BALIK BAŞTAN KOKAR


                                                                                GÖNÜL TAHTINDAN

                                                            BALIK BAŞTAN KOKAR

            Yaşadığımız anavatanımızı büyük bedeller ödeyerek bizlere emanet bırakıp bizlerin öyle veya böyle bugünlere gelmesine vesile olmuş ecdadımız, yaşadıkları süre içerisinde yapmış oldukları güzel, anlamlı ve etkili işlerinin yanında birde bizlere öylesine güzel, öylesine anlamlı, sadece o gün için değil bugün olduğu gibi yarınlarda bile geçerli olup ibret alınacak öylesine güzel söz ve atasözleri bırakmışlar ki anlatılır gibi değil.

            ''Balık baştan kokar.''

            ''Yılanın başını küçükken ezmek lazım.''

            ''Sinekle uğraşmak yerine bataklığı kurutmak gerek'' ve gibi daha nice anlamlı sözlerden bir kaçı.

            Bizlere bırakmış oldukları tarihi değerlerin yanında nice anlamlı güzel söz ve atasözleri için ecdadımıza ne kadar minnet duysak, ne kadar teşekkürde bulunup dua etsek az gelir diyoruz söz konusu güzel söz ve atasözlerin yol göstericiliği ve ibret levhası olmaları hasebiyle.

            Sözünü ettiğimiz o güzel ve anlamlı, insana bir şeyleri (çağrıştıran) hatırlatan ata sözlerden biri bugün ki yazımızın başlığı olup hasbelkader değerlendirmeye çalışacağımız ''BALIK BAŞTAN KOKAR'' atasözüdür.

            Evet, çok ama çok doğru söylenmiş ve dillendirilerek günümüze kadar getirilmiş güzel ve de anlamlı bir sözdür ''Balık baştan kokar'' atasözü.

            Malumlarınız olduğu üzere bir çok şey başla alakalı, baştan kaynaklıdır.

            Çünkü motor dediğimiz şey yani beyin baştadır.

            Bunu bilmeyen insan sayısı çok azdır diye düşünüyoruz her ne kadar beyin fonksiyonunun baş olmakla beraber vücudun tümüne yani ayak parmaklarına kadar hükmettiğini bundan dolayı her şeyin baştan kaynaklandığını kavrayamamış ve uygulama safhasına geçirmemiş olsalar da.

            Atalarımız boşuna dememiş: ''Ayağını sıcak tut başını serin, kendine bir iş bul düşünme derin derin'' diye..

            Diyeceksiniz ki bu atasözünün konuyla alakası nedir ki bu adam bu sözü buraya almış. Öyle demeyin bu güzel sözde de baş geçiyor, başın sıcak bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor. Sıcak baş ne zaman ne yapacağını bilmeyen baştır. Çünkü sıcak baş, ateşli ve tehlikeli hastalıklara müsait bir baş ve kontrolsüz olarak olumsuzluğu yaşayan ve yaşatan olmakla her zaman tehlikelidir.

            Konumuzu teşkil eden asıl baş;

            Büyük anlamında,

            Lider anlamında,

            Öncü anlamında,

            Etkili ve yetkili anlamındadır.

            Her zaman olmasa da bazen kontrol dışı hareket ederek tehlike saçan anlamındadır.

            Her ne kadar bugün ki yazımızda baş olarak balığı ele aldıksa da örneklemelerde sadece balık geçmez. Çoğu yerde yılan başı ve sineğin üreme yeri olan bataklıktan da söz edilir, örnek olarak sunulur.

            Günümüzde balık başından söz edilmesinin asıl gayesi sadece olumsuzlukları yaşatanlar için değil, yaşanan olumsuzlukları görmek ve duymak istemeyen, vicdanını kıtlaştıran, olayların gelişmesine zaman ve zemin hazırlayan, yani anlayacağınız kırk yıldır ülkeyi ve milleti tümüyle imhaya çalışan ve yine son dönemde imhaya yönelik ihanet harekatı yapanlarla iş birliği içerisinde olan başlar içinde söz edilendir.

            Geçmişte olsun, günümüzde olsun veya gelecekte olsun yaşanmış, yaşanan ve de yaşanacak olan her olumsuz hadise ve gelişmenin sonrasında söylenen, ifade edilen ve edilecek olan söz ''Balık baştan kokar kardeşim'' sözüdür. Yaşanan olumsuzluğun sebebinin baş olduğunu ifade ederek sen bu olumsuzluğun veya olumsuzlukların sebebini başka yerde niye  arıyorsun diye söylenir insanlar.

            Yani günümüzle değerlendirecek olursak 40 yıldır yaşanan terörün yanında (birleşkesi) birde benzeri 15 Temmuz'da yaşanan katliama yönelik ihanet terörünün ana müsebbipleri yani başları dururken, başları hakkında herhangi bir işleme gerek duymuyorsunuz da bunların kuyruklarıyla niye uğraşıp zaman kaybediyor, ülkenin her alanda ilerleme kaydetmesine ve de milli servetin heba olmasına sebep oluyorsunuz denir.

            Hatta devamında kuyruk kolay kardeşim kokan başı, kokan ve ortalığı darmadağın etme çabasında olan başı ezme ve yok etmeye çalışın denir.

            Söz konusu bu atasözü bir tepki ifadesidir. Toplumun ortaya koyduğu, koymaya çalıştığı tepkinin sonucu ifade edilen anlamlı bir sözdür bu ata sözü.

            Evet yaşanan olumsuzluklar yani her geçen gün artan terör ve terör nedeniyle şahadet şerbeti içerek toprağa girmiş gencecik fidanlar, mağdur olan aile ve yakınları, hayatı kararan gaziler ve de heba olan milli servet karşısında milletin taşan sabrı ile söylemeye ve anlatmaya çalıştığı düşüncesini ata sözüyle dillendirmesi haklı ve yerinde bir tepkidir.  

            Düne, bugüne baktığımız zaman yaşananlar karşısında zorunlu olarak kullanılan bu anlamlı ve yerinde sarf edilen atasözünün gerçekleştirilmesini bizde arzu etmekteyiz. Tepkiden, can yanmışlık ve acısından doğan bu teklifin haklılığı karşısında Aziz Türk Milleti olarak diyoruz ki;

            Bir olumsuzluk fark edilmemiş olunabilir,

            İkinci beklenmedik bir olumsuz gelişme bazı nedenlerle duyulmamış olunabilir,

            Üçüncü olumsuz bir gelişme yanlış yönlendirilme ile önü alınamamış olunabilir,

            Amma bariz ve açık bir şekilde gözümüzün içine bakarak, hatta ve hatta gözümüze sokarcasına işlem ve eylemde bulunulan bir olumsuzluğun üzerine gidilmiyor, gidiliyorsa da baş dururken, asıl ezilmesi ve gelecek adına selamete ermek için yok edilmesi gereken baş dururken kuyruğundan başlamak niye?...

            Sineğin ürediği bataklık dururken mide bulandıran sinekle uğraşmak niye?..

            Yılanın başını ezmek dururken kuyruğunu koparmaya çalışıp azgınlaşmasını sağlamak niye?..

            Eğer bir şeyler yapılmak isteniyorsa ki istenildiği kanaatindeyiz o zaman memleketin ve milletin geleceği ve selameti için bırakın balık ve yılan kuyruklarıyla, bırakın mide bulandıran sinekle uğraşmayı bilinen ve bariz bir şekilde görülen, yerleri ve mekanları tespit edilmiş başlarla, bataklıklarla uğraşın.

            Devletin her türlü nimetinden faydalanarak milletin duygularıyla oynayan, milletten alınan vergiyle caka satan, Avrupalarda, bilmem nerelerde dalgasını geçmekle kalmayıp Avrupa'nın elini güçlendiren hareketlerde bulunup dini istismarda devam eden ve yandaşlarını isyana çağıran başları koparın başları.

            O başlar var ya o başlar, kaldığı ve var oldukları müddetçe hep kokar ve zeminini buldukça da  hep zehrini akıtır, ısırmaya çalışarak kan emmeye devam edip mağduriyete sebep olurlar.

            Bariz bir şekilde duyulan, bilinen, görülen ve ben buradayım denilen başlardan oluşan kişi ve kişiler üzerine gidilmediği, gereken ana işlemler yapılmadığının yanında birde onları daha da şımartan, cesaretlendirip ellerini güçlendiren bir olumsuzluğun gerçekleşmesidir. Bu olumsuzluk yandaşları bulunan öğretmen ve kamu çalışanlarının tayinlerinin batıya yapılmasıdır.

            Burada amaç, yapılmak istenen cezai müeyyide uygulamak mı yoksa mükafatlandırmak mı?

            Veya Doğu ve Güneydoğu da yaşayan ailelerin çocuklarını ve vatandaşları bunlardan, bu zehir yüklü beyin yıkama makinelerinden kurtarırken Batı'da ki aile çocuklarına farkında olmadan zehir karıştırılmış aldatıcı şeker ikram etmek mi?

            Burada derin çok derin düşünmek ve ince eleyip sık dokumak gerek.

            Geçmişi göz önüne alarak geleceği iyi planlamak gerek.

            Yaşanan olumsuz gelişmelerin tırmanması istenmiyorsa,

            Ülke ve millet huzur ve refaha kavuşturulmak isteniyorsa ki istenen bu,

            ''Balık baştan kokar'' atasözüne muhatap olunmak istenmiyorsa eğer;

            İvedilikle kokan başlar,

            Zehir (zerk edecek) akıtacak dişin olduğu başlar,

            Isırarak kan emen emicilerin bataklıklar yok edilmeli, kuyrukla muyrukla uğraşarak zaman kaybedilmemelidir. Oldum olası ne idigü belli olmayan açılım maçılım, süreç müreç düşünülmeden kararlı bir şekilde çözüme giden yollarla mesele kökünden halledilmelidir.

            Ganimetten pay almaya çalışacak fırsatçılara, iftirada (buhtanda) bulunup kendilerini temize çıkarma amaçlı kirli teninde barındırdığı kin ve nefretini çıkarını baltalayanlara karşı kusan ve kusacaklara fırsat verilmemeli.

            Yoksa yaşanan ve yaşatılmak istenen olumsuzluk yani ihanet her zaman daha kötü ve ağır bir şekilde yaşamaya devam eder, Allah muhafaza gün gelir ne devlet kalır ne de millet.

            Devletsiz millet olamayacağı gerçeğinden hareketle diyoruz ki; Allah devletimize, devletin güvencesi ordumuza ve emniyet güçlerimize zeval vermesin, zeval verme gayret ve çabasında olanlara da fırsat vermesin.

            Zaten yedi düvel dediğimiz, merhum Mehmet Akif Ersoy' un ifade buyurduğu gibi tek dişi kalmış canavarlar Çanakkale hazımsızlığını tam anlamıyla kusar ve o zaman da ahlar vahlar para etmez olur.

            Sonuç olarak; Ecdadımız Nene Hatun, Kara Fatma gibi daha birçok Türkan Teke, Suat Petek, Fahrettin Gülçatay, Süleyman Budak, Melih Kunter, Ahmet Budak, Fırat Çakıroğlu ve gibi daha nice canların yok olması, gazi ve mağdurların oluşması, milyarlarca servetin heba olması istenmiyorsa eğer; başların, kokan balık başlarının, yılan başlarının ve kan emen bataklıkların üzerine ivedilikle gidilip yok edilmeli.

            Ülkeyi girdaba sokmaya çalışarak canlar alan canilere cezai müeyyide olarak ta milletin büyük beklentisi olan idam uygulanmalı idam. Canilerin milletin parası, devletin imkanıyla beslenmeleri önlenmeli.  

            İslam literatüründe olmayan ancak dillere pelesenk edilmiş Keşke ifadesini kullanmamak adına çok ama çok hassas ve dikkatli olmak ve davranmak gerektiği gibi atasözümüzün birinde ifade edildiği üzere ''Kurunun yanında yaşta yanıyor'' sözünden hareketle yaşın yanmamasına özen gösterilmeli.          

            Girmiş olduğumuz yeni eğitim döneminde eğitimin zaafa uğramaması için öğretmen ve personel boşluğunun olmamasına özen göstermek, öğretmenlerin görevden alınmaları yerine ne yaptıkları ve ne yapacakları tespit edilip onlar üzerinde etkin olanlara gereken işlemin yapılması daha doğru olur düşüncesindeyiz. Kokan başların fazlaca var olduğu hesabının iyi ama çok iyi yapılması da ihmal edilmemeli..

  

                                                                         AYETLER

*Ey Muhammed: Onlara Adem'in iki oğlunun haberini (aralarında geçen olayı) doğru olarak anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş, ötekinin ki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen ötekine: ''Andolsun seni öldüreceğim'' deyince kardeşi: Allah ancak kendisinden sakınanların kurbanını kabul eder'' demişti.Maide:27

*Andolsun ki beni öldürmek için elini bana uzatırsan da ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım. Maide:28

 

 

                                                                   GÜZEL SÖZLER

*Mikrofon elindeyken (Sözün geçerli olacaksa) konuş, mikrofonsuz konuşma. Nevzat ÜLGER

*Dünyayı 40 günlük bir salıncak olarak düşündüğünüzde; ‘sadece bir gününde güler, otuz dokuz gününde ağlarsınız” Böyle bir halet-i ruhiye bizlere, güzün başlangıç ayını/ Eylül’ü sevdirdi! İçimdeki bir ses der ki, Eylül ve sonrası mevsimlerin en ala zamanı, gölgesi en uzun vakit olarak  bilinen ‘ ikindi vakti’ gibidir! Bedrettin KELEŞTİMUR

*"Her şey sözle başlar. Allah’ın vahyi bile sözdür, tabiri caizse. Dolayısıyla sözün kadr-ü kıymetini bilmeli ve sözümüzü yüceltip yüksek tutmalıyız. “Sesinizi değil, sözünüzü yükseltin” demişler ya, işte öyle…"Halis BİLGİN

*İnsan, örf ve ananesiyle, kültürüyle, yaşamıyla doğduğu toprakların bir ürünüdür. Harun ÖKSÜZ

*Kişilerin ifadeleri, icra ettikleri ve ettirdikleri sanatı, konuşma tarzları, mimikleri, bakış ve dinleyişleri, geçmişi ah çekerek anlattıkları anlar ve haller hayatta ne ve nasıl yaşadıklarını ortaya koyandır. M. Dursun AKSOY

 

                                              BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?

*Osmanlı dönemi devlet erkanından Abdurrahman Harput-i' nin Elazığ-Sivrice ilçesi Cüde köyünden olup Yeni Çeri Ocağı'nın kaldırılmasında etkin rol oynayan ve o dönemde işlenen Huzur Dersleri'nin muhatabı olduğunu,

 

             DİKKAT

Okumadan geçme sen şu taşları

Burada binlerce yiğidin yatar.

Vatan uğrunda verilen başları

Bilmiş ol ki bunlar cihanı tartar.

     Sen de mutlaka bir şehit oğlusun

     Altında yatanlar şehit atandır

     Yüreğin yaralı, içten dolusun

     Senin de sevgilin mutlak vatandır.

Taşları oku da ayrıl buradan

Gönlünü daraltıp geçme aradan

Ruhların şad eyle kurtul beladan

Bunlar topraklara toprak katandır.

Şükrü KACAR/Elazığ-Palu

 

   VAY CANIM ÇIKA
Kim derdi gözünden düşeceğimi
Bu aşka bir mezar eşeceğini
Selamını bile benden keseceğini 
Topraklar başıma vay Can'ım çıka

     Gönül tellerinin namesi bendim 
     Hani yüreğinde en zirvedeydim 
     Seni çok sevmekle hatamı ettim 
     Topraklar başıma vay Can'ım çıka

Yıllarca ruh ile beden gibiydik 
Sen bana ben sana kaderim derdik
Nazarmış büyümü neden yenildik 
Topraklar başıma vay Can'ım çıka

     Aşkıma muhtaç ol sevgimi dilen
     Olmasın dünyada ben gibi seven
     Hani ben aslıydım sen ise kerem
     Topraklar başıma vay Can'ım çıka
       Burçak Karataş/Malatya

 

OLMAZSA OLMAZ

Dünyanın serveti senin olsa ne!

Yurdunda, yuvanda huzur olmazsa

Sonra kör bakarsın kamu cihana

Gözlerin gönlüne nazır olmazsa

     Hayat bir imtihan; etme, bulursun

     Bilmezsen malamat, rüsvay olursun

     Karada, denizde şaşıp kalırsın

     Yoldaşın İlyas’ la Hızır olmazsa

Nefsi öldürenin kendisi ölmez

Birlik gözesinden ikilik gelmez

Gülen ağlayamaz, ağlayan gülmez

Ömürde med ile cezir olmazsa

     Maziye, atiye, güne sınırsın

     Zahiri kaybeder, gaybı tanırsın

     Bir nefeslik ömrü sonsuz sanırsın 

     Kefenin sarıkta hazır olmazsa

Kıymeti var mıdır tahtın, urbanın?

Yâre ağı sunan asi kırbanın

Ne bayramın olur ne de kurbanın

Canın sevdiğine nezir olmazsa

Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

 

                DELİ DÜNYA

 Deli dünya kimsede bir akıl bırakmadı

 Kimi aşktan hastadır kimi dertle savaşır

Bir türlü azgın sular,tam yolundan akmadı

Huzur gelmez yaşama korkular hüzün taşır

     İnsanlık vazgeçemez kıskanç ihtirasından

     Nur yüzlü Yusuf'a da,türlü tuzaklar kurdu

     Hep mal mülk davasından oğul kardeş yasından

     Hasımlar birbirini can evlerinden vurdu

Kanaat olmayınca doymak nedir bilinmez

Her nefis çıkmazlara sabırsız halde yürür

Yükseğe erme hissi zihinlerden silinmez

Kul bu yoldan giderken nicesini hor görür

     Kendini ekmek için feda eden edene

     Bin uğraşla çabalar,nice karnı aç gönül

     Ne densin bitap düşmüş gün kavurmuş bedene

     İçin için erirken inan zordur tahammül

Bize yaşamak düştü ruha çizilen ömrü

Ezelden ebede dek kalben kabul eyledik

Başımızın tacıdır Yüce Allah'ın emri

İstek ve arzuları dua ile söyledik

Engin NAMLI/Kastamonu-Azdavay

                                        

            BEN NEYİM?

Düşündüm kendimce öyle derinden
Safa mıyım, Merve’ miyim ben neyim?
Bölündü yüreğim orta yerinden
Hallac mıyım, Mansur muyum ben neyim?
     Dağ başına çöken duman mıyım ben
     Zemheri ayında boran mıyım ben
     Hayal mi gerçek mi yalan mıyım ben
     Zerre miyim, umman mıyım ben neyim?
Bir metre ileri bakıp önümü
Göremedim dünüm ile yönümü
Sevda cephesinde yaktım gönlümü
Divane mi, deli miyim ben neyim?
     Uyan be yüreğim gafletten uyan
     Heba olup giden yıllarına yan
     Hak ipine sarıl, Rab’ bine dayan
     Cefa mıyım, sefa mıyım ben neyim?
Salamız okunur, cümle duyrulur
Ukba günü gelir mizan kurulur
Tartılır ecirler, mühür vurulur
Sahi miyim, dara mıyım ben neyim?

Dursun ELMAS/Tokat

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.