TUZAK ÜSTÜNE TUZAK KURDULAR!


  TUZAK ÜSTÜNE TUZAK KURDULAR!

                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

Tarihin en çetin ve en zor coğrafyası üzerinde yaşamaktayız.

Anadolu Coğrafyası,  tarihi medeniyetlerin kökleri üzerinde yer alır…

Bu coğrafya,  “medeniyet coğrafyası…” olarak da tanımlanır.

Üç tevhit dini, bu coğrafya üzerinde doğmuş ve yeşermiş!

İlk şehir devletleri, bu coğrafya üzerinde kurulmuş!

Üç Kıta, bu coğrafya birbirine yaklaştırmış!

Bu coğrafya,  “bin yıl İslam’a hizmet eden…”

Bu milletin kadim,  “gönül coğrafyasıdır…”

***                                       ***

Ortadoğu ile ilk akla gelen, “gözyaşı medeniyetidir…”

Bitmek bilmeyen, “tuzaklar…” ve “karanlık pusular…”

Bazen birbirlerile de kesişen, “komplo teoriler…”

Bu coğrafyada, “terörle nemalanan…” emperyal güçler/ güç odakları!

Bütün bunların sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik anlamda;

En fazla sıkıntılarına katlanan,

Ve ağır faturalarını ödemek durumunda kalan,  ülke de,  “Türkiye…”

En son olarak da, “Atatürk Hava Limanı’nda ki bombalı saldırı!”

Ülkemizi bir anda, “yasa boğdu!”

Hem de, Ramazan Ayının,  “son haftası…” içerisinde!

Milletin, “bayram hazırlığı…” yaptığı bir dönemeçte!

Bu milletten, “intikam alır…” gibi, “kin ve öfke kusan…” bir saldırı!

****                                    ***

Ayet, “Onlar hileye başvurdular, Allah’da onların tuzağını boşa çıkardı.

Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır” (Ali İmran, 54)

Atatürk Hava Limanı’nda ki saldırı, “tuzağın bir parçası…”

Ayet, “(Habibim, yâ Muhammed!) Artık onlara karşı üzülme,

Ve (size) tuzak kurmakta olduklarından dolayı sıkıntı da olma” Neml, 70)

Sevgili okurlar, “tevhit mücadelesi…” ilk peygamber Hz. Âdem’le başladı;

Allah Resulün (asv)’e kadar gelen 124 bin peygamberle bu mücadele devam etti!

Ahir zamana kadar da, “hak ve batıl arasındaki mücadele…” devam edecek!

Ayet, “De ki: “Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların akıbeti nasıl olmuş bakın!” (Neml,69)

Herbirinin akıbeti, “büyük bir hüsrandır…”

Netice de, günümüzde de, “kötülerin akıbeti…” hüsran olacaktır!

Zulüm elbet birgün, “kendi sarayını yakacaktır!”

***                                       ***

İnancımız, “gizli konuşmalara da…” bir tanım getiriyor!

Ayet, “Ey iman edenler! Birbirinizle gizli konuşacağınız zaman,

O takdirde günah, düşmanlık ve peygambere isyan hakkında gizlice konuşmayın” (Mücadele, 9)

Ayet, “Günah, düşmanlık ve isyan hususundaki) gizli konuşma,

Ancak şeytandandır; ta ki iman edenleri üzsün” (Mücadele, 10)

Ancak birbirimize karşı, “hüsnü zan’da…” güzel niyetler besleyebiliriz!

Bu millete karşı hile kuranların duruşunu Kur’an çok güzel tasvir ediyor;

Ayet, “Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider. Başınıza bir kötülük gelce onunla sevinirler.

Eğer sabreder ve Allah’dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez;

Çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır” (Ali İmran, 120)

Yeter ki, yüce Yaratıcıya, “hakiki kulluk görevini eda edelim!”

Kur’an buyuruyor, “Allah, kâfirlerin kurduğu tuzağı işte böyle boşa çıkarır”  (Enfal, 18)

***                                       ***

Türkiye, bulunduğu coğrafya da,  “huzur, güven ve istikrarla…”  kalkınır!

Huzurun, güvenin, istikrarın en büyük düşmanı kimdir/ veya kimlerdir;

“Beynelmilel törördür…” Ve onun bu ülkede,  “yaktığı fitne ve fesat ateşidir!”

O ateş günümüzde, “bölücü terör…” olarak tanımlanır!

“Beyni…” ve asıl kökleri, “dışardadır…”

Tıpkı bir, “ahtapot…” misali!

İçimizdekiler için kullanacağımız ifade,  “zavallılar…” olacaktır!

Hayatta en zor olan da,  “göz körlüğüdür…”

İnsan için en büyük bataklıkta, “taassuptur…”

Ülkeyi derinden yasa boğan olaylar, gafletin  ürperten dehşetinden “artık uyan…” diyor!

Bugün sizlerle, “Anlamak İstiyorum!” şiirimi paylaşmak istiyorum;

“ANLAMAK İSTİYORUM…                     

Hüzün dolu bir kâse getirin

Yanıbaşında karanfiller olsun

Sabır, ufkun kızıllığına düşer

İçi gözyaşı ateşiyle dolsun

 

İftar vakti,  sükûtun çağlayanı

Bir ben mi kaldım, asrın ağlayanı!

Yokmudur, yaraların dağlayanı!

Yaraların, vicdanın dili olsun!

 

Ölüm, ölüm kusan kahpe tetikler!

Lanet gezler;  birbirini tetikler!

Suları terk etmiş karabataklar;

Dalıp, dalıp çıktığın son gün olsun!

 

Gün ağarmış,  kızıllığa boyanmış

İçli yüreğim, rüzgârlarda yanmış

Dünya salınağında,  seni anmış;

Merhametle şefkat yeryüzü olsun

 

Türkiye’nin kalbine düştü acı…

Başlar ağrıtacak kadar büyür, sancı!

Nasıl kaldırır böyle bir utancı!

Acıya yar olmayan  “yüzler solsun…”

 

Hem Asyalı, hem Avrupalıyım

Coğrafyanın; kararıyım, alıyım!

Dört iklimde peteklerin balıyım;

Bırakın bu millet, “köprünüz olsun…”

 

Rahmet rüzgârı, okşasın yüzünü

Toprağın kokusu sarsın yazını

Huzurla birlik; çekeyim nazını

Söz ve yazı,  hayatın nakşı olsun!

 

Bekledim ülkemde, baharı yazı!

Severim renklerin göznuru beyazı

Gönlümden payını alır, tevazu!

Ah! Bayramlar da, bayram gibi olsun!

 

Edirne’den Kars’a kadar vatanım

Kalbiyim coğrafya’nın, dört bir yanım;

Sendedir tarihim, “bin yıllık anım…”

Aklım ve fikrim, anılarda olsun!

 

Maksadı aştı, yollar kâbus kokar!

Karanlık pusularda,  habis akar!

Vicdansız göğsüne, nefret takar;

Zulmün ateşi, ülkemde yok olsun!”

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Ekm
18Ekm

Ahilik ve fütüvvet!

17Ekm

Bir taş ne ki demeyin?

16Ekm

Dil o kadar önemli ki?

15Ekm

Dil ve yürek!

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.