2015’E GİRİŞ VE MEVLİD KANDİLİ


            Hayat, devam ediyor görüntüsü içinde olsa da zamanı var hızla yiyip günleri, haftaları, ayları ve yılları tüketip hitama (sona-bitmeye) doğru gitmekte.

            Hayat, insanlara hep mutluluk sunuyor ve toz pembe gibi görünüp değerlendirilse de aslında hayat acılar ve acımasızlıklarla doludur.

Hayatın acısı ve acımasızlığının başlıcası;

Zamanın var hızla geçişini sağlayıp insan ömrünün tüketimini hızlandırmasıdır tıpkı daha dün yaşadığımız 2014 yılını öyle veya böyle çok azını olumlu, birçoğunu da olumsuz bir şekilde yaşayıp tüketerek içinde olduğumuz ve bugün itibariyle ilk gününü yaşamaya başladığımız yeni bir yıl olan 2015 yılına girişimiz,

Allah nasip ederse yarın akşam yılın ilk kandili olan asıl ismi VELADET, halk deyimiyle MEVLİD KANDİLİ’ ni yaşıyor olmamız gibi…

            2015’ e girişimiz yeni bir yıla girmişiz gibi görünse de aslında pek te öyle değil. Çünkü her geçen gün yaşlandığımız ve yaşlanacağımızın, ömrün kısalmasının göstergesidir.

            Yeni yıla girip yaşamaktaki maksat ve amaç geçmiş yıllarda ve yılda yaşanan olumsuzluktan ders çıkararak olumlu yaşamaya çalışmak, olumlu gelişmeleri daha da zenginleştirme gayretinde olmaktır.

Bir örnek verecek olursak en azından daha yeni geçirmiş olduğumuz ve geçmiş sınıfına koyduğumuz 2014 yılında ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğü ile milletin sağlık, sıhhat ve afiyetine yönelik olumsuzluklar ve terör olaylarının zirveye çıkmasıyla ihanetin ön plana alınmasında yaşanan olumsuzluğun,

Oturtulmaya çalışılan ve kısmen oturtulmuş olan korku sendromu, güvensizliğin alabildiğine ayyuka çıktığı, haksız ve hukuksuzluğun kabul edilip paylaşılmaması ve birilerine yıkma gayretlerinin olması gibi olumsuzlukların olumluya dönüştürülmesi,

Her tür olumsuzluklara karşı yaşamaya çalışılan hoşgörü, tevazu ve tebessümü, elden bırakılmayan milli ve manevi değerlere karşı olan saygınlık, milli servete karşı olan hassasiyet, vatanın birlik- beraberlik ve bütünlüğüne getirilmek istenen helal’ a karşı set olmanın bundan böylede devam etmesi, hatta ve hatta bu olumlu yaşam tarzının çıtasını yükselterek kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerin ekmeklerine sürülmek istenen bal kaymağı zehir etmektir içinde bulunduğumuz 2015’ i yaşamak.

Yoksa;

 2014 benzeri bir yıl olacak ve yaşanacak,

 Vatanın bütünlüğü tartışılacak ve milletin huzur ve refahını bozacak tavizler verilecek,

 Milli ve manevi değerlerin ayaklar altına alınmak istenmesine karşın sessiz kalınacak,

 Asırlar boyu süren kardeşlik birilerine hoş görünmek ve gelecek ikbal uğruna bozdurulacak, bozanlara karşı tavizkar olunacak,

 Milletin, tüm unsurlarıyla asırlardır bir arada yaşamış, günümüzde yaşatılan tüm entrikaya rağmen yaşamakta olan Aziz Türk Milleti’nin bağrından çıkmış ve göz bebeği konumunda olan, Peygamber Ocağı Mensubu (TSK) ordu; bırakılan töhmet altından ve terör örgütü sınıfından kurtarılmayıp, şeref ve itibarları iade edilmeyecek,

 Dini şahsiyetler hata yapmış ve yapmakta olanlara kurban edilip rencide edilerek dine karşı olan sevgi ve sempatinin değeri düşürülmeye çalışılacak,

 Ülkeyi yıllardır kan gölüne çevirmiş ve halen daha çevirmekte olan, ülkenin milli servetine zarar vermiş ve vermekte olan, ülkenin milli ve manevi değer ve şahsiyetlerini katletmiş ve etmekte olan terör unsurları hiçbir şey yapmamış gibi temize çıkarılacak,

 İşsizliği önleyecek, ülkenin gelir seviyesini yükseltecek iş sahaları oluşturulmayacak,

 Milli servet heba edilecek,

 Üretim teşvik edilmeyip tüketicilik devam edecek ve hatta artışı sağlanacak,

 Fakir, fukara yoksulluktan kurtarılmayacak,

 Vatan ve millet sevdalısı dürüst insanlar hak ve hukuktan mahrum bırakılacak,

 Çin’de, Irak ve Suriye’de namusları tarumar edilen, canları tehlikede olan soydaşlarımız sahiplenilmeyip yalnız bırakılacaklar,

 Çalan çırpan, hak ve hukuk dinlemeyenler daha fazla rağbet görecek ve toplumsal hadiseler en azından asgariye indirilmeyecekse eğer gelmiş olan ve yaşamaya başladığımız 2015 gelmiş ne olur gelmemiş ne olur.

 Böylesi bir 2015 gelmiş neyime, neyimize gelmemiş neyime ve neyimize bir türküde dillendirilen ‘’Bayram gelmiş neyime’’ sözünde olduğu gibi.

 İstesek de istemesek de 2015 geldi ve içinde bulunmaktayız. Temennimiz, içinde olduğumuz ve öyle veya böyle 12 ayını yaşayacağımız 2015’ te yaşanmasını arzu etmediğimiz olumsuzluklardan en azından bazılarının ki bunlar:

 Ülkemizin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü bozacak unsurların olmaması, olanların ise ivedilikle bertaraf edilmesi,

 Toplumun huzur ve refahının teminine çalışılması, kardeşlik duygusunun arttırılması,

 Toplum üzerinde oluşturulan korku sendromunun, güvensizliğin, adaletsizlik ve hukuksuzluğun ortadan kaldırılması,

 Milli ve manevi değer ve şahsiyetlerin korunup kollanması, cümlesinin aynı kategoride tutulmaması ve aynı tavada eritilmemesi,

 Çin zulmü altında inim inim inleyen Doğu Türkistan’ lı, Irak ve Suriye’de namusları tarurmar edilen Türkmen soydaşlarımıza sahip çıkılması, korunup kollanmaları,

 Tüketiciliğin sıfıra indirgenmesi üretim çıtasının artışını sağlayan teşviklerin iyileştirilmesi,

 Seviyesi her geçen gün düşen, aşağılara çakılmaya doğru giden eğitimin üst seviyelere çıkması noktasında gayretlerin fazla olması ve gibi daha birçok güzelliğin 2015 yılında gelişmesi, üst seviyelerde gerekli yerini almasıdır arzu edilen ve düşünülen.

 Ülkenin ve milletin birlik, beraberlik ve bütünlüğünden haz duyan ve mutlu olan, milli ve manevi değerlerine bağlı tüm vatandaşlarımızın; üzerinde fikir yürüttüğümüz ve içinde olup ta yaşamaya başladığımız yeni yıllarını yani 2015 yılını en içten duygularımızla kutlarız.

 2015 yılının; ülkemize ve milletimize sevgi getirmesi, birlik, beraberlik ve bütünlüğümüzün artmasına ve de kardeşlik duygumuzun gelişmesine vesile olması, olumsuzluklardan çok çok uzak kalması, milli ve manevi değer taşıyan her alanda gelişmesi temennimizdir.

Yeni yılda; sevgi, şefkat, adalet, hak ve hukuk, merhamet, mutluluk, tebessüm, hayırlı ve helal kazanç bol, kin ve nefret, karez ve kem göz, haksızlık ve hukuksuzluk, adaletsizlik kıt olsun derken; tüm İslam aleminin, özelliklede Aziz Türk Milleti’nin yarın akşam yaşayacağımız Mevlit Kandilini kutlar, hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

 

                                                 AYETLER

*Kendilerine ‘’elinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin’’ denilenleri görmedin mi? şimdi onların üzerine savaş yazılınca (farz kılınınca) içlerinden bir grup Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli bir korku ile insanlardan korkarlar ve ‘’Ey Rabbimiz şu savaşı üzerimize niye yazdın, bizi yakın bir zamana kadar geri bırakmalı değil miydin? ‘’(Ey Muhammed) De ki: Dünya zevki kısadır, ahret sakınanlar için daha hayırlıdır. Zerre kadar bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.’’ Nisa:77

*Her nerede olursanız olun, sağlam burçlar içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse ‘’Bu Allah’tandır.’’ Derler, bir kötülüğe uğrarlar ise ‘’Bu senin tarafındandır’’ derler. De ki: ‘’Hepsi Allah katındandır’’. Bu kavme ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar? Nisa:78

 

                                                            GÜZEL SÖZLER

*Bu gayr-i menkulatımdan elde olunacak (gelirle-kazançla) nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.

*Mezardakilerin pişman olduğu şeyler için dünyadakiler birbirlerini yiyor.

*Salihlerin ismi anılan yere rahmet-i ilahi yağar. Fatih Sultan Mehmet Han
*Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem. Mete HAN

 

          ERCİYES MESNEVÎSİ

Dağlar, Allah dostlarının kemâle erdiği yerdir

Dağlar, nice bilinmezin sırrını verdiği yerdir

    Dağlar, tefekkür mekânı, dağlar tezekkür mekânı

    Nefsimizle hesaplaşma, rûhu dinleme imkânı

Sanki gökten yere inmiş, karla bezeli Erciyes

Sonsuzluk atına binmiş, dağlar güzeli Erciyes

    Gölgesine Tennûrî’ nin postunu serdiği çınar

    Nasibi olan canlının suyunu içtiği pınar

Aslıhan’la Âşık Kerem senin bağrında yatıyor

Güneş zirvenden doğuyor, güneş zirvenden batıyor

    Anadolu’nun bağrına sultan gibi kurulmuşsun

    Kaynayıp kaynayıp coşmuş, en sonunda durulmuşsun

Eteklerini yurt tutmuş, Seyrânî ‘ nin memleketi

Nice insan, börtü böcek sende bulmuş bereketi

    Yaparken câmilerini, Sinan senden ilham almış

    İstanbul’da, Edirne’de, Erciyes’im donup kalmış

On dokuz’un Köroğlu’su, Avşar Boyu’nun ulu’su

Koçyiğit Dadaloğlu’su, pınarlarından içmiş su

    Sana hayran Karac’oğlan, sana hayran Âşık Hasan

    Sendedir büyülü zaman, sendedir büyülü ceylan

Bir müşfik anne gibisin, kucaklayıp emzirirsin

Sen her cephesiyle güzel, berceste bir şiirsin…

                                   Bekir OĞUZBAŞARAN

YARIN BİZİMDİR

Kişner atımız

Var pusatımız

Harp sanatımız

Yarın bizimdir.

    Susacak Bulgar

    Ölecek Ruslar

    Turan nazlı yar

    Yarın bizimdir.

Nevzat TÜRKTEN/Kayseri


          KALKINMA

Kalkınmanın yolunu başka yerde aradık

Çağdaş olma yolunda adımlar atamadık

Bizim hamlığımızdan madenlerde ham kaldı

Endüstri devrimi içinde olamadık

    Uzun yıllar uyuduk bir akıl uyanmaz mı?

    Bu ülkenin kaybolan yılları sorulmaz mı?

    Madenin bakanlığı yurdumda kurulmaz mı?

    Türlü fabrikaları biz neden kuramadık

    Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat-Pertek

 

 

VAR MIDIR?

Halil emmi bana köyden haber ver

Kaçkarlarda tipi boran kar mıdır?

Köknar’ dan, Sedir, den, Çam’dan haber ver

Kayın, Ladin, Ardıç, Gürgen var mıdır?

    Kervanlar gelirde geçerdi köyden

    Nineler  mezraya çıkardı erken

    Kete, Çörek Yufka açıp da yerken

    Köylerinde buğday eken var mıdır?

Punğarlardan soğuk sular akardı

Yaz sıcağı çok fazlaca yakardı

Çeşme başı kızlar meyve yıkardı

Sebze ekip marul diken var mıdır?

    Güldağ yaylaları çiçek mis kokar

    Yayla etekleri kuzeye bakar

    Gurbet ellerinde özlemler sıkar

    Hasret ile yürek yakan var mıdır?

Mezrasında  boğalar güreşirdi

Aşka geldi tulumunu şişirdi

Şenliklerde oyunları meşhurdu

Davul zurna ile seken var mıdır?

    Ot biçmeye orak tırpan giderdik

    Yazın kışın davarları güderdik

    Harafana yapar birlikte yerdik

    Ekmek için ocak yakan var mıdır?

Yüz tanıdık tanınmıyor bazısı

Viran Mahmut vardı birde kuzusu

Gelmemişti beklediği yazısı

Muhtar, işlerine bakan var mıdır?

    Ayı domuz bahçelere girerdi

    Ekili bahçeyi talan ederdi

    Köy gençleri yollarını keserdi

    Tüfek ile kurşun sıkan var mıdır?

Ahmet, Mehmet, Osman emmi nasıllar

Fatma bibi Meryem eze gelsinler

Buzağılar yonca çimen  yesinler

Koyun, kuzu, keçi teke, n var mıdır?

    Alçak uçar keklik taşta sekerdi

    Tarlayı baharda sürüp ekerdi

    Başak olgunlaşır boyun bükerdi

    Güz mevsimi hasat yapan var mıdır?

Lokma oldu boğazıma dizildi

Gülden gelemedi yürek ezildi

Ayrılık kadermiş alna yazıldı

Benim gibi yaşlar döken var mıdır?...

Gülden TAŞ/Artvin

 

YA RABBİM EBABİL GÖNDER

Ya Rabbim tekrardan ebabil gönder

Kimseler teröre olmasın önder

Benim vatanım tüm dünyaya lider

Ahıyla gelenler ahıyla gider

    Sinekten korkan sokaklarda gürler

    Haddini aşan bedelini öder

    Batacak batağa serilen minder

    Ahıyla gelenler ahıyla gider

Beden çürür mezar tarihi eser

Topraklar çürütür topraklar besler

Bir hamleyle değişiyor adresler

Ahıyla gelenler ahıyla gider

    Dağlar yankı yapar değişir sesler

    Ağırdır kursakta kalsa hevesler

    Seherde esen yel huzura eser

    Ahıyla gelenler ahıyla gider

Kıyamet kopulur kurulur mahşer

Ezilen mazlumlar mizanda bekler

Vadesi gelen eceliyle göçer

Ahıyla gelenler ahıyla gider

Mahmut ALDEMİR Adıyaman/Çelikhan

 

ELAZIĞ - HARPUT DESTANI
Tarihi okurken şanlı maziden,
Harput sayfasını açak Yav! Gakgo!
Şahlanmış atıyla Balak Gazi’den
Feyz alıp, Elazığ’a uçak Yav! Gakgo!

    Bu toprak evliya, alim yatağı,
    Fet’h Ahmet yücede kurmuş otağı,
    Düşümde görmüştüm bir gençlik çağı,
    Nur yüzlü, sakalı da ak Yav! Gakgo!

Kalesinde Artuk oğlu izi var
Arap baba, akıl ermez gizi var.
Binlerce şüheda, nice gazi var?
Üryan baba dermiş ki; Hakk! yav!Gakgo!

    Sevdaları dilden dile söyleşir,
    Karasu’yla, Murat burda birleşir,
    Akar gider Fırat olur, devleşir ,
    Açar bu toprağa kucak Yav! Gakgo!

Gazeller, Hoyratlar miras ata’dan,
Gamlanır gönlümüz, bir kaç nota’dan,
Halaylar çalsa da şu Gırnata’dan,
Vursa da davula tokmak Yav! Gakgo!

    Çayda Çıra’mızın dünyaca ünü,
    Şamdanlarda mumlar, Harput düğünü,
    Bir kına gecesi ertesi günü,
    Elimize kınalar yaksak Yav! Gakgo!

Kürsü başı sıcak, kış gecesinde,
Söylerken Köveng’ i son hecesinde,
Başlayıp Divan’a tiz nağmesinde,
Tutsan El ezber’ e ayak Yav! Gakgo!

    Ağıtlar yakılmış, nice türküler,
    Harput’ta Nesibe, Fide, Ahcik’ler,
    Kürdi başlamadan önce Muhayyer,
    Elimizi kulağa atsak Yav! Gakgo!

Çarşılar, dükkanlar, hamamlar, hanlar,
Çıkmalı konaklar, serin eyvanlar,
Bir ömür yaşamış, canlar, canalar,
Yıkılmış süyüngle saçak Yav! Gakgo!

    Ulu cami bomboş, küs minaresi,
    Beyzade dergahı, yok medresesi,
    Çoktandır duyulmaz Hafız’ın sesi,
    Gör ki hepsi olmuş toprak Yav! Gakgo!

İrkilme binlerce mezar taşından,
Damla damla akan gözün yaşından,
Serin yeller esen Kayabaşından,
Elazığ'ı seyre dalsak Yav! Gakgo!

    Han, hamam harabe, çınar yaşlanmış,
    Dabakhane derler imar başlanmış,
    Gelenek görenek hepsi dışlanmış,
    Şimdi Harput kalmış Bucak Yav! Gakgo!

Devirler değişti, kültür yozlaştı,
Rehber hep asılı, örtü tozlaştı.
Ar damarı çatlak, haya buzlaştı,
Saplandı ciğere bıçak Yav! Gakgo!
    Gırnata, cümbüşü çalan az kaldı,
    Ud, keman antika eser saz kaldı,
    Halay'ın yerini şimdi caz aldı,

    Bağlanmaz şalvara kuşak Yav! Gakgo!
Elazığ’da, Hıdır Baba yatırı ,
İncinmesin, dua edek hatırı ,
Koy heybeye bıçak ile satırı,
Adamıştık hani? adak, Yav! Gakgo!

    Eskiden kırkbeş gün, ekin dererdik,
    Çatma kurar, pırnat toplar, sererdik,
    Çecil eyler, harmanda gem sürerdik,
    Kavururdu yazın, sıcak Yav! Gakgo!

Ayamlar bozuldu, hep puslu hava,
Sökün verip, keklik gelmiyor tav’a,
HEYRO EMİ’ n yaşlı, gidemez ava,
Boş durur meteris, tuzak Yav! Gakgo!  (Te)

    Ayrıldık arkadaş, yaren, yoldaştan,
    Ana’dan, baba’dan, bacı, gardaş’ tan,
    Buna can dayanmaz, olsa da daştan,
    Kaldık memleketten uzak Yav! Gakgo!

İlahi aşk ile çarpar kalbimiz,
Yardan ayrı düştük gurbet ele biz,
Dertsiz gün görmedik hep muzdaribiz,
Boş ver! bir cığara yakak Yav! Gakgo!

    Kalk gidek Gakgo’m, el diyarından,
    Gönül ayrılamaz nazlı yarından,
    Trene binek de Adana Garı"ndan,
    Bir an Elazığ’a kaçak Yav! Gakgo!

Dağılsın efkarımız, gelsin neşemiz,
Bordo rengi ile Buzbağ şişemiz,

Boğazkere üzüm, bağ, teveğimiz,
Kurumuş dal ile budak Yav! Gakgo!

    Ömür çabuk geçti, çocuktuk demin,
    Bu sevda tükenmez, Gakgoşlar emin,
    Gençlikte içmiştik, kitaba yemin,
    Harput‘a Destanlar yazak Yav! Gakgo!

Gün olur HAMİDO döner yurduna,
Post bırakmaz yaban elin kurduna,
Rast gelse Gakgoşun nice merdine,
Tabutumu Mıh'la da, çak Yav! Gakgo!

Hamit MEMİŞ/Elazığ- ADANA

                                                                    

NAKAM QALDI MEHEBBETÌM
Könül verdim birisine,
Dedim eşqim bir isine,
Qizinmadim qeyrisine,
Nakam qaldi mehebbetim.
    Dörd divarim mene qefes,
    Ocagimda özge nefes,
    Yox sevmeye daha heves, 
    Nakam qaldi mehebbetim.
Yagan yagiş göz yaşlarim,
Yollarinda baxişlarim,
Yalvarişim - qargişlarim,
Nakam qaldi mehebbetim.
    Siniq qelbim lal - biçara,
    Felek yazdi eşqi qara,
    Qovuşmadim vefadara,
    Nakam qaldi mehebbetim.
Qüsseli qelb yanar, aglar,
Gece - gündüz sine daglar,
Qem könlümde düyün baglar,
Nakam qaldi mehebbetim.
Müellif: VALÌDE FEXRÌ

 

         ELAZIĞ 1
Dar sokakları ve küçük evleri
Kışın yağış alınca su çeken yerleri
Al yazmalı güzel kızların dilleri
Vardır vardır 1 numaralı Elazığ’da
Hem sevecenlerdir onlar
Gelen misafire hürmet gösterir
Ve güzel güzel sohbet ettirir...
    İşte gönüldeki Elazığ 1 numaradır
    Nedeni hoş görü olabilir mi?
    Belki yine vardır Türkiye’de
    Böyle bir il, ama çok az sayılarda
    Ne derim bilir misin?
    Yinede Elazığ 1 numaradır ana doluda...
   
Emirhan IŞIK/Elazığ

 

  MUHTEREM AKİF’İ

SAYGI İLE ANIYORUZ 

Çileli geçmişti Akif’in günü

Çok ağlardı hatırlayınca dünü

İstiklal için mücadele etti

Cihana yayıldı şöhreti ünü

    Sesini duyurdu Fırat’tan Nil’e

    Yüreğindekini getirdi dile

    Türk Milletine bir armağan etti

    İstiklal marşını yazdı şevk ile

O dedi ya ölüm ya da istiklal

Ebediyen dalgalan şanlı hilal

Bu ezanlardır dinimin temeli

İlk defa okuyan hazreti Bilal

    Girmiştin hayatın güzel çağına

    Veda eyledin baba ocağına

    Kara toprak yediğin yetmedi mi?

    Sen Akif’i de aldın kucağına

Altmış üç yıl yazar mezar taşında

Ceset toprak olmuş durur karşında

Sevenleri Fatihalar gönderin

Ruhu bekliyor mezarının başında

    Derdini derdin edindin alemin

    Hep yazdın çelikten miydi kalemin

    Milletçe sana rahmet okuyoruz

    Mükâfatın versin RABBİL ALEMİN

    Necati DEMİR/Elazığ-Harput

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.