BİZİM KARAKOÇAN’DA-1-


                                                            GÖNÜL TAHTINDAN

                                                           BİZİM KARAKOÇAN’DA-1-

            Bizim için vatan dendi mi her şey teferruattır. Bunun böyle olduğunu zaman zaman da olsa dilendirir dururuz ve bunu bizi bilen, tanıyan her insan da böyle düşündüğümüzü az çok bilir.

            Vatanı tarif edecek değiliz bilenlere karşı hadsizlik olmasın diye. Ancak her insanın (tabi vatan diye bir değeri olanlar için söylüyoruz) iki vatanı olduğu da ayrı bir gerçek kabul görse de görmese de. Biri; koca bir millet, tüm unsurlarıyla asırlardır bir arada bulunan Aziz Türk Milleti olarak her türlü olumsuzluklara rağmen birlik, beraberlik ve bütünlüğü bozmadan, bozanlara fırsat vermeden muhafaza ederek yaşamını sürdürdüğü Anavatanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti hudutları içerisinde ki tarihi derin, kültürü zengin, doğa harikası coğrafya.  Bir diğeri de varlık menbaı olan köyü, nahiyesi, ilçesi veya ilidir ki buna da SILA denir. Hani bir türkümüzde deniyor ya! ‘’Mektup Selam Söyle Benden Sılaya’’ diye. İşte herkes gibi bizim için de aynen öyle. İkinci vatanımız varlık menbaımız olan dört bin yıllık tarihi derinliğe ve zengin bir kültüre sahip bulunan Elazığ’ın tarihi derin ve kültürü zengin, doğa harikası ilçesi KARAKOÇAN,  Bizim Karakoçan…

 Bizi az çok tanıyan ve bilenler çok iyi bilirler ki varlık menbaımız olan Karakoçan için ikbal arayışından uzak, tamamen vefa borcu düşünülerek bir şeyler yapmaya, yazmaya, konuşmaya çalışmış, dostlarımızın da sundukları katkıyı bütünlük içerisinde zenginleştirerek ilçemize yararlı olmaya, vefa borcumuzu ifaya çalışmışızdır. Bugün fazla bir şeyler yazıp kıymetli zamanınızı almak istemiyoruz. Bugün zamanı, ilçemiz hakkında güzel düşünen ve güzel şeylerin gelişmesini arzu eden, zaman zaman da olsa ilçemiz Karakoçan hakkında güzel ve anlamlı düşüncelerini ifade eden dostlara bırakıyorum.

Bizim Karakoçan’ da;

Selçuklu komutanı Alaaddin Keykübatın otağ kurmasıyla, Mevlana Hz. nin 3 yılda olsa ikamet etmesiyle, Şeyh Ahmet YESEVİ Hz. nin soyundan Pir Cemal Abdal Hz., Sefkar ve Garip Baba kardeşler, Güzel Baba ve Şeyh Hadi gibi manevi mimarların varlığıyla tarihi derinlik var.

Yolları bozuk mu bozuk GOLAN KAPLICASI ile sağlık, Dağ Keçileri ile görsellik, Peri suyu ve vadisiyle harika bir doğa var. Okumuşlarıyla eğitimin zirvede oluşu, emin ve güvenilir esnafları ve yurt dışında çalışanlarının fazlalığı ile ekonomi zenginliği ve tarım, ziraat, ormancılık ve de park alanlarıyla büyük bir ekonomi potansiyeli var. Evet, var, var, var olmasına var birçok güzellik ve zenginlik ancak var olmayan bir şey var O’ da sahiplenme, yani sahipsizlik var. Dibe vurmuş bir sahipsizlik var…

İşte bu noktadan sonra duruyor ve sözü ilçemiz Karakoçan’ ı az çok tanıyan ve bilen kalem erbabı dostlara bırakıyorum. Kimi dost duygularını yazıya kimi dostta (Eğitimci-Şair ve Yazar Hadi Önal ağabeyimiz gibi) şiire dökerek Karakoçan’ ı mızı anlatmaya çalışmış. İşte siz değerli okurlarım, değerli hemşerilerim, varlığımın menbaı Karakoçan sevdalıları ve işte Karakoçan’ ı bilen ve seven kalem erbapları…

                     KARAKOÇAN 

Munzur’un eteğinde gülümser Karakoçan

Sevdası damla damla dökülür Peri’sine

Doğu Anadolu’da bir çiçek gibi açan

Golan’ ı buyur eder, kulak verin sesine

      Yudumlarken gurbeti unutmaz vatanını

      Derdi benim derdim der bütün bunlar bir yana

      Cömertliktir, mertliktir onun diğer bir şanı                                

      Karakoçan insanı can olur tanıyana

Eğitimci-Şair ve Yazar Hadi ÖNAL

 

                            ‘’MEMLEKET’’İ ‘’VATAN’’ YAPMA ŞUURU

Coğrafyayı ‘’ memleketim’’ olarak görmek gibi saf-temiz, ama sığ düşünceden ‘’Coğrafyayı Vatan yapmak’’ şuuruna ulaşmak, daha derin ve köklü bir idraki gerekli kılmaktır.

            Ne yazık ki Türk eğitim sistemi, çocuklarımıza ve gençlerimize kaynağını tarihimizin şeref levhalarından alan ‘’vatanseverlik ruhu’’ ile günümüzün ‘’bilimde ve teknolojide ileri olmayı hedefleyen çağdaş vatan telakkisini’’mecz etme hedefinden her geçen gün uzaklaşmaktadır. Kırk yılı aşkın eğitimcilik ve eğitim yöneticiliği görevim süresince benim ve benim gibi az sayıda insanın ferdi gayretleri sebebiyledir ki, her şeye rağmen, geleceğe ümitle bakabilmekteyiz.

            Ümidimizi kaybetmeden üç adımlık yol süresi içerisinde, otuz adım yürüyebilecek cehdi gösterebilmemiz halinde, bu coğrafyayı vatan olarak tutma imkanımız olduğunu unutmamalıyız. İşte asıl o zaman; Ulu Camisi ve Kalesiyle, dokuz bin yıllık ihtişamı ile HARPUT’ umuz, Cenab-ı Allah’ın bütün güzellikleri cömertçe bahşettiği SİVRİCE -HAZAR’ ımız, Çorak toprakları cennete çevirmeyi başarmış, eğitim ve kültürü zirveleştirmiş AĞIN’ ımız,

            Pir Cemal Abdal Hazretleri, Sefkar ve Garip Baba kardeşler ile Güzel Baba gibi ulu şahsiyetleri koynunda barındıran, aynı zamanda Golan Kaplıcası ve kaplıcaya ayrı bir görsellik katan Dağ Keçileri ve yeşilin envai tonlarıyla ruhlara ve bedenlere huzur ve şifa veren KARAKOÇAN’ ımız, Tarihi kalesi, irşad makamında Ali Sebti Hazretleri gibi manevi mimarları ile PALU’ muz ,KOVANCILAR’ ımız, ARICAK’ ımız ve ALACAKAYA’ mız, Medeniyet nûmunesi gibi Türkiye’yi ışıklandıran KEBAN’ ımız, Tarihte vilayet merkezliği yapmış, binlerce insana iş, aş ve istikbal kapısı olmuş, ama bugün melûl-mahzun MADEN’ imiz, Birçok güzellikleri yanında, en son vatan hainlerine karşı son kurşununa kadar çarpışarak şehit düşen kahraman evladımız Fethi SEKİN’ in ilçesi BASKİL’ imiz,

            İşte o zaman daha büyük bir şevkle ayağa kalkacaktır. Eğitimci-Yazar, Sivriceliler Dernek Bşk. Ali KOÇ

                                                                  KARAKOÇAN

            Karakoçan’ı ve Karakoçanlıları anlatın derlerse şöyle başlarım. Modern kent görünümünde cadde ve sokakları temiz, güzel insanların oturup sohbet ettikleri, aileleriyle birlikte eğlendikleri geniş park ve mesire alanları, geniş ve engin kültürü, okuma ve yazma oranının yüksek olduğu 100 yıllara dayanan manevi dinamikleri olan Elazığ’ın şirin mi şirin bir ilçesidir Karakoçan..

            Her zaman arkadaşlığından gurur duyduğum rahmetli namı diyar Necip Ağa torunu rahmetli Aytekin ERDEM’ i hiç mi hiç unutmadım. Umarım Karakoçanlılar hak ettiklerine kavuşurlar.

            Karakoçan ve Karakoçan tarihini hemen her ortamda canlı tutmaya çalışan Sn. Mehmet Dursun AKSOY’ a çok teşekkür ederim saygılarımla… İş adamı, Siyasetçi, Araştırmacı ve yorumcu Mustafa YILMAZ

                                                KARAKOÇAN İLGİ BEKLİYOR!

Bundan 15 yıl önce Elazığ'ın nüfus bakımından en kalabalık ilçesi Karakoçan'dı. Bu ilçeye her gittiğimde ilçe değil de şehir havası görürdüm. Üstelik yurt dışına en fazla işçi veren bir ilçe!

Karakoçanlı diğer yörelerin insanları gibi gurbete gidip memleketine yüz çeviren insanlar değildi. Her yaz mutlaka memleketlerine döner ve sıla-i rahim ederler. Karakoçan'da az da olsa yatırımları var. Bu güzel ilçemiz ne yazık ki son zamanlarda Elazığ'ın ilgisinden yoksun! Biraz terör, birazda Elazığ'a uzak oluşu bu ilgiyi azaltmıştır. Oysa Karakoçan'ın görülüp gezilmeye çok müsait alanları vardır. Bunların başında GOLAN KAPLICASI gelmektedir. Kaplıca deyip geçmeyelim; bu gün dünyada sağlık turizminde kaplıcalar çok büyük rol oynuyor! Bir zamanlar Afyon'un Sandıklı kaplıcalarına gitmiştim. Otellerinde yer bulmak mümkün değildi. Gördüm ki bu kaplıcalar Sandıklı'ya kurulacak 10 fabrikaya bedel!

Karakoçan'daki Golan Kaplıcası'nı modern bir hale getirir isek, birde yolunu rahat gidilip gelinecek bir hale sokarsak, bize sadece tanıtımı kalıyor. Ben bu son gidişimde Kaplıca yolunu iyi görmedim. Peri Suyu vadisindeki bu kaplıcalar ayrıca bir tabiat harikası! Doğanın her türlü güzelliği burada! Karakoçan'da piknik alanları ise sayılmayacak kadar çok.  Kalecik Baraj kıyısı  mı desem, Pir Cemal Abdal ziyaretgahı ve çevresi mi desem her alan piknik yapmaya müsait. Lokantalarında yiyeceğiniz etlerin tadını başka yerde bulamazsınız. Çünkü bu yörede hayvanlar doğal gıda ile besleniyor. Bir konu daha var, Mevlana Celalettin-i Rumi belki ilk defa duyacaksınız ama Karakoçan'da 3 yıl kadar ikamet etmiş. 1071'den sonra bu yöreye çok sayıda Türkmen boyları yerleşmiş. Okçuyan yöresi de bunlardan biri. Okçu Yusuf'un okçuluktaki mahareti sebebi ile Selçuklu hükümdarı bu yöreyi Okçu Yusuf ve ailesine bağışlamıştır. Kısaca Karakoçan ilçemize biraz devlet, birazda Elazığlılar olarak bizler el atarsak daha nice güzellikleri görürüz!

Kısa ve öz olarak diyorum ki Karakoçan bizden ilgi bekliyor! Eğitimci-Araştırmacı-Yazar ve Şair Günerkan AYDOĞMUŞ

 

                                             AP-AK İLÇEMİZ

          Karakoçan, Elazığ’ın Arıcak’tan sonra en uzak; Kovancılar’ dan sonra en büyük ilçesi. Arzumuz odur ki bu şirin ilçemiz, gözden ırak olduğu için gönülden de ırak olmasın.

Karakoçan; adı “kara”lı, ancak ruhu “ap-ak” ilçemiz.. Karakoçan; gönlümüzdesin ve ap-aksın, ap-aydınlıksın... Eğitimci-Şair-Yazar ve Eleştirmen R. Mithat YILMAZ

 

                                                                        AYETLER

*Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamdolsun. Öyle iken inkarcılar Rabblerine yani başkalarına eş tutuyorlar. En’am:1

*O, sizi çamurdan yaratan sonra size bir ecel, süre tayin etmiştir. Belirlenip adlandırılan ecel, kıyamet saati O’ nun katındadır. Sonra da halen şüphe edersiniz. En’am:2

*O, göklerde de, yerde de Allah’tır. İçinizi, dışınızı ve ne kazandığınızı bilir. En’am:3

 

                                                                 GÜZEL SÖZLER

*Halkımızın okumaya ilgisi azaldıkça okuyan insan Altın gibi kıymetli olacaktır. Günerkan AYDOĞMUŞ

*Ümidimizi kaybetmeden üç adımlık yol süresi içerisinde, otuz adım yürüyebilecek cehdi gösterebilmemiz halinde, bu coğrafyayı vatan olarak tutma imkanımız olduğunu unutmamalıyız. Ali KOÇ

*Ahmet YESEVİ’ den Yunus’a kadar devam eden bir silsilede, ‘edep pınarı’ sürekli çağlamıştır. Bedrettin KELEŞTİMUR

*Bir milletin tarihi sahipleniliyor ve kültürü yaşatılıyorsa O’ millet var ve daima var olacak demektir. M. Dursun AKSOY

 

BUNLAR GELMESİN

Ehli imandandır bizim hanemiz

Aldanıp şeytana uyan gelmesin

Verene şükrolsun, haddince yeriz

Tıka-basa yiyip, doyan gelmesin

     Diktatör düzende adalet olmaz

     Adil olan düzen zaten bozulmaz

     Fakire beş kuruş vermeyi bilmez

     Tomarla parayı sayan gelmesin

Laf ile tersine akıtır suyu

El-ayak öpmez mi, yalaka huyu

Koltuğa yapışmış hep yıllar boyu

Huy edip devleti soyan gelmesin

     Aydınlık düzene bir kibrit yakmaz

     Hileden-hurdadan hiç mi hiç bıkmaz

     Elbet vicdanı yok, Allahtan korkmaz

     Yetimin hakkını yiyen gelmesin

Aldığını öde, hesabı yığma

Borcuna sahip çık, yok öyle yağma

Hilekar, düzenbaz anadan doğma

Fesadı, fitneyi yayan gelmesin

     Hakk’ın nimeti çok, tek tek sayılmaz

     Namert sofrasında karın doyulmaz

     Her duyulan başka yerde deyilmez

     Bizden yalan, gıybet duyan gelmesin

Mevla’ ya bağlıyız, sırtımız pektir

Mazimiz tertemiz, yüzümüz aktır

Dosdoğru yoldayız, kaygımız yoktur

Ahvalimiz böyle, cayan gelmesin

Vedat YILMAZ / ELAZIĞ

 

BU GARİP SENİ ÖZLER

İslâm, ‘garip doğdu’ 
Asrın garibiyiz, Ya Resulallah! . 
Çağın idrakine; dağlar ile 
Taşlar ile kâinatın zikriyle; 
‘Anlatıyorsun İslâm’ı’ Ya Resulallah 
Bin dört yüzyıl, Irak değil sana; 
Daha yakınız, Ya Resulallah! 
Ellerin, parmakların; 
‘beş musluklu bir çeşme’ gibi 
Kuruyan dudaklara, şefkat; 
Gönüllere rağbet, Ya Rasulullah! 
Başparmağında, zikre nişan; 
Düşünce, ‘Kamer, iki parça’ 
Dolanır menzilinde, Ya Resulallah! 
Şu ağaç, Rahmet Peygamberim diyor; 
Koşuyor yanına, ‘şahadet’ için! 
Kuru dallarına, can yürüyor; 
Nemli dallarından, ‘hurma’ ikram ediyor, Ya Resulallah! 
Şu kab, şu birkaç parça yemek; 
Ellerinde açılıyor, ‘bereketli sofra’ 
Yüzlerce misafirine, Ya Resulallah! 
Yürürdü seninle, konak konak; 
Ak bulutlar, ’çadır’ olurdu, üzerine! 
Bedirde, ‘rahmet rahmet’ nur yağardı 
Uhut, sana sadık bir dost; 
Bir büyük sevgili gibiydi, Ya Rasulullah! 
Ey Rahmet Muallimi, seni dinler; 
‘Gökteki yıldızlar’ gibi Sahabe! 
Vallahi, ‘kaynar yüreğimiz’ 
O sevdayla, gözlerimiz seni özler; 
Bu garip seni özler, Ya Rasulullah!

Bedrettin KELEŞTİMUR/Elazığ-Ağın


       KARAKOÇAN 

Munzur’un eteğinde gülümser Karakoçan

Sevdası damla damla dökülür Peri’sine

Doğu Anadolu’da bir çiçek gibi açan

Golan’ ı buyur eder, kulak verin sesine

      Yudumlarken gurbeti unutmaz vatanını

      Derdi benim derdim der bütün bunlar bir yana

      Cömertliktir, mertliktir onun diğer bir şanı                                

      Karakoçan insanı can olur tanıyana

Hadi Önal/Elazığ-Sivrice

                    

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.