ŞEHİR VE MEKÂNLAR


Şehir denilince ilk akla, “kalabalıklar mı!” gelir

Bizim kültürümüzde, “şehir” ve “medeniyet” birlikte telaffuz edilir.

İnsanı,  “saygındır…” ve “saygıdeğer…” bir konuma oturturuz!

İnsanların birbirlerine olan, “saygısı kadar…”

Meklanlarında, “birbirlerine saygısı…” düşünülür.

İnsanlardaki, “muhafazakâr kimlik…”

Aynı zamanda, “mekânlarda da…” okunabilir!

Sakın ha, bu sözlerimizi garip karşılamayınız!

***                 ***

Eski evlerimizin kapıları doğrudan,

“sokağa…” açılmazdı!

Evlerimizin “mahremiyet duvarı…” diyebileceğimiz;

Müstesna, ‘avlularımız…’ vardı.

O avlular ki, içerisinde fıskiyeli küçük havuzlar;

Lale, sünbül, güllerden oluşan rengârenk çiçekler…

Karanfil tadında ebrulu sohbetler…

***                 ***

Mekânlar, birbirine saygılı dedik…

O mekânlar, herbiri kıyamdadır sanki!

Kapıları, ‘saba rüzgârıyla…’ birlikte güneye açılır!

Mekânlar, bir diğerinin ‘ufkunu…’ örtmez!

Toprağın kokusunu ve yeşilin örtüsünü içine çeker!

Sokaklar, tevazuu adımlar!

Mahalleler, sukutu selamlar!

Camiler, saflarla; kâh kıyamda, kâh rükûda, kâh secdede…

Nefesler, dualarla bir çağlayan misali…

Manevi ihtiramdadır…

Tebessüm eden dudaklarda, “selam ve selamet…” dilekleri!

O dileklerle, ‘huzura yolculuk…’

Bizim kültürümüzde, şehir ve mekânlar;

Sağlık, esenlik, huzur, güven, herbiri gönül limanları…

Günümüzde, “o huzur dolu limanları…” arıyorum!

***                                         ***

HARPUT’U TANIMAK…

Aldım başımı, ‘maziye…’ gittim!

Harput, 1085 tarihinde fethediliyor…

932 yıl, esaret yüzü görmemiş!

Harput’la birlikte ilk hafızalara, “Belek Gazi…” gelir.

Belek Gazi’yle de, “Artuklu…”

Harput, İstanbul’dan, 368 yıl önce fethedilir…

Yeşil Bursa’dan da,  214 yıl önce fethedilmiştir…

Harput, “tefekkür tarihimizin…” merkezidir!

Harput, “Bursa’dan Halep’e uzanan…” ticaret yolu üzerindedir.

Harput,  “Çanakkale, Sarıkamış ve Yemen’dir!”

Harput,  “Şehitlerin, Sadıkların, Sıddıkların, Âlimlerin…” yurdudır.

Harput,  “Edebi Kültürümüzün ve Musikimizin de…” yaşadığı nadide şehrimizdir.

Harput,  “manevi iklimiyle…” hak erenlerinin mahfilidir!

Harput’u ne kadar biliyor/ veya tanıyoruz?

Harput’u tanımanız için, “akıl ve gönül birliği…”

Harput’u tanımanız için, “ilim ve hikmet derinliği…”

Harput’u tanımanzı için,  “ihlâs ve moral zenginliği…”

Harput’a, yüreksiz ve sevdasız gidilmez!

Kısaca,  Harput; “tarihi kimliğimiz…”

Kısaca Harput; “söz ve irfan meclisimiz…”

Harput’u,  ‘gönül gözüyle…’ görecek; ‘yüreğinizle de…’ okuyacaksınız.

BEDESTEN KÜLTÜRÜ…

Harput/ Elazığ’dan söz ederken,

Malazgirt’ten sonra ilk fütuhat şehirlerimiz arasında zikrediyoruz!

Peki, “dokuz asrın kimliği…”

1834’lerden itibaren Harput’tan Mezire’ye taşınmaya başlamışız!

Elazığ bizim için, “Harput’un herşeyiyle…” devamıdır.

Öyleyse, o devamlılığı; “Hanlarla, Hamamlarla…

Bedestenlerle, Arastalarla, Çeşmelerle, köprülerle…”

Devam ettirdik mi?

Avrupa bizlerden, “Bedesten Kültürünü…” aldı.

Ne yaptılar,  “AVM’lere…” dönüşltürdüler!

Bizler ne yaptık?

Tıpkı, “Orta Oyununu…” bıraktığımız gibi,

O tarihi, “Bedesten Kültürünü de…” bıraktık!

Kimlik nedir?

Özetin özeti olarak, “Kendimiz Olmak…”

Bizler her bakımdan, “zenginiz…”

O zenginliğimizi, “kendi irfan kültürümüze…” niye dönüştürmeyelim!

Sözümüzün/ veya Sohbetimizin başlığına; “Bedesten Kültürü…” dedik.

Bizim, ‘tarihi kültürümüz!’

Orada bizler,  “kaybolan sanatlarımızı…” tekrar ihya edebiliriz!

O kültürle, ‘turizmde…’ çok önemli katma değer oluşturabiliriz!

Bedesten sözlükte, “içinde kumaş, mücevher, silah ve benzeri eşyaların satıldığı;

Kapalı Çarşı…”

Yakın tarihimize, “Osmanlı Tarihine…” kısa bir yolculuk yaptığımızda;

“Bedesten Kültürünün…” Anadolu’da yaygın olduğunu göreceğiz!

O kültürü, Harput’ta ve Elazığ’da niye canlandırmayalım?

O kültürü, “kaybolmaya yüz tutmuş…” El Sanatlarının Merkezi haline niye getirmeyelim!

Ah! Şehirlerimiz…

Onlarda,  ‘kaybolan…’ kimliğimiz!

Hafızalardan silinen, ‘tarihi mekânlarımız!’

Şu şehirde sizleri, ‘hafakanlar basıyor’ değil mi?

Her birimiz, ‘çarpık şehirleşmeden…’ şikâyet ederiz değil mi?

Her birimiz,  ‘topraktan kopan…’ beton yığınlarından şikâyet ederiz değil mi?

Peki, “kültür ve şehir…” konularında ne gibi çalışmalar yaptık?

Eylem planında, ‘neler ürettik!’

Korkarım, ‘sürekli tükettik!’

Tüketmeye de devam ediyoruz.

***                 ***

“ELAZIĞ HER YERDE OKUYOR…”

En sevdiğim ve bizlere de en sıcak gelen bir proje

Geliniz, bu projeyi taçlandıralım!

Bu şehre, “Vakıf Kütüphanesi…” kazandıralım.

Sadece Elazığ’da değil;

Türkiye’mizde bir model olsun!

Coğrafyamızda bilinsin ve de konuşulsun

Dünyanın en büyük kütüphaneleri hangisi derseniz;

“Libraty of Congress – ABD (Washington)

British Library- Birleşik Krallık (Londra)

New York Halk Kütüphanesi- ABD (New York)

Rusya Devlet Kütüphanesi – Rusya (Moskova)

Bu sayıyı daha da artırabiliriz!

Dünyada en iyiler arasında, “Elazığ…” niye olmasın!

Söylüyorum, “büyük hedefler…”

Bu şehirde, “büyük çığırlar…” açar.

“Elazığ Her Yerde Okuyor!” gayet güzel…

Geliniz, “okuma zevkini…” şehir olarak taçlandıralım

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.