BİZİM KARAKOÇAN’DA-7-


Aziz Türk Milleti olarak;
Asırlardır tüm unsurlarıyla yaşayıp bir bütün halinde var olan ve var olma mücadelesi veren Aziz Türk Milleti olarak; üzerimizde oynan ve oynanmak istenen oyun ve tezgahların, sokulmak istenen girdapların üstesinden gelip ‘’İt ürür kervan yürür’’ misalinden yolumuza durmaksızın devam edişimizin,
Tüm karalama ve engellemelere rağmen yüzümüzün akıyla var olduğumuzun ana kaynağı; milli ve manevi değerler çerçevesinde bir yaşam sürdürmenin kazandırdığı erdemle kendini bilen ve değerleri sahiplenmenin yanında dosta karşı vefa duygusu taşıyan değerli insanların, şahsiyetlerin varlığı ve destekleriyledir.
Kişi ve kişilerin, milli ve manevi değerlerine bağlı bulunan kişi ve kişilerin, şahsiyetlerin;  olmazsa olmazlarından olan vatanın, şehit kanıyla yoğrulmuş coğrafyanın yanında varlıklarının sebebi olan yer ve mekanları sahiplenmesinin doğal bir olay olduğu düşüncesindeyiz.
Bu kişi ve kişilerin kendilerinden öte kendileri kadar o yer ve mekanlar hakkında güzel duygu ve düşünce içerisinde bulunan dostların görüş ve düşüncelerini önemseyip değerlendirmesinin de bir o kadar doğal olduğu düşüncesindeyiz..
Bizde bu duygu ve düşünceden hareketle uzun zaman önce başlatmış olduğumuz Bizim Karakoçan’da başlıklı yazı dizimizi; varlık membaımız Karakoçan hakkında duygu ve düşüncelerini dile getirip kendince anlatan değerli bir edebi şahsiyetin dilinden siz değerli okurlarımıza sunmaya çalışacağız.
Tarihi derinlere giden, kültürü bağlı bulunduğu Elazığ’la bir bütün olan ilçemiz Karakoçan; sıradan özelliklere sahip olmayıp tarihi derinliği, kültür zenginliği, ülke ekonomisine katkısı ve de milli ve manevi değerlerine bağlı insan ve okumuşuyla büyük özelliklere sahip bir ilçedir.
Ancak ve ancak ilçemiz Karakoçan’ın bu ve ötesi özelliklere sahip olmasına rağmen arzulanan ölçüde laik olduğu bir yerde olmadığını görmekteyiz her ne kadar ufak tefek bir takım güzel ve anlamlı (Doğal Gazın gelişi-Bir topluluk ki bu topluluk Türkiye Kitabı Topluluğudur bunların açtığı kütüphane ile Kaymakamlık tarafından merkezde kurulması düşünülen bir kütüphanenin temelinin atılması ve gibi..) işler yapılmış ve yapılıyor olsa da. Bunun sebebinin de ilçemizin yeterli sahiplenilmediğidir.
İlçemiz Karakoçan’ın sahipsiz bir ilçe olduğunu görmekteyiz. Bu bir gerçek ve bu gerçeğin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. .
Evet, yine siz değerli okurlarımız ve Bizim Karakoçan’da’ başlıklı yazı dizimize konuk olup sahipsiz olduğunu gördüğümüz Karakoçan ilçemiz ile alakalı duygu ve düşüncelerini yansıtan değerli bir kalem erbabı..
 
                                                                    KARAKOÇAN'DA
            21-24 Haziran 2012 tarihinde yapılan 20. Hazar Şiir Şöleni hakkında daha önce yazdığım yazıda : ” Elâzığ’ın, bu üstün millî şuurlu ve şiir sevdalısı insanları ve öncüleri, daima en yüksek mevkide mertebe bulacaklardır.” demiş; ve bu büyük şöleni tertip eden, başta Elâzığ Valisi Muammer Erol olmak üzere, Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feyzi Bingöl, TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şekerdağ ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Tahsin Öztürk’ün yaptıkları hizmetin ehemmiyetini, güzelliğini ve Türk millî kültürüne sağladığı ilâve değeri dile getirmeye çalışmıştım.
Şunu da hemen ifade etmeliyim ki, bu şölen içersinde, bir de, Elâzığ’ın ilçelerinde yapılan şiir sohbetleri vardı ki; ben, bunlardan, gitmekle büyük haz duyduğum Karakoçan ilçesinden bahsetmek için ancak fırsat bulabildim.
Elâzığ’a 110 kilometre uzaklıkta bulunan Karakoçan’a, kıymetli dost R.Mithat Yılmaz Bey’in rehberliğinde, katılımcı şair arkadaşlarla birlikte gittik.
Güneşli bir gündü. Bindiğimiz minibüsteki arkadaşların hepsi hoşsohbet cana yakın kişilerdi.
Bunlar:
Türkiye’den, ben, Muhsin İlyas Subaşı, Nevin Kurular, Âdem Yeşil, R. Mithat Yılmaz ve Karakoçanlı M. Dursun Aksoy; Kazakistan’dan, Kazakistan Kültür Ve Düşünce Dergisi Yayın Yönetmeni DevletbekBaytursunlu ile gazeteci DursunaliTanjarak ; Kırgızistan’dan ise, Yunus Emre ve Bahtiyar Vahapzade hakkında çalışmalar yapan Altınbekİsmailov’du.
Yol boyunca, Mithat Yılmaz Bey’in ve M. Dursun Aksoy’un muhabbet dolu sözleriyle, çevreyi en ince ayrıntılarına kadar tanıma fırsatı bularak Kovancılar’ı geçip Karakoçan’a ulaştık.
Sadece burada değil, Elazığ’da bulunduğum zaman zarfında da, herkesten, “numune” teşkil edecek derecede misafirperverlik gördüm.
Karakoçan, çok şirin bir Anadolu kasabasıdır. Bir tarafını Karaboğa dağlarına yasladığı doğusundaki Bingöl ile batısındaki Tunceli arasındaki bir düzlükte yerleşmiş; binalarıyla, sokaklarının temizliği ve dost bakışlarıyla bize kucak açmıştır.
Şiir sohbetimizin yapılacağı Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda, bizleri, İlçe Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Sadettin Yıldız, Okul Müdürü Cemil Çiftçi ve Müdür Yardımcısı İbrahim Halil Çelik karşıladı.
Sohbet yapacağımız salona geçtiğimizde, şiir severlerin salonu doldurmuş olmasından duyduğum(uz) memnuniyet hat safhadaydı. Rehberimiz Mithat Yılmaz Bey’in, bize, Karakoçan’dan övgüyle bahsetmesindeki inceliği, o zaman anladım. Böylece; Karakoçan’ın, halk kültürüne, millî değerlere ve şiire önem veren çalışkan insanlardan meydana gelen bir kasaba olduğuna bizzat şahit oldum.
Orada okuduğum “ Bir Hasrettir Anadolu” başlıklı şiirim, Anadolu’nun neresine gidersem gideyim, aynı sızıyı yaşatır bana. Sızı dedimse, bunu, “içli’lik/hasretlik/yangınlık/sevda” olarak anlayınız lütfen!
“ Anadolu bir sevdadır yüreklerde;
Bir kuş ki, öter durur, kanadı kırıktır.
Duyduğum; vadide, yamaçta, yüksekliklerde,
Hep aynı hıçkırıktır.
El sallar çocuklar, kıvrılıp geçen
Ve uzun uzun düdük çalan t(i)renlere.
Ayakları yalın, toz içinde yüzleri
El sallar saf saf çocuklar
Gelip geçen sevgililere!
Kıvrılınca dağın yamacından ovaya
Ve öttürünce düdüğünü acı acı.
Bir sızı çöker ki, sanki, bütün Anadolu’ya
Hasretlerin en kıskancı!
Bir derin soluktur Anadolu
Yesevi’dir, Yunus’tur…Yol verir dervişlere.
Ve işler nefesleri tâ iliklere.
Derin bir soluktur Anadolu
Uzayıp gider göklere!
Anadolu bir hasrettir savrulan başaklarda;
Sızlayan bu nağme sanma ki, tektir!
Katılır, kağnı sesleri kaval sesine
Ve kuzu melemesi at kişnemesine.
Camiler, dualı eller, şükür sofraları,
Bal arılarının süslediği petektir.” ( 1997)
Sohbetimiz bitip şiir severlerle vedalaştıktan sonra, öğle yemeğini yediğimiz lokantanın bitişiğindeki Merkez Camii’nde öğle namazımızı kıldık. Camiye girerken, hava günlük-güneşlikti. Tam merdivenleri inip camiden birkaç metre ayrıldığımda, öylesine bir yağmur boşaldı ki, hani “ Bardaktan boşanırcasına ” derler ya, o cinsten! Kendimi, yemek yediğimiz lokantaya atabildim amma iyice de ıslanmıştım!
Diyeceksiniz ki, bundan, muzdarip mi oldunuz? Hayır! En azından, bende böyle güzel bir hatıra bıraktı; değmez mi?Güzellik,- topyekûn- hepimizin hakkıdır. Unutmayalım ki, bunu, beraberce yaşamadıktan sonra, onun hiçbir değeri olmaz.
Karakoçan’a ve bu güzellikleri müşterek bir his hâlinde hepimize yaşatanlara, binlerce selâm ve sevgiler yolluyorum! Araştırmacı-Şair ve yazar M. Halistin KUKUL/ Trabzon
 
                                                                            AYETLER
*Bu indirdiğimiz bir kitaptır ve kutsaldır. Ellerindekini yani Tevrat ve İncil’i tasdik eder. Bir de şehirlerin anası Mekke ile bütün çevresindekileri korkutman için indirdik. Ahrete inananlar buna yani Kur’an-ı Azimuşşana inanırlar ve namazlarına da devam ederler. En’am:92
                                                                      GÜZEL SÖZLER
*Güzellik,- topyekûn- hepimizin hakkıdır. Unutmayalım ki, bunu, beraberce yaşamadıktan sonra, onun hiçbir değeri olmaz.
*Karakoçan’ın, halk kültürüne, millî değerlere ve şiire önem veren çalışkan insanlardan meydana gelen bir kasaba olduğuna bizzat şahit oldum.
*Karakoçan, çok şirin bir Anadolu kasabasıdır. Bir tarafını Karaboğa dağlarına yasladığı doğusundaki Bingöl ile batısındaki Tunceli arasındaki bir düzlükte yerleşmiş; binalarıyla, sokaklarının temizliği ve dost bakışlarıyla insana huzur veren bir ilçedir. M. Halistin KUKUL
 
     GÖRDÜM
Karanlığın ortasında
Senden kalan ünü gördüm.
Bir dünya kurup gönlümce,
Senin gördüğünü gördüm.
     Savaşa barış istedim;
     Bir kutlu yarış istedim.
     Hedefe varış istedim;
     Fazîlet göğünü gördüm.
Yaradan’a sığınarak,
İçin için hep yanarak,
Seherlerde yıkanarak,
Özlenen düğünü gördüm.
     Sevdası kalblerde derin,
     Pırıl pırıl bir seherin.
     Rüya değil, meleklerin
     Bize güldüğünü gördüm.
Çiçeklere zarafetin,
Gökkuşağına rahmetin,
Gönüllere muhabbetin,
Koza ördüğünü gördüm.
     Başım sislerden yukarı
     Yakaladım yıldızları.
     Kâh karınca, kâh bir arı
     Yeni doğan günü gördüm.
M. Halistin KUKUL/Trabzon
 
NEYE YARAR SENSİZ CENNET
Açtım elimi semaya.
Yaradan’a yalvarmaya.
Olmaz isen sen yanımda.
Neye yarar, sensiz dünya.
     Gelinlik aldım, kat be kat.
     Geliyor işte beyaz at.
     Olmazsan eğer yanımda.
     Neye yarar, sensiz hayat.
Güneşi ’yem yâre hasret.
Hiç kimseye etmem minnet.
Gelirse dert senden gelsin.
Neye yarar, sensiz cennet.
Gıyasettin GÜNEŞ Elazığ/ Palu

       KARAKOÇAN’ IN
Yeri mekanı düzlüğe kurulmuş
İnsanı gurbet ellerde yorulmuş
Aşkı yürekte sevgiye vurulmuş
Ağır bir yanı var Karakoçan’ın
     Golan’da su şifadır güller açar
     Şirin memleket peri çayı geçer
     Dağ keçisi her canlı sudan içer
     Sevip sayanı var Karakoçan’ın
Sözüne sadık yabana atmazlar
Komşusu aç ise gidip yatmazlar
Kolay kolay adamını satmazlar
Ün şeref sanı var Karakoçan’ın
     Tarihi var pirlerin geçtiği yolda
     Kültür ve medeniyeti her dalda
     Aydınlatan barajlar balık gölde
     Hamamı hanı var Karakoçan’ın
Ermiş babaların türbesi çoktur
İnsanın gözü gönlü karnı toktur
Yalan ve dolanı kalleşlik yoktur
Anlat çok anı var Karakoçan’ın
     Ahmet yazın gelip ilçede gezer
     Membalara giderek girip yüzer
     Coğrafyanda çok şair edip yazar
     Destan yazanı var Karakoçan’ın
Ahmet DEMİR/Elazığ- Keban
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ağs
09Ağs

Edebi Şahsiyetler-7-

01Ağs

Yalan!...

19Tem

İstemiyoruz…

12Tem

Sadece ‘İran’ mı?

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.