ŞİİR SOHBETLERİ


  ŞİİR SOHBETLERİ

                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Şiir ve Musiki Sohbetleri,  binlerce yılı ifade edebileceğimiz;

“Edebi geleneğimizdir!”

Topluma en sağlıklı, en esenlikli ayna tutan, “şairlerimizdir!”

Şiir için,  “en tesirli/ veya etkileyici söz” diyebiliriz.

Şiir, Sanat ve Edebiyat Meclisine; “irfan meclisi…” diyebiliriz!

Şunu da iyi bileceğiz; “Şiir ve Sanatı; ilim muhiti besler…”

Sanat/ veya sanatçı, “itibar görmediği yerden göç eder…”

Sanatın veya sanatçının olmadığı bir coğrafya;

Tıpkı,  “çorak/veya verimsiz topraklara…” benzer!

Hadis,  “şiir sözünde hikmet vardır!”

Hikmet, “bilgelik…” manasının karşılığıdır!

Şiir,  “gönle doğan ilhamdır!”

O sebepledir ki, Şiire; “kutlu söz…” diyoruz.

***                                       ***

“Ses, söz, sohbet, muhabbet…” kutlu yürüyüşümüzdür.

O yürüyüşte bu milletin, “fetih ve fütüvvet dili…” vardır.

O dili besleyen,  “gönüllerdir…”

O halde, şairimize; “gönül erenleri…” diyebiliriz!

Piri Türkistan’i Ahmet Yesevi kimdir?

Anadolu’nun, “manevi fatihi…”

Yunus, Mevlana, Sarı Saltuk, Hacı Bektaşi Veli Ahi Evren…

Bir büyük, “aşk ve sevgi şelalesi…” olarak çağlamıştır!

Gönülleri bezemişler…

***                       ***

Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi ne diyorlar;

“Sevmiyorlar bilginler, sizin Türkçe dilini,

Bilgelerden dinlesen açar gönül ilini

Ayet-Hadis anlamı Türkçe olsa anlarlar,

Anlamını bilenler, başı eğip uyarlar

Miskin kul Hoca Ahmet yedi alana rahmet

Fars dilini biir de sevip söyler Türkçe’yi”

Türkçe’ye, Türk diline ihmal…

Maalesef, bizim geleneğimizde yer etmiş!

Şairlerimiz, “edeple…” ve de, “hikmetle…”

“Ses bayrağımızı…” dalgalandırmışlar!

***                                       ***

Bin yıl, İslam’ın bayraktarlığını yapan bir milletiz…

Kur’an bu milleti işaret ediyor;

“Ey inananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki,

Alalh, sevdiği ve onların O’nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü,

İnkârcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden,

Yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir.

Bu Allah’ın verdiği bol nimettir. Allah herşeyi kaplar ve bilir” (Maide, 54)

1071-Malazgirt’ten,  1922-Kocatepe’ye gelişimizin tarihi seyrinde;

Bir milletin Hak Yolu’nda; “asil ve soylu yürüyüşü…”

O yürüyüşü bizlere en nezih bir şekilde, “şairlerimiz…” ifade ederler!

O ifadelerde, Yunus’un “Hak söyleyen dili…” vardır.

“Gönül Çalab’ın tahtı/ Çalap gönüle baktı

İki cihan bedbahtı/ Kim gönül yıkar ise”

İşte, İslam boyasıyla karşımıza çıkan; “Anadolu insanı…”

Ondaki sabra, tahammüle, erdemli duruşa hayranım!

***                                       ***

Arif Nihat Asya’da; “Fetih Marşı’nı…” dinledik!

Dualarla, “Bayraklaştık…”

Yahya Kemalle; “Akınlardayız…”

NF. Kısakürekle; “Sakarya’yı…” konuşuruz!

Bir tarih, bir zaman vecd ile dile gelir.

Akif’le; “Çanakkale’yi yaşarız!”

Kıyamdayız, “tarihin en zor meydanında!”

Şiir, şiiriyat; “kâinatı tefekkür…”

O tefekkürle,  “asırların vicdanındayız!”

***                                       ***

Mehmet Emin Yurdakul ne diyorlar;

“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,

Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;”

Şiirin ruhaniyetinde,  “millet…”

Bir milletin, “ulu sevdaları…” dinlenir.

Tarihi bizlere en iyi anlatanda,  “şiiriyat dilidir!”

O dil, bu milletin özge dilidir;

“Bursa’da bir eski cami avlusu,

Küçük şadırvanda şakırdıyan su;

Orhan zamanından kalma bir duvar…

Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

Eliyor dört yana sakin bir günü

Bir rüyadan arta kalan hüznü”

Tarih ancak böyle anlatılır;

Zaman ancak böyle dile gelir…

***                       ***

Bingöl’ü geleceğe taşıyan yegane eser nedir, derseniz?

Kemalettin Kamu’nun, “Bingöl Çobanları…” şiiri derim.

O şiirden birkaç mısra;

“Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,

Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden

Anlattı uzun uzun.

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun

Nadir duyabildiği taze bir heyecanla...

Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla

Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,

Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!”

***                       ***

Gün geldi, “köylerimizi…” terk ettik!

O terk, bir büyük hüzündür, gözyaşıdır!

Topraktan kopuşumuzdur…

Ahmet Kutsi Tecer bu duygularla seslenir;

“Orda bir yol var, uzakta

O yol bizim yolum uzdur

Dönmesek de, varmasak da

O yol bizim yolumuzdur.

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür”

***                       ***

Osmanlının Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa;

“Gidemediğin yer senin değildir” sözüyle;

Sadece tarihe değil, “geleceğe seslenir!”

Şair, sadece;  “bugünü konuşan…” değil;

Bu milleti, “geleceğe de hazırlayan…” kalermlerdir.

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.