EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN -6-


                                                 GÖNÜL TAHTINDAN

                                               EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN -6-

            Milletlerin varlık sebebi ve tescili kültür, kültürün devamiyetini sağlayan yani idame ettiren de kültür erbaplarıdır.

Kültürü olmayan millet zaten millet değil kabile toplumudur. Kültürü var olup yaşamayarak yok olmasını sağlayan, başka milletlerin kültürünü benimseyip hemhal olan milletler er veya geç yok olmaya mahkum demektir.

            Vatanın kurtuluşuna ve milletin bekasına vesile olan, Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu, baş (kumandan) komutan, İlk Cumhurbaşkanı’ mız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bir sözünde derki; bir milletin yani özellikle Aziz Türk Milleti’nin iki ordusu vardır biri Askeri Ordu’dur, bir diğeri de Kültür Ordusu’dur.

            Evet, Bizde diyoruz ki; Milletleri millet yapan, ayakta tutan ve milletin varlık tescili olan kültürü yaşayan ve yaşatan da kültür ordusudur.

            İşte bu sefer;

Kültürü yaşayan ve yaşatan milletin,

Aziz Türk Milleti’nin millet olmasında kısmen de olsa payı bulunan,

Aziz Türk Milleti’nin tescilini sağlayan kültür ordusunun hem şair olma noktasında hem de sanat noktasında bir neferini, edebi şahsiyetlerden birini, bir değeri sizlere sunmuş olacağız.

            Bilginize sunacağımız bu edebi şahsiyet hem bir şair hem de iyi bir sanatkar’ dır. Aşk, Sevgi ve Sevda üzerine yazdığı şiirleri bestekarlar tarafından Türk Halk ve Türk Sanat Musikisi’ ne kazandırılıp dile getirildiği gibi icra ettiği sanatı da kendisi tarafından şiirsel bir tarzda dile getirilen bir edebi şahsiyettir.

Söz konusu şairimiz; sadece şiirler yazan, şiirleri bestelenen bir şair olmaktan öte insanı sanatıyla giydirip bezeyen yani üretici sınıfına giren terzilik sanatıyla da kendini konuşturan bir şair ve sanatını şiirsel tarzda süsleyen bir edebi şahsiyettir.

Şiiriyle, özellikle de bestelenmiş şiirleriyle, terzilik sanatıyla sizlerin bilgisine sunmaya çalışacağımız bu edebi şahsiyetimiz, bu şairimiz;

Medeniyetlere ev sahipliği yapmış,

Babalar,

Efendiler,

Evliyalar diyarı olarak bilinen Harput’un yeni yerleşim merkezi olup bugün doğuyu batıya,

Güneyi kuzeye bağlayarak stratejik bir konumda bulunan,

Büyük şehir olmayı hak etmiş,

Çok eskilerde Kesrik’ in lahanası, Molla Köy’ün kavunu, Sürsürü’nün üzümü ile  (Meşhur) ünlü Elazığ’ın; eski ismiyle Erpinik yeni ismiyle Altınçevre adıyla anılan köyün yetiştirdiği değerli bir şahsiyet, değerli bir sanat adamı olan Mahir GÜRBÜZ Bey’dir.

Şairimiz;

Giyim ve kuşamı,

Kalkıp oturması,

Edep ve adaba (uyumu) riayetkarlığı,

Milli ve manevi değerlere bağlılığı,

Zarif ve naifliği ile bilinen ve bulunduğu ortamlarda bu özelliklerinden dolayı saygı duyulan ve sevilen bir değerdir.

Şairimiz Mahir Gürbüz; sanatına (Terzilik sanatına) yıllar önce usta bir terzi yanında başlamış ve kendini bu yönde geliştirmek adına İstanbul Tekâmül Enstitüsü Moda bölümüne girip tahsil yaparak bu bölümden mezun olmuş,

Yıllar sonra kısa bir dönemde olsa Moda ve Tasarım’ın merkezi olan (Merhum Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle ‘’Tek Dişi Kalmış Canavar) Fransa’ya giderek tasarım üzerinde kendini geliştirmiş,

Ülkesine dönüp sanatını 50’ ler çarşısında uzun yıllar devam ettirmiş ve bu alanda emekli olmuş,

Sanatını şiirsel ve ismi gibi mahirane tarzda icra edip şiirle bütünleştiren ve yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi şiirlerini nağmeye dönüştüren değerli bir şairimizdir.

Evet; yukarıda kendimizce ifade edip bilginize sunmaya çalıştığımız edebi şahsiyetimizi, şairimizi birde kendi anlatımıyla tanıyalım. 

 

          EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN MAHİR GÜRBÜZ KİMDİR?

1947 yılında Elazığ’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Elazığ’da tamamladım. T.C. Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul Tekâmül Enstitüsü Moda Bölümü’nden mezun oldum. Daha sonraki yıllarda Paris’te moda konusunda ihtisas yapıp Elazığ’a döndüm ve kendi işimi kurarak çalışmaya başladım.

Şiirle hep iç içe olup hece vezniyle lirik şiirler yazdım ve yazmaya devam etmekteyim.  Şiirlerim birçok gazete, dergi ve antolojide, özellikle de Elazığ Günışığı Gazetesi Gönül Tahtından adlı Kültür Sanat Sayfasında yayınlandı. Hazar Şiir Akşamları’na olmakla beraber birçok ilde tertiplenen şiir dinletisine, etkinliğine katılmış bulunmaktayım. Bunun yanında 12 şiirim Türk Sanat ve Türk Halk Müziği formunda bestelenerek notaya alındı. Bunlardan biri TRT repertuarına girdi.

Şiirlerim üzerine, Elazığ Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Bölümü son sınıf öğrencisi Bilal Kuzu, Doç. Dr. M. Naci Onur gözetiminde lisans tezi hazırladı. İLESAM üyesi olup üç çocuk babası olarak hâlen Elazığ’da ikamet etmekte ve şiir yazma hobisini sürdürmekteyim.

            Allah nasip ederse ileride maddî imkânım elverdiğinde şiirlerimi kitaplaştırmayı planlamaktayım.

            Evet; Sonuç olarak Elazığ’ın yetiştirdiği, milli ve manevi değerlerine bağlı, gönlümüzde yeri olan şairimiz Mahir Gürbüz beyi; aşağıda değerlendirmeye tabi tuttuğumuz şiirleri ve de terzilik sanatı noktasında var olan (ismi gibi) mahirliğini sizlerin bilgisine sunmuş olduk.

Şairliğini ve sanatını edep ve adap dairesinde konuşturan şairimize sevgilerimizi, saygılarımızı sunar, hayırlı uzun ömürler dileriz.

 

                                                               AYETLER

*Kim bir suç veya günah işler de onu suçsuz birinin üzerine atarsa şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur. Nisa:112

                                                         GÜZEL SÖZLER

*Güneşin her doğuşunda toplanmak üzere gönül bahçesine bir ömür yetecek kadar umut ekmek sevginin nişanesidir. Mahir GÜRBÜZ

*Aşk ateşi hatır için söndürülen değil ve olmamalıda. Hele hele bu söndürülmek istenen ilahi aşk ise. Yani kainatı bir sevgi ve aşk uğruna yaratan, bizleri yoktan var eden Allah aşkı ise. M. Dursun AKSOY

 

GÖNÜL PENCERESİ

Gönül pencereni arala biraz;

Dinmiyor hasretin, görmeye geldim.

Yüzüme gülümse, nedir bunca naz?

Saçını koklayıp örmeye geldim.

     Dalarsa gözlerin derin uykuya

     Rüyana al beni, sar doya doya

     Umut çiçeklerim kanmıyor suya;

     Vuslat baharına ermeye geldim.

Ne olur, zulmetme boyun bükene

Bülbülün isyanı, gülsüz dikene

Bu hicran reva mı sevda çekene?

Açıver kalbini girmeye geldim.

     Haykırsam uzaktan, duyulmaz sesim

     Solsa da şen yüzüm, sensin hevesim.

     İsterse tükensin en son nefesim;

     Bir ömür nedir ki vermeye geldim.

 

UNUTTUN GÜLÜM

Ardına bakmadan elveda derken

Yaktığın ateşi unuttun gülüm.

Yeni ufuklara yelken açarken

Yığınla saçımı ağarttın gülüm.

     Neredeysen ara, duyur da sesin

     Hasreti dindirsin ılık nefesin.

     Muhabbet bağımdı gönül kafesin

     Yeşeren dalları sararttın gülüm.

Düşüyor yapraklar, mevsim sonbahar.

Ömür yetecek mi, vuslata kadar?

Yaşlı gözlerimin sende âhı var;

Güneşe set çekip kararttın gülüm.

     Beklerim yolunu, hep yana yana

     Sükûtum yetmiyor geçen zamana

     Ömrünü harcadı bu can, canana;

     Ne diye dargınlık yarattın gülüm?

Şimdi çok uzaksın, erişmez elim

Sorana varmıyor, söylesin dilim

Ne olur, yeniden başa dönelim;

Sen beni boş yere ağlattın gülüm.

     Eğdirme başımı artık önüme

     Tahammül kalmadı bunca zulüme

     Nasıl bağladın ki o kördüğüme;

     Giderken çözmeyi unuttun gülüm.

 

YANİM YANİM GAVRULİM

Hasretinden yanim yanim gavrulim

Harman olim, rüzgarında savrulim

Gaderime yenik düşim, yorilim

Gözüm yolda, seni beklim, gelmisin.

     Niye bele yüz vermisin bülbüle

     Bülbül âşık, seherde açan güle

     Acımisin gözümden ağhan sele

     Çehren asık, heç yüzüme gülmisin.

İstemisen beni sorma, arama

Aşk ateşi köz düşürdü şurama

Derman sende, duz basisin yarama

Seni seven galbe derman olmisin.

     Yeşil yaprah guruyacak dallarda

     Çıhmisin ki beklediğim yollarda

     Sana diye açtığım tüm fallarda

     Sevmek nedir, onu bile bilmisin.

    

      ÖZLEDİM BABA

Felek tuzağını bize de kurdu

Ben sana hasretim, özledim baba.

Bu ayrılık beni canımdan vurdu

Ben sana hasretim, özledim baba.

     Senden uzaklarda yaban eldeyim

     Kırıldı kanadım, sanki çöldeyim.

     Haber vermediler, gurbet eldeyim

     Ben sana hasretim, özledim baba.

Kara haber gelse, yok derdim aslı

Ne çare yazılmış ayrılık faslı

Sensiz yaşanmıyor, bu gönül yaslı

Ben sana hasretim, özledim baba.

     Yaban ellerinde çektiğim çile

     Kaderi düşürdü oğlunu çöle

     Ağlayıp demiştin, git güle güle

     Ben sana hasretim, özledim baba.

Sılaya varmaktı en büyük ahtım

Acı haberinle yıkıldı tahtım

Nasıl da karaymış zavallı bahtım

Ben sana hasretim, özledim baba.

 

BABA ÇIHA SENİ SEVMİM DEMEZ Mİ?

Yeter çektim ben istemim bele naz

Söledi bekleme gemlim ben bu yaz

Dedim ki ‘’göynümü oyala biraz’’

‘’baba çıha seni sevmim’’ demez mi?

     Gelenden geçenden oni soridim

     Rüyama girse hayra yoridim

     Dedim ki güzele, ‘’seni aridim’’

     Baba çıha seni sevmim demez mi?

Hasreti sır gibi galbimde gizlim

Yuhum gelmi gakgo hep oni özlim

Dedim ki dilbere yolunu gözlim

Baba çıha seni sevmim demez mi?

     Neler çektim bilsen onun dilinden

     Yarenlik etsem de anlamı benden

     Dedim ki ‘’bırahma, tut ellerimden

     Baba çıha seni sevmim demez mi?

 

ÜŞÜRÜM ESME YARİM

Üşürüm esme yarim

Selamı kesme yarim

Ayrılık çekilir mi?

Şaşkınım küsme yarim.

     Dereyi geçem dedim

     Susadım içem dedim

     Gönlüme takılmışsın

     Nasıl vaz geçem dedim.

Yüzüne gülen olmaz

Ağlarsın bilen olmaz

Nazı bırak gel bana

Gözyaşın silen olmaz.

     Saçını ören var mı?

     Yas tutsan gören var mı?

     Seni candan sevecek

     Ömrünü veren var mı?

     Mahir GÜRBÜZ/Elazığ

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.