TÜRKİYE BÖLÜNÜR MÜ?


 TÜRKİYE BÖLÜNÜR MÜ?

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

Bu sual bile, “vicdanlara çarparak…” geri döner!

Anadolu coğrafyasının 780 bin km2’siyle;

Siyasi, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Anlamda,

“Doğusuyla, Batısıyla, Kuzeyiyle, güneyiyle…”

“Entegre…” olduğunu,  yani “bütünleştiğini” söylemek,

Sosyal bir realitedir!

Altını çizerek ifade ediyoruz;

Türkiye’de,  “ayrılıkçı bir Kürt hareketi!” yoktur!

Türk ile Kürt için bizler, “emmioğlu” diyoruz!

9 asır, Anadolu Coğrafyasında, “birlikte…”

Sadece, “kültür bağı…” değil;

“Kan bağıyla da…” kaynaşmışlardır!

Birlikte, “bir millet…” olmuşlardır.

Geliniz birlikte, “kültürün…” tarifini okuyunuz;

O tarif içerisinde; “doğumundan ölümüne kadar…”

Aynı adet ve gelenekleri, örfleri, töreleri “paylaşıyorlar!”

Paylaşmak demek, birbirine  “paydaş” “sırdaş” “gönüldaş” olmaktır.

Bu büyük bir, “sevgi çınarıdır…”

Sürekli çağlayan, “aşk pınarıdır…”

Her ikisinin de, ‘göbek adında’

İyi okuyunuz ve akıl defterinize düzgün bir şekilde yazınız;

Kâh,  “Mehmet” vardır,

Kâh, “Fatma” vardır.

İman ve aksiyon çizgisinde, “aynı safları…” paylaşırlar!

Anadolu’da her şehrin, “manevi bir zırhı…” mevcuttur.

Sizler, hala Anadolu insanının o hissiyatını keşfedemediniz mi?

Kur’an da,  “sabır” ve “hak” birlikte geçiyor!

“Sabrı tavsiye eden…”

“Hakkı tavsiye eden…” bir ümmet olmak keyfiyetini;

Cenab-ı Allah bu millete nasip etmiştir!

Lütfen, şu coğrafya üzerindeki,

“Bin yıllık tarihi…” okuyunuz!

Kendinizi, “Çile Mektebinde…” hissedersiniz!

Bu coğrafya da, sürekli  “dert kervanı” yürümüştür!

Gün olmuş, bu kadim coğrafya; milletin “derdiyle dertlenen…”

Nice kahramanları bağrından çıkarmıştır!

O kahramanlara bizler, “Alp” ve “Eren” diyoruz!

Anadolu’ya bakınız;

“dağlarında muhabbet…”

“Ovalarında sükûnet…”

“Nehirlerinde gözyaşı…”

Evet! İnsanında; “şefkat ve merhameti…” yaşarsınız!

Anadolu özetle, “dirilişin…” adıdır!

Türkiye,  “asra yemin ederim ki…”

“Bölünmez…” efendim!

Anadolu,  “İslam’ın son Kalesi’dir…”

Anadolu,  bütün nazarların üzerinde titrediği;

“Gönüller Evi’dir…”

Ya bu coğrafyayı, “tefekkür” ederek konuşalım;

Veya  ‘sözün kirlenmesine…’ izin vermeyelim.

***                                       ***

 

SU ÜRÜNLERİ VE İHRACATIMIZ!

2015 yılı içerisinde nerede ise bütün sektörlerde,

Belli bir, “ihracat düşüşü…” yaşanırken,

“Su Ürünleri Sektöründe…” yıllara göre bir artış gözlemleniyor.

Türkiye’nin 2000 yılında ki, Su Ürünleri İhracatı sadece;

“25 bin 320 ton…” 

Değer olarak da, “59 milyon 655 bin dolar” girdi sağlanmış!

2015 yılına gelindiğinde,  Su Ürünleri İhracatımız, “katlanarak” artıyor;

“121 bin 850 tona…” ulaşıyor!

Ülkemize ‘değer’ olarak girdisi, “689 milyon dolar…”

Türkiye,  “su ürünlerini” 80 ülkeye ihraç ediyor!

Sadece ABD pazarlarına, 2015 yılında;

“24 milyon dolar…” ihracat gerçekleştiriliyor!

***                       ***

Artık, firmalar Uluslar arası  “fuarlara…” katılıyorlar;

“Su Ürünleri Tanıtım Grubu” (STG) olarak da;

Sektörü,  dünyayla ‘entegre’ ediyor!

Küreselleşen dünyada, “iletişim ağını” sürekli güçlendiriyor!

Su Ürünleri ihracatının “yüzde 80’leri” Avrupa Ülkelerine yapılıyor.

Ve Elazığ artık bu sektörde;

İsminden en fazla bahsedilen İl’i konumuna gelmeye başladı!

Daha düne kadar Keban ismi,  “Hidroelektrik Barajı” ile anılırken,

Artık şimdi, “Alabalık Üretim Tesisleriyle”  Su Ürünlerinde;

Türkiye’nin, “cazibe merkezi” haline gelmeye başladı!

Ve 2014 yılında yapılan Elazığ “2. Kalkınma Kurultayında…”

“Yer altı Kaynakları” ve “Turizm Sektörüyle…”

Elazığ’ın ön plana çıkan ‘sektörü’  arasında yerini aldı.

Elazığ Şehrimizin 2015 yılı İhracatında;

“Madencilik Ürünlerinin” hemen arkasında;

İkinci sırada,  “10 milyon 784 bin dolarla”

Şehrin yükselen sektörü oldu.

Toplam İhracatın, “yüzde 8,06’ını” oluşturdu.

Akademisyenler, kapasitenin “yüz de yüz kullanımında…”

Su Ürünleri Üretiminin 10-15 kat artacağını ifade ediyorlar.

Bu sektörde, daha ciddi ve akılcı çalışmalar;

Elazığ’a ekonomisine önemli girdiler sağlayacaktır.

***                                       ***

LOKMAN (AS) OĞLUNA NASİHATLAR

Ayet, “Ey oğulcuğum! Namazı dosdoğru kıl;

Ve iyiliği emret, kötülükten de men’et ve başına gelene sabret!

Şüphesiz ki bu azmedilecek işlerdendir.” (Lokman, 17)

Ayet, “Hem insanlara karşı (kibirlenerek) yüzünü yan çevirme

Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme!

Çünkü Allah, kendini beğenip çokça övünen kimselerin hiçbirini sevmez” (18)

Ayet, “O halde yürüyüşünde mu’tedil ol; sesini de alçalt!

Çünkü seslerin en çirkini, elbette eşeklerin sesidir!” Lokman, 19)

***                       ***

ÇOK YEMİN EDEN!

Ayet, “(Habibim, yâ Muhammed!) Çok yemin eden, aşağılık

(kıymetli bir görüşe sahip olmayan), daima ayıplayan,

(insanların arkasından dudak büken), hep koğuculuk peşinde gezen,

Her zaman hayra mani olan, haddi aşan (hakkı çiğneyen),

Alabildiğine günahkâr, zorba; bunlardan sonra (bir de),

Soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine,

Mal ve oğullar sahibi oldu diye itaat etme” (Kalem, 10-14)

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.