SİYASETTE, DEMİREL OKULU!


 SİYASETTE, DEMİREL OKULU!

Bedrettin KELEŞTİMUR

Bizim uzun ömürlü ‘destanlarla’ anılan büyük bir Medeniyet Tarihimiz var.

Cumhuriyet Tarihi, binlerce yıllık şanlı bir mazinin kökleriyle tekrar
filizlenmiştir.

17 Haziran 2015 tarihinde aramızdan ayrılan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,

1960 sonrası, Cumhuriyet Tarihimize ‘imzasını’ atmış siyasi bir şahsiyettir!

Bizler, Cumhuriyet Tarihimizi belli dönemler ve belli isimlerle anarız…

Bu isimler, bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihimizin aynı zamanda,
‘hafızasıdırlar…’

İlk Meclisi ifade ederken, ‘büyük yetkilerle donatılmış’

“Kurucu Meclis” olduğunu ifade etmiştik…

Bu meclis, ‘milli mücadeleyi’ yönetmiştir…

Bu meclis, “Cumhuriyetin Kurucusu” Gazi Mustafa Kemal ile anılır!

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı (1923-1938)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le tarihi bir ‘yürüyüş’ başlıyor!

1938-1950 yıllarında, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür!

Bu dönem, ‘tek parti dönemi’ olarak da anılır!

1946 yılında, ‘çok partili döneme’ geçilir…

1950 yılıyla birlikte, “Demokrat Parti” iktidardadır!

1950-1954-1957 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti,

27 Mayıs Darbesiyle iktidardan uzaklaştırılır!

Artık nerede ise, bu ülke; 10 yılda bir ‘darbeler dönemini’ yaşar!

Demokrat Partinin ‘devamı’ olarak nitelendirilen,

Merkez Sağdaki, Adalet Partisi, 1963 tarihinden itibaren;

Türk Siyasi Hayatında, “Süleyman Demirel” ile birlikte yerini alır!

1960’lı yıllardan itibaren, Türkiye’de “Demirel Efsanesi” başlar!

Demirel ile birlikte bu ülke insanı; ‘sandıklara’ gider!

Ve O’nu ‘sandıklardan iktidara…’ taşır!

Demirel, ‘şapkası’ ile bilinir!

6 defa şapkası ile gidecek;

Ve 7 defa tekrar iktidar koltuğuna oturacaktır!

O şapkasını ‘kaptırmamaya’ çalışır!

1960 sonrası, Türk Siyasi Hareketini,

Demirel ile birlikte okumaya çalışırız!

Demirel, Anadolu Coğrafyasının, ‘ders kitabıdır’

O kitabın ismine, ‘demokrasi kitabı’ diyebilirsiniz…

O kitabın ismine, ‘siyaset okulu’ diyebilirsiniz…

O kitabın ismine, bir milletin ‘tefekkürü’ diyebilirsiniz!

Demirel, genç yaşında bir bürokrattır…

Demirel, 40’lı yaşlarda siyasetin içerisindedir…

Şunu söylememiz mümkündür,

‘Geçmişin acılarından…’ dersler çıkarmıştır!

O derslerle, daha ileri adımlar atılacağını düşünmüştür…

“Barajlar Kralı” olarak anılmayı sevmiştir!

İstanbul’un iki yakasını, “ilk defa, o birleştirmiştir…”

“GAP’ı Gaptırmam…” derken bir büyük projenin de ilk mimarıdır!

Türkiye’de, ‘şehirleşme’ olayı; ilk defa onunla hız kazanır!

Serdengeçti, “bir nesli nasıl mahvettiler” der!

Marksist İdeolojinin Türkiye’de tırmandırdığı terör;

Bu ülkede, 5 bin can alır!

Terör sadece Türkiye’nin içerisinde değil,

Ülke dışında da, ASALA marifetiyle ‘diplomatlarımıza’ yönelecektir!

İçeride ve dışarıda kuşatılmak istenen bir ülkenin;

Zorlu bir, direnci vardır!

Demirel’i, sürekli ‘sağduyu’ içerisinde göreceğiz!

Onun bu millete en büyük çağrısı, “sandık” olmuştur!

Siyasi İradeyi, ‘hukukla’ birlikte,

Siyasi İradeyi, ‘basınla’ birlikte düşünmüş!

Türkiye’de, ‘kuvvetler dengesine’ önem vermiştir.

Siyaset, ‘zor bir sanattır’

Özellikle de, dört bir tarafı kuşatılmış bulunan bu ülkede;

Komplolara karşı da mücadele edeceksiniz!

Türkiye, ‘ekonomik ambargo’ yıllarını yaşamış!

Tarihi, “24 Ocak Kararlarıyla” ekonomik sıkıntıları aşmaya çalışmıştır!

Türkiye, son 30 yılını, ‘bölücü terör örgütüne verdiği’ mücadele ile
geçirmiştir!

Bu terör, “40 bin cana mal olmuştur”

Bu ülkenin maruz kaldığı, ‘maddi hasar’ o kadar büyük ki!

O kayıplarla, bir Türkiye daha inşa edebilirdiniz!

Burada ki asıl marifet, “ülke insanının direncidir”

O sağduyu bu ülkeyi sürekli diri ve de ayakta tutmuştur!

Siyaseti çok iyi okumalıyız;

Bu ülke; bir Afganistan, bir Irak, bir Suriye ve diğerleri olmamışsa;

Siyasette, ‘Demirel’ gibi ‘okulların’ oluşudur!

Şöyle bir düşününüz,

“6 defa gideceksiniz…”

Bu gidişlerinizde, “darbelerde…” rol oynamış!

İktidardan, ‘cezaevine…’ sizi yolcu edecekler…

Demokrasiye inancınız sizleri tekrar, ‘iktidara…’

Ve bu ülkenin en kutlu makamına, ‘Cumhurbaşkanlığına’ taşıyacak!

Demirel’in 91 yılı bulan hayatında,

En fazla, “sabrı”

Ve sonrasında, “sine-i milleti” solukladığını söyleyebiliriz!

Bir söz vardır, “güneşin doğuşuna yürümek…”

O sürekli, “doğuşa doğru…” yürüdü!

Bir şey var ki, “güneşin batışını…” seyretti!

Belki sürekli, ‘siyasi kavgaların’ içerisinde oldular;

Ama ‘öfkelenmediler’

En zorlu günleri, ‘sıkıntıları’ alaya aldılar!

“Eğe bir Yunan Gölü değildir…”

Derken ilave ediyorlardı, “Eğe bir göl de değildir”

“Yollar yürümekle aşınmaz”

“Demokrasilerde çareler tükenmez”

Daha neler neler?

O, ne kendi insanıyla, ‘mesafeleri’ aştı…

Ve ne de, siyasette o mesafelerin ‘dozunu’ kaçırdı!

Türkiye, sadece ‘Demirel’ i kaybetmedi;

Siyasette ki, ‘hafızası’ da bir yıldız gibi kaydı…

Mekanı Cennet, Ruhu Şad olsun diyoruz,

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.