SURİYE VE HALEP


 SURİYE VE HALEP

                       Bedrettin KELEŞTİMUR

Suriye’de ve hele  “Halep’te içimiz yanıyor!”

Gözlerimizin içine baka baka;

“demoğrafik yapısını…” değiştiriyorlar

Aman Allah’ım!

Tepkilerimiz tamamen farklı mecralarda…

İnsanımıza, “ufuk…” açamıyoruz!

Neler oluyor bağlamında;

Tarihi örnekleri de getiremiyoruz…

Halep, bir Türk ve Türkmen Şehri…

Sultan Alparslan’ın Malazgirt’ten önce ilk fethettiği coğrafya…

Halep Şehri, “çarşıları, camileri, tekkeleri ve mekânlarıyla…”

Anadolu’yla bütünleşen tarihimizin kadim şehri

Halep’te; “dilim, kültürüm, tarihim, sanatım, ufkum…” yıkılıyor!

Asırların çığlığını; o çığlığın içli yankılarını duymaktayım!

***                             ***

Halep için İlber Ortaylı, “Osmanlılığı keşfettiğim yerdi” diyorlar.

Ve tarihi Halep Şehri için şunları dile getiriyorlar;

“HALEP hiçbir Türk devrine düşman değildi.

 Kanuni Süleyman Han’ı da, Sultan Abdülhamid’i de aynı hayırhahlıkla anıyorlardı

 Ve şüphesiz Cihan Harbi’nin sonunda son komutan olarak,

 Mustafa Kemal Paşa’yı da görmüştü.

Halep, 1966’da benim Osmanlılığı keşfettiğim yerdi. İddiasız ama muhteşem...

Sade ama çok çarpıcı güzel...

Çarşıdaki ikinci sınıf bir lokantaya girdiğiniz zaman bile,

 Adeta bir törenle karşılanıp uğurlanırdınız.

Bizde kaybolmaya başlayan, başka yerlerde görülmeyen mutfak sanatları oradaydı.

El sanatları kaybettiklerimizin aksine direnmekte devam ediyordu.

Taşın ve kirecin yarattığı çarşının içinde çok değişik lisanlar konuşulurdu,

Hal ve tavırlarıyla ayrı bir medeniyeti temsil edenleri görürdünüz.”

***                             ***

Tarihi Revan Şehrini bilir siniz…

Safevi’lerin merkezi…

Sizler hiç,

“Kırmızı gül demet demet / Sevda değil bir alamet

Gitti gelmez o muhannet/ Şol  Revanda balam kaldı

Kırmızı gül her dem olsa/ Yaralara merhem olsa

Ol tabipten derman gelse/ Şol Revan’da balam kaldı

Kırmızı gülün hazanı/ Ağaçlar döker gazeli

Kara yağızın güzeli/ Şol Revan’da balam kaldı”

Bu acılı türkü, Türk yurdu olan; “Revan’ın acılı-içli türküsüdür!”

Türküler bizi söylüyor…

Gel görelim, biz “türkülerimizi…” dinlemiyoruz!

O türkülerle birlikte, “tarihi yaşamıyoruz!”

İşte, O  “Revan’ı…” asimile ettiler!

Orda da,  “dilimi, kültürümü, tarihimi…” yıktılar!

Adına,  “Erivan…” dediler

Dualarımız nedir?

Aman ha! “Dağlık Karabağ”da, aynı akıbete uğramasın!

***                             ***

Maalesef, Kutsal Mekânlarda da, Osmanlı’nın bıraktığı hatıralar…

Tarihi mekanlar ve tarihi hizmetler; “siliniyorlar!”

Müzdelife yolundaki, “tarihi su kemerleri…” harap bir halde!

Osman Nuri Paşa tarafından yapılan 1781 tarihinde,

Mekke’nin korunması için yapılan; “Ecyad Kalesi…” yıkıldı!

Tarihi siluet bozularak, yerine, “lüks oteller…” yapıldı.

“Osmanlı Kışlası…”  hastahane ve barınma amacıyla;

2. Abdulhamit tarafından yaptırılmıştı; “Onu da yıktılar…”

Kâbe’de Osmanlı’dan kalan son izler; “tarihi revaklar…”

Onu da, “yok ettiler!”

***                 ***

Suriye ve Tarihi Halep Şehrimiz…

Halep, bu milletin; “hal ehli…” bir şehri!

Bu şehirde, 1867 tarihinde “Gadir el-Fırat Gazetesi…”

Ve 1869 tarihinde,  “Fırat Gazetesi…” yayın hayatına başlıyor.

Her iki gazetede, “Türkçe-Arapça” olarak yayınlanır.

Tarihi Türk Şehri Halep’e,  günümüzde; “kelepçe…” takılmış!

Halep Şehri,  “acımasızca…” insanıyla ve kültürüyle yıkılıyor!

Onbinlerce Halep’li,  “evsiz ve barksız…” yurtsuz bırakılıyor!

Asıl büyük derdimiz budur,  Anadolu’nun…

***                             ***

2010 yılı öncesini hatırlayınız…

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Muz ile

Halep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Nizar Akıl arasında;

“İşbirliği Antlaşması…” imzalanıyordu!

Prof. Dr. Akil ne diyorlardı;

“Üniversitemizde Türkoloji Bölümü'nü açmak istiyoruz. Bunun için görüşmelere başladık.

 Suriye ve Halep'e çok sayıda Türk yatırımcı gelmektedir.

Türkiye'de tüm alanlarda çok büyük bir gelişme yaşanıyor.

Türkiye ne kadar ileriye giderse biz de o kadar ilerleriz''

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odasının, “Suriye temasları…”

Ticari İlişkiler,  “zirvelerdeydi…”

Batı dünyası bu birlikteliği, “sindiremedi!”

Öyle çirkin bir senaryo oyununu sahneye koydular ki;

“bir kıvılcım…” bir coğrafyayı yakmaya yetti!

Cahit Külebi bir şiirinde ne diyorlar;

“Ağladığım senin içindir/ Güldüğüm senin için

Öpüp başıma koyduğum/ Ekmek gibisin”

Bütün hüznümüz, “coğrafyamız için!”

***                             **

SADIK KEMAL TURAL HOCAMIZDAN KUTLAMA

Elazığ’da, şairlerimizin

Belediyemiz ve gönüşllü kuruluşlarımın işbirliğiyle gerçekleştirdiği;

“Şiirlerimiz Vatan İçin…”  programına,

Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hoca’dan kutlama…

 

“Vatan tapusu'nun bekçileri kahraman ordumuz,

 Yiğit polisimiz ve  bilincini heyecanla yıkamış şairlerimizdir...

İÇAYNASInı  parlatıp orada tarihin, toprağın, ataların 

Ve  henüz doğmamış  çocukların  çığlıklarını görebilenler,

Şiiri  nasıl yoğuracaklarını bilirler...

ŞİİRi yoğurup, GÖNÜL FIRININDA PİŞİRİP  mısralarla dilimleyip

 Ruhumuzu besleyenlere selam olsun...”

Hemşehrimiz Tural Hocamıza sonsuz teşekkürler…

 



 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Eyl

Şiirde hikmet var!

21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.