Edebi Şahsiyetler-7-


İnsan; bir sevgi uğruna var kılınan kainatta yaratılan canlılar içerisinde en kıymetli varlık, en kıymetli canlıdır, eşrefül mahlukattır.
Ol deyince olduran, yeri göğü sevgi, rahmet ve şefkatiyle donatan Yüce Allah’ın yarattığı kainatı; bir sevgi uğruna yarattığını, bu sevgi besleyip de uğruna kainatı yarattığı zatın, eşrefül mahlukatın efendiler efendisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) olduğunu hemen hemen birçok insan bilir Müslüman olsun gayri Müslim olsun.
Yüce Mevla kainatı ve kainatta yarattığı insanlara, yani kullarına bir takım görevler tahsis ettiğini ve bunun icra edilmesinin gerektiğini, icra etmeyenlerin veya az icra edenlerin buna göre cezalandırılacakları ile mükafatlandırılacaklarını da herkes bilir bazı kendini bilmezler bilmemezlikten geliyor olsalar da..
Allah’ın kullarına Peygamberler aracılığı ile vahi yoluyla iletip istekte bulunduğu konulardan, yaşam tarzından başlıcası kulluklarını bilmeleri ve sonrasında ise bilmek için OKU emrini vermesi ve bunun içinden de önemli olan hususlardan biri olan çalışmayı emretmiş ve istemiş olmasıdır.
Yani anlayacağımız üzere çalışmaktan murat tüketici olmaktan öte üretici hem de çokça üretici olmaktır hem beşeri anlamda hem de ilahi anlamda.
Beşeri anlamda olsun veya ilahi anlamda olsun çalışmak ve üretmek sadece ve sadece bedeni değil fikir ve düşünce anlamında da üretmek ve üretken olmaktır. Fikir ve düşünce noktasında kişisel olmaktan öte toplumsal, toplum yararına ilim yapmak, ilmi noktada üretken olmak üretici ruha sahip olmaktır.
Uzun zamandır bir yazı serisi şeklinde ele aldığımız edebi şahsiyetler başlıklı yazı dizimizin bu hafta bugün yedincisi ile sizlerin karşısındayız.
Bu yedinci yazı dizimizin konuğu yukarıda ifadeye çalıştığımız üzere bizleri yoktan var kılan Yüce Mevla’nın bizlere sunduğu emir ve isteğini kendince hasbel kader yaşayarak uygulamaya çalışan, üretici ruhu kendine şiar edinmiş ve bu edinmişlikle uğraş içerisinde bulunan bir değerimizi, bir edebi şahsiyetimizi sizlerle buluşturalım istedik her ne kadar bulunduğumuz yerde ki edebi mahfillerde ki birçok şahsiyet tarafından biliniyor ve tanıyor olsa da.
Bu edebi şahsiyetimiz;
Dört bin yıllık bir tarihi ve kültür zenginliği olan, birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış, birbirinden değerli birçok ilahi anlamda olsun beşeri anlamda olsun şahsiyetlerin gelip geçtiği ve yine birçok edebi şahsiyetin yetiştiği, yaşamakta olanların yanında metfun olanların var olduğu, bir üstadımızın ifadesiyle musikinin Kabe’ si, şiirin başkenti, Fikir babalığını Elazığ’ın en önemli edebi mahfili bulunan Manas Gönül Ve Kültür Evi’nin sahibi ve koordinatörü Şener Bulut’un yaptığı Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’nın her yıl öyle veya böyle icra edildiği, kültürü zengin ve tartışılmaz, bulunduğu konum itibariyle stratejik bir konuma haiz Elazığ’a;
30-35 km uzaklıkta olup ilin güneyinde bulunan, sırtını bölgenin işlek kayak merkezlerinden biri olan Hazar (Hazer) Baba Dağı’na yaslamış, göğsünü su sporlarının yapıldığı, yerli ve yabancı turistlerin tatil yeri olarak istifade ettiği, bir şehrin gömülü bulunduğu, Çayda Çıra oyununun üretildiği efsanenin mekanı, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’ nin kurucusu, büyük insan, büyük komutan merhum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937’erde Palu ve Diyarbakır’a geçişlerinde görüp ‘’Doğunun Yalovası’’ dediği, Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’nın birçoğunun icra edildiği (Küçük Hazar) Hazar Gölü’ nün esintisinden istifade eden, Karaçalı Suyu’nun membaı Sivrice ilçemizin yetiştirdiği bir edebi şahsiyet olan Nurettin BÜYÜKBAŞ’ tır.
Edebi Şahsiyetimiz şair-yazar ve aynı zamanda senarist Nurettin BÜYÜKBAŞ;
Öncelikle milli ve manevi değerlerin bütününe yürekten inanmış ve bağlı,
Tüketicilikten öte hem beşeri anlamda hem de ilahi anlamda üretici bir ruha sahip ve bunu yaşam alanında uygulayan,
Vatan ve millet sevgi ve sevdası yüreğinde bir kor, insan endeksli ve sevgisi dorukta,
Arkadaş ve dostluğunda samimi ancak, naif ve tez kırılgan yapısıyla dostlardan görmek ve yaşamak istediklerini göremeyip yaşamayınca hemen kızan, darılan ve bunları dedikoduya mahal vermeksizin içine kapanarak yaşayan,
Şiirleri sevgi, Allah’a, insanlara, doğaya karşı olan sevgisine yönelik ve birazda sitem ağırlıklı,
Şiirlerini üretici ruhuyla derleyerek eserleştirmiş olmanın yanında ulusal olsun yerel olsun birçok dergi ve gazetelerde yayınlatmış,
Her yıl yaşanmakta olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’ nın fikir babasından biri olup bu şiir akşamlarına katılmış ve o noktada ki çalışmalara katkı sunmuş,
Şiirlerinin birçoğu mensubu bulunduğumuz Elazığ Günışığı Gazetesi’nde yönetmenliğini yaptığımız Gönül Tahtından adlı kültür-sanat sayfamızda yayınlanmış,
Birçok edebi şahsiyet tarafından sevilen biri olmanın yanında bizim gönlümüzde de milli ve manevi değerlerine bağlı ve üretken olması ile kişiliği noktasında ayrı bir yeri bulunan,
Kardeş sınıfından gördüğümüz, il dışında bulunup görev yapmasıyla kendilerine yakışır bir tarzda Elazığ’ı iyi temsil ettiğine ve edeceğine inandığımız bir değer, bir edebi şahsiyettir.
Bu edebi şahsiyetimizi hasbelkader kendimizce siz değerli okurlarıma anlatıp tanıtmaya çalıştımsa da kendilerini birde kendi lisanı haliyle tanımanızda yarar olacağını düşünüyorum. Bu kardeşimize bizlere sunduğu bilgilerden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.
İşte edebi şahsiyetimiz Sn. Nurettin BÜYÜKBAŞ ve işte siz değerli okurlarım…  
EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN NURETTİN BÜYÜKBAŞ KİMDİR?
1968 yılında Elazığ’ın Sivrice ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Sivrice’de tamamladım. İşletme Fakültesini bitirdim. Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde Öğrenimime devam etmekteyim.
1994 yılında bugüne kadar yazmış bulunduğum şiirlerimden oluşan “Ben Misali"  adlı bir şiir kitabını yayın hayatına kazandırdım.
1995 yılında, Sivrice’de yapılmasına öncülük ettiğim ve bugün Uluslararası boyut kazanan "Hazar Şiir Akşamları”nda hem aktif olarak görev aldım ve hem de şair olarak katıldım.
Aynı yıl devlet memurluğu görevine başladım ve Sivrice Kaymakamlığı tarafından yaptığım başarılı çalışmalarımdan ötürü “Takdir”  belgesi ile ödüllendirildim.
1997 yılında Sivrice Kaymakamlığı tarafından çıkarılan  "Hazar"  adlı gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğünü de yaptım.
Hazar Şiir Akşamlarına katılan şairlerin okudukları şiirleri iki cilt halinde  "Hazar Şiir Akşamları Güldestesi-1"(Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ ile birlikte) ve “Hazar Şiir Akşamları Güldestesi-2” adıyla yayın hayatına kazandırdım.
Elazığ’da yayınlanan  "Yeni Çağ"  gazetesinde uzun yıllar köşe yazarlığı yapmamla birlikte yine aynı gazetede  "Perşembe Röportajlarını hazırladım.
2001 yılında Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen yılın başarılı gazetecileri yarışmasında  "Röportaj" dalında ödül aldım.
2005 yılında Elazığ Belediyesi tarafından, Şehrin Kültür, Sanat ve Edebi hayatına yaptığı katkılardan dolayı “Onur” ödülüne layık görüldüm.
Şiirlerimin yanında Deneme, hikaye, ve skeç çalışmalarım bulunmakla beraber şiir, hikâye ve denemelerim; Kırağı, Hece Taşları, Bizim Okul, Türk Edebiyatı, Kriter, Polatlı Postası, Bizim Ece, Yeni Çağ, Günışığı, Turan, Yeni Ufuk, Antoloji, Şair Türk Gazetesi gibi birçok yerel ve ulusal gazete, dergi ve internet sitelerinde yayınlandı.
Şu anda sinema filmi senaryo çalışması ve deneme kitabı yayınlama hazırlığı içinde bulunmaktayım.
                                        
AYETLER
*Kesilirken üzerinde Allah’ın adi anılmayan şeyi yemeyin. Çünkü bu gerçekten Allah yolundan çıkmaktır. Şeytanlar dostlarına sizinle tartışmaları için fısıldarlar. Sizde onlara uyarsanız şüphesiz
Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.  En’am:121
*Olu iken diriltip insanlar arasında yürürken kendisine onunu aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimse ile karanlıklar içinde kalıp oradan çıkamayan kimse bir olur mu? İşte bunun gibi inkârcılara da isledikleri kendilerine hoş görünür. Enam: 122
*Bunun gibi her kasabanın ileri gelenlerini orada yani o kasabada hile yapan suçlular kildik. Hâlbuki onlar yalnız kendilerine hilede bulunurlar da farkına varmazlar. Enam:123
*Onlara bir ayet gelince Allah’ın peygamberlerine verilen vahiy bize de verilmedikçe inanmayız derler. Allah elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara yaptıkları hilekârlıklar dolayısıyla Allah katında horluk aşağılanma ve şiddetli azap erişecektir. En’am:124
 
GÜZEL SÖZLER
*Edebiyatta başarılı olmanın iki yolu vardır; birincisi çok okumak, ikincisi özgün olmak.
*Şiir serüveni uzun solukludur. Şiirde yorulma olmaz. Hayatla birlikte biter.
*Yenilik yapmak uğruna şiir yazılmamalıdır. Kendine özgü olmalı ve okuyucu onu bir yerlere yerleştirmelidir.
*Edebiyat insana bir şeyler katmalı, insandan bir şeyler götürmemeli, aksine zenginleştirmelidir. Nurettin BÜYÜKBAŞ
 
BİR GÜNDÖNÜMÜ MASALI
"İliklerine işlemişti, hayli yüklü derdi,
Zavallıca görünürdü, her yanı keşmekeş
Zaten -Günyüzü görmedi- demeleri
Boşuna değildi"
Şimdi kalk doğrul ve bak gözlerime
Ve sonra uzat ellerini ellerime
        Sana bir masal anlatacağım
        Gül kırmızısı akşamlardan
        Gök mavisi denizlerden
        Zifiri karanlığın aynasından
Gün bildiğin gibi değildi
Güneş bir tuhaf doğmuştu üzerimize
Ay, yıldızlar, fezanın alacakaranlığında
Zamana meydan okurcasına
Kapkaranlık bir dünya yaratmaktı
Asıl niyetleri.
Rüzgar, kar, yağmur
Olanca şiddetiyle...
Bütün huysuzlukları üzerlerindeydi
Anlayacağın
        Ansızın bir güne dönüştü Ahval-ı alem
        Her şey toz pembe,
        Işık yaydı güneş bütün görkemiyle
        Rüzgar hafif, kar yumuşak,
        Yağmur çisilçisil...
        Sonra ay belirdi gökyüzünde
        Ardında yıldızlar
        Geceye kutlu bir görev yüklendi
        Gizlice...
Doğa her şeye anlamsız yine
Önce bir gürültü kopuyor
Sonra ortalık toz duman, sanki zahmet
Ve insanlar suskun, insanlar biçare
İnsanlar kırgın doğaya
Önce bir köşeye büzüldüler
Sonra kıvranıp durdular sessizce
Her şeye boyun eğdiler
Ve hal-i İntizar’a çekildiler
Uyanıverdi sonra uykusundan
       Mahmur, nahif...
       Gözleri gözlerine baktı
       Anlamsız, şaşkın
       Ve kaldırdılar ellerini fezaya
       Dua ile hamd ile
       Ve sarıldılar sonra birbirlerine
       Sevgi ile aşk ile
 
 
         ZAMAN VE MEKKAN
beni kollarına almış zamanın pençesindeyim
anlayamıyorum bu kaçık mekânın neresindeyim
iftiralar, özürler her türlü yanlışlığa kol açmış
söyleyin Allah aşkına ben bunların hangisindeyim
kafam bozuk, gözüm dönmüş, ellerim taş yumruk
ne özgür, ne mahkûm, zamanın göz hapsindeyim
mevsimler suskun, mekân yok, kafam bana inat
biliyorum; bu mevsimlerin birisindeyim
güneş doğup, güneş battıysa her gün aynı yerinden
baharlar arasına sıkışmış hayal mevsimindeyim
karın tokluğu, göbek bolluğuna gebemi desem değil mi
gün geldi, gün geçti, bir garip ölümün arifesindeyim
sevdalar sakat, yarım, bilmem kiminle oynaşta
dışarıda kar, tipi, ben hala umut penceresindeyim
sabah oldu, akşamına çeyrek kaldı ömrümün
kendini bilmez bu devranın hengamesindeyim
 
           O GÜL
o gül ki, kırmızı mı pembe mi tarif et
gülü sevmekmiş meğer, bendeki marifet
ne olursa olsun muteber değildir renk
gülü güzel koklamaktır, ondaki ahenk
     dikenli bir gülü sevmişim ne zordur
     bendeki iç çekiş, sormaz mısın ne kordur
     gül her dem bana nasılda çok naz eylerdi
     beriki tarafta, gününü gün eylerdi
o nazını alıp da çalsın bir yerine
gülün hakkı konulmaktır zaten yerine
sabah hem akşamımı bu güle vermişim
ben hayatı böyle görür böyle bilmişim
 
      SEVGİLİYE KASİDE
benim kalbim güldendi, seninki taştan,
sarmıştı seni şeytani duygular bir baştan.
     ben seni bir ömür sevmiştim mevsimlik değil,
     seni sevmek, artık senin için ölmek değil.
güzel de değildin aslında öyle ahım şahım,
sen gözlerimin ilk gördüğü, ilk duygularım.
     bu şair kalbi kolay kolay sevmezdi hani,
     sevilince şımarıverdin hemen bir çocuk gibi.
heyhat kalbimin gülü seni sevmek nedendi,
artık bil ki kolay kolay sevemem hiç kimseyi.
Nurettin BÜYÜKBAS/Elazığ-Sivrice

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Ara

GÖNÜL TAHTINDAN OLSUN!...

05Ara

Elazığ Yerel Basınında Değişim

04Ara
22Kas
15Kas
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.