EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN-25-


           Ecdadımızın büyük acılar yaşayıp tarifi zor bedeller ödeyerek elde edip bizlere, biz aziz Türk Milleti’ne emanet bıraktıkları cennet misali Anavatanımız,

Tarihi şan ve şerefle dolu, demokrasi havariliği yapanlardan kat be kat ve fersah fersah zengin bir demokrasiye sahip, insan hak ve hukukuna riayetkar bir milletin, biz Aziz Türk Milletinin yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihi kahramanlıklarla dolu, tarihi ve edebi şahsiyetlerin yetiştiği zengin illeri sayılıdır desek herhalde yanlış bir şey dememiş oluruz.

Elbette ki her karışı şehit kanıyla yoğrulmuş Anavatanımız da bulunan, kutsal coğrafya içerisinde yer almış her şehir, her ilçe, her belde her köy ve karış be karış çok kıymetli ve değerlidir.

 Ancak ve ancak her şehrin kendine bağlı ilçeleri, beldeleri ve köyleri tarihi zenginliğe sahip olmadığı gibi edebi şahsiyetlerin yetişmesinde de zengin bulunmamaktadırlar. Tıpkı batı yakamızda Avrupa’ya açılan ve Balkanlara bakan kapımız, İstanbul Fatihi Fatih Sultan Mehmet Han ve gibi hanlar ile edebi şahsiyetlerin yetiştiği ve batının korkulu rüyası serhat şehri bir Edirne ilimiz,

Fransız istilacılarına baş kaldırmış kahraman sütçü İmamın yetiştiği ve de kahramanlık

beratına sahip tek il olma özelliği bulunan bir Kahramanmaraş,

Yine Fransızlara karşı yapmış oldukları büyük mücadele sonrası büyük bir kahramanlık örneği

göstermiş olmalarından dolayı gazilik unvanına sahip Gaziantep,

Doğu cephemizde kale vazifesi görmüş Abdurrahman Gazi ve Nene Hatun’lar gibi kahraman şahsiyetlerin yetiştiği serhat şehri bir Erzurum gibi olamazlar.

            Bu demek değildir ki tarihi değeri olmayıp manevi şahsiyetlerin yetişmediği o gibi yerler değersizdir.

Hayır! Asla ve asla öyle bir şey yok, olamaz ve düşünülemez.Böyle bir şey düşünmeyi veya söylemeyi kesinlikle reddediyoruz.  

Hani dedik ya şehit kanının değdiği, döküldüğü her karış toprak bizler için çok değerli ve dolayısıyla bir çakıl taşı bile feda edilemez.

            Bünyesinde yetişmiş olup yaşayarak yaşattıkları kahramanlıkları konuşulan tarihi ve edebi şahsiyetlerin çokça yetiştiği illerimizden biri de Doğu kalemiz, serhat şehrimiz Erzurum’dur.

            Erzurum tarihi derin, kültürü geniş ve zengin, çok yönlü şahsiyetlerin, manevi mimarların yetiştiği ve yetişmekte olduğu bir şehirdir.

Aynı zamanda ozanlar şehridir,

Mert ve erdemli, babacan ve vatan sever insanların varlık gösterdiği yerdir Erzurum.

            İşte bu hafta bugün yukarıda hasbelkader ifadeye çalıştığım şekliyle kahramanlıkların yaşandığı ve de tarihi eserlerin var olup korunduğu bir yer olarak tarih kokan,

            Manevi mimar ve edebi şahsiyetlerin yetiştiği, kahramanların medfun olduğu,

Müziği, folklörü, ozanları, şair ve yazarları ve de kendine has yemekleriyle kültürü zengin,

Adı çok soğukla anılan ancak bir Konya, bir Edirne, bir Sivas ve birçok yerlerde var olan soğukluk kadar soğuk olup bir hikmeti ilahi olsa gerek soğukluğu insana pek dokunmayan Erzurum’un yetiştirdiği sosyal ve kültürel noktada çok yönlü zenginliğe sahip bir edebi şahsiyeti sizlerin bilgisine sunalım istedik.

Bu edebi şahsiyetimiz;

Bir şairimizin ve aynı zamanda ses sanatçımızın Erzincan’a vardım ne güzel bağlar E……….., doğru dumanlı dağlar diye ifade ettiği gibi suları buz gibi çağlayan yaylaları ve her karışı geçmişin acısıyla dolu olmakla beraber şehit kanlarıyla yoğrulmuş dumanlı dağların var olduğu,

Ürgüp’ü aratmayacak şekilde Peri Bacalarının bulunduğu,

Sağlık noktasında şifa verici kaplıcaya sahip,

Büyük bir kahramanlık örneği sergileyerek ülkenin kurtuluşuna vesile olmuş Nene Hatun ve gibi kahraman anaların, yine kahramanlığı sonucu gazilik unvanına sahip ve manevi anlamda büyük bir zat olarak bilinen Abdurrahman Gazi’nin medfun olduğu,

Düşmana karşı korunmak ve mücadele etmek amaçlı yapılmış Aziziye ve Hamidiye tabyalarının var olup arzu edilen ölçülerde olmasa da halen daha muhafaza edildiği,

Elazığ Harput’ta medfun bulunan halk arasında İmam Efendi adıyla bilinen Hafız Osman Bedreddin-i Erzurum-inin yetiştiği,

Çok kıymetli ve hemen hemen birçok insanın elinde parıl parıl parlayan, komşu devlet Rusya’ da çakması olan Oltu taşından tespihin imal edildiği ve de Oltu Şelalesi’nin bulunduğu,

Ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan Ormancılığın var olduğu,

Ülkenin kurtuluş rotasının çizildiği ve reçetesinin yazıldığı kongrenin yapıldığı,

Çok eski tarihi yapı (Erzurum Evleri, Erzurum Kalesi ve gibi) ve eserlerin var olup bunların turistik amaçlı en güzel şekliyle değerlendirildiği,

Türkiye’nin büyük kayak merkezlerinden birisi konumunda ki Palandöken Kayak Merkezi nin bulunduğu,

Çifte minare, kümbetlerin ve de Harput Kapı, Kars Kapı, İstanbul Kapı, Erzincan Kapı gibi kapıların var olduğu,

Folklör olarak Bar, Spor olarak Cirit, Müzik olarak Ozan atışmalarının var olup hakim olduğu tarihi derin kadim şehir, 25 plaka ile Türkiye Cumhuriyeti’nin güzide şehirlerinden Erzurum’un yetiştirdiği şahsiyet, çok yönlü edebi bir şahsiyet İsmail BİNGÖL Bey dir.

Sadece şair, yazar ve TRT Erzurum Radyosunda Program yapımcısı olarak tanıdığımız ancak farklı alanlarda ki iştigaliyle çok yönlü olduğunu öğrendiğimiz edebi şahsiyetimiz İsmail Bingöl Bey;

Öncelikle milli ve manevi değerlerin tümüne son derece bağlı iyi bir insan, iyi bir aile babası,

Şairlik, yazarlık, program yönetmenliği yanında musikişinas ve iktisatçı yönü olan,

Musikişinas olarak güzel bir sese sahip ve enstürman kullanma noktasında yetenekli olmanın dışında Erzurum türküleri üzerinde gelecekte vesika olabilecek kalıcı çalışmalarda bulunmuş,

Şiirleri Erzurum dışında birçok gazete, dergi ve kültür sayfalarında olmakla beraber Gönül Tahtından adlı Kültür-Sanat Sayfasında da yayınlanmış,

Tüketici olmaktan öte üretici, fikir ve eser üretme bakımından üretici özelliği bulunan,

Yazıları olsun şiirleri olsun kitaplaştırılarak yayın hayatına kazandırılmış,

Vatan ve millet sevdalısı olmanın yanında milli ve manevi hizmetlerinde sevdalısı,

Vatana ve millete olan aşkı münasebetiyle görev yapmakta olduğu TRT Erzurum Radyosunda program yönetmenliği göreviyle vatan ve millet sevdalısı edebi şahsiyetlerle yapmış olduğu programlarla ülke kültürünün zenginleşmesine katkı sunan,

Birçok şiir etkinliklerine ki bunlardan biri Elazığ’da en son 23. sü gerçekleşen Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarına katılmış olmakla beraber kitap imza günlerinde ve kültür programlarında imzası bulunan,

Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yazarlar Birliği, Erzurum Tarihi Araştırmalar Derneği Üyesi,

Bizim, Erzurum’da bulunduğumuz 2005-2009 yılları arasında davetlimiz olarak Erzurum’a gelen Elazığ’ın ilk ve tek şairesi merhume Berika KÜÇÜK Hanımefendi ablamız ile şair ve yazar Fadıl KARLIDAĞ Bey’le Erzurum TRT Radyosunda canlı bir söyleşi yapma lütfunda bulunmuş,

Yaşadığı şehrin ve şehrin türküleri üzerine yapmış olduğu bazı araştırma ve inceleme çalışmaları sonrası birçok ödüle laik görülmüş,

Varlığının menbaı tarihi şehrin soğukluğunda manevi şahsiyetlerden almış olduğu manevi ilhamın sıcaklığını dostlarıyla paylaşarak paylaşımcılık noktasında güzel ve anlamlı örnekler sergileyen bir şahsiyettir,

Şairliği, yazarlığı, ozanlığı ve de TRT Erzurum Radyosunda ki yönetmenlik sanatı ve iktisatçı yönüyle edebi bir şahsiyet,

Şiirlerinde sevgiyi, sevdiği şehri terk edenlere sitemi dile getiren, yüreği vatan ve vatan sevgisi taşıyan insanlara karşı sevgisiyle dolu, kadirbilir ve samimi bir dosttur İsmail Bingöl Bey.

Evet, değerli okurlarım kendimce hasbelkader anlatıp tanıtmaya çalışmış olduğum şahsiyeti, edebi bir şahsiyet olan İsmail Bingöl Bey’i birde kendi lisanı haliyle tanıyalım isterim.

İşte siz değerli okurlarım işte kahramanları, şehitleri, şair, yazar ve ozanları bol şehir, tarihi derin ve kültürü zengin kadim şehir Erzurum’un yetiştirmiş olduğu edebi şahsiyet İsmail Bingöl Beyefendi.

                            EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN İSMAİL BİNGÖL KİMDİR?

             1962’de Erzurum’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Erzurum'da tamamladım. Erzurum Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun oldum. Aynı okulda yüksek lisans yaptım. 

              1986-88 yılları arasında Ankara Defterdarlığında çalıştım ve 1988 yılının Nisan ayından bu tarafa TRT Erzurum Radyosunda program yapımcısı olarak görev yapmaktayım. 
              1994-2000 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Yayıncılığı bölümünde, 2001 yılında ise İletişim Fakültesinde "Radyo Programcılığı" derslerini verdim. 
              Kırağı, Akademi, Kalem ve Onur, Düşünce ve Sanatta Adım, Çizgi, Ay Vakti, Türk Edebiyatı, Dergâh, Lika, Sühan, Mortaka, Beyazdoğu, Tarih Yolunda Erzurum, Erzurum Sevdası, Erzurum Aktüel, Berceste, Az Edebiyat, Bizim Külliye, Edebiyat Ortamı, Bir Nokta, Dil ve Edebiyat, İslami Edebiyat, Herfene, Beyaz Şehir Palandöken gibi değişik dergilerde,

              Kültür ve sanat sitelerinde ve Günışığı Gazetesi Gönül Tahtından adlı kültür ve sanat sayfasında yazı, şiir ve röportajlarım yayımlandı.

              Sempozyumlara katılmakla birlikte bildirilerde sundum,

              Birçok armağan kitapta yazı ve röportajlarımın yer almasının yanında gazetelerde kültür, sanat ve edebiyat yazıları yazdım.

Yaşadığım şehirle ilgili portre ve denemelerimi bir araya getirdiğim;

              “Türkülerde Yaşayan Şehir Erzurum(1999) ” adlı kitabım;

              Dergâh Yayınları Erzurum Kitaplığı’ndan, yine “Ey Kelime ve Ey Ses(2014) ”,

              “Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler(2014) ” adlı deneme kitaplarım;

              DERGÂH Yayınları ÜLKE Kitapları serisinden, “Ay Düşleri(2009) ” adlı ilk şiir kitabım;     

              ARES yayınlarından, "Sırrını Söyleyen Rüzgâr" adlı ikinci şiir kitabım ÖTÜKEN yayınlarından çıktı.

              Tüm bunların yanında yayına hazır bekleyen şiir, deneme ve röportajlarım da bulunmakta. 
              Ayrıca meslekî alanda birçok radyo programına imza atmış bulunmaktayım “Âşıklarımız- Âşık Edebiyatımız, Yöremizden, Bir Köyümüzde, Bizim Eller” bunlardan bazıları.

              En son yaptığım “Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde” adlı arşiv niteliği taşıyan belgesel türdeki programım TRT Radyo-1’de Salı günleri 17.05’de yayınlanmaya devam ediyor.

              Evet, değerli okurlarım bugün burada anlatıp tanıtmaya çalışmış bulunduğum Dadaşlar diyarı Erzurum’un yetiştirdiği çok yönlü değerli bir şahsiyet olan İsmail Bingöl Beye; hem bir vesile ile orada bulunduğumuz yıllarda bize göstermiş olduğu sevgi, yakın ilgi ve alaka, bulunduğu teveccüh ve kadirşinaslık örneğinden hem de bu çalışmamıza sunduğu katkı nedeniyle sonsuz teşekkürlerimi ve sonsuz sevgilerimi sunarım. 

              

 

                                                                     AYETLER

*Onlar yaptıkları fenalıklardan birbirlerini alıkoymuyorlardı. Yaptıkları işler ne kötüydü. Maide:79

*Onların bir çoğunun inkarcıları dost edindiğini görürsün. Nefislerinin kendileri için ileri sürdükleri ne kötüdür? Ki Allah onlara gazap etmiştir. Onlar azapta da devamlı kalıcılardır. Maide:80

*Onlar Eğer Allah’a, Peygambere ve ona indirilene inanmış olsalar idi onları yani inkarcıları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu fasıktırlar. Maide:81

 

                                                              GÜZEL SÖZLER

*Şiir ki; acı tarafından ekilmiş, şiir ki; yalnızlık tarafından dikilmiş, şiir ki; açlık ve susuzluk tarafından devşirilmiş değilse şiir değildir.

*Şiirin tanımı yok. Yapılmış olsa da, tarifi üzerine söylenmiş çok söz olsa da tarifi yoktur. Şiirle aşk arasında bu bakımdan ciddi bir benzerlik vardır. Nasıl aşkın her kişiye göre farklı bir tanımı varsa şiirinde herkes için farklı bir tanımı vardır. Hatta eskiler şairlere ötelerden haber alan kişiler olarak bakmışlardır. Kimi zaman övmüş kimi zaman onlardan korkmuş çekinmişlerdir. Şiir söyleyen kişilere büyücü gözüyle bakılmıştır. Biraz çekinirlermiş insanlar.

*Şiir aslında çağlar boyunca insanın içinde var olan iyiye, doğruya, güzele ulaşma duygusunun, düşüncesinin, hissedişinin bir sonucudur.  İsmail BİNGÖL

      ERZURUM

Karlar ülkesinin çocuğuyum

Beyazın nam saldığı

Çilenin buram buram tüttüğü

Bir diyârdır benim yaşadığım

     İçli sevdalarla yüklü

     Yüreği türkülere vurgun

     Sabırlı insanlar yurdudur

     Erzurum

Boynu tevekkülle Hak' ka çevrili

Kanaati katık edip ekmeğine

Tüketir ömrünü

Tıpkı bir türküdeki gibi:

'Başı pare pare dumanlı dağlar

Firkatinen aşıp giden yine ben oldum.

Eller göçün çekmiş gider yaylaya

Göçün çekip sarpa düşen yine ben oldum.

     Ecel kalesine gidenler gelir

     Emir haktan vade yetenler ölür

     Nidem sevdiceğim elden ne gelir

     Ayrılık defterini yazan yine ben oldum...'

Ak bir sonsuzluğun ortasında

Dayamış sırtını Palandöken'e

Mana erleriyle dolu toprakta

Vermiş bir zirveyi

Ulu bir sese

     Bu şehrin

     Sokağı...caddesi...çarşısı...

     Destansı bir geçmişten

     Bize tarih mirasıdır

Ve bu destan şehrin hayalhanesinde

Şimdi bir kız gezmektedir:

'Elinde divit kalem

Dertlere derman yazan'

     Kalem kaşlı, sırma saçlı bu güzel

     Gönlünün şenliğini türkülere dökmektedir:

     Erzurum oylum oylum

     Geliyor servi boylum

     Servi boylum gelince

     Şen olur benim gönlüm'

Erzurum kal'ası taş

Çift gezer iki gardaş

Büyüğü şöyle böyle

Küçüğü cevahir taş'

 

BU ŞEHİR SESİDİR BAŞTANBAŞA BİR MİLLETİN

BU ŞEHİR BEKÇİSİDİR YÜZYILLARDIR HÜRRİYETİN

     Belki hiç bir zaman

     Kadri bilinmeyecektir

     Erzurum'un...

Ama vatan uğrunda terk-i can etmek

Hep muradı olacaktır

Erzurumlunun...

 

 

BİR ADAM VARDI

Bir adam vardı bir adam

Bakışları bulut gibi yağmurla dolu

Bir adam vardı bir adam

Her köşesi yüreğinin sevda yorgunu

     Çoğaldıkça saçındaki aklar

     Çoğaltıyordu adam da

     Ruhundaki sancıları

     Sükûtu vuran bakışları

Ey yüreğim diyordu:

Anlamak için çabalasan da

Anlaşılmaz kılar kendini

İnsanoğlu

     Ve yine diyordu:

     Çağrım

     Bir çığlık gibi düştüğünde belleğine

     Ey acılara çengel atmış sevgili

     Dik hüzünlü gözlerini ufka

     Göreyim seni

Yaşat bu âhengi

Bu âhenkle tutar zaman

Ömrün ellerini

     Bil ki

     Çılgın bir rüyadır hayat

     Sihrine kapıldığımız

     Ve birden uyanacağımız

Terkederler sonra

Terkederler dostlarımız

Terkediliriz bir bir

Bendesi olduklarımızca

     Söyle bana

     Umutları hoyratça yağmalanmış

     Sevda yorgunlarının

     Kim yazar sitemlerini

     Şairlerden başka

Ve sor geceyi dolduranlara:

Parıltının ve ışıltının esiri bedenleri(mizi)

Azad etmek için

Ne kaldı elimizde

     Ne kaldı

     Yolları dağlara çıkanlardan geriye

Zirveler işgal altında

Bizlerse zan altındayız

     Hakikat yok

     Hayal yok

     Düşünmeyi bırakın

     Üzülmeye zaman yok

Bir acıya râm olmak

Bir acıyı tanımak

Bir haykırıştır belki

Gerçeğin ellerinden tutmak

     Ey yürek yaralarını

     Öfke kılıcıyla kesenler

     Bilir misiniz

     Bir mısra için

     Ne acılar çeker şairler

Ve yine bilir misiniz

Girmeden beyinlerin ısırıldığı meydana

Almadan kendine düşen payı

Yazabilir mi hiç şiir

     Gün gün genişler mısraın yankısı

     Çoğaldıkça çoğalır çizgiler

     Yarıklar büyür yürekte

Söz deyip geçer kimi

Sözü sözden seçer kimi

Arttıkça mısranın imi

Artar çelişkilerin de

Hüzünle seyahati

     Şiir ki;

     acı tarafından ekilmiş'

     Şiir ki;

     'Yalnızlık tarafından dikilmiş'

     Şiir ki;

     'açlık ve susuzluk tarafından devşirilmiş' değilse

     Şiir değildir

 İsmail BİNGÖL/Erzurum

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.