EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN-4-


İnsan, kainatın yaratılış sebebi olduğunu okumuş yazmış kesim olarak aşağı yukarı herkes ama herkes biliyor kanaatindeyim.
İnsan, üzerinde çok konuşulan, yazılıp çizilen, türküler söylenen, şiirler okunan, methiyeler dizildiği gibi karalanan, resimler yapılan en değerli varlıktır hele hele hem ilahi anlamda hem de beşeri anlamda kainat üzerinde büyük etki yaratmış değerdir, Eşrefül mahlükattır.
Tabii ki insan var, insan var, insandan insana fark var.
Bizim sözünü ettiğimiz insan, yukarıda ifadeye çalıştığımız güzellikler atfedilen insandır.
Her şeyden önce büyük olan, büyüklüğünü gösterebilen, sorumluluk bilinci oturmuş adam gibi adam aile reisi, baba, kimine amca, kimine dayı, kimilerine dede, kimilerine eğitici, kimilerine de reis efendi, bir yazar, bir şair kimlikleriyle kendini gönüllere nakşetmiş kişidir insan.
Bizim, bu hafta bugün Edebi Şahsiyetler-4- başlıklı yazımızla hasbelkader değerlendirmeye çalışacağımız insan, edebi şahsiyet; yukarıda ki özellikleri ruhunda taşıyıp yaşayan, yaşattığı için gönüllerde taht kurmuş, nazarımızda tevazuda emsaline az rastlanan, hoşgörü sahibi, tabiri caiz ise adam gibi adam bir duayen.
Eğitimde,
Siyasette,
Edebi noktada, yani yazarlık ve şairlikte,
Belediye (Reislikte) Başkanlığında duayen bir şahsiyet.
Çok yönlü özellikleri bulunan bu değerimiz, bu edebi şahsiyetimiz;
Hemen birçok yazımızda ifade ettiğimiz için klasikleşmiş bir ifade olacak ama söylemenin ve dillendirmenin yararlı olacağı kanaatiyle ifade etmek isteriz ki;
Doğu Anadolu Bölgesinin en stratejik bölgesi ve konumunda bulunan tarihi çok derinlere dayanan,
Kültürü milli ve manevi anlamda çok ama çok zengin, kendine bağlı bulunan ilçelerinin hemen birçoğunun tarihi derinlikte olduğu,
Ülkemize bünyesinde var olan Baraj ve Ovaları ile Ekonomi, Kaplıca ve Gölleriyle Sağlık, metfun bulunan manevi mimarları ve kaleleriyle de Turizm ve gibi birçok noktada zenginliklerle katkısı tartışılmaz,
Her yıl öyle veya böyle yaşanmakta olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları ile şiirin başkenti, kürsü başı sohbetleri ve folklörü ile de musikinin kabesi unvanlarına sahip kadim şehir Elazığ’ın;        
Şimdilerde her ne kadar yakın tarihte ilçe hüviyetine sahip bir ilçenin mensubu olsa da,
Kalesi, ovaları, bağ ve bahçeleri, bünyesinde yetiştirdiği edebi ve manevi şahsiyetleri, metfun bulunan manevi mimarları,
Otağ kurmuş ve çok önemli kararlar alan tarihi şahsiyetlerin gelip geçtiği, tarihi derin ve kültürü zengin kadim ilçesi Palu’nun yetiştirdiği kişiliği tartışılmaz, Türkmen Beyi ailesinden gelme, eğitimci, şair ve yazar, siyaset adamı, kimimizin abisi, kimimizin amcası, kimimizin dayısı, cümlemizin hocası Şükrü KACAR Bey’dir.
Çok yönlü edebi şahsiyetimiz Şükrü KACAR Bey;
Milli ve Manevi değerlerine riyadan uzak samimiyet çerçevesinde bağlı,
Vatan,
Millet,
Cumhuriyet ve değerleri,
Varlığının membaı Palu söz konusu olduğunda akan suların durduğu,
Kişiliği, insanlığı ve insan sevgisi, sanat ehli ile edebi yönü bulunanlara karşı sevgisi tartışılmaz,
Şiirlerinde; insan, insanlık, sevgi, vatan ve gibi değerlere sevda, cumhuriyete bağlılık, Atatürk hayranlığı ön planda olan,
Hoşgörü ve tevazu timsali özelliğiyle gönüllerde, özellikle şahsımızın gönlünde taht kurmuş,
Gözü gönlü tok, birçok alanda bilgi birikimi yüksek, tam bir Harput Beyefendisi diyebileceğimiz,
Yazı ve şiir hayatı çok eskilere dayanan, yazdıkları yazı ve şiirlerini yayın hayatına kazandırmış, tüketicilikten öte üretici bir ruh sahibi,
Yazı ve şiirleri başyazarı olduğu Nurhak Gazetesinden öte il içerisinde olsun il dışında olsun birçok gazete ve dergide yayınlanmış olmakla beraber bizlerin Elazığ Günışığı Gazetesinde yönetmeni olduğu Gönül Tahtından adlı Kültür ve Sanat Sayfasında da yayınlanmış,
Elazığ’ın ve dolayısıyla ülkenin kültür zenginliğine sayısız katkılar sunan Manas Yayıncılık’ ın bir diğer ifadeyle Manas Gönül ve Kültür Evi’nin baş müdavimlerinden kadir kıymet bilen bir değerdir, bir edebi şahsiyettir.
Özellik ve güzelliklerini anlatmada aciz kaldığımızı düşündüğümüz bu değerimizi hasbelkader kendimizce anlatıp sizlere tanıtmaya çalıştıksa da birde kendi lisanı halleriyle tanımanızda fayda olacağı düşüncesindeyiz.
İşte; birçok alanda duayenimiz, çok yönlü özelliklere sahip edebi şahsiyetimiz Şükrü KACAR Beyefendi ve işte siz değerli okurlarımız.
           
EDEBİ ŞAHSİYETLERDEN ŞÜKRÜ KACAR KİMDİR?
19 Mayıs 1927 tarihinde geçmişte Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı iken bugün Kovancılar ilçesine bağlı bulunan Çaybağı Nahiyesi Kacar köyü’ n de doğdum.
Çaybağı İlkokulunu 1940 yılında, Akçadağ Köy Enstitüsünü ise 1944 yılında bitirerek öğretmen oldum. Çeşitli yerlerde öğretmenlik görevini ifa ettim ve sonra 1950’de o gün ilçem olan Palu Bölgesi Gezici Başöğretmenliği görevine atandım ve daha sonra 1951’de doğduğum köy olan Kacar köyü başöğretmenliğine atandım.
1957’de Gazi Terbiye Enstitüsü Pedagoji Bölümünü bitirdim. 1957-1959 tarihleri arası Mardin ilinde ilköğretim müfettişliği, 1959’da Akçadağ Öğretmen Okulu meslek dersleri öğretmenliği yaptım. 1962’de Elazığ Halk Eğitimi Başkanlığına getirildim. Bu görevim süresi içerisinde Elazığ’ da ki ortaokul ve liselerde öğretmenlik görevine devam ettim.
Şiir ve yazı yazma merakım erken yaşlarda başladı. Elazığ’ın yerel gazetelerinden Elazığ-Turan- daha sonra Nurhak gazetelerinin yanında birçok dergilerde de şiir ve yazılarım yayınlandı. Gazetelerde çıkan bazı yazılarımdan olsa gerek Halk Eğitimi Başkanlığından alınarak Niğde Ulukışla Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atandım.
Şiir ve yazı hayatım devam ederken 1968 yılında halkımın büyük teveccühleriyle Elazığ Belediye Başkanlığına bağımsız aday oldum ve seçimi ezici çoğunlukla kazanarak 1973 yılına kadar bu görevi sürdürdüm. Bu görevimin ardından çocuklarımı okutmak amacıyla İstanbul’a gittim.
1978-1980 yıllarında Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü görevine atandım.
1981 yılında Genel Müdür Danışmanlığı görevine getirildim ve bu görevde iken ikinci kez emekliye ayrıldım. Bu ikinci emekliliğimden sonra Elazığ’a döndüm ve gazete yazarlığına başladım.
Gazete yazarlığına Nurhak Gazetesinde başladım. Yazı ve şiirlerim Mardin’in Sesi, İlköğretim Gazetesi, Cumhuriyet, Elazığ, Samsun Medeniyet Gazetesi, Yeni Harput ve Turan Gazetesi Manisa Salihli ilçesinde çıkmakta olan Bizim Ece, Akçadağ Köy Enstitüsü Dergisi, Köy ve Eğitim, Eğitim Hareketleri, Çıra, Yeni Fırat, Gülpınar, Varlık, İmece, Sesimiz, Zamantı, Yağmur Fırat’ın Sesi,  Elazığ’da çıkmakta olan Bizim Külliye dergilerinde Elazığ Günışığı Gazetesi Gönül Tahtından adlı Kültür ve Sanat Sayfasında yayımlandı.
1992-1999 tarihleri arası Elazığ Kanal E televizyonunda “Kayabaşından” programını hazırlayıp sundum. 1974-1981-1982-1983-1993 tarihlerinde düzenlenen Anadolu Basını Özendirme Yarışmalarında Elazığ ve Turan gazetesinde çıkan yazılarımdan dolayı Türk Dili ve Makale dalı ödüllerine laik görüldüm.
1990 yılında Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetince düzenlenen makale ödülüne laik görüldüm. 2001 yılında TRT GAP Televizyonu Diyarbakır Bölge Müdürlüğünce hakkımda tanıtım belgeseli hazırlandı. Ailem 1998 yılında Elazığ’da yılın örnek ailesi olarak seçildi ve dönemin Kadın Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Işılay Saygın Hanımefendi tarafından tarafımıza “Örnek Aile Beratı” verildi.
Bir dönem Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yaptım. Görevim süresi içinde şiir-yazı ve sanat dallarında yarışma tertip ederek ödüller verdim. 1981 yılından itibaren köşe yazılarımın yayımlandığı Elazığ Nurhak gazetesinde başyazar olarak çalışmalarını sürdürdüm ve halen sürdürmekteyim.
Koparamadılar Benden Beni, Damdaki Saksağan, Fırtınalı Yıllar, Öğretmenin Meslek Savaşı,  Düşünceleri Devrimleri İlkeleriyle Yaşayan Atatürk, Alamadılar Benden Beni, Bulutlara Kaptırdım Umutlarımı adlı kitaplar ile şiirlerin toplandığı Bu Toprağı Yaşayan Ozanları adlı (3 ciltlik) antolojiyi yayın hayatına kazandırarak hizmete sundum.
İlimiz Elazığ’da olsun değişik illerde olsun yapılan hemen hemen birçok etkinliğe imkanlarım ölçüsünde katılım sağlamamın yanında bir gönül adamı, kültür elçisi, memleket ve millet sevdalısı diye adlandırdığımız değerli kardeşimiz Sayın Şener Bulut tarafından 2004 yılında kurulmuş bulunan ve 70’in üzerinde eser yayınlamakla kalmayıp birçok etkinliğe imza atmış Manas Yayıncılık’ ça da tertiplenen birçok etkinliğe katılım sağlamış bulunmaktayım.
Evli olup 4 çocuk babası ve ….torun sahibiyim.
Büyüğümüze bize sundukları katkılarından ötürü sonsuz teşekkürlerimizi sunar, hayırlı uzun ömürler diler, hürmetle ellerinden öperiz
 
GÜZEL SÖZLER
nsan yaşamında yılların ayrı bir yeri ve ayrı bir önemi vardır. Kendimizi bildik bileli, yıllara ayrı bir önem verir ve önemli anılarımızı bir köşeye kor, gelecekte neler olacağını bir güzelce değerlendirmeye çalışırız.
*Osmanlı, yıllarca bu komşu ülkelere yardıma koştu, yıllarca yardım götürdü, değer bilmez Araplar ise Osmanlı’yı hep arkadan vurmaya çalıştı. Medine kahramanımız Fahrettin Paşa’yı ne şekilde karalamaya çalıştılar.
*Değerlerimize ne değin hatırlar ve anmaya çalışırsak, ülkemizi o tür ayakta tutmuş ve de yüceltmiş oluruz. Şükrü KACAR
 
DİRİLİŞİN SESİ
Bir ses geliyor,
Ötelerden
Çok uzaklardan
Kurtuluşu simgeleyen bir ses
Kayaları öylesine çınlatan
Yankılar yapan taşlar arasında
İnsanlar
Tek ayak üstünde durmuş sanki
Herkes öylesine yorgun
Herkes öylesine tık nefes
     Bir ses geliyor ta ötelerden
     Kurtuluşu muştulayan bir ses
     Renk renk çiçekler açmış
     Özgürlük bahçelerinde
     Birileri sanki bize sesleniyor
     Arkadaş
     Ya sus ya da sesini kes
Neden sonra açılıyor gönlüm
İçimi öylesine vuran bir sese
Bu diriliş, kurtuluş kutlu olsun
Vatan için,
Özgürlük için vuruşan herkese
 
HARPUT’UM
Göklere yükselir ağaran başın
O kadar eski ki bilinmez yaşın
Bereket kaynağı, toprağın, taşın
Güzeller güzeli şirin Harput’um…
     Bir zamanlar sen de şaha kalkardın
     Kayabaşı’ lar dan bize bakardın
     Arap Baba’larda mumlar yakardın
     Güzeller güzeli şirin Harput’um…
Tarih sende, geçmiş sende canlanır
En güzel halaylar sende oynanır
Kaleden kaleye selam yollanır
Güzeller güzeli şirin Harput’um…
     Bilirim yastasın, tükenmez acın
     Çökmüşsün bir kere yoktun ilacın
     Bir tarihsin, yeter sana bu tacın
     Güzeller güzeli şirin Harput’um…
 
ALTAYDAN BAŞLAR YOLUMUZ BİZİM
Altay’dan gelmiş boyumuz bizim
Destanlar yazmış soyumuz bizim
     İz bırakmışız ne çok yerde biz
     Duyulmuş ne çok yerde sesimiz
Gerilmiş yaylar, oklar atılmış
Sevenler gelmiş, bize katılmış
     Yayılmış durmuş nasıl şanımız
     Dökülmüş vatan için kanımız
Üç kıtada at sürmüş durmuşuz
Biz bize ne hoş sultan olmuşuz
     Binlerce hizmet vermişiz yurda
     Kaptırmamışız koyunu kurda
Bayrağa saygı olmuş ülkümüz
Cenklerle dolmuş her bir türkümüz
     Vatanla bayrak şanımız bizim
     Onlara helal kanımız bizim.
 
KÖYÜME SESLENİŞ
Bulutlara kanat açan
Yükseklere yücel Kacar
Gönüllere şafak saçan
Yükseklere yücel Kacar…
     Değsin göğe temiz başın
     Kucaklıyor göğü alnın
     Ne yakışmış sana ayın
     Yükseklere yücel Kacar…
Üzerinde ay yıldızın
Enginleri tutmuş hızın
Semalarda peri kızın
Diyor bana yücel Kacar
Şükrü KACAR/Elazığ-Palu-Kovancılar

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.