ULU CAMİDE DİVANA DURDUM!


  ULU CAMİDE DİVANA DURDUM!

                                                             Bedrettin KELEŞTİMUR

Ramazan Ayının şu kutsi günlerinde;

Tarihin efsunkâr şehri Harput’tayız…

Coğrafya’mın “Tefekkür Dünyası’nda”

“Ulu Cami de divana durdum…”

Asrı, asırları solukladım;

“Fatihalar, Yasinler, Âminlerle…”

“Fütüvvet Dilini…” onda yaşadım!

Onda, saflar sanki “bin yıl huzurda…”

Sanki sütunlar taşır yüreğimi…

Kemerler, bir hilal gibi açılır;

Ufkumdan rahmet bulutları yürür!

Burada, bu mekân da tarih yaşar;

Edep, Vuslat, Hasret dersi alırız…

***                       ***

Şairimiz bu mabet için ne diyorlar;

“Bu ma’bede boş yere denmemiş Ulu Câmi

Hâlâ yiğit ve temiz ervâhla dolu câmi

Bir dut türemiş kıble duvarının dibinden

Eğilmiş secde etmiş bu ağaç edebinden”

Ayet, “yerler ve gökler Allah’ı tesbih ederler”

Ulu Cami’nin,  “boynu eğik minaresi”

O kutsi ayetin tecellisinde…

***                       ***

Harput’ta, Ulu Cami de tefekkür;

“Feth-i Mübin” yolculuğuna çıkarır.

Geliniz, birlikte o yolculuğu yapalım;

***                       ***

Gez gör, Anadolu’yu

Bir baştan, öte başa…

 

Ahlât’ta, “Fetih Dili…”

Anadolu Kapısı…

 

Divriği’den Bursa’ya

Bir Ulu, Mabet süsler…

 

Sinan, heybetle büyür

Vatanın nakışında…

 

Şehir, yaslanır dağa;

Cihangir Otağı, dağ!

 

Bolu, Ayvaz Köroğlu

Toros, Karacaoğlan…

 

Uludağ kıyamdadır;

Aziziye Rükûda!

 

Çanakkale mahşeri;

Şüheda niyazında…

 

Fırat, Harput’ta Hoyrat

Esintisi Sakarya…

 

Antep, Şahin bakışlı

Maraş’ta Sütçü İmam…

 

 

Mermi, omuzda sancı

Kağnılar yürür sessiz…

 

Anadolu yüreği;

Sabır taşır, İlahi…

 

 

Ağırlar Mevlana’yı;

Konya’da, Meram Bağı

 

Revan Yolu, Murat’ın;

Ufkunda, Bağdat Kapı…

 

Koca Yunus Gönlüdür;

Bozkır Anadolu’nun!

 

Dört mevsim Yedi İklim;

İstanbul, beyaz lale…

 

Bir sofra Anadolu;

Gönüller Sultanına…

***                       ***

Ulu Cami’de, tarihi tefekkür;

Asrı, asırları yaşamak demek!

Gönül gözüyle seslenmektir;

“Sevdalarımız yürür Anadolu’dan

Alpler, Erenler, Veliler diyarından

Şecaat yürür, asrın bütün kalelerinden…

Vefa ve sadakat bayrağı dalgalanır,

Sıddıklar Ordusu’ndan…

Ey Sahabe meşrepli yüzler;

80 milyonun selamı ve salâtı üzerinize

Fırat’ta, Dicle’de abdestlerini aldılar

Kelam ettiler, kâmil bir ruha erdiler…

Şefkat dolu, “fetih yürekli” nazarlar;

Her biri yıldız olup aktılar Anadolu’ya…

***                       ***

Anadolu, Zaferlerin anası; Malazgirt sendedir

Yedi iklimin boyun eğdiği, Çanakkale sendedir

Nefsimin ötesindedir, bütün duygularım…

Asırların selamı, Anadolu’dan;

Kandil kandil nur yağar semadan…

Dilim, ne ağıt yakar, ne gönül yıkar!

Sabrım kök salmıştır, toprağa…

Toprağı vatan kılan şüheda!

Edasındadır, son nefesiyle

Şefkatle açılır kolları Beka’ya…

***                                       ***

Ulu Cami’de, O ulu Mabet’te;

Kâh Musa’nın çilesini

Kâh Yusuf’un sabrını!

Duyar gibi/ bir daha yaşar gibi oldum…

Ufkumda, şefkati özleminde Anadolu!

Ey Horasan Erenleri…

Ey Alperen ruhlu dervişler…

Hasret Vaktidir, bugün;

Şu kemerler, şu sütunlar, şu mekânlar…

“Yesevi’de ki ocak!

Hacı Bektaş Veli kadar,

Yunus kadar sıcak!”

O sıcak duygularla, “Ulu Cami’de Ulu Divandayım!”

O Ulu Divan’da;

Harput’tan Malazgirt’i düşünmek;

Gazali asrından bir hoş sedadır!

Farabi, Biruni, İbni Sina’yı edadır!

Divan Şehrine, Kaşgar’a yolculuk,

Balasagun’da, Yusuf Hacip’le sohbettir!

Bilgiye, hikmete her dem sırlara yoldaştır

Türk’ü vuslat haliyle bir daha anmak,

O hali yaşamak, o hali dertlenmek, yanmaktır

****                                    ***

Ey can dostlar, Ey Yarenler;

Yer ile gök arasını düşünebildin mi?

Akıl ile vicdanın sesini konuşabildin mi?

Göz ile gönül yoluna taşınabildin mi?

Bilmek, marifet kitabını okumak…

***                       ***

Marifet Kitabı, “iki menzilden…” söz eder;

“Ey sevda yolcusu;

Fena’dan Beka’ya; hicrettir yolumuz

İki menzil arası, hasret odumuz

Hayreti, gayret yap; iki oda gibi yurdumuz!

Dünya Yurdu’da bizim,

Ahret Yurdu’da bizim…”

***                       ***

Harput’tan Diyarbakır’a, “birleşir sözümüz”

“Şehri Artukludur, bu diyarlar canlar canı

Kapı kapı açılır, surların dört yanı

Ulucami minberinde; Sahabe Makamı

Ne bir hayal, ne bir rüya hakikat anı!”

Ulu Cami’de, divana durdum…

O an, şefkatin soylu yürüyüşünü;

Fethi Anadolu’yu yaşadım…

Birlikte, o sımsıcak duyguları yaşamak isterim.

 





 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.