SOHBET!


 SOHBET!

           Bedrettin KELEŞTİMUR

“Şol Gökleri kaldıranın,

Donatarak dolduranın,

Ol deyince olduranın,

Doksandokuz Adıyla…” sohbetimize başlayalım.

“Kelam” ve “kalem” iki kadim dost…

İnsanın,  “ilmiyle amel etmesi” ne kadar ne kadar güzel!

O güzellikleri bezeyen,  “İman”

Evet! O iman, insanı o kadar güçlü bir irade ile besliyor ki,

9 Ocak 2016 tarihinde aramızdan ayrılan Zelimhan Yakup;

“Ezel ahır dünya bizim olacak” mısralarında;

Vicdanlarda yankısını bulan, “dokunaklı bir ses…” vardır!

O seste, Akif’i duyar gibiyim;

“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.”

Korkuları, tereddütleri, şüpheleri ‘yenen bir ses’

“Alp” ve “Eren” olmak…

Bu milletin, ‘fütüvvet dilidir’

“Aşk güneşe benzer, İşitin ey yarenler

Aşk olmayan gönüller, misali taşa benzer”

Yunus zirvedir, Süleyman Çelebi hakeza öyle!

Ali Şir Nevai’de, Kaşgarlı Mahmut’ta, “Türkçe divan meclisindeyiz”

Yahya Kemal’le, “akınlardayız”

Necip Fazıl’la, “Sakarya’yla konuşuruz”

Akif’le, “Çanakkale’yi yaşar” kıyama kalkar,

Milletçe, “hürriyet şarkısını” dinleriz,

Arif Nihat Asya’yla, “bayraklaşır”

Niyazi Yıldırımla, “Destanlar burcunda” dolaşırız.

Ahmet Hamdi Tanpınar’la, “geçmişi tahayyül eder”

Zelimhan Yakup’la, “Türk’ün ses dünyasında” kendimiz oluruz!

“Yeni mizan, yeni dünya gurandı

İlk andımız, son andımız Turan’dı

Nişan veren Peygamberdi, Guran’dı

Ne yozulsa heyire yozum olacak

Ezel ahır dünya bizim olacak”

***                 ***

Zelimhan Yakup (21 Ocak 1950- 9 Ocak 2016)

Azerbaycan’ın, “halk şairi…”

“Azerbaycan Âşıklar Birliği Başkanlığı” yapmış,

Birçok uluslar arası ödüller almış…

Devlet hizmetlerinde bulunmuş, ‘önemli bir bürokrat’

Ve “siyaset adamı” 1995-2005 yılları arasında, “milletvekili” olmuş.

Zelimhan Yakup, “ciltlerle ifade edebileceğimiz eserler” bırakmıştır.

Onu bizler,  “Azerbaycan’ın konuşan yüreği” olarak bileceğiz.

***                             ***

YÜREKTEN SESLENİŞ!

Dil, o kadar önemlidir ki; insanı etkileyen “yürek seslenişi”

O seslenişi Azerbaycan’ın yürekli şairi Nebi Hezri’de yaşadık;

“Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa/ Ne olur, sadakat ebedi kalsa!

Kimin yüreğinde bir tel kırılsa, benim yüreğimdir, benim yüreğim…”

En güzel, en kadim arkadaş kimdir?

Ayet, “Kim Allah’a ve Resul’e itâat ederse, İşte onlar;

Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler

Ve salih kimselerle beraberdirler. İşte onlar, ne güzel arkadaştırlar” (Nisa, 69)

İstanbul’un fethini haber veren Hacı Bayram Veli ne diyorlar;

“Yan ey gönül, yan ey gönül

Yanmadan oldu derdine derman”

Şiirin son mısrasında,

“Hamd-ü senalar, hamd-ü senalar

Yar ile bayram kıldı bu gönlüm” diyebilecektir.

***                             ***

ŞAİR,  “SORGULAYAN UFUK-GAYE İNSANI”

Sorgulamak, insanın kendisini, “teraziye alması”

“Tartması, Ölçmesi ve Biçmesi…”  o kadar önemli ki!

Bahtiyar Vahapzade bir şiirinde;

“İlk elbisemiz kundak/ İlk sözümüz ağlamak

İlk gıdamız süt oldu./ Son isimler bilemem/

Nereden uyduruldu?/ Adlarımız değişti./ Elbisemiz değişti/ Dilimizde değişti

Her işimiz bir iken/ Ya sonradan yaranan/ Bu ayrılıklar ne işti”

Ben, “çarpanları severim; bölenleri asla”

Kalbin atışında, ritmindedir aklım;

Kötü niyetler, kem sözler perhizim/yasaklım!

Dil dedik ya,  gönlümüzün ‘haznesi’ dil!

Bahtiyar Vahapzade bir şiirinde;

“Dünen Rusça idi reklâm, ışıklar/ Bugün İngilizce dürtülür göze

İtin de diliğne hörmetimiz var/ Ancak, Öz dilimiz yaramır biz”

Bir milletin kendi aslına, kendi irfanına, kendi diline döneceği güne işaret ediyorlar!

Elazığ Gazi Caddesini gezdiniz mi?

O güzelin caddeyi, “cinnet koğuşuna çeviren” tabelalar!

Ve güzelim Türkçeye, bu milletin “ses bayrağına”

“Söz ırmağına…” sahiplenmeyen aydınlar!

“Değiştik…” diyebilen  “biçareler” zavallılar!

Elbette, ‘vicdanımız’ rahatsız; gözlerimize uyku girmez oldu;

Kelimeler, “mensubu olduğu medeniyetin tohumlarıdır!”

Halden, geleceği görebilmek; lütfen kendimizi, halimizi sorgulayalım;

Ki, “yarın geçilecek yolları bugünkü nesiller inşa ederler”

***                             ***

NE YAPARDINIZ?

Konfüçyüs’e sorarlar;

“Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız ilk iş olarak ne yapardınız?.” diye sormuşlar.

Konfüçyüs; “Önce dili düzeltirdim.

Dil düzgün olmazsa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz.

Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler iyi yapılamaz.

Gereken yapılamazsa ahlak ve kültür bozulur.

Ahlak ve kültür bozulursa, adalet yolunu şaşırır.

Adalet yanlış yola saparsa, halk düşkünlük ve şaşkınlık içerisine düşer.

Ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.

Bu sebeple söylenilen sözü doğru söylemeli. Hiçbir şey dil kadar mühim değildir.”

Öncesinde, “dil…”  sonrasında,  “dil…”

“İçine hâkim, dışına hekim” olacak, “tefekkür” ve “fütüvvet” dili!

***                             ***

“BİZ BİR MİLLET, İKİ DEVLETİZ”

Azerbaycan ve Türkiye, “aynı idealleri paylaşan” iki devlet!

Azerbaycan bayrağının  “üç renginde”  bu milletin idealleri saklıdır

O idealleri ilk defa kitaplaştıran, Ziya Gökalp eserinin adına;

“Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” ismini verecektir.

Bu idealin, iki büyük lideri;

Gazi Atatürk ve Mehmet Emin Resulzade nin mezarları Ankara’dadır.

Mehmet Emin Resulzade, 1918 tarihinde,

 “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetini” kuracaklar,

Ve bu Cumhuriyetinde, “ilk Cumhurbaşkanı” olacaklardır.

Ankara, özelliklede Bakü için bir gönül, bir sevda rıhtımıdır.

Ankara’dan yükselen bir nida Haydar Aliyev’de nakışlanıyordu;

‘Biz bir millet, iki devletiz’

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
14Eyl

Hakem Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.