BÜYÜKLÜK İNSANLIKTA MI YOKSA MAKAM VE MEVKİDE Mİ?


                                                          GÖNÜL TAHTINDAN

                    BÜYÜKLÜK İNSANLIKTA MI YOKSA MAKAM VE MEVKİDE Mİ?

            Yaş itibariyle bizden büyükler ve bizim devre arkadaşlar çok iyi bilirler ki ilkokul ve Ortaokul dönemlerimizde münazaralar yapılırdı. İki farklı konu tespit edilip oluşturulan iki grupla bilimsel bir tarzda tartışılıp konunun haklılığı dillendirilirdi.

            Ortaya konulan bir başlık, farklı bir görüş ve farklı bir tez ileri sürülerek tartışılır ve sonuçta bir grup sunduğu zengin bilimsel görüşüyle kazanırdı ve ortaya atılan söz konusu başlıktan biri kazanmış ve değeri ortaya konmuş olunurdu. İkinci başlık ise konu itibariyle önemli değildi denemezdi. Çünkü o konuda tartışılabilirliği ile çok önemli görülürdü ancak savunan grup etkili bir tez ileri süremediğinden zayıf kalır ve kazanma şansı olmazdı.

            Birileri bize günümüz eğitim müfredatında böyle bir uygulama var mı diye sorsa işin  doğrusu yaz boz tahtasına dönmüş günümüz eğitim sisteminde böylesi bir bilimsel program yok diye biliyorum deriz.

            Bugün ki yazımız biraz öğrencilik dönemlerimizde yaşadığımız söz konusu münazara benzeri olacak ve geçmişi hatırlatacağı gibi asıl değer olan Büyüklük İnsanlıkta mı yoksa makam ve mevkide mi başlıklı konuda tezimiz olan Büyüklük İnsanlıkta konusunu gündemde tutacak tarzda olacak.

            Bu konunun hele de günümüzde insanlığa, milli ve manevi değere değil, makam ve mevkie verilen değerin gündemde olduğu bir dönemde yazılmış ve tartışmaya açık olması bakımından çok önemli.

Bir milletin millet olmasını sağlayan ana faktörlerden biri insani değerlerdir ve bu değerlerden biri insanlıktır. İşte milletin yapacağı şey insanlığı kaybetmeyip yaşamasıdır diye düşünüyorum.

Biz Aziz Türk Milletini asırlardır ayakta tutan, üzerimizde oynanan her türlü oyun ve çıkarılan iç karışıklığa rağmen yıkılmayışımızın nedeni insani değerlere azda olsa bağlı oluşumuz ve sahiplenişimizdir.

Bugüne baktığımızda yaşatılarak yaşayan bazı insani değerleri saymaya kalksak öyle inanıyorum ki iki elin parmak sayısını geçmez az çok insanlığın var olması hariç.

Bu da geçmişten yeterince ders almadığımızı, her geçen gün değişken bir toplum haline gelip yozlaşma sonucu insani değerlerimizi arzu edilen ölçüde yaşamadığımız gibi bizi biz kılan değerleri yeterince sahiplenmediğimizi göstermektedir tıpkı insani değerlerden biri olan ancak makam ve mevkiin çok  gerisinde kalan insanlık gibi…

Biz kişisel olmaktan öte milli ve manevi değerlerine bağlı insanlar olarak her zaman büyüklük insanlıkta mı yoksa makam ve mevkide mi sorusuna vereceğimiz cevap ileriye sürdüğümüz ve savunduğumuz tezimiz gereği tabi ki büyüklüğün makam ve mevkide değil, insanlıkta olduğu noktasındadır.

 Az veya çok okumuş herkes çok iyi biliyor ki makam ve mevkiler baki kalan değil, geçici olandır tıpkı suyun akıp gitmesi, kuruması, buharlaşıp uçması ile yeşil yaprağın solup dalından kopması ve de buzun üzerine yazılan yazı gibi.

Büyüklük makam ve mevkide değil insanlıktadır tezimizi doğrulayan ana unsurların başında tabii ki ayetler, hadisler, ayet ve hadisler üzerinde ilmi çalışmada bulunan milli ve manevi çerçevede  hayat süren ilim ve irfan sahibi edebi şahsiyetlerin sarf ettikleri sözler ile ortaya koydukları görüşler ve de günümüzde yaşanan olaylardan çıkarılması gereken derslerdir.

Büyüklük, bazı insanların gurur ve kibri ön plana çıkararak kullanmak istedikleri veya makam ve mevkide gördükleri büyüklük değil, sevgi ve insani noktada yani adil olma noktasında Allah'a  mahsus olan büyüklüktür.

Büyüklüğü, kainatın yaratılışı ile varlık gösteren insanların bir çoğuna baktığımızda, varlıkta ve de makam ve mevkide gören, o minvalde bir yaşam ve hüküm süren insanlara baktığımızda sonlarının helak olduğunu görmekteyiz.

Yine büyüklüğü makam ve mevkide görmeyip ellerinin tersiyle itip Allah'ın lütfettiği değerlerde gören, makam ve mevkiden öte insanlıkta bulan ve o minvalde bir yaşam süren insanların fiziki varlıklarıyla beraber ortaya koymuş oldukları fikir ve düşüncenin daim olduğunu görmekteyiz.

Bu örneklemeler bize gösteriyor ki Büyüklük makam ve mevkide değil insanlıkta olduğudur.

Büyüklük; koca kainatı sevgilisinin sevgi uğruna yaratan Yüce Allah'a bağlılığı sunan insanlıkta.

Büyüklük;Sevgisi uğruna yaratılan kainatın efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'e laik, onu bi hakkin bilen ve hayatını hasbelkader yaşamaya çalışan samimi ümmetin insanlığında.

Büyüklük; İman-i noktada bütünlük arz edip ecdadın büyük bedeller ödeyerek emanet bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve onu temsil eden Aziz Türk Milleti'ne ihanet etmeyip koruyan ve kollayan insanlıkta.

Büyüklük; milletini sömürüp duygularını istismardan uzak, mağdur ve mağrur etmekten sakınıp  üreticiliği ve değerlere bağlılığıyla zenginliğine zenginlik katarak yok etmeyip israfta bulunmayanların insanlığında.

            Büyüklük; Öğretmen Serkan Öz’ü hatırlıyor musunuz? Hatırlayabildiğimiz kadarıyla takriben  bundan bir, bir buçuk yıl önceydi Yalova Valisi Selim Cebiroğlu tarafından kıyafetini beğenmediği için öğrencilerinin gözü önünde azarlanmıştı...O'da O merhum da meslektaşlarının kendisine yapılan bu haksız muameleyi kınamak için düzenlediği yürüyüşte kalp krizi geçirerek vefat etmişti.

            Bu olay bize felsefenin doruğunda, yaradanı aşkta bulmuş bilge insan merhum Mevlana Hz. nin ''Nice insanlar gördüm üstünde elbise yok nice elbiseler gördüm içinde insan yok'' diye ifade buyurduğu bu güzel sözünü hatırlattı.

            Yine Mevlana Hz. nin bu anlamlı sözü bize büyüklüğün, insanlıktaki büyüklüğün makam ve mevkide veya elbisede olmadığını, büyüklüğün insanlıkta olduğunu hatırlatmış oldu.

            Büyüklük, makam ve mevkiin getirdiği insanlıktan uzak büyüklük değil, büyüklük makam ve mevkii büyüklük sananların aksine merhamet, sevgi ve şefkat dolu insanlıkta.

            Yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde büyüklüğü anlatan birçok ayet mevcuttur. Bunlardan biri; İsra Süresi 37. ayette ''Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin'' der.

            Büyüklük, kibirlenip böbürlenmek, hep yukarılara bakarak insanları aşağılamak ve hakir görmek, varlığını kullanıp insanları mahkum kılmak, makam ve mevkie güvenip güneşi balçıkla sıvamak misali gerçekleri örtmek değildir, bunların aksini yani zıddını yaşamak, yerine getirmek ve yaşatmaktır.

            İşte insanlıkta budur, insanlıkta var olan büyüklük budur.

            O nedenle her zaman dediğimiz ve savunduğumuz özellikle bu dönem de gündeme getirdiğimiz Büyüklük Makam ve mevkide mi yoksa insanlıkta mı görüşümüz için diyoruz ki;   Büyüklük Makam ve Mevkide değil, büyüklük insanlıktadır.

            Çünkü;

            İnsanlıkta;

            İnanç var, inançtan kaynaklı sevgi var,

            Büyük bedeller ödenerek bizlere emanet edilen vatana sevgi, sevda ve sadakat var,

            Şefkat var, İslam'ın bayraktarlığını yapmış Aziz Türk Milleti'nin şefkati var,

            Merhamet var,

            İhlas var,

            Samimiyet var,

            Hoş görü var,

            Hz. Ömer'in adaleti var,

            Hüsnüniyet var,

            Zelilliğe düşürmeyen tevazu var,

            Varlığı ve nimeti paylaşım var,

            Kısaca yukarıda ifade ettiğimiz gibi milli ve manevi değerlere karşı kadirbilirlik var.

            Makam ve mevkide ise;

            İnanç bir kenara bırakılarak (İnancı gereği yapması gerekeni yapan, makam ve mevkii çok önemsemeyen veya hiç önemsemeyenleri tenzih ederiz.) hırs var,

            Kin var,

            Kendilerinden aşağıda olanlara karşı gurur ve kibir var,

            Paylaşımcılık ve hakkaniyet hak getire,

            Birilerinin sırtından geçinme var,

            Enaniyet ve hüsnü zan hat safhada,

            İnsani davranmadan öte kendi ve yandaşlarına yönelik ikbal derdi ve kayırma var,

            Kısaca ihtiras ve en kötü olanı da ihanet var tıpkı yaklaşık 40 yıldır yaşanan terör ile 15 Temmuz 2016' da katliama yönelik yaşanan ihanet terörü gibi..

            Netice itibariyle diyoruz ki;

            Büyüklük makam ve mevkide değil büyüklük insanlıktadır insanlıkta...

            Milli ve Manevi değerler manzumesinin bütününü bünyesinde barındıran tüm değerleri değer kılan insanlıktadır büyüklük.

            Dini bütün,

            Ruhunda milli ve manevi değeri barındıran,

            Vicdanı tam ve kaim,

            Kişiliği oturmuş,

            Erdemli bir yaşam içeren insanlıktadır büyüklük.

            İnsanlıkta olan büyüklüktür ki aziz vatanımız bünyesinde var olan iç ve dış şer güçlerin her türlü olumsuz çaba ve gayretlerine rağmen yıkılmamış ayaktadır.

            Yine büyüklük insanlıkta, Allah'ın Aziz Türk Milleti'ne özel bir lütfü olarak sunduğu gerçek ve samimi insanlık sayesindedir ki bünyesinde var olan vatan ve millet sevdalısı Aziz Türk Milleti yıkılmamış ayaktadır ve Allah'ın kuvvet ve kudretiyle hiç bir zaman yıkılmadan ayakta kalacaktır.

            Her şey olabilirsiniz, makam ve mevkiin zirvesinde büyük olabilirsiniz, milli ve manevi değerleri içeren insanlık noktasında yoksun ve  arzu edilen yerde değilseniz eğer bir hiçsiniz, büyüklüğünüz de bir hiçtir.

            Sonuç itibariyle; İnsanlık...İnsanlık...İlla İnsanlık ve illa büyüklük insanlıktadır makam ve mevkide değil diyoruz...

 

                                           BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

           

            Gelecek hafta yaşayacağımız Kurban Bayramınızı şimdiden kutlar, bayramın tüm İslam Alemi'ne, İslam'ın bayraktarlığını yapmakta olan Türk İslam Alemi'ne ve de Aziz Türk Milleti'ne hayırlar getirmesini Yüce Mevla'dan niyaz ederim. Kardeşliğin ihanetten uzak, sevgi üzerine samimiyet çerçevesinde devamını temenni eder, ülkemizin ve milletimizin huzur ve selameti için büyük mücadele sergileyen göz bebeğimiz ordu ve emniyet güçlerine üstün başarı dileklerimle Allah yar ve yardımcıları olsun derim.

            Şehitlerimize rahmet, gazilerimize acil şifalar dilerim. Kurbanınız kabul, bayramınız anlamına uygun bayram gibi geçsin.

 

                                                                        

                                                                               AYETLER

*Allah'tan korkanlardan, Allah'ın nimetine erdirdiği iki adam: ''Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsanız Allah'a dayanıp güvenin'' demişlerdi. Maide:23

*Onlar; ''Ey Musa onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz sen ve Rabbin gidin savaşın, biz burada oturuyoruz'' dediler. Maide:24

*Musa: ''Yarabbi, ben ancak kendim ile kardeşime söz geçirebiliyorum, artık bizimle fasık kavmin arasını ayır.''Maide:25

*Allah: Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Bu çöl yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen bu fasık kavim için tasalanma'' buyurdu. Maide:26

 

                                                                   GÜZEL SÖZLER

*Dünyanın efendisi ben değil, reayadır ki, ziraat ve çiftçilik emrinde huzur ve rahatı terk ile iktisap ettikleri nimetle bizleri yaşatırlar. Kanuni Sultan Süleyman

*"Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır." Mustafa Kemal ATATÜRK.

*Bir şiirde bulunması gereken akıcılık, ahenk, ritim ve coşkunun günümüz Türk şiirinde esamesinin bile okunmadığını görebiliriz Kenan ÇARBOĞA

*Eller nasırlı ise üretim var demektir, beyinler nasırlıysa bir ömür sürünmektir Tuncer SÖNMEZ

*Kendini biraz tanısan bir daha bırakamazsın.İlhami BULUT

*"Bizler “gözyaşı medeniyetinin” çocuklarıyız. Ağlamamız olmazsa, diğer melekelerimizin ne önemi kalırdı ki?"Halis BİLGİN

 

OKUMASIN SENİ BENDEN BAŞKASI

Bir ucuz romandır,hikaye belki,

Şiir olamaz ki senden başkası!

Kalbime kazınan bir şiir ol ki;

Okumasın seni benden başkası!

     İçimde esiyor bir seher yeli,

     Gözlerin gözüme ‘’sevdim’’ diyeli.

     Yüreğin kalbime ne kafiyeli,

     Okumasın seni benden başkası!

Ben bile kendimde yokken bendesin,

Yabancılık çekme sen evindesin.

Sakladım,ruhumun sol cebindesin,

Okumasın seni benden başkası!

     Duymasınlar diye sessizce yazdım.

     Resimlere çizdim,sözlere yazdım.

     Günlüğüme değil,gönlüme yazdım,

     Okumasın seni benden başkası!

Razıyım ömrümü kaplasın elem,

Razıyım seninle bitmesin çilem.

Bitmesin bu şiir,bilmesin alem

Okumasın seni benden başkası!

     Tüm gözler kör olsun,kulaklar sağır,

     Göğüs kafesimde kuş gibi bağır!

     Tüm diller lal olsun,sen beni çağır;

     Okumasın seni benden başkası!

Bilirim o eşsiz ruhun bir esin,

Kimseler bilmesin seni neycesin.

Adın ‘’şiir’’ senin,iki hecesin

Okumasın seni benden başkası!

     Seninle bedeldir bir anım asra,

     Kaşların ötredir,kirpiğin esre.

     Gözlerin gördüğüm en derin mısra

     Okumasın seni benden başkası!

Yanağında gülüşünden yadigar

Kalbimi durduran iki virgül var!

Sen bana yazılmış bir şiirsin yar;

Okumasın seni benden başkası!

     Alnıma yazılmış bir şiirsin yar,

     Okumasın seni benden başkası!

     Canan ÖZER/Prizren

 

        ŞEHİDİM
Öpülesi alnına kurşun sıkmışlar
Aslan Mehmet'ime Nasıl kıymışlar
Çıktığı dağlara pusu kurmuşlar
Cennet bahçesinde Gül'lere bürün 
Efendimiz bekler haydi git görün

     Ölümsüz yazıldı tarihe adın 
     Al bayrak göklerde şerefin şanın
     Artık bu dünyada kutsaldır namın 
     Cennet bahçesinde Gül'lere bürün
     Efendimiz bekler haydi git görün

Toprak ana bir Nur bastı bastı bağrına
Şehidim hasretin gider Ağrı'ma 
Namerdin sıktığı kör kurşunuyla
Cennet bahçesinde Gül'lere bürün
Efendimiz bekler haydi git görün

     Peygamber ocağı cennet yolunmuş 
     Alnındaki kurşun hakka sunulmuş
     Ölüm değil askerim yeniden doğuş 
     Cennet bahçesinde Gül'lere bürün 
     Efendimiz bekler haydi git görün
     Burçak Karataş/Malatya

 

BENİM SEVDAM

Gün doğar karanlıklar saklanır

Gün batar karanlıklar örtülür

Yaşam perdelenir

Aydınlanmadan önce

     Gizemler tutulur eteklerden

     Koşamazsan dolu dizgin

     Kurşun sözlerle vurulursun

     Yüreğin yaralanır

Damarlarına sevgisiz kan damlar

Donarsın kızıl güneşte

Sonlanmaz bilirsin karanlıklar

Asırların şahitliğinde

Sen de teslim olma

Özgürlük güneşini görmeden önce

Muhlis COŞKUN/Ankara

 

MUTLULUK GEMİSİ

Tüm kuşlar

Kanat/sızlanınca

Akdeniz'in rüzgarı küser esini

Akından yayılır

Akın akın akçalar

Ülke ülke coğrafyasına.

     Başı dertten kurtulmayan

     Sevdanın

     Yüreğinde nakışlanırken

     Sınır ötesi izleri

     Son yaz yağmurunda

     Doğanın göbektaşından

     Dalgın ıhlamurlar

Barda, pavyonda

Ne aranır o hepsi

Benim bildiğim

O limandan kalkmıyor

Mutluluğun gemisi.

Necdet TEZCAN-Edirne

 

   

       NEYİNE SENİN

Yeter gönül yeter, figanı bırak
Dipsiz düşünmeler neyine senin.
Bir gül için, bin dikene katlanmak
Delice sevmeler neyine senin! ..
     Tavada yağ gibi; cemredeki kar,
     Arslan mert olurmuş, kaplan hilekâr.
     Aşkın gamdan başka ne hüneri var
     Bülbülce kanmalar neyine senin! ..
Tatlı söz dinletir, yavan esnetir
Gönül vurgunluğu ağlar inletir.
Öldürmese bile, sızlar söyletir
Kerem'ce yanmalar neyine senin! ..
     Viran bağlarında bülbül öter mi,
     Kara yerde mor menekşe biter mi,
     Ateş olmayınca duman tüter mi?
     Yanıp kül olmalar neyine senin! ..

Dursun ELMAS/Tokat

                                                        

                                        

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.