ŞİİR AKŞAMLARINI ZENGİNLEŞTİRMEK


Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları…

Bu yıl inşallah 23.’nü yapacağız!

“23” Elazığ Markasıdır!

“23” Bu şehrin, ‘kimliği’

O kimliğin, ‘şifresidir…’

2015 yılını,

Bu şehrin, ‘tanıtım yılı’ olarak değerlendirelim!

“Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarını” zenginleştirelim!

Bu şehrin, ‘gönül coğrafyamıza’ açılan;

Edebi Şenliği/ Kurultayı olsun!

Şehrin, Kurum ve Kuruluşlarının,

‘Müşterek Projesi’ olsun!

Bir ayağı Elazığ olan bu çalışmanın diğer ayaklarında;

Ankara, İstanbul başta olmak üzere,

Elazığ dışındaki, ‘bütün sivil kuruluşlarımız’

Bu büyük projenin ortak paydaşları olsunlar!

Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarında;

“22 yılın deneyimini” birleştirelim!

Gerçekte Elazığ’ın bu coğrafyada;

“Şiirin, Sanatın, Edebiyatın ve Musikinin”

“Cazibe Merkezi…” olduğunu,

Elazığ’ın bu coğrafya’da,

Fırat Havzasında, ‘birleştirici roller üstlendiğini’

Birlikte, “Ses, Söz ve Sohbetimizle” seslendirelim!

Bu ses, ‘tarihi bir seda’ olarak yankılansın!

Okullarımızda,

Hikâye, Deneme ve Şiir Yarışması…

Ve Türkiye’mizde;

Beste Yarışması…

Ve coğrafyamızın dışında;

“Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının”

UNECSO Kültür Mirasının İçerisinde Yer Alması…

Bu şehirde,

“Elazığ” Konulu çalışmalara ağırlık verilmesi…

“Elazığ Takviminin”  hazırlanması!

Ve bu takvimin,

İnternet Sitelerinde de, ‘yer alması…’

Ve “Kültür Kurultayı”

***                       ***

Bir gazeteci olarak,

Önceliğimiz de, ‘teklif’ vardır!

Ve sonrasında, ‘tenkit’ yer alır!

Pozitif bir dile/ sinerjiye dikkat ederim…

Bizleri en fazla korkutan ve üzen de,

“Hasettir…”

İnancımız, “birbirinize haset etmeyiniz” diyor!

Haset edenler, ‘paylaşamazlar’

Bir büyük eser ortaya koyamazlar!

Lütfen yanlışlarımızı görelim!

Öncelikle, ‘sorgulama diline’ sahip olalım…

Ve bu şehirde, ‘ortak aklı’

Belki de en önemlisi, ‘vakarlı duruşu’ ortaya koyalım!

Halk dilinde sıklıkla söylenir;

“Bir elin nesi var/ iki elin sesi var”

Bir büyük/ veya ‘büyülü sese’ ihtiyacımız var…

O ses, bu şehrin ‘çığlığı…’ olsun!

Halk diliyle, “küçük olsun…” benim olsun anlayışı yanlıştır!

O anlayışı da, terk edelim! Güzelliklerde/ erdemliklerde buluşalım.

***                       ***

GASPRALI ANISINA YAPALIM!

İsmail Gaspıralı (20 Mart 1851- 24 Eylül 1914)

Gaspıralı denince ilk aklımıza gelen bir söz vardır;

“Dilde, Fikirde, İşte Birlik”

İsmail Gaspıralı, Kırım Tatar Türküdür…

Eğitimcidir, Yayıncıdır, Politikacıdır…

Asrının mükemmel diyebileceğimiz, ‘Müslüman Entellektüelidir’

Harput’ta, 1883 Tarihinde çıkarılan Mamuretü’l Aziz Gazetesiyle, aynı yıllarda;

“Tercüman Gazetesi”ni,  (1883-1918) çıkaracaktır!

Gaspıralı 1881 Tarihinde kaleme aldığı bir yazısında ne demektedir;

“Geri kalmışlığımızın tek nedeni cehaletimizdir. Avrupa’da neyin icat edildiğine veya neler olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Bu izolasyondan kurtulmak için bunları okuyabiliyor olmamız gerekirdi!”

Gaspralı bir asır öncesinde, “eğitim” demiştir.

“Muasır Medeniyetlerden” bahsetmiştir!

Gaspralı İsmail ile birlikte, “gönül coğrafyamız” konuşulacaktır…

Geleceğe de, ‘ışık tutulacaktır’

***                        ***

HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI BELGESELİ VE PANELİ!

23 yıl, dillere kolay;

“Bir neslin ifadesidir…”

Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları artık,

Türk Edebiyatında, “hak ettiği yeri” almalıdır!

Bu konularda, Üniversitemize büyük sorumluluklar düşüyor…

Geliniz, birlikte, “23 yılın belgeselini” hazırlayalım!

İlk Hazar Şiir Akşamlarına katılan, “duayen /aksakal isimlerle!”

“Dünden bugüne Hazar Konulu” bir panel gerçekleştirelim!

***                        ***

SAFLARIMIZI NE KADAR SIKLAŞTIRIYORUZ!

Bu yazıyı kaleme aldığım kutlu bir gün (8 Mayıs 2015 Cuma Sabahı)

İnancımız ne diyor?

“Saflarınızı sıklaştırınız ki, aranıza şeytan girmesin!”

“Saf sıklaştırmak!”

Belki de, “Dağlar gibi omuz omuza vermek” gibidir!

Biz buna, “sahabe duruşu” diyoruz!

Bu milletin, ‘olması gereken’ vakarı diyoruz…

Burada daha farklı sorularda akla gelebilir?

Birbirimize olan, ‘bağların’ neresindeyiz?

Sevginin, saygının, şefkatin, merhametin, fedakârlığın, feragatın;

Muhabbetin vs.” neresindeyiz?

Peki!  Bütün bunlar olmayınca, ‘yerlerini’ neler alır?

“Öfke, kin, nefret, dedikodu, haset vs.”

Camideki, kışladaki o sık tutmaya çalıştığımız safları;

Asıl, ‘günlük hayatımızda da sıklaştırmalıyız!’

Kendimizi, ne kadar tartıya alıyoruz;

Kendimizle, ne kadar ‘hesaplaşabiliyoruz!’

***                        ***

ORTADOĞU; SÖMÜRGE COĞRAFYASI MI?

Ortadoğu Coğrafyasını lütfen gözleriniz önüne getiriniz!

Ülkelerin, ‘tarihi kimliklerini’ bir daha gözlerden geçiriniz!

Selçuklularla 300 yıl…

Osmanlılarla da, 600 yıl sürecek bir ‘hâkimiyetimiz’ vardır!

Onun da ötesinde bu coğrafya, “bizim gönül coğrafyamızdır!”

Son bir asrına baktığımızda, “yağmalanıyor!”

“Kan ve gözyaşıyla” dilim dilim doğranıyor!’

***                        ***

Ortadoğu Ülkeleri, dünya petrol üretiminin yüzde 70’lerini karşılıyor!

Rekor düzeyinde,  ‘büyük bir nimet-servet’ değil mi?

Bu ülkelerin, ‘kimliğine’ şöyle bir bakınız;  “Müslüman Kimliği!”

Peki! AB’nin dünya petrol üretimindeki payı ne kadar, “yüzde 0,5…”

Yer altı kaynakları olarak,  “ne kadar fakir!” değil mi?

AB’nin bir yıl içerisinde tükettiği petrol ne kadar;

“Dünya petrollerinin yüzde 18’lerini AB ülkeleri tüketiyor!”

Yaklaşık olarak dünyada bir yıl içerisinde üretilen petrolün;

“1/ 5’ ini, AB Ülkeleri tüketiyor…”

Bir başka/ farklı cepheden bakalım;

Petrol Üreten Ülkeler; Ürettikleri petrolün ancak, “yüzde 30’larına sahip olabiliyorlar!”

Ya yüzde 70’leri!

Batılı büyük şirketler tarafından “tırtıklanıyor!”

Ortadoğu’da, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı, 18 ülke bulunuyor!”

Bu ülkelerin toplam yüzölçümü,  “5 milyon km2’nin üzerinde…”

O ülkelere şöyle bir bakalım; Herbiri 4 asır, 5 asır boyunca vilayetimizdi!

Şimdi, günümüzde, o batılı ülkeler; Ortadoğu’ya bizden daha yakınlar!

Sofralarında onlar oturuyor!

O ülkeler ki sınırları; ‘cetvelle’ çizilmişlerid! Cetvel yine ellerinde!

Yönetim şekillerine bakıyorsunuz;

“Emirlikler, Şeyhlikler, Krallıklar…”

Halkının yönetime katılmadığı coğrafya!

Sözüm ona, “Arap Baharı!”

Baharı, ‘don vurdu’

Batının çok iğrenç pusuları sinsi bir değişkendir!

Afganistan, Irak,  Suriye, Mısır ve şimdi de Yemen!

Ve Türkiye’yi de tehdit eden gelişmeler!

Ayet ne diyor;

“Bu dünyada gözü kör olanın ahirette de gözü kör olacaktır!”

Göz körlüğü ve basiretleri kapalı oluşu!

Maalesef, en büyük kaybımız ve utanç duyduğumuz ayıbımız!

Hala, bu coğrafyanın en büyük ‘umut kapısı’

Türkiye’dir! Unutmayalım… Kendimize gelelim!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.