SEÇİMİN ÖBÜR TARAFI


Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra demokratikleşme yolunda bir adım daha atıldı. Halk Cumhurbaşkanını kendisi seçti.

Mecliste kim çoğunluksa onun adayının kazandığı çağ kapandı.

Ben bugün kazanan tarafı yazmayacağım, kaybeden tarafa bakmak istiyorum. Kaybeden taraf milleti suçluyor.

İki muhalefet partinin seçim sonu değerlendirmeleri şunlar:

 Tatilciler sandık başına gelmedi….

Yaz mevsiminde çoğu insan seyahatte olduğu için sonuç böyle oldu….

Oy vermeyenler tarih önünde büyük bir  vebal  altına girdiler….

İmkânlarımız kısıtlıydı, karşıdaki adayın devletin bütün imkânları emrindeydi…

Kendilerine dair hiçbir özeleştiri duydunuz mu?

CHP-MHP kankalığına  deyinmek istemiyorum.

O kankalığın ileride özellikle MHP ye neye malolacağını göreceğiz.

MHP nin neler kaybettiğini, gelecek seçimlerde hepimiz göreceğiz.

Bu seçimin en önemli kısmı kaybeden liderlerin pişkinliğinin devam etmesi…

On seçim kaybeden lider, hala şapkasını çıkarıp düşünmüyor. Neden on seçim kaybettiğini sorgulamıyor.  Bu da yetmiyormuş gibi CHP ile kol kola seçimler düzenleyerek partinin ruhuna aykırı bir politikayla başarılı olmaya çalışıyor.

Siyasette başarı asla tesadüf olamaz. 

Doğru zamanda doğru kararlarla, yenilenerek, vizyonunu halka iyi tanıtan mutlaka kazanır.

Artık halk partilerin ekibine bakıyor, ekonomi programına bakıyor, vizyonuna bakıyor.

Türkiye’de muhalefet iyi uyutuldu. Doğrusu uyutana helal olsun! Yaklaşık on yıldır politikalarını tek isimle sürdürdüler. O şahsı karalayarak oy kazanmaya çalıştılar.

Denemesi bedava, buyrun muhalefet liderlerin mitinglerini, gurup toplantıların,ı basın toplantılarına bakın,; Baştan sona kadar, Recep Tayyip Erdoğan ismi vardır.

Bu isimle toplantılar başlar, mitingler başlar bu isimle biter.

Geçen seçimde muhalefet liderlerinden biri dört saat televizyon programda kaldı, dört saatte Recep Tayyip Erdoğan isminden başka bir şey duymadık.

Bu uyutulmak değil de nedir?

Adam kendi partisini bırakmış, neler yapacağını bırakmış, tek isimle yıllar geçiriyor.  Partisi dağılmış,  bu partinin emektarlarını ya kovmuş ya da sindirmiş ve hala sıfıra doğru hızla ilerlediğini farketmiyor. Hani şu merhum Kemal Sunalın “Koltuk Sevdası!” filminde anlatılmak istendiği gibi,  koltuk sevdası gerçekten büyük bir hastalıkmış.

CHP VE MHP toplum mühendisliği okulunda sınıfta kalmıştır. Sosyolojik çalışmalardan dilinden haberleri yok. İnsanlar neden hala bu partiye oy veriyor, sorusuna milleti suçlayarak, onları aşağılayarak cevap bulursanız, haliniz böyle olur!

Halkın dilini çözemeyen siyasette barınamaz.

Süleyman Demirel yaklaşık otuz sene toplum psikolojisini çok iyi bildiği için ayakta katlı, defalarca başbakanlık yaptı.

Örneğin; Türkiye’de bütün muhtarlara her bayram kart gönderirdi. Belki şimdi bu çok basit görülebilir; ama yetmişlerde bir kart köylerde bayram havası yaratıyordu “ Süleyman Demirel bizi tanıyor, kart göndermiş!” sözü yetiyordu.

Bugün Türkiye tek kişinin durmadan seçim kazanmasının altında halkın kılcal damarlarına inmek vardır. Toplum psikolojisini çok iyi tahlil etmek vardır.

 Beğenirsin, Beğenmezsin ama her şey ortada…

Şimdi bu yazıdan sonra at gözlüklü insanlar bizi hemen iktidarın sepetine koyacaklardır.

Hayır, beyler,  bizim gönlümüz de kafamız da, ruhumuz da Türk-İslam temeli üzerinde kururludur.

Siyasetin alicengiz oyunları arasında gençliğimizi, geleceğimizi yitirdik yetmişlerde. Hiçbir parti ile alakamız yoktur. Bizim yaptığımız bir seçimin ardında sadece bir tahlil…

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Eyl

Dost Düşman

03Eyl

Kafadan Zam

29Ağs

Biz düzelirsek dünya düzelir

31Tem

Eğitimde Öğretmen Faktörü

01Tem

Kayıp Çocuklar

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.