle gösteriş yaparlar!”

Bir başka Hadiste ise,

“Kıyamet gününde azabı en şiddetli olan o kimsedir ki,

(görünüşte) insanlar ondan hayır görür (onu hayır ehli ve iyi sanır)

Hâlbuki onda hayır yoktur” nuyruluyor.

Asrımızın en büyük hastalığı, “insanları aldatanlar!”

“gösteriş yapanlar!” “gurur ve kibire kapılanlar!”

Yalan söylememek, “takvadır…”

Doğru söylemek, dürüst ve güvenilir olmak, “salih ameldir…”

Ayet, (Salih amel işleyerek) Rabbinizden bir bağışlanmaya

Ve genişliği göklerle yer kadar olan Cennete koşuşun!

(O) takva sahipleri için hazırlanmıştır” (Ali İmran, 133)

Ayette, iki kavram birlikte yer almaktadır;

“Salin amel” ve “Takva…”

Takva, Hz. Kur’an da, “258 defa zikrediliyor…”

Takva sahibi kimseye de, “müttaki…” diyoruz.

“Emri bil maruf, nehyi anil münker” diyoruz.

İnsanlara iyiliği emretmek ve insanları kötülükten sakındırmak…

İnsanın, bunu “kendi nefsinde yaşaması…”

Çevresine, “örnek/ model…” olması!

Bütün bunlar, “Kur’an ahlakı…”

Allah’ın Resulü (asv), “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim!”

Sözün özü, “yoldaki işaretlere…” uymazsanız tabiatıyla kaza yaparsınız!

Bir bakıma, “kendi ellerimizle işlediğimiz…” veballeri omuzluyoruz!

***                       ***

ÖFKELERİNİ YENENLER!

İnancımızın ısrarla men ettiği, “öfke, hırs, kin ve haset!”

Hadis, “Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır.

Ateşi söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince hemen abdest alsın!”

Özellikle de, son yıllara, “dedikodu toplumu…” olduk!

Bir başkasının, “ayıplarını…” araştırdık!

Bilgiye dayanmadan, “zan peşinde…” koştuk!

Çoğu zamanda, “yalancı…” durumuna düştük!

Anlamsız bir şekilde, “birbirimizle rekabete…” girdik!

Birbirimizi, “incittik, kırdık ve döktük…”

Birbirimize, “kin…” tuttuk!

Birbirimize, “sırtımızı…” döndük!

Bütün bunlar, inancımızın “yasakladığı…” şeyler!

Ayet, “Onlar (o mü’minler) bollukta ve darlıkta (mallarını Allah yolunda)

Sarf edenler, (kızdıkları zaman) öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir.

Allah iyilik edenleri sever” (Ali İmran, 134)

Ayet, “Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer ( gerçekten) mü’min kimseler iseniz,

En üstün olanlar sizsiniz!” ( Ali İmran, 139)

En önemli iki meziyet, “öfkeleri yenmek” ve “affedici” olabilmek!

“onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar” (Şura, 37)

“Kimde hakikaten sabreder ve affederse,

Şüphesiz bu elbette azmedilecek işlerdendir” (Şura, 43)

Öfkelere karşı, “belli bir irade…” ortaya koyabilmek!

Herşeyin bir panzehiri şüphesiz ki mevcuttur;

Sabır ve sükûnet, bir bakıma bu toplumun en asli mukavemeti olmuştur!

Anadolu insanının farklı bir direnci olarak da karşımıza çıkar.

O görünmeyen direnç, toplumu zinde tutabilmiştir.

Ayet, “Ey iman edenler! Sabredin! Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin!

(Her an cihada) hazırlıklı olun ve Allah’dan sakının!

Umulur ki kurtuluşa erersiniz” (Ali İmran, 200)

***                                       ***

ÖRNEK BİR DAVRANIŞ!

İnsanlara karşı, “adil…” olmak!

İnsanlara karşı,  “esnek ve yumuşak…” davranmak!

İnsanlara karşı,  hoşgörülü…” olmak!

İnsanlara karşı, “merhameti ve şefkati…” gözetmek!

İnsanlara karşı,  “aşırılıklardan…” sakınacağız!

Sözün güzeline, “istişare…” ile ulaşabiliriz!

Toplumsal mutabakatın zemininde, “istişare…” yer almaktadır

Paylaşılmayan bir fikrin veya eylemin, “Kanatları…” yoktur.

Ayet, “İşte Allah’dan bir rahmet iledir ki, sen onlara yumuşak davrandın.

Eğer kaba, katı kalbli olsaydın, elbette (onlar) etrafından dağılırlardı.

Artık onları affet, onlar için mağfiret dile ve (hakkında vahiy gelmeyen bir)

İş hususunda onlarla istişare et. Fakat (bir görüşte) karar kıldığında

Artık (işe giriş ve) Allah’a tevekkül et!

Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever” (Ali İmran, 159)

Burada bir kavram karşımıza çıkıyor, “tevekkül…”

Sözlükte tevekkül; “dayanmak, güvenmek, vekil tutmak!

Dini istilahta ise, “Allah’a güvenmek,  O’na teslim olmaktır!”

Allah’ın Resulü (asv) buyuruyorlar;

“Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim.

Allah’ım! Zillete düşmekten, Dalalete (sapıklığa) düşmekten,

Zulme uğramaktan, Cahillikten,

Hakkınımza cehalete düşülmüş olmasından sana sığınırız.”

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Eyl

Dil Bayramı

24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.