Kapitülasyonlar bitti mi?


Evet, Lozan anlaşmasında Avrupa ve diğer ülkeler kapitülasyonların bittiğini kabul ettiler.
Zaten kalmasının da bir anlamı yoktu çünkü bu ülkeyi sömürmenin başka yolları vardı ve üstelik anlaşmaya falan da gerek yoktu.
Yani kapitülasyonların adı, Euro, Dolar, Sterlin’di…
Ticaretle uğraşmaya bile gerek yoktu. Hiçbir riski yoktu. Saatler içinde ülke bir anda milyarlarca lira kaybedebiliyor, borcu yüz kat bin kat artabiliyor.
Kapitülasyon dediğin, ülkeyi kılcal damarlarıyla birlikte ekonomisini yönetmek ve sömürmek değil miydi?
Bugün aynı görevi döviz yapıyor.
Doların bir günde tavan yapması kimi etkiliyor?
Küçük esnafı ve devleti…
Küçük esnafın zaten sesi çıkmıyor…
Gerisi düğün dernek…
Bir gecede oturduğu yerden milyarlarına milyar katanlar göbek atıyor. 
Halk kimin umurunda…
Eskiden bozuk düzen diye bir kelime kullanıyorduk. 
Değişen bir şey yok hala düzen bozuk, hala terazi sadece bir kefesi birilerinin malını mülkünü tartıyor.
Terazi sadece zenginin kazandıklarını tartıyor, fakirin kaybettiğinden haberi bile yok.
Bunun adına da ADALET diyorlar. 
Yere girsin sizin adaletiniz. 
Olmazsa daha iyi…

İstanbul’a dair birkaç kelam…
Birine sormuşlar;” İstanbul’da yaşayan insanlar nasıl ifade edersin?”
“Bir sürü psikolojisi bozulmuş insan!” Diye cevap vermiş.
“En kolay katil olmanın yolu nedir?” diye sormuşlar.
“İstanbul’da yaşamaktır!” demiş.
“İstanbul’da kim kime güvenir?”
“Hırsızlar ve çalışmadan para kazanma peşinde olanlar!” 
“Bu kadar zorluğa rağmen garibanlar neden hala İstanbul’da yaşamayı sürdürürler?”
“Psikolojisi sıfırlayınca başka yere gitmeyi akıl edemiyorlar.”
“İstanbul’un en cazip tarafı nedir?”
“Fazla süründürmez, ömrü azaltır, kısa zamanda biletini keser!” demiş.
İşte size İstanbul’da yaşamanın özeti…

Seçim zamanı…
Kimi geçim derdinde kimi seçim..
Ama seçim derdinde olanlar daha fazla…
Kim kazanacak, hangi parti ne kadar oy alacak?
Sonrası?
Onun hesabını yapan yok. 
Avrupa’da hiçbir vatandaş bizim kadar seçimi iliklerine kadar hissetmez.
Ne caddelerdeki afiş kirliliği, ne de kulaklarımızı sağır eden sesler…
Her şey sükûnet içinde, olup biter. 
Kim kazanmış, kim kaybetmiş kimsenin de umurunda değil!
Peki, biz de neden böyle?
Çünkü Devletin çarkları yerli yerinde işlemiyor. Devletin çarkı bir türlü düzenli çalışacak bir sisteme oturtulmadı. Gelen çarkı değiştiriyor, giden kendine göre değiştiriyor.
Avrupa’da bu yok. Gelen kim olursa olsun devlet çarkı değişmeden devam ediyor. Herkes de bu dönen çarkta eşit payını alıyor ve şikâyeti yok. 
Biz ne zaman bu seviyeye ulaşabiliriz?
Allah bilir!

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ara

HARPUT’A DİYENET KÜLLİYETİ

03Ara

Seçim Heyecanı

29Ekm

Enflasyonla Mücadele 

12Eyl

Dost Düşman

03Eyl

Kafadan Zam

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.