EDEBİ ŞAHSİYETLER-28-


   GÖNÜL TAHTINDAN

                                                             EDEBİ ŞAHSİYETLER-28-

            Kainatın ve dolayısıyla insanın yaratılış sebebi olan sevginin, sevgi dolu yüreklerde fokur fokur kaynayan ve kaynaması gereken gerçek sevginin, insani ana unsurlardan biri ve bu unsurların başını çektiği sevginin her insanda olması gerektiği bir gerçek.

            Sevginin; Allah için, İslami ve insani olanı,

            Sevginin; milli ve manevi değerlerle bütünleşeni,

            Sevginin; milli ve manevi değerler içerisinde insan için olmazsa olmazı olan vatan için,

Sevginin; insanın varlık menbaı yani var olduğu mekanı için yaşanılan ile yaşatılanı makbul ve gerçek olandır.

 Yukarıda izaha çalıştığımız özellik ve güzelliklerin dışında ve aksi yönde düşünülen ve yaşanılan sevgi gerçek sevgi değil yalandır.

Kainatın yaratılışı bir sevgi uğruna değil midir?

El Hak öyledir ve aksini düşünmekte mümkün değil zaten.

Kainat bir sevgi uğruna yaratıldı.

Evet, yazımızın başında da ifade buyurduğumuz gibi kainatın yaratılış sebebi sevgidir.

Kainat bir sevgi uğruna yaratılandır.

Son din İslam’ın son Peygamberi, efendiler efendisi efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’ın sevgisi uğruna yaratılandır kainat ve sonrasında insan.

O nedenle kainatta ve kainatın yaratılışına sebep, insanda esas olan ve olması gereken de sevgidir.

Vatana, vatanda yaşanılan varlık menbai mekanadır yani var olduğu yeredir sevgi.

İşte bu hafta bugün,

Milli ve manevi değerlere,

Özellikle vatana, vatan içerisinde yaşamını idameye çalıştığı varlığının menbaı mekana karşı sevgi besleyen, anlatılması zor bir sevgi besleyen bir şahsiyeti sizlerin bilgisine sunacağız.

Yüreğinde varlık menbaına karşı yoğun bir sevgi besleyen bu şahsiyet;

Dört bin yıllık derin tarihi mazisi bulunan,

Kültür noktasında, milli ve manevi anlamda kültürün her noktasında tartışılmaz ölçüde zengin,

Nice manevi mimarlar,

Nice sanatkar ve zanaatkarlar,

Nice edebi şahsiyetler yetiştirmiş,

Nice fatihlerin otağ kurduğu ve erenlerin yani manevi mimarların konaklayıp (Halk arasında İmam Efendi olarak bilinen ve tanınan Hafız Osman Bedreddin-i Erzurum-i gibi mimarların) yerleştiği (Mevlana Hz. nin Selçuklu Komutanı Alaattin Ketkübat’ın otağ kurduğu Karakoçan ilçesinde 3 yıl konakladığı gibi) ve bunların birçoğunu da bağrında medfun kılmış,

Musiki duayenlerden Mehmet ÖZBEK hocamızın ifadesiyle musikinin kabesi,

Kurtuluşunun sebebi, fatihi merhum (Allah gani gani rahmet eylesin) Belek (Balak)Gazi Bey’in fethettiği Harput’un,

İki ayrı ovaya, yemyeşil doğaya, zenginliği biri birinden fazla ilçelerin bulunduğu Elazığ’ın eski yerleşim yeri Harput’un yetiştirdiği bu şahsiyet, bu edebi şahsiyet Ahmet Bedrettin SANAÇ Bey’dir.

Ahmet Bedrettin SANAÇ Bey;

            Kainatın yaratılış sebebi sevgiyi inanç ve insanlık adına esas almış,

Yüreği inanılmaz derecede sevgi dolu,

            Milli ve manevi değerlerin tümüne karşı yüreğinde sevgi yoğunluğu bulunan,

            Özellikle vatana, vatanın şirin bir köşesinde olup yukarıda özellik ve güzelliklerini ifadeye çalıştığımız tarihi derin ve kültürü zengin bir mekanın, şirin bir köşesi olan varlığının menbaı ve varlığını idameye çalıştığı Sugözü mahallesine karşı beslediği yoğun sevgiye,

            Tüketici ruhtan uzak üretici ve yapıcı bir ruha sahip,  

Hayatın kendisine sunmuş olduğu güzellikler karşısında şükretmesini bildiği kadar acı ve çilesine karşı sabretmesini de bilmiş,

Yaşadığı acılar karşısında (Ki bunların en acısı kardeş kaybetme ve kaybetmeyi bekleme acısıdır) inancının gereği olarak isyandan uzak durup manevi çerçevede bir yaşam sürdürmeye devam eden,

Küçük yaşlarda merak salıp yazmaya başladığı şiiri, yazmaya devam ederek günümüze kadar getiren,

Şiirlerinde ağırlıkla sevgiyi ele alıp işleyen, hasret ve sitemi de bir o kadar yoğun bir biçimde ele alan,

Vefaya vurgu yaparak ön plana çıkaran,

Zaman zaman da olsa mani ağırlıklı dörtlükler yazmayı ihmal etmeyen,

Şiirleri, kendini tanıtım yazısında da öğreneceğiniz gibi birçok dergi ve gazetede olduğu gibi şahsımıza ait Kültür ve Sanat sayfamızda da yayınlanmış ve yayınlanmakla beraber yayına hazır üç ayrı şiir kitabı bulunan,

Kısa ve öz olarak özetleyecek olursak eğer, söz konusu ele almış olup varlığını sizlerin bilgisine sunmaya çalıştığımız şairimiz, yüreğinde var olan yoğun sevgiyi arttırmak kadar var olan yoğun acılarını da bastırmak adına kendini şiire vurmuş, şiirlerini mutluluğu olduğu kadar acılarını çok daha fazla yaşadığı mekanına karşı olan doyumsuz sevgiyle yazmakta.

Tabiri caiz ise mekanına karşı olan sevgiyle yatıp sevgiyle kalkmakta şairimiz.

Varlığının menbaı yani mekanı Harput ve dolayısıyla Sugözü’ ne aşık bir şair,

Yaptığı hizmetleri yanında yazdığı şiirlerini de bir vefa gereği yapıp yazdığını görmekte olduğumuz bir şairimiz,

Harput’un ve mahallesi olan Sugözü’ nün sayılı ailelerinden SARAÇ’ lar ailesinin edebi yönü bulunan bir ferdi, bir edebi şahsiyetidir A. Bedrettin SANAÇ Bey.

Bu edebi şahsiyetimizi gelin birde kendi lisanı haliyle, kendi anlatımıyla tanıyalım isterseniz.

İşte sizler ve işte bir gönül adamı şairimiz, edebi şahsiyetimiz…

 

           

                      EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN AHMET BEDREDDİN SANAÇ KİMDİR?

1933 Doğumluyum. Harput Sugözü’ n de dünyaya gelmişim. Çocukluk hayatım Sugözü’ n de geçti. İlkokulu Ulukent (Hüseynik)’te okudum. Orta tahsilimi Elazığ Erkek Sanat Okulunda yaptım.

Torna tesviye bölümünde 1947-1948 yılında mezun oldum. Aynı yıl Karayollarında montajcı olarak işe başladım. 1951 yılında Karakoçan- Bingöl yolunda, 1952 -1953 yılında Tunceli’de çalıştım. 1954 yılında vatani görevimi yapmak için İstanbul Selimiye Kışlasındaki askeri birliğe gönderildim. 18 ay Selimiye’de, 6 ay Zeytinburnu ana tamir fabrikasında çalıştım. 1956 yılında terhis oldum ve Elazığ’a döndüm. Yine aynı yıl Karayolları teşkilatına girdim. Karayolları Merkez Atölyesinde yol inşaat makinaları tamircisi olarak çalıştım.

1956 yılında evlilik işlemleri başladı ve evlendim. 3 Kız,1 erkek olmak üzere 4 çocuk babası oldum. Bu arada teşkilata bağlı Bingöl, Tunceli, Malatya, Adıyaman illerine zaman zaman görevli olarak gittim çalıştım. 1960’lı yıllarda İşçi Sendikaları kuruldu. Yol-İş Sendikasında 4 dönem Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yönetim Kurulu başkanlığı yaptım. 1974 yılında emekli oldum. Teşkilatta emekli olan 3. kişi ben oldum. Emekli olduğum yıl içerisinde Elazığ’da İşçi Emeklileri Derneğini kurdum. Türkiye’de 21. Derneği Elazığ’da ben kurdum. Şimdi Elazığ’da 3 tane İşçi Emeklileri Derneği var.

!977 yılı Mahalli İdareler seçiminde Harput Belediye Başkanlığı’na seçildim. İşimin ağırlaşmasından dolayı 4 yıl Fahri Başkanlığını yaptığım İşçi Emeklileri Derneğinden istifa ettim. Belediye Başkanlığı sırasında Harput’ta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın şube binasını kurdurdum. (Şu anda 30 personel çalışmaktadır.) Şehirdeki cadde ve sokakların yollarını imar planına göre açtırdım. Mevcut Kuyumcular Sitesini yaptırdım. Diğer mahallelerde yol, köprü, menfez yaptırdım. Bu çalışmalarımız devam ederken 1980 yılı 12 Eylül ihtilali oldu, biz de evimize döndük.

 1988 yılında Mahalli İdareler seçiminde Sugözü Mahallesi Muhtarlığına seçilmeyi mahalle sakinlerinin baskı yaparak ısrarları üzerine muhtarlığa evet dedik ve seçildik. Mahallede yol, su, elektrik, telefon vs. gibi işleri tam manasıyla yerine getirdik. Bu çalışmalar devam ederken 1992 yılında kaldığım bahçede bir ev yapmayı düşündük ve işe başladık. Aynı yerde 2 yıl çadır hayatı sürdürdük. İnşaat devam ederken evin birinci katı bitmek üzereyken hanımım bir rahatsızlığı nedeniyle Ankara Hacettepe Hastanesine sevk edildi. Oğlum Murat ve kızım Nuray hastayı uçakla adı geçen hastaneye götürdüler. 72 gün hastanede kaldı ve orada hakkın rahmetine kavuştu. Cenazesini Ankara’dan getirerek Harput’a defnedildi. ALLAH rahmet etsin. O zaman ev inşaatımız 2 yıl askıda kaldı ve sonra yaptırdık. Muhtarlık devam edip giderken bahçede Antep fıstığı yetiştirmeye başladık. Tarım İl Müdürlüğü yardımcı oldu. Birkaç defa Antep’ten aşı kalemi getirerek fıstık aşısı yapıldı ve aynı aşıdan mahallenin birçok yerinde aşı yaptırdık ve halen bahçemde ben aşıya devam ediyorum.

2009 Mahalli İdareler seçimleri yaklaşmıştı. Seçime 3 ay kala muhtarlıktan istifa ettim. 19 yıl, 9 ay yani 20 yıl muhtarlık yaptım. Mahallenin bir ihtiyacı için belediye makamlarına acil bir ihtiyaç oluğundan yapılması gerekmekteydi. O’ iş yapılmayınca muhtarlık görevinden istifa ettim. Tekrar seçime girmem için çok baskılar yapıldı ama kabul etmedim.

Küçük yaşta şiir yazmaya başladım. Bir müddet yazdım. Kendime ait yazmış olduğum özel 3 cilt şiir kitapçığım var.  4. sü nüde yazmak için uğraşıyorum. Bir müddet şiir yazmayı bıraktım, yazmadım. Tekrar şiir yazmaya başladım. Kendi çapımda yazmış olduğum şiirlerin çoğu taşlamadır. Kafiyeli ama hecesiz yazarım. Yazdığım şiirler Uluova, Nurhak, Turan, Hakimiyet,  Günışığı gazeteleri; Başkan Dergisi, İşçi Emeklileri Dergisi, Elazığ İl Özel İdaresi dergisi, Ankara Elazığlılar Dergisi gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. Manilerimden bir dörtlüğü de sizlere sunmak iyi olur diye düşündüm.

Ne çeşmem var, ne testim,

Rüzgar vurdu ben estim,

Yaşım 80’i buldu,

Ondan sesimi kestim.

Bir kısım televizyonlarda konuşmam ve mahalleyi tanıtmak, tarihi eserleri çevreye duyurmak ve göstermek için şu kanallarda konuştum: Kanal 23, Kanal E, Kanal 9 yani Fırat, Fırat TV, Kanal 7, ATV, Star TV, TRT Haber, Haber Türk.

TRT Ankara Radyosu ve TRT Türkü kanalında Ninniden Ağıta Anadolum Programı gibi programlara katıldım.

Dört evlat babası, biri erkek ikisi kız olmak üzere üçte torun sahibiyim.

 

                                                           AYETLER

*Sizden önce gelen bir kavim de onları sormuştu da sonra onları sorarak öğrendikleri şeyleri tanımaz olmuşlardı. Maide: 102

*Allah ne bahire, ne saibe, ne vesile, ne hamdan hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat inkarcılar Allah’a karşı yalan uydururlar. Onların çoğunun akılları ermez. Maide:103

*Onlara Allah’ın indirdiğine ve Peygambere saygıya gelin dense Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter derler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda gitmeyen kimselerse yine mi onların yolunda gidecekler? Maide:104  

*Ey inananlar! Siz kendinize bakın kendiniz doğru yolda olduğunuz takdirde sapıtan size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. Maide:105

 

                                                      GÜZEL SÖZLER

*Yiğit dediğiniz sözü söz ve öz olandır, sözü söz ve öz olmayan yiğit değil hain ve sözü söz olmaktan öte ateşten kordur.

*Büyükler büyüklüklerini bilir ve birbirine saygılı olur, hal ve hareketleriyle küçüklere örnek teşkil ederlerse küçüklerde o minvalde saygılı yetişir.

*Her türlü sevgi vardır ancak asıl sevgi insan ile vatan sevgisidir. İnsan ve sonrasında vatan sevgisi en başta gelen sevgi olmalıdır. A. Bedrettin SANAÇ

 

 

          HARPUT ULU CAMİ

Kıbleye bakar Ulu Camiinin imam kapısı,

Çok kıymetli şu mimari yapısı,

Eğri minaresi, derin kuyusu.

Dünyada azdır bunun sayısı.

     İmar diye yıkılıyor bu Harput,

     Viran diye bakılmıyor bu Harput,

     Dertli diye yakılıyor bu Harput,

     Eski diye atılıyor bu Harput.

Duman çökmüş şu Harput’un başına,

Selam olsun toprağına taşına,

Bu ayrılık gelsin düşman başına,

Güneş doğmuş şu buzluğun taşına.

     İmar planı hep sana geldi,

     Eski eserler hep viran oldu,

     Derdimi yazam dedim gözlerim doldu.

     Yine yıkılıyor şu Harput.

İmar bekler iken sen viran oldun,

Halkınla beraber sararıp soldun.

Yolunu bilmeyene sen yoldaş oldun.

Gülmedi yüzün sen yıkılıp durdun.

     İlçe sözü verenler nerede?

     Aradık bunları her gün her yerde,

     Yakındır çıkarlar yine burada,

     Bazı köyler ilçe oldu; Harput nerede?

Şahlanmış atıyla Balak Gazi ,

Aşıklar durmadan çalıyor sazı,

Güzel Harput’un gülmüyor yüzü,

Bedri’nin her an yaşlıdır gözü

 

          GÜN EVİ

Gün evinin çayları demli demli verilir,

Çayı içen bayanlar ağır ağır devrilir.

Türlü yalan dolaplar, hep burada çevrilir.

Dedikodu günleri ayda bir sefer gelir.

     Gün evleri günleri hep deftere yazılır,

     Günü geçen hanımın hemen ismi çizilir.

     Gün evine gitmeyene o mecliste kızılır.

     Gidilmeyen gün evine hemen ceza yazılır.

Gün evinin erkeği evden çok erken çıkar,

Akşam yemeği için lokantalara bakar,

Akşam yemek gitmezse, hanım canını yakar.

Hanımın günü mü var, erkek canından bıkar.

     Akşam taksi gitmezse, hanımlar eve gelmez.

     Eve dönen hanımlar yaparlar bin türlü naz.

     Diplomalı erkeğe bunlar daha da az.

     Ne soğuk, ne sıcak, ne kış derler ne de yaz.

82 yılının gün evleri düzensiz,

Birçok içli köfteler yapılıyor da etsiz,

Köfteyi yiyen hanımlar oluyor gayet sessiz.

Böyle büyük masraflar, nasıl olur bütçesiz?

     Gün evinin hanımları çiğ köfteden vazgeçin,

     İstanbul’a kahve gelmiş, buyurun siz de için.

     Kahvenin kokusuna sızlıyor benim içim.

     Et oldukça pahalı, çiğ köfteden vazgeçin.

Bu gün evi şiiri gün evinde okunsun.

Gün evinin beyi hanımından çok korksun.

 

MESKENİMİZ HARPUT OLA

Elazığ’dan çıktık yola,

Meskenimiz Harput ola,

Hiç bakmadık sağa sola,

Üryan Babada verdik mola

            Dar Kapıdan giriş yaptık,

            Üç Lüleye giriş yaptık,

            Balak Gazide lamba yaktık

            Meskenimiz Harput ola.

Ağa Camii ruhlar açar,

Ulu Çınar bakar naçar maçar,

Gözlerinden sular kaçar,

Meskenimiz Harput ola.

            Cimşit Hamamı Lokantası karalar bağlar,

            Osmanlı Lokantasının suları çağlar.

             Meskenimiz Harput ola.

Ulu Cami her gün gürler,

Karaaslan parkında açmış sümbüller,

Kayabaşında öter bülbüller,

Meskenimiz Harput ola.

            Dabakhanenin şifalı suyu,

            Kürünler yıkılmış olmuş kuyu,

            Harput halkının bu güzel huyu,

            Meskenimiz Harput ola.

Şu Harput’un köşe taşı,

İt yokuşu, Kayabaşı

Harput köfte her gün aşı.

Meskenimiz Harput ola.

            Harput’tan indik düze,

            Biz de geldik Elaziz’ e,

            Borç bir iken çıktı yüze,

             Meskenimiz Harput ola.

Şu Kalenin burcu güzel,

Çimentosu, harcı güzel,

Hükümdarın tacı güzel.          

Meskenimiz Harput ola.

            Kürsü başı çok ataşı,

            Tarhanadır kışın aşı,

            Cirit Meydanı, Ejderha Taşı,

            Meskenimiz Harput ola.

Mezarlıklar köpek dolu,

Ne meteris, ne Ağ Yolu,

Hele şu Buzluk yolu,

Meskenimiz Harput ola.

            Yazak dedik birkaç satır,

            Sorak dedik birkaç hatır,

            Altın iken oldu bakır,

              Meskenimiz Harput ola.

 

MEKKE-İ MÜKERREME             

Ya Muhammed kabrini görmeye yıllarca hasret çektim,

Nasip oldu kabrin başında oturup gözyaşı döktüm.

Geri dönünce boynumu büktüm,

Şefaat ya Resullallah.

     Kabe’ ye vardım ayakta durdum,

     Gül kokan bahçenin yönünü sordum,

     Ağlaya sızlaya kafaya vurdum,

     Şefaat ya Resulallah.

Mübarek Kabe’ de ne güzel taşlar,

Baktıkça aktı gözlerimden o kanlı yaşlar,

Yaratan bizi inşallah bağışlar.

Şefaat ya Resulallah.

     Burada geçti benim güzel günlerim,

     Hep ALLAH sesi duydukça durup dinlerim,

     Durup düşündükçe kalpten inlerim.

     Şefaat ya Resulallah.

Arafat denilen çok güzel bir dağ,

Çekilmiş yüzüne bembeyaz bir ağ (insan),

Çevresinde ne bir ağaç var ne de bağ,

Şefaat ya Resulallah.

     Mübarek şehre girdim her yanı taşlı,

     Her kime baktımsa gözü yaşlı,

     Buraya gelenler hepsi inançlı,

     Şefaat ya Resulallah

Ahmet Bedreddin SANAÇ/Elazığ-Sugözü

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.