YAZIK, YAZIKLAR OLSUN


 YAZIK, YAZIKLAR OLSUN

                               Bedrettin KELEŞTİMUR

Unut diyorlar, dünü!

Dünün ‘gölgesi inmesin’ bugüne

Nasıl unutulur?

Dün, bütünüyle “tarih ve hafıza”

Bugün,

Yaşadığın gün.

Yarınlara,

İnce ve narin zarıyla yuvarlanır.

Su akar,

Kendi mecrasında…

Ağaç büyür,

Kökleri üzerinde…

İnsan,

“Üç-beş damla kan,

Binlerce kaygı-endişe” ile gelir dünyaya!

Mazi,

Tarih, şuur, fikir ve hafıza…

Ezel ve Ebed çizgisi üzerinde yürür.

Bir ‘doğru’ da,

Binlerce sayısız nokta!

Aynı ufuk üzerinde;

Acılar, sevinçler, kaygılar, endişeler,

Bir harman olmuş.

Savrulmuş gök kubbeye

Gezdin mi, bu ülkenin,

İsim verdiğin dağını, taşını…

Konakladın mı?

Vahşi ve yahşi vadilerinde…

İçtin mi?

Yaylaklarında soğuk sularını…

Dinledin mi?

Kopuz çalan aşıklarını

Ney inlerken,

Kendimi bulurum ‘sazın tellerinde’

Öfkem tırmanır!

Dağlara, dağlara…

Hala, sıkılmadan,

Unut diyorlar, dünü!

“Bırak hafızanı” diyorlar!

Dünün, “hatıralarını”

Yazık, yazıklar olsun.

***                        ***

ŞEHİTLERE AĞLANMAZ Kİ                    

Kuran, “onlar diri” diyor, ölmedi

Şehitlere ağlanmaz ki, ağlama!

Ağlayıp da, yürekleri dağlama

Dağlara bak, “açan güller” solmadı

Ahir zamana kadar, solmayacak…

 

Hakikat, “vatanın tapusu” onlar

Yücelikleri seçenlerde, onlar

“Şahadet edecek” neferler, onlar

Dağlara bak, “açan güller” solmadı

Ahir zamana kadar, solmayacak…

 

Nerede tatlı bir rüzgâr esende

Semada parlayan yıldız yüzende

Vatanın gül bahçesini gezende

Huzur veren güllere bak, solmadı

Ahir zamana kadar, solmayacak…

 

Şehitler, Hak katında “rızıklanır”

Sevdalarıyla birlikte aklanır

Hatıraları bizlerde saklanır

İsimleri gönüllerde, solmadı

Ahir zamana kadar, solmayacak…

 

“Ya gazi, ya şehit olmak” isterim

O, “ulvi yolda”  gezinir hislerim

İmanım hey! davetini beklerim

O gaye’m, niyetim, ufkum solmadı

Her nefes alışımda solmayacak

Bir ömür boyu Rabbim soldurmasın,  (âmin.) (BK)

***                        ***

DAR GEÇİT’TE PUSU

                 (Şehit Polislerime)

“Dar geçit’te” sıkışıp boğulacak!

Kötülükler ülkemden kovulacak

Okul yakan, doktor öldüren cani…

İhanetin  “bedeli”  sorulacak” (bk)

***                        ***

KIYIYA DÜŞEN “ÇOCUK” YÜREĞİMDİR!

“İnsanlık öldü” dersem yalan mı?

Kıyıya düşen “beden” anlatıyor!

Dalgaların pençesinde kalan mı?

Yürek yakan hayaller anlatıyor!

 

Masum yürekler yerlerde uzanmış

Naşı, dalgalar üstünde taşınmış

Gören gözler görmez olmuş, aşınmış!

“Hali yaman” ahvali anlatıyor!

 

Kıyıya düşen “çocuk” yüreğimdir

Dalgalar, ‘vicdansıza’ çığlığımdır

Haksızlığa  ‘isyanım’ varlığımdır

Varlığım, “erdemliği” anlatıyor. (bk)

***                        ***

UTANÇ VERİCİ BİR ÜSLUP!

Geçici hükümetin HDP’li AB Bakanı Ali Haydar Konca,

Bakanlık koltuğuna oturur oturmaz ilk açıklaması;

“Ermeni soykırımını tanımak” oldu.

Ne diyor, Ali Haydar Konca;

“Katliam yapıldığı çok açık ve nettir!”

Aman Allah’ım! daha neler görecektik?

Bu ülkenin duruşu, “böyle bir darbeyi”

Kendi içinden alacaktı!

İçi küf bağlamış, mesnetsiz sözler!

 Sözlere, ‘iradeli’ bir cevap nereden gelecekti?

Kardeş Azerbaycan’dan…

Ganire Paşayeva’dan…

Ganire Paşayeva,  “Hukukçu, hekim, gazeteci ve siyasetçi”

Azerbaycan’ın, AP’ dan sorumlu milletvekili…

Paşayeva yaptığı açıklamasında;

“Çok üzüldüm. Dünyada Ermeni yalanları ile mücadele eden,

Bu kadar Türk kökenli akademisyen, Aydın, STK’lar, Medya,

Diaspora örgütlerinin yaptıkları işi Türkiye’nin bakanı adına,

HDP’li Ali Haydar Konca’nın verdiği açıklamasıyla darbe almıştır”

Tarihi bilemeyenler…

“Ermeni mezalimini” yaşayan bir milletiz!

O ağıtları duymayanlar…

Tarihi, zahmet göstererek okumayanlar…

“Bir cenaze gördüm: Kan olmuş yüzü, 

Portlamış kenara sıçramış gözü,

Üçyüz altmış canın sönmemiş közü.

Yanan can dumanı, Arşa dayandı”

Konca,  o sözleriyle “arşı titretti” dersem yeridir.

***                        ***

TARİHTE 4 EYLÜL

476 - Batı Roma İmparatorluğu'nun son hükümdarı Romulus Augustus, kendisini İtalya kralı olarak ilân eden Germen şefi Odoacer tarafından tahttan indirilince Batı Roma İmparatorluğu sona ermişti.

1870 - Fransa'da III. Cumhuriyet ilan edildi.

1885 - "Self-servis" ilk defa New York'ta uygulanmaya başlandı.

1886 - Yaklaşık 30 yıl süren savaşlardan sonra, Apaçi lideri GeronimoArizona'da teslim oldu.

1888 - George EastmanKodak adını ticarileştirdi ve makaralı film kullanan kamerasının patentini aldı.

1919 - Gazi Mustafa KemalSivas Kongresi'ni açtı.

1922 - Türk Kurtuluş Savaşı: Türk Ordusu, Yunan İşgali altındaki Sarıgöl,Buldan ve Bigadiç'i geri aldı.

1935 İstanbul telefon şirketi hükümet adına işletilmeye başlandı.

1939 - Tüm gıda maddelerine ihraç yasağı kondu.

1956 - Depolama aygıtı olarak manyetik disk kullanan ilk ticari bilgisayar olan "IBM RAMAC 305" tanıtıldı..

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

16Eyl
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.