Bugün şiirler ve şehir resimleriyleyiz


Vatan, insanın varlık ve yaşamını idame etme alanı, bir ev, bir han, kalıcı olmayıp geçici de olsa, mutlu ve mutsuz bir yaşam döneminin geçtiği bir otağ,
Vatan, insan varlığında bir güvence, bir teminat,
Vatan, sevgiyle, aşkla yoğrularak yaratılmış her canlıya kimi zaman döşek, kimi zaman yorgan, kimi zaman da ebediyete intikalinde bir han, kalıcı bir han diye bilinse ve ifade edilse de aslında vatan insanın, insanoğlunun olmazsa olmazı,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu merhum Mustafa Kemal Atatürk demiş ya “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” diye.
Hani bizde vatandaş olarak deriz ya! Önce vatan gerisi teferruattır veya söz konusu vatansa gerisi teferruattır. diye…
Evet, bizde her zaman ifade edip dillendirdiğimiz üzere yineleyerek Önce vatan sonra millet, sonra biz ve gerisi teferruattır diyoruz.
Vatan, olmazsa olmazımızdır,
Vatansız hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi olmaz diyoruz.
Vatan şiirdir, asil kanlarla şiirleştirilmiş döşektir, yorgandır, gelinliğin başörtüsüdür, ardır, namustur, şeref ve haysiyettir, ebediyete intikalde hazırlık için bünyesinde barındırdığı nimetlerin kileridir, merhum ozanımız Aşık Veysel’ in ifadesiyle “İki kapılı bir han”dır.
Vatan bayraktır, değerlerin, değerli hazinelerin şehit kanıyla yoğrulup var olduğu m ANA’dır.
Vatan, tüketen değil üreten, iten değil kucaklayan, kendi kin ve nefretine seviyorum dediklerini alet eden değil seven ve sevdiren bir HAN’dır, HANIM ve HANIMIZ’dır..
O nedenle bu hafta bugün diyoruz ki biz değil önce vatan ve vatanla alakalı şiirler ve şiirlerde bahsi geçen vatan parçası illerin, şehirlerin fotoğrafları konuşsun.
Okuyucularımız şiirlerde sadece ve sadece vatan coğrafyası ile ilgili şiirler yok coğrafya dışından da bir il, kadim bir ille alakalı (HALEP) şiir var o ne olsa gerek diye sorabilirler.
Diyoruz ki unutulmasın sözü edilen ve sorulan söz konusu o il de bir zamanlar bizim ve binlerce vatandaşımız yaşamakta idi bugün itibariyle çok az sayıda insan yaşama mücadelesi veriyor ve her ne kadar bugün harap (Harabul Halep) olmuş olsa da.
Evet bugün biz değil vatanla ilgili şiirler ve şiirlerde bahsi geçmiş vatanı güzelleştiren şehirlerin fotoğrafları konuşacak.
Yineleyerek diyoruz ki;
ÖNCE VATAN,
SONRA MİLLET,
DAHA SONRA SİZLER, BİZLER, HEPİMİZZZZ…
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” ve DİYEBİLENE diyoruz…
 
GÜZEL SÖZLER
*Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz, lakin vatanınıza ve milletinize kötülük eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz. Hz. Ali (r.a)
*Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır. Mustafa Kemal Atatürk
*Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak, neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor bak. Süleyman Nazif
*İnsanlar suç işler, mahkum olur ama insan olmaya devam eder, üst üste yatılmaz, nöbetleşe uyunmaz, insan hakları evrensel beyannamesinde, tutuklu, hükümlü hakları var."
*Af dediğiniz şey hükümlüye verildikten sonra geri alınmaz. Biz diyoruz ki, tabi olduğu infaz rejimine göre beş sene indirilir, istisna suçlar hariç, yakın tahliye tarihine kadar kasıtlı bir suç işler ve bu kesinleşirse indirim geri alınır diyoruz. Feti YILDIZ
 
AKPINAR’DA CUMA NAMAZI   
Kardeşim Eşref’e  
Şu yediveren gülündeki renklere bak,
Sayıdaki hikmete, renkteki uyuma bak.
     Yine bülbül gül dalında seranaddadır,
     Kâinata bak hepsi hak, hepside haktandır.
Kılarken bu gece, Cumayı Akpınar’da,
Beden rehavette, göz ise uykudadır.
     Yanımda saf tutmuştu yarenim Eşref,
     İlahi şükürdür bana bahşettiğin bu şeref.
Kürsüde imam verir iken vaazı,
Nasip oldu bu gece, kılmak Cuma namazı.
     Bu vaaz bir başkadır, sanki bayrım vaazı,
     Gönlümde ezan okundu, kıldım sabah namazı.
Âlem bir eksende uyum ile dönerken,
Zikrettim adını bin defa şükrederken.
     Bir çiçek üzerinde gezinirken kelebek,
     Neydi o tül perdede, o incelik o hikmet.
Yan bahçede duyulurken bir kuzu melemesi,
Karanlıkları deldi, kubbede ezan sesi.
     Hep sana döndü seni andı her hecem,
     Lütfeyledin ya ilahi, nurlandı benim gecem.  (*)
M. Şükrü BAŞ/Elazığ
 
KAPANIR MI SANDIN RAHMET KAPISI
Kapanır mı sandın rahmet kapısı
Bir şükür namazı kılanlar bilir
Koca kainatın onda tapusu
Her şeyden bir ibret alanlar bilir
     Payına düşeni doldur destine
     Hiç fırsat tanıma zalim restine
     Bilmediğin danış alim dostuna
     İlmin deryasına dalanlar bilir
İnsanı pişiren çile değil mi
Nefsine yenilen köle değil mi
Bülbülün feryadı güle değil mi
Gül yüzü zamansız solanlar bilir
     Sakın karıştırma sapla samanı
     Sevenin sevdası közü dumanı
     Böylesi hallerin var mı gümanı
     Yüreği aşk ile dolanlar bilir
Her olur olmazın düşme peşine
Gönlünü ferah tut bak sen işine
Sonra dertler gelir peşi peşine
Başını taşlara çalanlar bilir
     Hak dostu şairim ben iz sürmüşüm
     Gezmişim her yanı neler görmüşüm
     Güzellik uğruna ömür vermişim
     Kıskanıp saçını yolanlar bilir
İhsan NAZİK/Elazığ
 
ÖNCE VATAN
Dadaşım ben kartal bakışlı,
Nene Hatun’dur soyum.
Mağrursa bugün Erzurum,
Huzur içindeyse Aziziye,
Benim eserim.
Allah’a dayanır her işin başı,
“Önce vatanım!” derim.
     Antepliyim ağam,
     Şahin derler adıma.
     Mirastır bana yüreğimdeki kurşun,
     Mavzer mavzer duruşumla
     Er oğlu erim.
     Toprağından alırım ekmeği aşı,
     “Önce vatanım!” derim.
Maraşlıyım ben ede’m,
Dağı deler bakışım.
Dedemdir Sütçü İmam.
Acıyı bal eyleyen
Menziledir seferim.
Yüreğimle beslerim kurdu kuşu,
“Önce vatanım!” derim.
     Gakgoşum ben Elazığ’dan,
     Çayda Çıra’ya sinmiştir
     Asaletim.
     Efkâr efkâr üstüne söylenen
     Türkülerle beraberim.
     İnletirim dağı taşı,
     “Önce vatanım!” derim.
Diyarbakırlıyım hemşehrim,
Ulu Cami’den gelir sesim.
Peygamber kabirlerinden
Alır ışığını
Fenerim.
Seslenir içimde kadim şehrin yoldaşı,
“Önce vatanım!” derim.
     Mardinliyim ağalar,
     Yedi rengin kaynaştığı şehirden…
     Kardeşliğin şavkı vurdukça
     Taş evlere,
     Sönmez gözümde ferim.
     Bırakırım gündelik işlerle uğraşı,
     “Önce vatanım!” derim.
Şırnaklıyım keko’m…
Mem u Zin’den
Öğrendim aşkı.
Koca dağlara kafa tutar,
Yalnız Allah’a boyun eğerim.
Terk ederim oyunu oynaşı,
“Önce vatanım!” derim.
     Konyalıyım dostum…
     Mevlana dergâhında
     Postum serili.
     Susamış sinelere göğsümden
     Sevda sağarım.
     Dillenir içimde aşkın sırdaşı,
     “Önce vatanım!” derim.
Yozgatlıyım ben gardaş,
Yiğidin harman olduğu yerden…
Çatlasa da ayazdan ellerim,
Olmasa da başımı sokacak
Bir göz yerim;
Bırakırım telaşı,
“Önce vatanım!” derim.
     Trabzonluyum uşağım,
     Engin denizlerce hür,
     Ormanlar gibi gümrahım.
     Kuş uçmaz kervan geçmez yerlere damlar
     Alın terim.
     Doğar üstüme hürriyet güneşi,
     “Önce vatanım!” derim.
Aydınlıyım ben efem,
Bir adım zeybek.
Kılıç kalkandır kanımı kaynatan
Nereyi dilerse kır atım,
Oraya giderim.
Keserim dünyayla alış verişi,
“Önce vatanım!” derim.
     İzmirliyim dostum,
     Tarihimin dönüm noktası…
     “Egenin incisi” parlar gözümde.
     Kemeraltı’nda yorulur,
     Bulvar’da yeniden doğarım.
     Canlanır gözümde İstiklal Savaşı,
     “Önce vatanım!” derim.
Edirneliyim aga’m,
Sınır boylarında
Nöbet beklerim.
Selimiye’yle şahlanır,
Arşa değerim Sinan’la.
Yaşatırım Kırkpınar’da güreşi
“Önce vatanım!” derim.
     Ankaralıyım oğul,
     Seymenim ben.
     Şahdamarındayım yurdun.
     Şehitlere borcumu
     Canımla öderim.
     Aşkımdan tutuşur istiklal ateşi,
     “Önce vatanım!” derim.
İstanbulluyum efendim,
Payitahtında yaşarım âlemin.
Benimdir ilelebet,
Resul’ümün övdüğü
Şaheserim.
Şahlanır içimde Fatih’in bir eşi,
“Önce vatanım!” derim.
Yusuf Ddursun/Yozgat
 
EDİRNE’DEN KARS’A ŞEHİT TOPRAĞI 
Üstümüze ölüm gelse korkmayız,
Şehit olmak şeref bize, şan bize.
Bir kez olsun ardımıza bakmayız,
Sahibinden emanettir can bize.
     Ankara başlattı kutlu savaşı,
     Şaha kalktı Erzurum’un dadaşı.
     Sivas’ta bir olduk düşmana karşı,
     Yeniden yâr oldu bu vatan bize.
İstanbul yurdumun başında taçtı,
Konya insanlığa mücevher saçtı.
Kurtuluşa giden yolları açtı,
Şanlıurfa, Gaziantep, Van bize.
     Ana gibi bağlanmışız toprağa,
     Dokunulmaz gül namusa, sancağa.
     Kahramanmaraş’ta kalktık ayağa,
     Sütçü İmam yadigârı ün bize.
Nilüfer, Bursa’nın yeşil yaprağı,
Edirne’den Kars’a şehit toprağı.
İzmir’de denize diktik bayrağı,
Seher vakti selam durdu tan bize.
     Anayurttan akın akın gelmişiz,
     Bu güzel ülkede huzur bulmuşuz.
     Cümle insanlığı kardeş bilmişiz,
     Yunus Emre pusulası yön bize.
Bestami Yazgan/Osmaniye
 
BOŞU BOŞUNA
Delip yüreğimi kana buladın
Ardım sıra soysuz deme boşuna
Verdiğim kıymetten iyce ıradın
O huysuz deme hiç boşu boşuna
     Sırtımda harita gördüğüm değer
     Canımı hiç ettim deymezmiş meğer
     Ahından bir parça tutarsa eğer
     Bunca yıl çektiğim boşu bosuna
Papatyam soluktu gülümse bitgin
Elinle sabrımın pimini çektin
Daha da sorma hiç sana ne ettim
Canıma tak ettin boşu boşuna
     Saçıma düştüğün akları yoldum
     Küfrünle edebi tartıya koydum
     Onurum yerdeydi çiğneyip durdun 
     Geçliğimde gitti boşu boşuna
O cüce gördüğün başım yüceldi
Dilindeki orak gönlüm biçerdi
Değme git huzurum yerine geldi
Ağlayıp ah etme boşu boşuna
     Kamerdi kahbelik hudutlarında
     Firardı yarenlik ufuklarında 
     Koparıp attığın umutlarıma
     Can suyu dökme hiç boşu boşuna 
Burçak KARATAŞ/Malatya-Hekimhan
 
HALEP
Ey mağdur ve mazlum şehir,
Ey Halep, bizi affet,
Mustazafsın, gazisin, şehidsin,
Ey Halep, bizi affet.
     Baykuşlar tünedi semalarına,
     Zalim ekabirlerin “ama”larına,
     Feryatlar karıştı, soykırım oldu,
     Burası, yeni bir Endülüs oldu.
Mekke’ye geri döner gibi,
Ocakların tümü söner gibi,
Firavun’lar izin vermiyorlar,
Muhacir olmana bile…
     Yarım kalan sevdandır senin,
     Ipıslak kirpiklerinden senin,
     Ümmet düşüyor, biz düşüyoruz,
     Hep titriyor, üşüyoruz.
Sen ordaydın, arşın burada,
Arş titredi hemen orda,
Rabb’ imiz bizi affetsin,
Başka türlü, çok zor da…
     Duadır tek silahınız,
     Arşa ulaştı ahınız,
     Bunlar size reva mıdır?
     Nedir ki günahınız?
Gözyaşların diner mi?
Sancak göklerden iner mi?
Önden koşan o atlılar,
Bir gün geriye döner mi?
Halis BİLGİN/Elazığ-Palu
Dostlarım- Şair ve yazar(Edebi çevrece) ağabey- kardeş ve arkadaşlarım- yakınlarım tarafından şahsıma gönderilecek veya elden teslim etmeleri gereken her türlü koli veya paketi, kitap veya davetiyeleri bundan böyle; 
PİAR FOTOĞRAFÇILIK OFİSİ
Bosnahersek Bulvarı PTT Meydanı karşısı Cihangir İş Merkezi 2. Noterin üstü Kat-3/11 Elazığ adresine göndermelerini veya teslim etmelerini önemle rica ederim. TLF: 0505 776 8435

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.