EDEBİ ŞAHSİYETLER -11 -


            Bir ülkeyi ayakta tutan nedir gibi bir soru karşısında cevabımız elbette ki millettir. Milletin sahip olup koruduğu değerler, değerler manzumesi içinde bulunan kültürel olgulardır. Tarihi değerleri, milli ve manevi değerlerin tümünü ayakta tutan kültür ve kültür elçileri konumunda bulunan kültür ordusu mensubu edebi şahsiyetlerdir deriz.

Edebi şahsiyet derken; sadece bir şair, bir yazar, bir araştırmacı, bir romancı, bir müzisyen veya bir sanatkar, bir sanatçı, bir sporcu gelmemeli akla. Topluma yönelik yarar sağlayan, geleceğine ışık tutacak kalıcı eser sunan, bir Mevlana, bir Yunus, bir Mehmet Akif Ersoy, bir Ziya Gökalp, bir N. Yıldırım Gençosmanoğlu olmasalar da karınca misali onların yolunda yürüyen, tüketici olmaktan öte üreticiliği benimsemiş bir doktor, bir avukat, bir iş adamı, bir ekonomist, bir boks antrenörü veya değişik alanlarda uğraş veren dahası özelliklere sahip insanlarda gelmeli akla edebi şahsiyet olarak.

Bunu bir örnekle zenginleştirmek gerekirse ki gerekiyor diye düşünüyoruz. 

Şöyle ki, Kendi alanında anlamlı çalışmalar yapmış, ilme ve bilime önem vermiş, yayın hayatına edebi eserler kazandırmış, Sivil Toplum Kuruluşları kurmuş veya kurulu bulunanlarda görev alarak gerçekleşmesi noktasında projeler üretmiş bir mühendis, bir doktor, bir müzisyen ve gibi alanlarda iştigal eden insanların da edebi şahsiyet sınıfından bilinmeleri gerek hele hele bunlar alanlarıyla beraber şairlik, yazarlık, araştırmacı, romancı ve bestekarlık gibi edebi üretime dayalı bir yetenek sahibi iseler.

İşte bugün; dört bin yıllık tarihiyle medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ilmin ve irfanın doruğa çıkmasında yer almış, bağrından binlerce edip ve manevi mimar çıkarmış, nice edip ve manevi mimarları bağrında medfun kılmış bulunan Harput’un ikliminde yetişen,

Tahsilinin ilk ve orta kısmını tarih kokan Harput’un yeni yerleşim yeri ve siyaseten sahipsiz olduğunu defaten dillendirdiğimiz Elazığ’da tamamlayan. Üniversite kısmını (Tıp Fakültesini) Hacettepe’ de, Abdurrahman Gazi Hz. nin otağ kurduğu-Elazığ Halk deyimiyle İmam Efendi gibi devrin alimini yetiştiren, Dadaş diyarı Erzurum’da ve de türkülere konu olmuş, edip ve şairlerin bol olduğu, Türk Dünyası mazlumlarına kucak açmış hayrat şehri, sanayi şehri, pastırma ve mantının merkezi,  Kayseri’de tamamlayan,

Hayat mektebinin kısa bir aşamasını birçok insana olduğu gibi bu şahsiyetimize de ekol olan taş medreselerde tamamlayan, 

Merhum Ahmet KABAKLI,  Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU, Fikret MEMİŞOĞLU, Cenani DÖKMECİ, Şeref TAN, Göktürk Mehmet UYTUN gibi ilim ve irfan sahibi şahsiyetlerden ilham almış ve kendini çok yönlü yetiştirmiş,

Kendine has özellikleri olan Harput’un yetiştirdiği şahsiyetler içinden biri olarak tıbbiye mektebini bitirip doktorluk unvanını alıp ülkenin birçok yerinde şifa dağıtmış,

İcra etmekte olduğu doktorluğu yanında şairlik,  yazarlık, antrenörlük vasfı, bir takım projeler yanında edebi eserler üreterek üretici ruha sahip, birçok Sivil Toplum Kuruluşunun kurucusu ve birçoklarının da üyesi bulunan, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesi olarak görev yapan bir değerimizi, bir edebi şahsiyetimizi özellikleriyle sizlerin bilgisine sunalım istedik.

Bu edebi şahsiyetimiz;

Hoş sohbet ehli,

Sohbetlerini fıkralarla,

Kendi başından geçen ilginç ve ibret levhası nevinden hikayelerin yanında başka hikayelerle süsleyerek insanlara sunup insanları düşünmeye sevk eden,

Enaniyet ten uzak,

Kendini, hem sanat alanında hem mesleki alanda, hem de birçok insanın bilmediği (Boksörlük) spor alanında mektepli sınıfından değil alaylı sınıfından görüp öyle bilinmesini isteyecek kadar tevazu sahibi,

Yaşadığı tarihi derin menbaın (Harput’un) kendisinde bıraktığı izlerle tarih dolu,

Beraber hemhal olduğu edebi şahsiyetlerden esinlenip şiir, fıkra, hikaye ve güzel sözler dalında kendini mükemmel bir şekilde yetiştirip edipler safında, gönüller tahtında yer almış,

Hayat tecrübesini taş medreselerde zenginleştirerek başlı başına bir ekol konumunda olup bunu eğiticilik vasfıyla gençlerle paylaşan, gençlerin ufkunu tıkamak yerine açmaya vesile olan,

Milli ve manevi değerlerine bağlı,

Vatan ve millet sevdalısı ruhuyla kainatı, insanları ve de ülkesini şiiristan olarak gören ve bunun üzerine Kainat Şiiristan adlı ve gibi birçok eser yayınlayarak kainatı ve insanları değerlendiren ve öylede dillendiren,

Şiirleri okundukça okunan, elden bırakılmayacak kadar etkili,

Şiirlerinden biri olan KIBRIS ŞEHİTLER MARŞI adlı şiiri bestelenen,

Sade bir hayat yaşamıyla milli servetin hebasına (israfa) karşı,

İlim, irfan sahibi olarak yayın hayatına eserler kazandırmış biri olarak tüketen değil, üreten sınıfında bulunan,

Şiirleri, makaleleri birçok dergi ve gazetelerde yayınlandığı gibi şahsımıza ait Gönül Tahtından adlı Kültür Sanat Sayfasında da yayınlanmış,

Sarf ettiği sözleri süzgeçten geçirerek sarf edecek kadar politik bir insan, bir şahsiyet, bir edebi şahsiyet olan A. Tevfik OZAN Bey’dir.

Harput’un hem milli hem de manevi ikliminde yetişen,

Tarihinden dersler çıkarıp aydın bir gelecek için çaba sarf eden,

Gezip gördükleri ve yaşadıklarıyla büyük tecrübeler edinen,

Yüzünde tebessümü, dilinde latifeli hoş sohbeti eksik olmayan,

Tevazu sahibi bu değerimizi, bu edebi şahsiyetimizi kendimizce sizlerin bilgisine sunmaya çalıştık.

Gelin birde kendisini kendi lisanı haliyle tanımaya çalışalım. Evet değerli okurlarım işte siz, işte Harput ikliminden ve şahsiyetlerinden istifade ederek yetiştirmiş derman, lokman, edebi şahsiyet. A. T. OZAN Bey…

 

                          EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN AHMET TEVFİK OZAN KİMDİR?

1953 yılında Harput’ta dünyaya geldim. İlk, Orta ve Lise Öğrenimimi Elazığ’da yaptıktan sonra; 1971 yılında Hacettepe Üniversitesi’ne girdim.

Bir süre okulumdan uzak kalıp öğrenimimi Erzurum ve Kayseri’de tamamlayarak 1986 yılında tıp doktoru oldum.

Zorunlu hizmetimi 1986-1989 yılları arasında bir başka gönül şehrimiz Balıkesir’de yaptım. Dört yıl kaldığımız bu şehre giderken “olsa olsa, turistik bir sahil şehri!...” diye düşünürken, yüzlerce yıllık çınar ağaçlarının altında, sebil sahur sofralarında; dost meclisi kurduğumuz bir rüya şehrin serencamı, bugün gözlerimizden hasretle akıyor.. Bugün, bu şehirde de onlarca gönül dostumuz ve mısralara taşıdığımız hatıralarımız var.

“Şehir ve Şiir” hayatımızın yaşanan bir yanı..Gönlünde muhabbet çiçekleri olan  her insanın; çok güzel şehirlerde, çok güzel şiirler gibi yaşaması. temennimiz….”

Kayseri’de de yirmi yıla yakın bir zaman çalıştıktan sonra memleketime döndüm. Halen Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

Türkiye genelinde, sosyal ve kültürel hizmet yapan birçok vakıf ve dernekte aktif görevlerde bulunmamın yanında “şehircilik ve kentleşme” üzerine bilimsel çalışmalar da bulundum.

Şiire lise yıllarında başladım. 1971 de başlayan yazın yaşamı, şiir, düzyazı, makale, karikatürle çeşitli dergi ve gazetelere yansıdı.

Türk Edebiyatı, Töre, Doğuş, Boğaziçi, Devlet, Divan, Yağmur, Erciyes, Kültür ve Sanat, Yeni Düşünce, Konevi, Erguvan, Hedef, Gözyaşı, Mina, Hasret, Çağrı, Nizam-ı Alem, Ana, Gergef, Ülküm, Bozkurt, Liseli Genç gibi çeşitli dergilerde ve Günışığı Gazetesi’nin Gönül Tahtından adlı Kültür - Sanat Sayfasında olmak üzere üç yüzü aşkın şiirlerim yayınlandı.

“DAĞLARARDI ŞİİRLERİ VE KAİNAT ŞİİRİSTAN” adlı iki yapıtımda bu şiirleri toplayarak yayın hayatına kazandırmış oldum. Yazarlar Birliği ve İLESAM’ın kayıtlı üyesi olup düz yazılarım “ŞİİRDEN TAŞAN SÖZLER” adıyla kitaplaştırılmıştır.

Şiirlerimde halk şiirinin söyleyiş güzelliğiyle birlikte “sevda, aşk, hasret ve ölüm” gibi temaları işlemiş, dilin sadeliği ve akıcılığıyla okuyucuları kendi duygu dünyama çekmiş oldum.

Okundukça elden bırakılmayacak, dillerde dolaşacak dizelerin sahibi olarak güçlü bir şiir dilim vardır. Özcan Ünlü gibi değerli bir şahsiyet hakkımda “Doğunun güçlü bir şairidir.”, Şiirinin metafizik boyutu en belirgin yanıdır der.

        Şiirimde görünenin ötesindeki “Görünmeyen Evren”e doğru sürekli bir atılım vardır. İlk şiirlerimdeki fikir yoğunluğu yerini, zamanla; dil işçiliğine ve düşünce zenginliğine bırakmıştır… Özellikle kullandığım doğal semboller metafizik özellikler içermektedir.

Yunus Emre, Necip Fazıl Kısakürek ve Abdurrahim Karakoç çizgisini zamanla aşarak, kendime özgün sesimi yakalamasını bildim.

Vatan ve Allah sevgisi şiirlerimin başucu temasıdır. Serbest tarzda yazdığım şiirlerimde en az heceyle yazdıklarım kadar başarılı bulunmaktadır.

Evli ve 3 çocuk babasıyım.

Evet, yukarıda hem bizim anlatımımız hem de kendi lisanı haliyle anlatımı sonrası tanıtmaya ve tanımaya çalıştığımız ilimiz edebi şahsiyetlerinden A. Tevfik OZAN Bey’e yaptığımız çalışmada bize sunduğu katkıdan dolayı teşekkür eder, hayırlı uzun ömürlerle daha nice hizmetlere diyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

 

                                                             AYETLER

*O (Allah) size Kitap’ta ‘’Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını duyduğunuz vakit başka bir söze geçmedikçe onların yanlarında oturmayınız. Zira o vakit siz de şüphesiz onlar gibi olursunuz diye indirdi. Şüphesiz Allah, münafıkları da, inkarcıları da cehennem de toplayacaktır. Nisa:140

*Onlar (münafıklar)sizi gözleyip dururlar. Şayet Allah tarafından size bir fetih, zafer gelirse sizinle beraber değil mi idik?’’ derler. Eğer inkarcılara bir pay çıkarsa onlara ‘’biz sizin üstünlüğünüzü sağlamadık mı, sizi inananlardan önlemedik mi, korumadık mı?’’derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, inkarcılara inananlar aleyhinde asla bir yol(fırsat) verecek değildir. Nisa:141

 

                                                       GÜZEL SÖZLER

*Türk Şiiri’nde bugün; gerçekten çok usta, yaşayan ve Türk Dili’nin inceliklerine vakıf şairler vardır; fakat bizde çok vahim bir hastalık var: bir tek ustanın bile şiirini okumadan usta oldum diye ortaya çıkan ve genellikle şiirin en kolay tarzı serbest şiiri kullanan binlerce şair var…

*Her insan bir hakikate iman eder, bu iman kendi gönül bahçesinin güneşi olur. Bu bahçede büyüttüğü çiçekleri, meyveleri teşhir arzusu, belki nesir ve şiir ortaya çıkarır. Bu bahçeyi gezdirirsiniz…fiyatını söylerseniz,..anlatır durursunuz, bu şiir değil!.. Bahçenizin en güzel göründüğü yerlere su kanalları açarsınız, bir güzel kayık bulursunuz...küreği siz çekersiniz…misafirlerinizi ağırlar, gezdirirsiniz, misafir hiç yorulmadan seyahatin sonunda hayalleri, gördüğü güzelliklerin lezzeti ile baş başa kalır…gerçek şiir bu..!

*“Şehir ve Şiir” hayatımızın yaşanan bir yanı..Gönlünde muhabbet çiçekleri olan  her insanın; çok güzel şehirlerde, çok güzel şiirler gibi yaşaması. temennimiz….”Ahmet Tevfik OZAN

 

           

     GÜL KOKAN LİSAN ÜZRE

Osmanlı Sancağı’nın rüzgarlarla boğuşan

Kokusunu imbikten geçirip iksir yapmış

ÇARSANCAKLI bir derviş..ZİYA’sı sonsuz nurdan

İzn-i İlahi gelmiş..lisanıyla, koklatmış!..

 

KIRIMOĞLU MUSTAFA ABDÜLCEMİL BEY

Uzaktan Güneş…küçük..sakin ve Nur Yumağı..

Öyle sessiz ve duru..sanki masum bir çocuk !

Bir an yok olsa, Billah..!.. Kainat Buzul Çağı..!

 

     Kırımoğlu bir Işık..Feza’da boncuk boncuk

     Seyreden yıldızların belki de , en uzağı..

     Ve fakat Semalar’da , tevazu çiçeğidir..

     Ümmet’in  Yıldızı’dır..ve hüznün Zafer Çağı..!

 

          BİR BAHTİYAR SULTAN

Alem’de; sırr-ı tahkik,imanı neşretmek için

BAHTİYAR Adem halkeder,Baki olan Rabbimiz..

VAHAPZADE namında er kişi avdet eyledi

Cennet-i Dar-ı Beka’ya eyle, Sultan..Rabbimiz!..

 

       ERCİYES VE BEN

Erciyes’te kar diyorum, bu akşam 
Benim kadar terk edilmiş değildir.. 
Karanlığa yar diyerek sarılmış 
Ümitleri benimkinden yeşildir... 

Niçin olmasın ki? ! .. çiçeğin kanı 
Erciyes’in doruğundan süzülür.. 
Bir pınardır Erciyes’in Yüreği 
Kanar kanar, dudaklara dökülür.. 

Benim gibi bir vefasız yarı yok! 
Kor ateşte erimeyen karı yok! 
Her tanesi bir akrebin ağzında 
Aşk dediği bir acayip narı yok! ... 

‘‘...Taş değirmen arasında bir yürek; 
Taş incinir diye mahzun kanıyor! 
Ümit, buzda kök salacak bir çiçek 
Gönül devşirecek çiçek arıyor! ...” 

Erciyes’te kar diyorum, bu akşam 
Benim kadar terk edilmiş değildir.. 
Karanlığa yar diyerek sarılmış 
Ümitleri benimkinden yeşildir...

A. Tevfik OZAN/Elazığ-Harput 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.