YERLİ MALI, TUTUM, YATIRIM HAFTASI


 YERLİ MALI, TUTUM, YATIRIM HAFTASI

                                              Bedrettin KELEŞTİMUR

12-18 Aralık tarihleri okullarımızda;

“Yerli Malı Haftası” olarak kutlanır.

Bu hafta eskilerin diliyle,

“Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” tanımlanırdı.

Bu hafta vesilesiyle okullarımızda, 

“Milli Ekonomi Şuuru…” uyandırılırdı!

Bu millet, İstiklal Savaşının hemen akabinde;

1923 tarihinde, “İzmir İktisat Kongresi” yapacaktır.

Bu millet tarafından benimsenen felsefe nedir?

“Ekonomik Bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlık olamaz!”

***                 ***

Yaşadığımız güzelim şehir, Elazığ’ın ismi hangi anlama geliyor?

“Azığı bol, bereketli İl…”

Acaba,  “Yerli tüketime…” ne kadar önem veriyoruz?

Veya bu şehir olarak, “tükettiklerimizin…” ne kadarı yerli?

Veya Elazığ şehri olarak,  “Markalarımız…” nelerdir?

Veya bu şehir olarak,  “ürettiklerimizle” ne kadar kabımızdan taşıyoruz?

***                            ***

Şöyle şehrin en merkezi yeri, “Gazi Caddesinde…” gözlerinizi ısıran nedir?

Ürpererek ifade etmek isterim?

Tekstilden Beyaz Eşyaya kadar, “Yabancı Markalar…”

Bunun adı nedir?

“Uluslar arası Ekonomik Savaş…”

Bu köşemde sıklıkla kaleme almışımdır?

“Elazığ’ın ihracat ve ithalat kalemleri…”

Bu şehirde, “kişi başına düşen GSMH…”

Bu şehirde,  “ürettiklerimizin katma değeri…” ne kadar?

“Bilge insanların…”

“Alperen ruhuna sahip insanların…”

“Fazilet mücadelesi veren insanların…”

Yaşadığı bir şehirde, “onurlu bir mücadele…”

İnancımız söylüyor,  “Her Peygamberin bir mesleği…” olduğunu!

En kutsal kazancın,  “alın teri- emeğin…” kazancı olduğunu!

Bu hafta bizlere,  “onurlu bir duruşu…” öğretiyor, değil mi?

Ataletin diğer adı nedir?

Bizlere hiç de yakışmayan, “tembellik…”

Nerelerde olmamız gerektiğini geliniz birlikte sorgulayalım

***                            ***

“YURTTA SULH, VİHANDA SULH”

Bedrettin KELEŞTİMUR

Bazı kavramlar vardır,

“Önemsemeyiz!”

Öyle zamanlar olmuştur ki,

“Yadırganmıştır!”

Tarihte, “efsane yazan bir milleti…” düşündükçe?

İnsanımız için,  “kâbusa dönüşen…” savaş cehennemini düşündükçe?

Akif’in, Cenab-ı Allah bu millete;

“Bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın…” sözünü duyarak düşündükçe?

Demek ki, bazı zamanlar / veya haller var ki,

İnsanlığa/ veya millete, “bir büyük nimet…” değerindedir!

Şöyle bir düşününüz;

“Sevgi…” en fazla hangi ortamda filizlenir/ yeşerir?

“Sulh…” veya “Barış…” ortamına!

Peki, “Nefret…” onu besleyen nasıl bir atmosferdir?

Günde, 5 vakit namazdaki çağrıya kulak verdiniz mi?

“Salah…” der, “felah…” der!

İslam,  “huzur ve güvene çağrıdır”

90 yılı aşan Cumhuriyet tarihini şöyle bir irdeleyiniz?

“Sosyal Barışın ve İstikrarın…” temin edildiği yıllar;

“İktisadi kalkınmanında…” en fazla büyüdüğü yıllardır.

Bu milletin milliyetperver aydını, “teröre ve şiddete karşı…” haykırır;

Bütün olanlara, “insanlık dışı-cinnet…” der!

Sadece 30 yıldır devam eden PKK terörünün bu ülkeye maliyeti?

Bu millet, o melun terörü yaşamasaydı, sadece milli geliri;

“25-30 bin dolar…” olacaktı!

İnsanı,  “daha hür, daha mutlu ve daha zengin…” olacaktı!

İster ismine, “örtülü” isterseniz, “örtüsüz” savaş deyiniz;

Bedelini, “insan…” ödemektedir!

İşte, “Suriye’nin manzarası…”

Her şeyiyle,  “ayaklar altındadır!”

Bütün değerleri,  “yağma edilmektedir!”

Velhasıl, “savaşlar acımasızdır!”

Vicdanların, “sükûtu hayale uğradığı…” anlardır.

Sadece şunu da ifade etmek isterim;

Sulhu korumak için de,  “güçlü…” olacaksınız.

***                            ****

  EY ADL-İ İLAHİ

“Ey Adl-i İlahi, seni sevmek kadar büyük sevgi yok bilirim,

Her zaman huzurunda secde ederim, belim bükülür, eğilirim.

                    

Bilirim sen Adl-i İlahisin korkarım, masiyetlerimden ben,

Birde Rahman ve Rahim sıfatın gelir aklıma ferahlarım ben,

 

Esma-i Hüsna isimlerinle tesbih etsem, yalvarsam sana,

Asla ümidimi yitirmem , dualarımla sığınırım senden sana 

 

Tevbeler edip geldim kapına, affedenlerin yücesi bilirim seni.

Ey en güzel isimlerin sahibi sevgili mevlam, narlara atma beni,

 

Bilirim, korkarım,  günahlarım omuzlarımda daimi bir yüktür,

Masiyetlerim ne kadar çok olsa da, rahmetin daha büyüktür,

 

Ben seni çok seviyorum Rabbim, senden daha sevgili olamaz,

Ya Rab, her gün huzurunda beş vakit secdem, kıyam ve namaz.

 

Reha bulur yüreğim, eğer Rahmet sıfatınla bakarsan bana,

Beni seversen eğer önce merhamet et  anama ve babama.

 

Dert de sen den, şifa da rabbim sen varken gam yoktur  kuluna,

Yeter ki kalplerde Allah sevgisi, dillerde, dudaklarda  dualar buluna 

 

Vehhapsın sen, hele  dua edince kulların, merhamet kapıların açılır,

Şafisin sen, sen istersen eğer ne dert sefa sürer, ne de gam baki kalır,

 

Ömürlerin bir zamanı bir de süresi  vardır, Rabbim verir, Rabbim alır,

Mülk onun, tasarruf onun, zamandan önce vardı, yine sonra o vardır. 

 

Sonsuz kudretiyle, bir anda kainatlar var eder, nimetler verir alır,

Gerçek her can gelip gider, her şey ölüp yok olur, bir Allah baki kalır.

 

Çift yaratmıştır her şeyi, birbirine muhtaç edip, kurmuştur alemleri,

Alemler ona muhtaç, o kimseye muhtaç değil, tekdir, yoktur eşi benzeri.

 

Kulların bir sevgiliye aşık olup, sevdim yandım eridim derken,

Nice sevgililer, aşıklar bin gaflet içinde, çok uzaktır o idrakten.

 

Ey sevgili, en sevgili, oysa yine senin eserindir bütün sevilenler

Aslında aşıklar seni görmeden, eserlerinde seni sever, seni överler.

 

Ne kadar şükretsek azdır, idrak verdin , kendini tanıtın, sevdik seni,

Günahlarımızla yüce sevgilinin kapısındayız, umarız affeder sever bizi.

NOT; “Yüceler yücesi ulu Rabbim’in affına ermek ve şükür vesilem olsun diye kaleme aldığım bu şiirimi, aziz kardeşim, Bedrettin KELEŞTİMUR’A ithaf ediyorum.”  Zekeriya BİCAN

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

Doğal mı hormonlu mu?

20Eyl
19Eyl

Ağın’da Buluşalım

18Eyl

Şiirlerimden Bir Demet

17Eyl

Tarih Kavramı

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.