Şuay Alpay’a Başarılar’


 Şuay Alpay’a Başarılar…

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu köşemizde,  “Elazığ’a bir Bakan verilsin” demiştik.

Elazığ İlimizin başta Ankara ve İstanbul olmak üzere;

Dışarıda, “nitelikli bir nüfusundan…” rahatlıkla söz edebiliriz.

Ve özellikle de, dışarıdaki Elazığlılar;

“Sivil hayatta…” ve “Bürokraside…” başarılılar.

Ve yine iş dünyasında “önemli projelere imza atan…” işadamlarımız!

Elazığ İsmi, “vatansever insanlarıyla da…” Türkiye’mizde ‘markadır’

Sivil hayatta olduğu kadar, bu şehrin insanı günümüzde;

“siyasi irade de…” önemli temsil yerlerinde olmaları en büyük arzumuzdur.

***                                        ***

Elazığ AK Parti 24 ve 25. Dönem Milletvekili Av. Şuay Alpay’ın,  

“Milli Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı” olmasını,

Şehrin önemli bir kazanımı olarak gördüğümü belirtmek isterim.

Elazığ Bölgesinde, bulunduğu konumuyla; “coğrafi öneme sahip” cazibe merkezidir.

“Savunma Sanayii için de…” önemli bir alt yapıya sahiptir.

Bu altyapının artık günümüzde güçlendirilmesi elzemdir!

Elazığ Havalimanı, “eski terminal binasının”

“Havacılık ve Akıllı Taşıt Bilimleri Yüksekokulu…” için,

Fırat Üniversitesine devredildiğini biliyoruz!

Bu konuda, Av. Şuay Alpay’ın emekleri büyüktür.

Bu önemli sektörün önümüzdeki yıllarda,

Ciddi yatırımlara vesile olacağına/ kapı aralayacağına inanıyorum.

Fırat Üniversitesinin de, “mühendislik altyapısı…”

Bizleri, gelecek yıllar için daha fazla ümit var etmektedir.

Bütün güzellikler, bu şehir ve bu şehrin güzel insanları için olmalıdır, diyorum.

Av. Şuay Alpay’a da bu görevinde başarılar diliyorum.

***                                        ***

O KOR BİR ATEŞTE!

Terör, insan varlığının en büyük düşmanıdır! 

Terör, en gelişmiş sistemlerin de düşmanıdır! 

Terör, hukuk devletine ve onun yaptırımlarına da düşmandır! 

Ondaki düşmanlık, ‘gül bahçesine de…’ aman vermez! 

Bütün doğruların karşısına çıkmak… 

Bütün erdemlikleri yok saymak… 

Yeri geldiğinde, ‘adaleti…’ suçlamak; 

Yeri geldiğinde, devlete/yani ‘otoriteye…’ kafa tutmak… 

Ve belki gariptir ama ‘mazlumun…’ en büyük düşmanıdır! 

O halde, ne deriz sürekli olarak; 

‘Terörün mantığı; mantıksızlıktır…’ 

İnancı, ‘inançsızlık…’ 

Seviyesi, ‘seviyesizlik…’ 

Sevgisi, ‘sevgisizliktir…’ 

Yeri ve yurdu; 

Ne tezde, ne de antitezdedir… 

Fikir odaklarının tamamen dışında! 

O kor bir ateşte, 

İsyanların göbeğinde… 

Bahtiyar Vahapzade, ‘vicdan’ şiirinde; 

“İki yolun ayrımında ben durup, 

Gâh o yandan, gâh bu yandan korkarım. 

Devden değil, sinek kadar gücüyle, 

Ben kendini dev sayandan korkarım.” 

Varlığı, ondaki namütenahi eserleri; 

‘İnkâr…’ eden, o kokuşmuş fikir köstebekleri… 

‘Vicdanından korkmayan…’ vicdan cellâtları… 

Eflatun, “Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır” der! 

Bütün sinirleri alınmış, 

Bütün değerleri çalınmış, 

Köklerinden koparılmış… 

Bir garabet! 

Kendi içinde zaafiyet, 

Yaşam eserleri ölmüş; 

Çoraklaşan gönül 

Veya çoraklaşan toprak misali…

***                       ***

İSTEMEM!

Bir irfan muallimi ne diyorlar;

“Ey Nefsim; Kalbim gibi ağla ve haykır de ki;

Faniyim; fani olanı istemem

 Acizim; aciz olanı istemem,

Ruhumu Rahman’a teslim eyledim gayri istemem

İsterim, fakat bir yar-ı baki isterim

Zerreyim; fakat bir şems-i sermed isterim,

Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim” 

İçimizdeki arzular, akan bulutların üzerine yıldırımlar gibi düşmelidir!

Sevda dolu gönüllerimizi rüzgârlarla yâd ellere, gurbet ellere taşımalıdır!

İnancımız, ilim ve hikmeti öylesine teşvik ediyor ki, kendi muradımızla kanatlanmak istiyoruz!

***                                       ***

BU KADAR SİLAH VE MÜHİMMAT NEREDEN!

Terör, dağdan şehre indi!

Düne kadar, “kır gerillasıydı…”

Şimdi, o hareketi doğunun birkaç ilçesine taşıdı!

Terörün hedefine baktığımızda;

Bu taktiği, “ASALA” dan aldığını söyleyebiliriz!

Öyle ki, “hedef gözetmiyor”

Çoluk-Çocuk,

Kadın-İhtiyar ayırmadan,

Tam bir, “katliam mantığı…”

Okula saldırıyor, ‘eğitimi’ hedef alıyor…

Ambülânsları,  ‘sağlığı’ hedef alıyor…

“Kültürü, Sanatı, Edebiyatı” hedef alıyor…

Belki de, en hassas planlarıyla, “ekonomiyi” hedef alıyor…

Özellikle de, “bölgenin insanını…” göçe zorluyor!

Velhasılı, “tam bir kaos…” yaratmak istiyor!

 Altını çiziyorum ve iddialı bir şekilde söylüyorum;

“Bu bölgenin aydın insanları…” bunları desteklemiyor!

Ve bu bölgenin insanları;  “Marksist-Stalinist bir örgütün…”

Bölücülük zihniyetin kesinlikle de, “karşısında…” duruyor!

***                                        ***

BASINDA SİYASİ PARTİLERE GÖRE GRUPLAŞMA!

2. Meşrutiyet Döneminin belki de en önemli özelliği,

“Basında siyasi partilere göre gruplaşmalar…”

Ve birbirlerine karşı, “dozunu artıran” hakaretimsi tartışmalar!

Bu dönemin siyasi partileri ve onlara bağlı olarak çıkan gazeteler;

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Başlıca Gazeteleri,  “Tanin ve Şura-yı Ümmet”

Fedakaranı Millet; Başlıca Gazeteleri, “Hukuku Umumiye ve Serbesti”

Ahrar Partisi, bu partinin Başlıca Gazeteleri, “Osmanlı Gazetesi”

İttihad-ı Muhammedi Derneği, Başlıca Gazetesi, “Volkan Gazetesi”

Bu dönem, tarihimizin  ‘ızdırap verici…’ bir dönemidir!

Tarihi, “31 Mart Olayı” bu dönemdedir!

Ayrışmanın, “ülkeyi tehdit ettiği” bir dönemdir.

Tarihin sıkıntılar ve iç çalkantılarla dolu,

“en zorlu olduğu…” bir dönemdir.

Tarih okuyalım…

Geçmişten kendimize dersler/ paylar çıkaralım.

Demokrasi, “ayrışma…” olarak tanımlanamaz;

Aksine,  ‘milli mutabakat…’ çerçevesinde ‘birleşmedir’

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

14Ekm

Anadolu’yu Gezmek

12Ekm

Zaman Kavramı

11Ekm

Muş Alparslan Üniversitesi…

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.