ŞİİRİ, SANATI KONUŞMAK!


 ŞİİRİ, SANATI KONUŞMAK!

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Şiir için, “nutku ilahi” deriz!

Allah’ın Resulü (asv), “şiirde hikmet vardır” buyuruyorlar.

Hikmetin kelime anlamına şöyle bir bakıyorum;

“İlim ve akılla gerçeği bulma…”

“Var olan her şeyin iç yüzünü tanıma, bilme…”

“Derin bir kavrayışa sahip olma…”

Kâinat, “şiiristan…” diyebilmek.

“Kâinat’ın dili…”  olabilmek.

İlham/ Esin; “gönle doğmak…”

Akıl ötesi bir şey bu!

Bediüzzaman ne diyorlar;

“Ben, Mevlana asrında yaşasaydım;

Mesnevi’yi yazardım…”

Bu niyet, bu amel, bu istikamet nerelerden süzülerek geliyor?

Allah Resulü (asv), “şairine nazar kıldılar…”

Onların, “dillerini çözdüler…”

Kaleminle, “yaz…” dediler!

Allah Resulü (asv) Şairi Hasan b. Sabit’e;

“Ashabımın silahla harb ettiği gibi sen de dil ile harb et”

Ve Allah’ın Resulü, “Abdullah b. Revâhâ” için ne diyorlar?

“Onun sözleri, Kureyş müşriklerine ok yağdırmaktan daha tesirli”

Allah’ın Resulü (asv), Kâ’b b. Züheyr’e,

Huzurlarında okuduğu, “Kasideden…” beğenip, memnun kalmışlar;

Ve kendilerine, “Hırkasını çıkarıp, omuzlarına koymuşlardır”

Kâ’b’ b. Züheyr’in okuduğu bu Kaside’ye; “Kâside-i Bürde” ismi verilmiştir.

***                                       ***

Bu milletin kullandığı bir dil vardır;

İster adına, “muhabbet dili” ister adına,  “medeniyet dili” deyiniz!

Bu coğrafyayı birbirine yaklaştıran,  “gönül dilidir”

Gönülleri kavurup yakan da, “aşk’tır…”

O dilde, 14 asrın çağlayanı…

Sessiz sedasız ağlayanı…

Yaralara merhem olup da dağlayanı…

Şairler, bu coğrafyanın,  “gam kervanı, dert kervanıdır…”

Muhammedi bir nefesle yürürler, asırlara…

Zamanı birbirine yaklaştırırlar

Yekvücut olurlar, “bir sözde…” “Tevhid dilinde…” birleşirler!

O nefes, Piri Türkistani’de; “Feth-i Anadolu…” olurlar

“Canım kurban olsun senin yoluna” diyen Yunus’un dili olurlar

“Yaşadığım sürece Kur’an’ın hizmetçisiyim

Hz. Muhammed’in Yolunun Tozuyum ben”

Diyen, Mevlana’da,  “aşk risalesi” olurlar.

“Hak-i pâyine, yetem dir ömrlerdür muttasıl

Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su”

O ilahi aşk, Fuzuli’de; Fırat’a nefes olurlar

Nabi’nin seslenişinde, mısralar  “sükûtun/ edebin dili” olurlar.

Yine zevrak-ı derûnun kırılıp kenara düştü

Dayanır mı şişedir bu reh-i seng-sâre düştü”

Şeyh Galip’de, “ayrılığın getirdiği…” feryadın dili olurlar.

O dil, İkbal,’de;

“O’nun güneşinin zevâli yoktur

O’nu inkâr edenin kemâli yoktur”

O dil, Akif’de;

“Dünya neye sahipse O’nun vergisidir hep

Medyun ona cemiyeti medyun ona ferdi”

O dil, Arif Nihat Asya’da;

“Gel ey Muhammed, bahardır

Dudaklarımız ardında saklı âminlerimiz vardır

Hacdan döner gibi gel, miraçtan iner gibi gel

Bekliyoruz yıllardır”

O özlem N.F. Kısakürek’te;

“Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;

Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?”

***                       ***

Şair ne diyorlar;

“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış.

Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış…”

Akif ne diyor;

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı”

Şiirde, Sanatta en büyük yakarışımız;

“Edeb Yahu!” deriz.

Öyle mükemmel bir ifade ki,

O ifade karşısında; “emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emriyle,

Bütün zerratiniz titriyor!

Şiir, bir şeyleri, gelişigüzel ifade etme sanatı değildir.

Şiirde, “estetik…” ve “zarafet…” iç içedir!

Kelimeleri, nakış nakış dantel gibi örüyorsunuz!

Ve o örgüde, iç dünyanızın çizgilerini görüyorsunuz

Yunus ne diyor;

“Mal da yalan, mülkte yalan,

Gel biraz da sen oyalan…”

Gayet sade, duru ve mükemmel bir anlatım

“Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevla’m seni

Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevla’m seni

Sular dibinde mâhiyle sahralarda âhû ile

Abdal olup yâhû ile çağırayım Mevla’m seni”

Sanat, bir ibadet oluyor;

Kelimeler, bir zikir halkası halinde dönmeye başlıyor.

***                                       ***

Akif, İstiklal Marşında öyle bir sanat dili kullanır ki,

İstiklal Marşı’nın ilk sözcüğü; “Korkma”

Allah Resulü, “Sevr Mağarasında…”

Hz. Ebubekir’e; “Korkma ey Ebu Bekir Allah bizimledir”

İşte o söz, “nutku ilahidir!”

İşte o söz, “asırların terennümüdür!”

“Malazgirt’i düşünmek” şiirinde ne diyoruz;

“Malazgirt’i düşünmek,

Gazali asrından bir hoş sedadır!

Farabi, Biruni, İbni Sina’yı edadır!

Divan şehrine, Kaşgar’a yolculuk,

Balasagun’da, Yusuf Has Hacip’le sohbettir!

Bilgiye, hikmete her dem sırlara yoldaştır!

Türk'ü vuslat haliyle bir daha anmak,

O hali yaşamak, o hali dertlenmek, yanmaktır!”

Şiir öyle müstesna bir sanat ki,

Sizleri, “hal ilmiyle…” baş başa bırakabilir!

Mısralar, ‘derdiniz…’ dert ortağınız olabilir!

Yılları, bir araya getirebiliyor

***                       ***

Necip Fazıl, “Seyit Taha Hz için yazdığı bir şiirinde;

“Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden

Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden”

Bir Veli’nin, bir Allah dostunun kutlu makamında bulunmak;

İnsanı nasıl arındırıyor!

İşte, sizlere “mısraların asıl gücü…”

***                       ***

Yahya Kemal bizi ve kendi dünyamızı o kadar güzel tarif ederler ki,

“Çok insan anlayamaz eski musikimizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden”

“Musikimizle bir taraftan din

Bir taraftan bütün hayat akmış;

Her taraftan boğaz, o şehrayin,

Mavi Tunca’yla gür Fırat akmış”

***                                       ***

Şöyle bir bakınız o heybetli dağlarına;

“Nur inmiş oyuklarına

Gül açmış doruklarına

 Divan durmuş hakkın buyruklarına

 Nebilerin sır örtüsüdür”

***                       ***

“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır”

“Nefis terbiyesiyle” hayat serüvenimiz taze sürgünler vermeli

Yüreğimizin sesiyle nağme bulmalı;

“Gönlüm incelmiş, kıvrılmış tel gibi

Sedam semaya akmış bir sel gibi

Dinleyin neyden inim inim inler

Dilim, özümden süzülmüş bal gibi”

***                       ***

Bir şiirimizde ne diyoruz;

“Taneler asılı bir ince ipliğe!

Gözleri menevşeli

Dil, kalbe kelepçeli!

Dudaklar, akkanatlı!

Akıl, bir hamarat yolcu!

İdrak ve iz’an ona kolcu!

Seccadem, taşır bütün yüreğimi!

Yüreğim alnından öper seccademin!”

Öyle anlar olur ki, “şiir sözü…” bir cezbe halini alır;

Sizleri, “halden hallere…” taşır!

“Gönül gözüyle…” kalbe yönelir; âlemi seyre dalarsınız!

Bütün mesele, “Yunus diliyle…”

“Mevlana yüreğiyle…” seslenebilmek!

Asırlara, “hoş seda…” bırakabilmek…

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

'Orcik şenliği'

23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.