Hayat ve sabır


Hayat, bir yaşam biçimi, bir zaman dilimi ve benzeri birçok tarife muhatap olsa da bizce hayat tabii ki bir yaşam biçimi ve zaman dilimidir ancak aynı zamanda insanlığın mektebi yani her geçen gün çok şeyler öğreneceği okuludur da.
Hayat hakkında zaman zaman da olsa bir şeyler söyler dururuz kitabı, defteri, yazılacak kalemi, yapılan yanlışların silimi için silgisi olmayan ve de yaşanılanların olumlu olsun olumsuz olsun geri dönüşü mümkünsüz bir mektep bir okul olduğunu.
Hayat öylesine bir mektep ki içinde çok şeyler barındırmış, barındırdığı öğeleri bir anda sunmayan, zaman içerisinde kıdım kıdım sunarak bir takım bilgileri zaman içerisine yayarak öğrenme imkanı sunan, bir başka deyişle insanı her gün ve her an farklı tarzlarda sınavdan geçiren bir yaşam.
Hayatın sunduğu öğeler, yani nimet veya külfetler o kadar çok ve değişken ki neyi ne zaman kullanıp değerlendireceğinizi ve ne zaman nelerle karşılaşabileceğinizi bir anda kestiremiyorsunuz.
Hayatın insana sunduğu en önemli ve en kıymetli öğesi ilaç olarak sabırdır.
Sabır; kainatı yoktan var kılan Yüce Allah’ın insanlardan beklediği ve bekleme sonrası mükafatlandırdığı ilaçtır zaman gibi. Hani bazen bazı olumsuzlukları yaşadığımız veya bir dostumuz yaşadığı zaman söylenir ya işi zamana bırak, her şeyin ilacıdır zaman. Aslında bu düşünce ve düşünceden kaynaklı ifade bir teselli ifadesidir, sabrı telkin etmek yani sabırlı olması noktasında teselli etme ifadesidir.
Sabır kadar zaman, zaman kadar da sabır hayatın insanlara, insanlığa, özellikle de Müslüman toplumuna sunduğu bir ilaçtır.
İslam’ı iyi bilen, Müslümanlığı adam gibi anlayan ve yaşayan samimi Müslümanların sığındığı, sığınması gereken tek sığınaktır sabır. Yüce Allah’ın emri ve bu emre itaat sonra geçte olsa sayesinde mükafatını verdiği tek ilaçtır, tek çıkış yolu ve kapısıdır sabır.
Hani diyoruz ya! ‘’ Essabru minerrahman’’ diye…
Sabır Allah’tandır.
Cenabı Allah insana birçok zenginlik sunmuş ve insanların bu zenginliklerin kıymetini bilmesini hem de çok bilmesini emretmiştir.
Bu zenginliklerden heba edildiğinde geri dönüşü hiç mi hiç mümkün olmayan bazıları;
Akıl,
Sağlık,
Zaman’dır.
Allah’ın insanlara sunduğu en kıymetli hazinelerden, iyi ve yerinde değerlendirilmeyip zayi olması, bir diğer anlamda israf edilmesi halinde geri dönüşü hiç mi hiç mümkün olmayan hazinelerden Aklın, sağlığın ve zamanın yerli yerinde kullanılıp kullanılmaması da sabırla alakalı ve ilişkilidir.
Hani insanların olumsuz bir hadise ile karşılaştığı ve tahammülü kalmadığı zaman diline pelesenk edip söylediği, ifade ettiği şey var ya işte o ifade ‘’Ya Allah Ya Sabır’’ dırbazı insanlar tersinden ya sabır ya Allah demiş olsa da.
Tabi bu son deyiş tarzı bize göre yanlıştır bazı insanlar doğru kabul edip kullansa da. Çünkü sabır dediğimiz ilacı veren Allah, ol deyince olduran ve yeri göğü donatan Allah sabır denen ilacı da vermiştir. O nedenle doğru olan Ya Sabır Ya Allah değil,  Ya Allah Ya Sabır’dır.
Sabır;
Müslümanlarda,
Gerçek manada inanmış, iman etmiş Müslümanlarda,
Gerçek ve samimi, riya ve duyguları istismar etmekten uzak Müslümanlarda,
Her şeyin Allah’ın takdiri olduğunu kabul edip boyun eğmişlerde,
Kısa ve öz olarak ifade edecek olursak eğer; İslam’ı iyi bilen, Müslümanlığı kendince hasbelkader tevekkül çerçevesinde yaşayanlarda bulunur ve çok olur.
Sabır; Denince aklımıza Balığın ağzından kurtulan Yunus Peygamber, atıldığı kuyudan kurtulan Yusuf Peygamber, Vücuduna musallat olan günümüzde şifa olarak değerlendirdiğimiz sülükleri yere düştüğü zaman tekrar bacağının üstüne koyup rızıklarını yesinler diyen Eyüp Peygamber, Firavunla başı dertten kurtulmayan Musa Peygamber, büyük zulümlere maruz kalan İsa Peygamber, Nemrudun ateşinden kurtulan İbrahim Peygamber, kendine biat etmeyip yaptığı gemiye binmeyerek suda helak olan çocuklarını kurtaramayan Nuh Peygamber, İslam’ı tebliğ dönemlerinde en yakınındakinden en uzağına kadar olan müşriklerden olmadık eza ve cefa gören son peygamber Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.s) ve bunların cümlesinin ve insanlığın babası Hz. Adem gelir.
Şu günümüzde yok mu böyle durumda olan sabır ehli insanlar?
Vardır elbet olmaz mı? Ancak kimini biliyor kimilerini de bilmiyor olsak da birçoklarını bilmiyoruz tabii ki.
Sabır;
İnsanı, insanları felaketlerden,
Musibetlerden,
Her türlü afet ve belalardan,
Şerden ve şerlilerin şerrinden,
Kötülerden ve kötülerin kötülüklerden,
Kem gözlerden,
Kin ve nefretten,
Kin ve nefreti kendine şiar edinmiş, hatta ve hatta bunu kendi aile fertlerini, ya da varsa ki var ve var olan çocuğunu kullanarak egosunu tatmine çalışanlardan koruyan,
Aile içi geçimsizlik veya haksız yere sağlanan ve uygulanmaya çalışılan geçimsizlik sonrası yaşanması ve yaşatılması çok düşünülen olumsuz gelişmelere engel olan,
İnsan veya hayvan katline girmeyi engelleyen,
Kısa ve öz olarak Allah’a isyan etmekten, iman ettiği resulüne muhalefetten, son dini İslam’ın son kitabı Kur’an-ı Kerim-i inkardan koruyan ve kurtarandır…
Sabır;
Açın,
Acının,
Haksızlık ve zulme karşı direnmenin ilacıdır.
Sabır üzerine ayetlerin indiğini, hadislerin irad edildiğini, nice güzel sözlerin söylendiğini bilmekle beraber çokça yazı ve şiirlerin yazılmış, türkülerin yakılmış, film ve dizilerde mesaj anlamında sahnelenerek kullanılmış, hikaye ve masallara konu olmuş, olumsuz konu ve gelişmelerin son bulması noktasında telkin edilmiş bir ilaç, bir çare ve insanlık için olmazsa olmaz ile uyulması ve değerlendirilmesi gereken olduğunu da biliyoruz.
Kur’an-ı Kerim Zümer Suresinin 39-10 da “Sabredenlere, felâketlere karşı dişlerini sıkıp göğüs gerenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.” der. 
İnsana, insanlığa karşı sevginin, şefkat ve merhametin yaşanması ve yaşatılmasında ilaçtır…
Günümüz hasta toplumunda en değerli ilaç olan sabır ilacını elden bırakmamak gerek. Bu kıymetli hazine elden bırakıldığı takdirde olmadık zaman ve olmadık yerde çok büyük yanlışlar yaşanır olur.
Yanlışların, altından kalkınmayacak yanlışların, felaketlerin yaşanmaması için SABIR denen ilaç unutulmamalı ve Ya Allah Ya Sabır sözü hep dillendirilmelidir.
Günümüzde akla ve hayale gelmeyecek kadar çok yaşanan olumsuzluklara, haksızlıklara rağmen beklenen yanlışlar olmuyor ve yaşanmıyorsa eğer bunun sebebi sabır denen ilacın birçok inançlı insan tarafından unutulmamış ve değerlendiriliyor olunmasındandır.
Yaşatmasını veya yaşatılmasını düşündüğümüz ile bize karşı yaşatılan olumsuzluklardan sonra her hangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için Ya Allah Ya Sabır… Ya Allah Ya Sabır… Ya Allah Ya Sabır.. diyerek kurtulmaya çalışalım…...
 
AYETLER
“Ey iman edenler! Sabredin, sabır yarışında (düşmanlarınızı) geçin!” Âl-i İmrân sûresi (3), 200
*“Sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksiltmekle elbette deneriz. Sabredenleri müjdele!” Bakara sûresi (2), 155
*“Sabredenlere, felâketlere karşı dişlerini sıkıp göğüs gerenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.” Zümer sûresi (39), 10
 
GÜZEL SÖZLER
*Eğitim sadece eğitim değildir. Çünkü eğitim antropolojidir, nörobilimdir, biyolojidir, ilahiyattır, felsefedir."
Eğitim çocukları geleceğe hazırlamak değildir. Eğitim çocukları şimdiye uyandırmaktır. Eğer şimdiye uyanmazsanız gelecek tasavvurunuz olmaz. Bizim şimdiye uyanmamız lazım. Çocukları uyandırmamız lazım."M.E.B. Ziya SELÇUK
* Gönül, han değil dergâhtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır! Hz. Mevlana…
*Sofraya tekeş kaşık, çatal, bardak, tabak koymayın. Berika KÜÇÜK
 
YETER ARTIK YORMA BENİ
Yine gelmedin kapandı yolların
Sevdamla diline düştüm ellerin
Mecali kalmamış solan güllerin
Hakir görüp yerlere serme beni
     Yıllardır uykusuz kaldı gözlerim
     Sinemde saklı aşk dolu sözlerim
     Bağı çözüldü tutmuyor dizlerim
     Peşinde sürükleyip yorma beni
Ömrümü nasıl yemeyi başardın
Daha ölmeden helvamı pişirdin
Mecnuna çevirip çöle düşürdün
Gelme yaralı halde görme beni
     Al yanak karagöz boy bedeninle
     Kor saldın kalbime sıcak teninle
     Aklım hayalim düşlerim seninle
     Ruhumsun Azrail’e verme beni
Kara yazılmış bahtımla kaderim
Sensiz ne yapar nereye giderim
Borcum varsa canım ile öderim
Son nefesim alırken kırma beni
     Ahmet ne çarem nede ilacım var
     Ömür boyu çekecek bir acım var
     Ne ana babam ne de duacım var
     Kölenim yerden yere vurma beni
Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban
                              
EYLÜL GÖÇLERİ
Bir telaş var kuşlarda, dar çizilir kavisler,,, 
Yorgun-bitkin haldeyim; konuşladım kervanı; 
Mülk olmaz oba bize; göçtü nice kavimler 
Her sene bu mevsimde hüzün sarar insanı...
     Irmak boyu ıraktır, gel kestirme gidelim, 
     Mataramı doldurur ıslarım dudakların 
     Çok dar olur son geçit, gel bunu da geçelim... 
     Ayaz düşer şimdi suyu donar ırmakların....
Dibi yok bu deryanın, güven olmaz bu suya; 
Mani olur nikaha- bu aşkın kerameti 
Men eyledi Mecnun'u bir şey biliyor Leyla 
Erteleyip vuslatı fethetti memleketi...
     Cebimiz yürek bizim, iğne batmaz kefene 
     Bu cevr-i ızdırap bir vuslatın arefesi 
     Her gün bayram olsa da, gamlı geçer sevene 
     Her soluk bir tohumdur, boşa serpme nefesi....
Sarı bir türkü olup; dolaşmışsın dilime 
Bir ayağım makberde, aç artık duvakları 
Beden dar gelir bana sen girince içime 
Bu inat mesafeden sildin tüm uzakları....
     Beşerler şaşar bazı, alevlidir bacamız.. 
     Melek olmak çok kolay, sen melekten üstünsün
     İki göze bir avuç; toprak bizim harcımız 
     Bir kürek ser üstüme hatalarım örtünsün.....
İlhami BULUT-Elazığ
 
BİR YANA
Ateşe düşmeyen çöp elbet yanmaz
Kötü bir hastalık girerse cana
Gencine yaşlıya asla acımaz
Şu dünya bir yana canın bir yana
     Ne gördün anladın gündüz geceden
     Nasibin aldın mı her düşünceden
     Kendine ayrılan o pencereden
     Şu dünya bir yana canın bir yana
Geçerken hayatın zorluklarından
Anadan babadan yavrularından 
Bu günden yarından tatlı yarından
Bu dünya bir yana canan bir yana
     Bak işte böyledir ömür oyunu 
     Ne mesleği dinler nede soyunu
     Son defa ölçerler mezar boyunu
     Yangınlar bir yana yanan bir yana
Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Pertek
 
BENİÂDEM
Hele şöyle dön bak beniâdeme
Dünyanın ipini tutmuş gidiyor
Çilenin içinde yaslanmış gama
Derdi kasaveti yutmuş gidiyor
     Hesap yapan mı yok; zararı kârı
     Bitmez ki dünyanın derdi kederi
     Öylece durup da bir baksa geri
     Yılları peşine katmış gidiyor
Sevdası uğruna deli olanlar
İki rekât kılıp veli olanlar!
Okumamış lakin çok şey bilenler!
Çıkıp da kürsüye ötmüş gidiyor
     Şakir soğan bulmaz yine şükreder
     Gürbüz deve yutar doymadım ki der
     Mazlum’a bir başka gülüyor kader
     Adalet yan gelip yatmış gidiyor
Zenginin fakirden farklıdır hali
Sıcaktan soğuğa değmemiş eli
Serveti ganice Karun misali
Malını mülkünü satmış gidiyor
     Bir türlü tükenmez dünya hevesi
     Yakından duyulur ölümün sesi
     Gerçek bir hayat var bundan ötesi
     Ecrini sırtına atmış gidiyor
Vedat YILMAZ-Elazığ
 
Dostlarım- Şair ve yazar(Edebi çevrece) ağabey- kardeş ve arkadaşlarım- yakınlarım tarafından şahsıma gönderilecek veya elden teslim etmeleri gereken her türlü koli veya paketi, kitap veya davetiyeleri bundan böyle; 
PİAR FOTOĞRAFÇILIK OFİSİ
Bosnahersek Bulvarı PTT Meydanı karşısı Cihangir İş Merkezi Kat-3/11 Elazığ adresine göndermelerini veya teslim etmelerini önemle rica ederim. TLF: 0505 776 8435

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Kas
08Kas

Edebi Şahsiyetlerden- 9 -

01Kas
25Ekm

Hayat mı dediniz?

11Ekm
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.