Edebi Şahsiyetler-8-


İnsan; Eşrefulmahlükat,
İnsan; yukarıda ifade ettiğimiz üzere değerler üstü bir varlık, bir canlı türü.
İnsan; Kainatı yoktan var kılan Yüce Allah’ın var kıldığı kainatı emri doğrultusunda ruhunda var olan zenginlikle güzelleştiren, zenginliğine zenginlik katan yüce varlık.
Her insan ruhunda zenginlik var mı diye soracak olanlar olabilir. El cevap her insan ruhunda elbette ki zenginlik ve güzellik vardır ancak var olan zenginliği güzelleştirme gibi bir yetenek var mı orası tartışılır.
Çünkü Allah’ın yarattığı her kulunda zenginlik vardır az veya çok, değerlendirmesini bilecek yetenek var veya yok netice itibariyle bir zenginlik var..
İnsan ruhunda ki zenginliğin biri sevgi bir diğeri de üretici ruhtur. Bu her iki zenginlik İslam’ın temelinde var olup Müslümanların uyması ve uygulaması gerekendir.
İnsanda var olması arzu edilen ve güzel olan sevgiye sahip olup sevgiyi esas almasıyla beraber üretici ruha sahip olmasıdır.
Bu düşünce ekonomik anlamda olduğu gibi fikri anlamda da üretici ruha sahip olması anlamındadır.
Bize göre insanda makbul olan esaslı bir sevgiye sahip, sevgi endeksli ve üretici olanıdır.
İşte bu hafta bugün Allah’ın yarattığı insanlar içerisinde, sevgiyi esas alan, sevgi endeksli olması hasebiyle edebi ve kültür mahfillerinde bulunan şahsiyetlerce de takdir edilip sevilen ve fikri anlamda üretici ruha sahip bir değerimizi, bir edebi şahsiyetimizi siz değerli okurlarımızla buluşturacağız.
Bu üretici-şair ruhlu edebi şahsiyetimiz;
Ecdadımızın büyük bedeller ödeyerek elde ettiği ve bizlere emanet olarak bıraktıkları her karışı ayrı bir değer, ayrı bir hazine ve manevi mimarların medfun olduğu kutsal coğrafyamızın, asırlardır tüm unsurlarıyla bir arada yaşamış ve her türlü ihanet ve entrikalara, terörist faaliyetlere rağmen bir arada yaşamakta olan Aziz Türk Milleti’nin var olma mücadelesi verdiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içerisinde olup büyük hazinelerin ki bunlardan biri manevi anlamda büyük bir değer olan ve efsaneleşmiş Munzur Baba ve adını alan Munzur Suyu’nun var olduğu, dağları- ovaları-yaylakları-üretilen katık ve benzeri yiyeceklerin nam saldığı TUNCELİ iline bağlı;
Milattan sonra 500 – 600 yılları arasında Bizanslıların egemenliği altında iken yerleşim merkezi olduğu sanılan ilçenin, Tunceli İlinin diğer İlçeleri ile birlikte Bizans, Arap, Moğol, Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı hâkimiyeti altında bulunduğu bilinen,
Kızıl Kilise adıyla Hozat Mutasarrıflığına bağlı iken 1876 tarihinde İlçe yapılmış, 25 Aralık 1935 tarih ve 1885 sayılı Kanun ile Tunceli Vilayetinin kurulmasıyla birlikte 4 Ocak 1936 tarihi itibariyle Tunceli İline bağlanmış bulunan,
Kuzeyde Cin Dağı, Meryem Dağı, Köplüce Mezrası, Serdini Mezrası, Hacı Elma Dağı, Sultan Tepe ve Barav Tepesinin yer aldığı,
Doğuda Kılcan Mezrası, Balik Mahallesi, Kuzkonak Mahallesi, Bedir Dağı, Tahkin Tepe, Pohus Mahallesi, Yukarı Çirik Mahallesi, Kürekli Mahallesi, Hasur Tepenin Batısı, Bayır Mahallesi ve Kırıktaş Tepe gibi yerleşkelerin bulunduğu,
Güneyde Peri Suyu, Çölek Mahallesi, Haluk Sırtları, Taht Tepe, Beltaşı Tepe, Rakadar Tepe, Alman Tepe ve Merge Mezrası gibi güzel yerlerle güzellik kazanan,
Batıda Pülümür Çayı, Bilgili Mahallesi arasında kalmakta olup, Kuzeyde Pülümür İlçesi, Doğuda Bingöl ili Yayladere ilçesi, Güneydoğuda Elazığ ili Karakoçan ilçesi Güneyde, Mazgirt İlçesi ve Batıda Tunceli ili merkez ilçesi ile çevrili,
Yaylakların ve akarsuların bol olduğu, mükemmel görünümlü şelalelerle farklı bir zenginliğe sahip Nazimiye İlçesi’nin yetiştirdiği üretici-şair ruhlu Hüseyin POYRAY Beyefendi’ dir.
Şair Hüseyin Poyraz Ağabeyimiz;
Öncelikle milli ve manevi değerlerine son derece bağlı, dost canlısı,
Sevgiyi kendine şiar edinmiş, sevgi endeksli düşüne ve hareket eden,
Şiire olan sevgi ve merakı çok önceleri olan ancak şiir yazmaya son zamanlarda yani emeklilikten sonra başlayan,
Şiirlerinde sevgiyi, din-vatan- bayrak- Türklük ve Türkçe dilini önde tutarak insan endeksli, vatan endeksli ve de fikri anlamda üretici ruha sahip olduğunu gösteren,
Alevi görüşüne sahip, bu görüşe sahipliği  riya ve istismardan- ideolojik düşünce ve kavramlardan uzak tutarak samimi bir çerçeve içerisinde dürüst bir inanç yaşamı sürdüren,
Kişilik olarak saygınlığını koruyan, büyüklüğün ne olduğunu bilerek o çerçevede yaşam sürmesiyle bulunduğu her mahfilde takdir edilen ve sevilen,
Kişilere kolay kolay kırılmayan, gönlü alçak, mert ve bonkör olmanın yanında kırgınlığını ve sitemini sessiz sessiz şiirlere dökerek dile getiren,
Şiirleri ilde olsun il dışında olsun birçok gazete ve dergilerde yayınlatmasının yanında Elazığ Günışığı Gazetesinde yönetmenliğini şahsımın yaptığı haftada bir Perşembe günleri yayınlanan Gönül Tahtından adlı Kültür ve Sanat sayfasında da yayınlanmış ve yayınlanmaktadır.
Şiirleri gazete, dergi ve kültür sanat sayfalarında yayınlatmakla kalmamış üretici ruhla bu eserlerini üç (Kitapta) eserde toplayarak yayın hayatına kazandırmış,
Elazığ’da mimarı M. Şener Bulut Bey olan ve yıllar önce onun tarafından başlatılan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları’ na katılım sağlamakla beraber o çerçevede yapılan etkinliklerin tümüne katılım sağlamış, 
Yine M. Şener Bulut tarafından Elazığ’a kazandırılmış, Elazığ’ın olmakla beraber ülkenin kültürüne zenginlik katan Manas Gönül ve Kültür Evi denen edebi mahfilin müdavimlerinden olan bir kişilik, bir edebi şahsiyettir.
Bu saygın kişiliğe sahip edebi şahsiyetimizi kendimizce sizlere tanıtmaya çalıştıksa da birde kendi lisanı halleriyle tanımanız daha doğru olur diye düşündük. İşte üretici ruha sahip şairimiz, edebi şahsiyetimiz ve işte siz değerli okurlarımız.
                                     EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN HÜSEYİN POYRAZ KİMDİR?
Tunceli ili Nazimiye ilçesine bağlı Kıl Köyünde 01 Temmuz 1933 yılında doğdum. İlk ve Orta öğrenimimi Tunceli’de tamamladım.
1953 yılında askere gittim. Askerlikten sonra devletin değişik kurumlarında çalıştım. Son olarak Elazığ Köy Hizmetleri 7. Bölge Müdürlüğü muhasebe servisinde çalışırken 1981 yılında emekli oldum.
Şiir yazma denemelerine emekli olduktan sonra hız vererek ilk kitabım olan Gönlümün Şiirleri adlı eserimi 1994 yılında, ikinci şiir kitabım olan Solmayan Güller’ i 2000 yılında, Çiğdem Bahçesi adlı eserimi de 2014 de bastırarak yayın hayatına kazandırdım.
Şiirlerim; Elazığ’ın Mahalli gazetelerinden Yeni Çağ- Fırat’ın Sesi- Gönül Tahtından adlı Kültür Sanat Sayfası’nın bir dönem yayınlandığı Nurhak Gazetesi ile bugün haftada bir gün Perşembe günleri yayınlanmakta olan günlük Günışığı Gazetesinde yayınlanmış olmakla beraber zaman zaman yayınlanmaya devam etmektedir.
Ulusal olarak Şafak Gazetesi ile Manisa Salihli’de Şair ve Yazar Ahmet Otman Bey tarafından yayınlanmakta olan Ece Dergisi ve daha birçok dergilerde de yayınlanmıştır.
Elazığ’da yıllar önce bağlayıp Uluslar arası boyut kazanan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları etkinliklerinin 1995-1996-2000 ve 2002 yıllarında gerçekleşen bölümlerine katıldım ve yayınlanan Güldeste adlı eserde de şiirlerim yayınlanmış bulundu. Şiirlerim bunlarla da kalmadı Eğitimci-Şair ve Yazar Şükrü Kacar Bey’in yayın hayatına kazandırdığı Bu Toprağın Yaşayan Ozanları ile yine Eğitimci-Şair-Yazar ve Şiir Eleştirmeni R. Mithat Yılmaz Beyin yayın hayatına kazandırdığı Şiir Şiir Elazığ isimli Elazığ- Harput Şiirleri Antolojisi’ n de yayınlandı.
Halk Ozanlarının Sesi dergisi, Türk Edebiyatı dergisi, Ankara’ da yayınlanmakta olan Gülpınar Dergisi ile Ahmet Otman Bey tarafından yayın hayatına kazandırılan Bizim Ece Şairler Antolojisi’ n de yer aldı.
Türk Yıldızları adlı şiirimden dolayı Konya Ana Jet Üssü Komutanlığı, Türk Yıldızları 134. Akrotim Filo Komutanlığından şahsıma teşekkür belgesi gönderildi.
İhsan Işık’ın yayın hayatına kazandırdığı üç ciltlik Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi’ n de biyoğrafime yer verilmekle beraber yine İhsan Işık Beyin 2006 Nisan ayında Elvan Yayınları tarafından 2. baskısı yapılan Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi’ n de de hayat hikayem ve Efsane Munzur Suyu adlı şiirime yer verilmiştir.
Son olarak Prof. Dr. Asif Rüstemli ile Manas Gönül ve Kültür Evi koordinatörü M. Şener Bulut’un ortaklaşa hazırladıkları Azerbaycan’da yayınlanan Elazığ Çelengi adlı antolojide de şiirim yayınlanmış bulundu.
Elazığ’da ikamet etmekte olup şiir yazmaya devam etmekteyim.   
 
 
AYETLER
*Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır, sıkar. Allah, inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. En’am:125
*Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. En’am:126
*Rableri katında onlara esenlik yurdu (cennet) vardır.Ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur. En’am:127
 
GÜZEL SÖZLER
*Cihan var olmadan yeşil kandilde adını yazdırmış bulunan dost Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)güneş gibi cümle aleme doğmuş ezeli ve ahiri bir peygamberdir.
*Hacı Bektaş Veli Hz.nin büyük bir şahsiyet, büyük bir değer olmasının sebebi hikmeti; erenler şahı, kainatın aynası, semanın mahı, Hz. Ali’nin nesli, dertlere derman, kalplere ilaç, alimler serdarı, cömert bir şah, otağ sahibi ve kırklar meclisinde Gürüh-i Naci olmasındandır. Hüseyin Poyraz
 
TÜRK YILDIZLARI
Açtı çelik kanatları
Uçtu Türk’ün yıldızları
Atatürk’ün kartalları
Coştu Türk’ün yıldızları
     On Mayıs’ta ilimizde
     Güven duyduk kalbimizde
     Dosta haz, düşmana korku
     Saçtı Türk’ün yıldızları
Çelik kartal arşa erdi
Çizdi yürek şekil verdi
Mavi gökte Al Bayrağı
Açtı Türk’ün yıldızları
     Göğsümüzde büyük gurur
     Yurdumuzu onlar korur
     Hedef diye hain kalbi
     Seçti Türk’ün yıldızları
Mehmetçiğin pektir gözü
Hüseyin der atasözü
‘’Öğün-çalış-güven!’’ yazıp
Geçti Türk’ün yıldızları
 
EL EYLEDİ SÜRDÜ BENİ
Dost içirdi dolu bade
Del eyledi saldı beni
Aklım gitti, yok irade;
El eyledi sürdü beni
     Sürgün edip yad’ a attı
     Pazarında pula sattı
     Derdim birken bin bir arttı
     El eyledi sürdü beni.
Gittim vardım gurbet ele
Yolum düştü susuz çöle
Ateşinde yandım öyle
El eyledi sürdü beni.
     Hüseyin der, görmez oldum
     Ben geçmişi bilmez oldum
     Daha geri dönmez oldum
     El eyledi sürdü beni.
 
DİLİM TÜRKÇEDİR
Orta Asya’dan gelen Oğuz soyum
Tarihte uluyuz, dilim Türkçedir
Yirmi dört sancaktan Türkmen’dir boyum
Tarihte uluyuz, dilim Türkçedir.
     Türk’üz, hür yaşadık ezelden beri
     Bayrak, yurt uğruna nice genç eri
     Şehit verdik kutladık zaferleri
     Tarihte uluyuz, dilim Türkçedir
Analar ninni der büyütür balayı
Büyür on beşinde çeker halayı
Askere gönderir, bekler sılayı
Tarihte uluyuz, dilim Türkçedir.
     Hüseyin der Türkçe destan yazarım
     Bilim diyarları benim pazarım
     Nerede olursa, orda ararım
     Tarihte uluyuz, dilim Türkçedir.
 
SON SÖZÜM
Faniden göçersem bu emir HAK’ kın
Gözüme görünmez kalbime yakın
Alnıma yazılan yazgıya bakın;
Mümin katarından ayırma HAK’ kım.
     Hüseyin düşerim felek ağına
     Köyüme götürün, cennet bağına
     Yüzümü çevirin, Düzgün Dağı’na
     Hasretle bakayım, dost toprağına.
Hüseyin POYRAZ/Tunceli-Nazimiye

Dostlarım- Şair ve yazar(Edebi çevrece) ağabey- kardeş ve arkadaşlarım- yakınlarım tarafından şahsıma gönderilecek veya elden teslim etmeleri gereken her türlü koli veya paketi, kitap veya davetiyeleri bundan böyle; 

PİAR FOTOĞRAFÇILIK OFİSİ
Bosnahersek Bulvarı PTT Meydanı karşısı Cihangir İş Merkezi Kat-3/11 Elazığ adresine göndermelerini veya teslim etmelerini önemle rica ederim. TLF: 0505 776 8435

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas
08Kas

Edebi Şahsiyetlerden- 9 -

01Kas
25Ekm

Hayat mı dediniz?

11Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.