AYLARDAN MUHARREM AYI


      Tarih, gün ve haftaların olduğu gibi ayların da biz Aziz Türk Milleti nezdinde ayrı bir yeri, ayrı bir değeri vardır ve bunu zaman zaman da olsa dillendirir dururuz hele hele milli ve manevi değer ve hassasiyetleri ön plana çıkaran ayları…

      Gerçi bizde milli ve manevi değerleri ön plana çıkarmayan, daha doğrusu milli ve  maneviyat kokmayan ay hemen hemen yok gibi..

      Ayları; biri sadece milli olan aylar, diğeri hem milli hem de manevi olan aylar, maneviyatın ön plana çıktığı aylardır ki bunlar; Recep- Şaban- Ramazan ve de Muharrem ayıdır.

      Biz bugün manevi aylardan dördüncü ay olan Muharrem Ayından kısada olsa söz etmek istiyoruz.

      Muharrem Ayı; öncelikle ve özellikle kainatı sevgi üzerine halk eden ve canlılar içerisinde biz insanları Eşrefül Mahlukat olarak yaratan Cenabı Allah’ın ayıdır.

      Muharrem Ayı; Haram aylardandır, haram ayıdır. Yani Allah’ın kabul etmediği hiçbir yanlışın icra edilmemesi, işlenmemesi gereken aydır.

      On önemli olayın yaşandığı, gerçekleştiği bir aydır. Bunlardan biri Hz. Musa (a.s) a karşı yapılan isyan sonucu Hz. Musa (a.s) ın kavmiyle Kızıl Denizi asasını kullanarak karşıya geçmesi, isyan edenlerin ise Kızıl Denizde helak olmalarıdır.

     Bunu biraz olsun açacak olursak açık ve seçik olarak Allah’ı bol bol zikretmek,

     Çokça Kur’an okumak,

     Oruç tutmak ki tutulan orucun sevabı kat be kattır bunu yerine getirmek,

     İnsanlar arasında sevgi, saygı ve hoşgörüyü ön plana çıkarmak ve tesis etmek,

     Kan akıtmamak, yani kardeşkanı akıtmamak, günümüzde Kerbela benzeri yaşanan katliamları yaşamamak ve yaşatmamak,

     Hastaları, yaşlıları, kimsesizleri ziyaret etmek, yetimleri sahiplenmek,

     Vatana ve millete, milli ve manevi değerlere ihanet etmemek ve gibi manevi vazifelerin ifa ve icra edilmesi gereken bir aydır Muharrem ayı..

     Önemli olan bu ay ve aylar içinde yapılması gerekenlerin yapılması, yapılmaması gerekenlerin de yapılmaması noktasında bilinçli olmak, yaradana ve onun sevgilisi efendiler efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) e karşı saygılı olmaktır. Yoksa bu ayların manevi değer ve feyzini bildiği halde umursamaz olmak, saygısız olmak, ahret aleminde ki mekanı cehennem olarak seçmek değildir.

      Evet; bu konu ile alakalı detaylı bilgi sayfamızın konuğu olan Zeynel Abidin Başaran Bey’in yazısında var olduğundan bizim çok fazla bir şey yazmamıza da gerek yok doğrusu.

      Biz diyoruz ki; fani olan ve hiç kimseye kalmayacağı gerçek olan bu dünyada iyilik, insanlık, sevgi, saygı, merhamet ve şefkat varken,

      Vatana ve millete karşı sadakat ve kardeşçe yaşama varken,

      Allah’ın biz Aziz Türk Milletine özel bahşı olan bu aziz vatanda var olan nimet ve lütufları adam gibi kullanmak ve değerlendirmek varken,

     Yine Allah’ın biz Müslümanlara, hele hele İslam’ın bayraktarlığını yapmış ve yapmakta olan, tüm unsurlarıyla bir bütün olan Aziz Türk Milleti’ne bahşettiği maneviyatı, maneviyat değeri olan mübarek ayların ki biri içinde bulunduğumuz Muharrem Ayı’nın feyzinden istifade etmek varken, aksini veya tersini, geçmişte yaşanan Kerbela Olayı’nın benzerini bugün yaşamak veya yaşatmak niye?

      O zaman gelin Allah’ın biz insanlara lütfettiği en büyük zenginliklerden biri olan aklımızı, irademizi yerinde ve zamanında kullanıp doğru olanı yapalım, yaşayalım ve de bu güzellikleri geleceğe aktarmak adına yaşatalım…

      Sonuç olarak; Muharrem ayınız mübarek, tuttuğunuz oruç ve yaptığınız dualar kabul, ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar def-u ref olsun diyoruz…

                                                                       AYETLER

*Kendilerine kitaptan nasip verilenlere bakmadın mı? Cibt ve Tağut’a (puta ve şeytana) inanıyorlar da Allah’a inanmayanlar için de,’’bunlar inananlardan daha doğru yoldadır’’ diyorlar. Nisa:51

*İşte Allah’ın lanetledikleri onlardır. Her kimi Allah lanetlerse artık ona yardım edecek bulamazsın. Nisa:52

                                                             GÜZEL SÖZLERDEN

*Arif Nihat ASYA Bayrak Şairi olarak şiirin, şiirlerin başbuğu, Mevlana Hz. de maneviyatın başbuğudur. Servet KABAKLI

*Dünyada en çok konuşulan dillerden biri de Türkçe’ dir. Türkçe, dünyada konuşulan on dil arasındadır. Nevzat YALÇINTAŞ

 

                                                           BİR KONUK BİR KONU

MUHARREM AYI NEDİR?

      Miladi takvime göre 25 Ekim 2014 Hicretin ilk günüdür ve dolayısıyla Muharrem Ay’ı Cumartesi Günü itibarıyla başlamış bulunmaktadır. Muharrem Ayı, Arabi ayların Kameri yani Hicri Takvimin ilk ayı olması sebebiyle yılbaşı ayıdır... Şehrullahi'l-Muharrem olarak da adlandırılan (Allah’ın Ayı) bu ay, birçok önemli olayların meydana geldiği derecesi oldukça yüksek bir aydır.

      Muharrem, kelime olarak haram kelimesinden türemiş, “ziyadesiyle hürmete layık, kutsanmış, korunmuş anlamlarını ifade edilmekte birlikte ayrıca haramdan arınmış, tahrim kılınmış ve her türlü kötülüğün yasaklandığı, ay demektir... Birçok fıkıh âlimine göre Muharrem,  dokunulamaz, günah ve kötülük erişilemez anlamlarını içerdiğini, Kur’an daki İbrahim Suresi’nde geçen(14/37)  “Beytikel Muharrem” kelimesinin de bu anlamı taşıdığı belirtilmişlerdir. Yani, bu ay bizzat Allah tarafından arındırılmış, korunmuş, haram kılınan kötülüklerden uzak tutulmuş, men edilmiş muhterem bir ay demektir. Bazı müffesirler, mahal, yer veya beyit (ev) anlamlarıyla da değerlendirilmişlerdir. Özellikle Kâbe ve civarı için bu kelimenin “Beyt-ikel Muharrem” olarak kullanıldığını görmekteyiz... Yasaklanmış belde, tüm kötülüklerden korunmuş ve muhafaza edilmiş yer olarak da tanımı yapılmıştır. İbrahim suresinden de anlaşılacağı gibi,  Bugün ki Kâbe’nin olduğu yere, Hz. İbrahim, çocuklarından İsmail’i ve karısı Hacer’i ilahi vahiyle, buraya yerleştirmiştir.(14/37)Ayette geçen toprağın, ekip-biçme yönünden işlenmemiş olarak ve ya işlenmesinin mümkün olamayacağı şeklindeki bir serzenişe karşılık, Cenab-ı Allah Hz. İbrahim’e “Biz orayı insanların dalga dalga ziyaret etmeleri için akın edecekleri kutsal bir mahal olarak seçtik ve bu yüzden geçim sıkıntısı çekmeyeceklerini, aynı zamanda, hiçbir günahın kendilerine ulaşamayacağını, veya hiçbir günahın ve kötülüğün bu bölgede var olmayacağı bir ev, bölge veya vadi olarak belirtmiştir. Bu nedenle “Beytike’l- muharram” ifadesindeki mesaj bu şekilde âlimlerce açıklanmıştır...

      Bu ayda Hz. Âdem’den itibaren Peygamber Efendimize(S.A.V.)kadar tüm peygamberler oruç tutmuşlardır. “Bakara Suresi nin 183. Ayeti n de belirtilen emirde;”Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (Bakara 183) Belirtilen –sizden öncekilere farz kılındığı- oruç Muharrem Ayı’ında tutulan oruçtur.  Evet vardır. Kuran’da: “Andolsun tan yerinin ağarma vaktine, on geceye”[Fecr 1-2] diyor. Bu ayetler, Zilhicce Ayı’nın ilk on günü olarak yorumlanmasına rağmen birçok müffesir Muharrem Ayı nın ilk on günü olmasının daha kuvvetle muhtemel olabileceğini söylenmektedir. İslam âleminde de birçok inanç gurupları bu şekilde yorumlayarak, Kur’an’ da belirtilen ve Allah’ın üzerinde yemin ettiği ilk on günün Muharrem Ayı’na ait olduğunu ve bu sebeple Muharrem orucunun ilk on gününün oruçlu geçirilmesinin çok sevap olacağı belirtilmiştir. Kuran’da: “Andolsun tan yerinin ağarma vaktine, on geceye” deniyor. On geceden kasıt on gün tutulan oruçtur. Sizden öncekilere farz kılındığı gibi demekle, Hz. Muhammed öncesi peygamberleri kastediyor. Çünkü Kuran’da: “Sizden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yasa da buydu. Sen bizim yol ve yasamızda değişme bulamazsın ”deniyor.                                                                    [İsraSuresi,77]   
Efendimiz Hz. Muhammed  (A.S.) İşte, Hz. Muhammed öncesi tutulan oruç, Muharrem orucudur, bu orucu Hz. Peygamber’imiz de tutmuştur. Özellikle Efendimiz Aşure Günü’nün oruçlu geçirilmesini tavsiye etmiştir. Bu ayda oruçlu olan kardeşlerimizin oruçlarını tebrik eder, ibadetlerinin de kabul olmasını Yüce Allah’tan temenni ederiz.

MUARREM AYININ FAZİLET-1-

      Haram aylardan Muharrem Ayı hem ay olarak çok önemli tarihsel olayların başlangıcı ve hem de bütün peygamberlerin oruç tuttukları ayı olarak büyük bir öneme sahiptir. Muharrem Adem (a.s.) den beri yılın ilk ayı olarak kabul edilmiş ve tüm peygamberler döneminde büyük başlangıçların ve tarihsel gelişmelerin ilki olmuş, bir dönüm noktası sayılan ve inancımızın temel esaslarını oluşturan olayların yaşandığı çok önemli bir aydır.

      Oruçların en kıymetlisi matem ve sünnet oruçlarının tutulduğu ve fazladan bazı ibadetlerin yapıldığı dört önemli haram aylardan biri olan Muharrem Ayı:’nda Kerbelâ’da zalimce katledilen Peygamber Efendimizin güzide EhliBeyt’i evlatları ve torunları için gözyaşı dökmek, dua etmek onuncu gününde yani Aşure Günü çorba pişirmek ve kurban kesmek gibi geleneksel anlayışın devam ettiği EhliBeyt muhiplerince sürdürülmektedir. Muharrem ayının iyi değerlendirilmesi gerekir. “Yüce Peygamber Efendimiz ‘’Ey benim sevgili oğlum Hüseyin’im, seni ve zürriyetini sevene ne büyük bir saadet ve şereftir. Seni katledene kıyamet gününde ne azim bir şekavettir, zalimliktir’’ ilahi sözleri, yaratıcı ilahi kudretin kudret kaleminden aldığı ilahi vahyin kendi ümmetine hüzünlü bir tebliğidir. Yüce Allah Kuran-ı Kerim’inde Ahzab suresi 33, Şura suresi 23. Ayeti Celilelerinde ve daha birçok ayetlerde Allah tarafından Peygamberimizin bu mübarek temiz soyu olan Ehli Beyt’ini Methu-Sena etmektedir. Yüce Peygamberimiz diğer bir hadisinde ‘’Allah’ım, ben Hasan ile Hüseyin’i çok seviyorum sende onları sev, onları seveni de sev’’ buyurmaktadır”

      “Ameller niyete göredir.” Hadisi gereğince bu güzel ibadet biçimlerinin devam etmesinde asal bir beis yoktur. Resulullah (asm) buyurdu ki; “Kim haram aylarda(Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb’de) üç gün oruç tutarsa, o kişi için 900 yıllık ibadet sevabı verilir.”Resulullah buyurdu ki her kim herhangi bir haram aydan Perşembe, Cuma ve Cumartesi olmak üzere üç günü oruçlu geçirirse, kendisine (her güne karşılık) 900 sene ibadet sevabı yazılır.” Zilhicce ayının son günü ve Muharrem ayının birinci günü oruç tutan, o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, “Muharremden bir gün oruca, 30 gün oruç tutmuş sevabı verilir.” (Taberani)  “Her kim Muharremden bir gün oruç tutarsa ona her güne karşılık 30 gün (oruç sevabı) vardır.”(Gunyet’üt Talibin) Resulullah(asm)buyuruyorki:  “Kim, muharrem ayından bir gün oruç tutarsa, o ayda tuttuğu her gününe karşılık o kimse için otuz sevap vardır.” (Abbas, İmam Suyuti) Haram aylarda bir gün oruç tutmak, diğer ayların tamamının oruçlu geçirmekten üstündür Bilindiği gibi Muharrem haram aylardan biridir. Hadis-iŞerif’deşöylebuyrulmuştur: “Haram aylardan herhangi birisinin bir gününü oruçlu geçirmek, başka bir ayın otuz gününü oruçla geçirmekten daha efdal ve üstündür. Ramazan ayının bir gününün orucu, haram ayların otuz gününün orucundan daha efdaldir.” (İhya-ı Ulum’id-Din)  

      Her ibadet Hakk’a yakın olmak içindir muhakkak… Bu Kutsal ayda tüm milletimizin huzur ve barış içerisinde akıl, izan, ilim, irfan ve hikmetle, birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek yaşamaları ve birbirlerine destek olmaları en büyük dileğimizdir.  Saygılarımla… Oruçların en güzellerinden bir olan Muharrem Ayı Orucu, hem matem orucu, hem de sünnet orucu olarak – bazı kaynak kişiler buna tarikat orucu da demektedirler- nefsi terbiye etmek, elin orucu, dilin orucu, belin orucu, gözün orucu, kulağın orucu, nefsin orucu gibi tüm bedenin beş duyu organın da oruçlu olması ile manevi yönden de kalbin oruçlu olarak her an Allah’la beraber olduğunu bilmesi, hiçbir vesile ile Allah’tan uzak olmaması, her an için tefekkür içerisinde olması ve Allah’a şükretmesidir.  Kalbin orucunun yanında, iradenin orucu, ruhun orucu: gibi, Cenab-ı Allah’ın kendi öz cevherinden ve tertemiz olarak yarattığı insan ruhunun, manevi duygularla beslemenmsi, tüm ibadetlerle ruhun beslenmesidir.

      Alevi - Bektaşi, inancında, ikrar verip musahip (kardeş) olunur, muntazam Hakk, Muhammed, Ali yoluna devam ederse, her sene görgüden geçip üzerinde kul hakkı bulundurmazsa, hayat boyu oruçlu sayılır. O Allah’tan, Allah’ta o kulundan razı olur.
Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan ve "Allah'ın Ayı olarak bilinen Muharrem ayı,  öncelikle bütün peygamberlerin oruç tuttuğu bir aydır.  Bu ayda Hz. Adem üç gün, Hz. Nuh beş gün ve Hz. Musa yedi gün ve en son Hz. İbrahim’de on gün oruç tutmuştur. Diğer peygamberlerinde bu ayda muhtelif sayıda oruç tuttukları bilinmektedir. Peygamber Efendimiz’de bu ayda oruç tutmuş, özellikle Aşure günü oruçlu olunması konusunda da ümmetine tavsiyelerde bulunmuştur. Muharrem Ayı’nın özellikle ilk on günü çok kutsal kabul edilmiş ve bu günlere Kur’an’ da değişik ayetlerde atıfta bulunulmuştur. “Ey İnananlar, Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize yazılmıştır. Umulur ki korunursunuz.” Ayetiyle bizden önceki ümmetlere farz edilen orucun Muharrem Ayı’nda tutulan oruç olduğu belirtilmiştir.

      Ramazan Ayı’nda tutulan orucunun sadece Peygamber Efendimize ve ümmetine farz kılındığı kuvvetli rivayetler arasındadır.. Ayrıca, Fecr Suresinin 2. Ayetinde “Yemin olsun on geceye” ayetinin de Muharremin ilk on gününe işaret olduğu ve onuncu günün de kutsanmış Aşure Günü olduğu üzerinde bazı önemli kaynaklar ittifak etmişlerdir. Müfessirlerce belirtildiği gibi Ramazan Ayı (Ateşten korunma Ayı) vahiy ayıdır. Tüm ayetler ve sahifeler bu ayda indirilmiştir. Bu nedenle peygamber Efendimiz Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(Tırmızi)  demiştir. Bu hadis-i şerifi ile, de görüldüğü gibi, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir. Bu hadisin açılımında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Aynı zamanda büyük hadiselerin yaşandığı bir aydır. İçinde Aşûre Günü gibi tarihi bir gün vardır. Böyle bir ayda ibadetleri oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak daha faziletli olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" diyerek bu ayda tutulacak orucun önemini vurgulamıştır.. İlahi mucizelerin en çok gerçekleştiği Muharrem Ayı, bereket ve feyzin ayıdır. Muharrem Ayı, Rabbani ihsanın ve keremin coştuğu ve bollaştığı en cömert bir aylardan biridir.  Muharrem Ayı, inananların üzerine şifa ve şefaat şemsiyesinin açıldığı merhamet ve rahmet nurlarının saçıldığı bir aydır.  Muhakkak ki Allah'ın ayı, günü ve yılı hepsi için geçerlidir. Lâkin Allah'ın rahmetine erişmenin önemli anları, zamanları mutlaka vardır. Muharrem Ayı’ da şüphesiz bu zaman dilimlerinden biridir. Bu anları ve zamanları en iyi şekilde değerlendirmek ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak inananlar için önemli bir fırsattır.

      İlahi mucizelerin en çok gerçekleştiği Muharrem Ayı, bereket ve feyzin ayıdır. Muharrem Ayı, Rabbani ihsanın ve keremin coştuğu ve bollaştığı en cömert bir aylardan biridir.  Muharrem Ayı, inananların üzerine şifa ve şefaat şemsiyesinin açıldığı merhamet ve rahmet nurlarının saçıldığı bir aydır.  Muhakkak ki Allah'ın ayı, günü ve yılı hepsi için geçerlidir. Lâkin Allah'ın rahmetine erişmenin önemli anları, zamanları mutlaka vardır. Muharrem Ayı’ da şüphesiz bu zaman dilimlerinden biridir. Bu anları ve zamanları en iyi şekilde değerlendirmek ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak inananlar için önemli bir fırsattır. Bu nedenle peygamber Efendimiz Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(Tırmızi)  demiştir. Bu hadis-i şerifi ile, de görüldüğü gibi, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir. Bu hadisin açılımında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Aynı zamanda büyük hadiselerin yaşandığı bir aydır. İçinde Aşûre Günü gibi tarihi bir gün vardır. Böyle bir ayda ibadetleri oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak daha faziletli olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" diyerek bu ayda tutulacak orucun önemini vurgulamıştır..

      İlahi mucizelerin en çok gerçekleştiği Muharrem Ayı, bereket ve feyzin ayıdır. Muharrem Ayı, Rabbani ihsanın ve keremin coştuğu ve bollaştığı en cömert bir aylardan biridir.  Muharrem Ayı, inananların üzerine şifa ve şefaat şemsiyesinin açıldığı merhamet ve rahmet nurlarının saçıldığı bir aydır.  Muhakkak ki Allah'ın ayı, günü ve yılı hepsi için geçerlidir. Lâkin Allah'ın rahmetine erişmenin önemli anları, zamanları mutlaka vardır. Muharrem Ayı’ da şüphesiz bu zaman dilimlerinden  biridir. Bu anları ve zamanları en iyi şekilde değerlendirmek ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak inananlar için önemli bir fırsattır. Her dinin, milletin veya inanç guruplarının, farklı kabul ettiği, kendine özgü belirli gün ya da ayların olması çok doğal karşılanmalıdır. Bu gün ve ayların kutsallığı konusunda farklı görüşlerin de olması mutlaka kaçınılmaz olmuştur. Ameller niyete göre ise,  yadırganacak bir durum olmasa gerek. Yüce Dinimiz İslâm’da da, kutsallığı herkes tarafından kabul görmüş öyle gün ve geceler vardır ki, rahmet ve mağfirette sınır konulamamıştır. İşte Ramazan Orucundaki Kadir Gecesi gibi, Muharrem Ayı’ndaki Aşure Günü,  Beraat Gecesi, Regaip gecesi gibi…  Ve öyle aylar da vardır ki, Recep, Şaban, Ramazan ve Muharrem gibi kutsanmış gün ve geceler ile birlikte,  Hicri takvimin on günlük öne doğru akması ile tüm zamanlara serpiştirilerek takva ve tevazuuda insanların bir yarışa girmeleri Allah tarafından murat edilmiştir.

      Biz inanlara düşen en büyük görev bu kutsal ay ve günlerde, insan olmanın erdemine ulaşacak fırsatları değerlendirmek düşer. Saygılarımla                                        Zeynel Abidin BAŞARAN

KAYNAKLAR --1-Tirmizi, Savm, 49; III, 127. - 2-Müslim, Sıyâm,133; I, - 3- Müslim, Sıyâm, 202; I, 821. -4Tirmizi,Savm,48; III, 126. - 5-Müslim, Sıyâm, 38. I, 821. -6-Yavuz, Yusuf  Şevki, “Aşûra”,  - 7- Kur’ân-ı Kerim Meali Elmalı

 

ACI ÇEKER KAYBOLUR

Kuş yerine kurşunlar semasında Irak'ın

Kulaklarda Batının bölücü sesindedir

Suriye'nin bu günkü haline iyi bakın

Batılılar İslam’ın her an ensesindedir

     Hüzün dolu opera dinletirler şarkıyı

     Şu İslam alemi ni tuttular hep uykuda

     Müttefik dediğimiz kuzu postunda ayı

     Piyonların hayatı bu gün artık korkuda

Bize ne zaman gelir şöyle bir güneşli yaz

Bu acılar her beynin yılların pasındandır

Bombayla kurşunlarla kesilen her bir boğaz

Hiç sanmam ki her piyon bu işin farkındadır

     Yüz yılın sonrasında görmez derinlikleri

     Orta doğu halkının dertler gözyaşındadır

     Çözüm diye batının uydurabildikleri

     Amaç tüm kaynakları köklü paylaşımdadır

Uyanmak medeniyet teknoloji demektir

Okumak yükselmenin en garanti yoludur

Devlet adamı denen değer yetiştirmektir

Bunu başaramayan acı çeker kaybolur

 Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Pertek

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.