HAZAR VE HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI’NDAN IRAK-UZAK (TA) OLMAK


 GÖNÜL TAHTINDAN

                    HAZAR VE HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI’NDAN IRAK-UZAK (TA) OLMAK

            İnsanı insan yapan ve insanlığını kaim kılan unsurlardan, önemli değerlerden biri de vatanıdır, sahibi olduğu ve mayasının atıldığı, varlık menbaı yani kaynağı olduğu yerdir, şehirdir.

            İnsanı insan yapan özelliklerden birinin vatan olduğunu ifade ettik. Vatan ve varlık menbaı bir insanın olmazsa olmazı ve vazgeçilmezidir. Bir insan vatansız ve varlık menbaından bihaber ise eğer, o insanın fiziki durumu hariç ruh haliyle insan olduğu söylenemez ve kabul edilemez.

            O nedenle illa vatan illa vatan ve ille de varlık menbaı, var olduğu mekan veya şehir diyoruz. Ecdat yadigarı ve emaneti anavatanımızın, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde ki her karış toprak değerimizdir, hele hele tarih kokan, kültür zenginliği tartışılmaz olan şehirlerimiz.

Ancak; Aziz Türk Milleti olarak var olup varlığımızı idameye çalıştığımız ve Allah nasip ederse bundan böylede çalışacağımız şehrimiz,

            Tarih kokan, kültür zenginliği tartışılmaz, tarihi şahsiyetlerin otağ kurduğu, manevi mimarlar yatağı ve medfun bulundukları, edebi şahsiyetlerin yetiştiği ve saf, temiz, doğal haliyle atılmış mayayla bundan sonrada yetişecek, inkara ve toz pembe göstermeye gerek olmayan şekliyle biraz sahipsiz oluşuyla hak ettiği yerde olmayan Elazığ ve bünyesinde barındırdığı ve bütünlük arz ettiği ilçeleri,

            İlçeler içinde tarihi bir yeri olan, turizm potansiyeli yüksek ancak yeterince değerlendirilmeyen, büyük Hazar’ın küçük kardeşi Hazar Gölü’nü bünyesinde barındıran ve merhum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün taa 1937’ ler de söylediği gibi Doğunun Yalovası unvanına sahip Sivrice ilçesi bir başka..Doğasıyla, dört mevsimin bir arada yaşanmasıyla, turizm ağırlıklı bir ilçe olmasıyla, Şiir Akşamlarının adını taşıması ve yaşanmasıyla bir başka Sivrice ve dolayısıyla Hazar..

            Sivrice ilçesini gündemde tutan, yabancıdan öte yerlilerin bile istenilen düzeyde değerlendiremediği Hazar Gölü adına 1992’de başlatılan ve geçen yıl terör nedeniyle inkıta ya uğrayıp bu yıl 23. sü gerçekleşecek olan Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarını yaşamak, işlevinde bulunmak daha bir başka..    

            Geçen yıl 2015’te yapılması düşünülen söz konusu etkinliğin hazırlık çalışmalarında yani toplantılarında hasbelkader bulunduk ve sonuca gelen etkinlik ifade ettiğimiz gibi terör nedeniyle ertelenmiş odu.

Adı batası ve kökü gelesi terör sadece ve sadece söz konusu etkinliğe darbe vurmadı tabii ki  onlarca polis ve mehmetçiğimizin, bir o kadar da vatandaşımızın hayatlarını kaybetmesine, milleti millet yapan ve devamiyetini sağlayan kültüre de darbe vurdu.

            O nedenle geçen yıl gerçekleşmeyen etkinlik bu yıl gerçekleştirilmeye çalışılmış ve nasip olursa içinde bulunduğumuz bu ayın son haftası olan 26-29 Mayıs tarihleri arasında Perşembe günü yaşanmaya başlanacaktır.

            Bize göre dünya çapında yaşanan etkinliklerin başında gelen bu şiir etkinliği, bu yıl yaşanacak olan 23. cü Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları etkinliği Elazığ Valiliği himayelerinde; Elazığ Belediye Başkanlığı, Fırat Üniversitesi Rektörlüğü ve Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığı ile ilimizdeki diğer resmi ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Avrasya Yazarlar Birliği gibi kurumlarında desteği ile gerçekleşecek bir etkinliktir. Bu etkinliğin bu yılki toplantı ve çalışmalarına ırakta yani uzakta, bir vesileyle ülkemizin batıya bakan son noktası Edirne’de oluşumuz nedeniyle katılamadık, ırak kaldık.

            Merhum Ali Şir Nevai anısına gerçekleşecek olan Türkçe konulu bu etkinliğe fiziki olarak ırak yani uzak kaldık ama gönülden hep yakın ve takipçisi olduk, bu işin mutfağında olan vefalı, cefalı dostlarla, bu mutfağın baş aşçısı Sn. Müdürümüz Tahsin Öztürk Bey ve komitede bulunan Günerkan  Bey, şiir okumak için seçilmiş Tuncer Sönmez, İlhami Bulut, Bestami Yazgan Beylerle görüş teatisini ihmal etmeyerek gönül yakınlığımızı devam ettirdik.  

            Tabii ki her ne kadar gönül beraberliğimizi devam ettirip yakınlığımızı hissettirdiysek te etkinliğin ön çalışmalarında fiziki olarak ırakta olmak acı bir şey, bu etkinliğe katılmasını arzu ettiğimiz dostların (Artvin’den Gülden TAŞ Hanımefendinin, Sivas-Gemerekten Kenan Çarboğa’nın) seçilemeyip katılamamaları bizim için acı ve de üzücü oldu.

            Ama bu değildir ki Hazar’dan ve adını verdiği etkinlik olan 23. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarından ırak kaldık. Nasip olursa, Allah’tan bir mani olmaz ise 27’sinde memlekette olacağız ve hem fiziki hem de gönülden etkinliğin bizatihi içinde olacağız. 1992’de başlayan bugüne kadar devam eden bu etkinliğe her zaman yakın olduk, bugün de yakınız, Allah nasip ederse yarınlarda ve sonrasında da hep yakın olacağız fiziki olarak uzaklara gitmiş ve uzaklarda olmuş olsak ta.

Çünkü biz Hazar’ın ta kendisiyiz, büyüğüyle küçüğüyle Hazar bizim, Hazar biziz. Hazar; tüm unsurlarıyla bir bütün olan ve adına Türk denen Aziz Türk Milleti’nindir dolayısıyla adına tertiplenen ve gerçekleşen Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları da bizim, biz Aziz Türk Milleti’nin malıdır.

Sözün özü yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi dünya çapında bir etkinlik olan bu etkinliğin öncülerini yani düşünürü Şener Bulut olmak üzere bugün itibariyle mutfağında emeği geçen ve alın teri bulunan başta Turizm ve Kültür Müdürümüz Sn.Tahsin Öztürk Bey ve çalışanlarının, komitede bulunanların, ülke dışından ve ülke içinden olmakla beraber il içinden katılım sağlayan şair, yazar ve edebi şahsiyetlerin tümünün şimdiden yüreğine sağlık, kalemlerine kuvvet diyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Sağ olsunlar, var olsunlar, varlıkları daim olsun milleti millet yapan ve ayakta tutup devamiyetini sağlayan kültür ve kültür etkinliklerinin öncülüğünü yapan, yaşayıp yaşatarak gündemde tutanlar…

                                                                     AYETLER

*Fakat inanıpta güzel işler yapanlara Allah ecirlerini tastamam ödeyecek, hem de lütuf ve kereminden onlara daha fazlasını da verecektir. Ama o Allah’a kul olmaktan çekinen ve kibirlenenleri elem verici azaba uğratacaktır. Onlar Allah’a karşı kendilerine bir dost ve yardımcı da bulamayacaklar. Nisa:173

*Ey insanlar! Bakın size Rabbinizden açık bir delil geldi, size apaçık bir nur Kur’an indirdik.Nisa:174

*İşte Allah’a inananları ona Kur’an’a sarılanları Allah kendinden bir rahmet ve lütuf ve kereminin içine sokacak, onları kendisine götüren doğru yola iletecektir. Nisa:175

 

                                                               GÜZEL SÖZLER

*Türkçeyi güzel kullanın. Resmi topluluklarda mahalli ağızla konuşmayın. Meramınızı kimse anlamaz. Mahalli ağızı sizi anlayabilecek samimi topluluklarda kullanın. Berika KÜÇÜK

*Mimarlar, taştan saray yaparlar; şairler, kelimelerden ses sarayı yaparlar. Normal sarayda bir aile, şairin yaptığı sarayda bir millet oturur. Bestami YAZGAN

*Bilgi para gibidir. Nerede ne kadarını kullanacağın belli olmaz Tuncer SÖNMEZ

*Biz, şiiri; cemiyetin ruh dünyasını aydınlatan kelimelerden toplanmış ve duyguların rayihası ile bezenmiş, bir demet kutlu buket sayıyoruz.. A. Tevfik OZAN

*Şair, anlayışı ve kavrayışı herkesten üstün olan kişidir. Lütfü PARLAK

*İnsanları fikrinden dolayı dışlamak cehalettendir. Fakat devletin bölünmez bütünlüğüne göz dikenle kucaklaşmak da ihanettendir! Uğur Işılak

*"Türk milleti, kahramanlarının ve tarihinin tamamı ile bir bütündür. Orhun Kitabeleri ne kadar Türk ise Divan-ı Hikmet'te o kadar Türk'tür. Osmanlı ne kadar Türk İmparatorluğu ise Cumhuriyet'te o kadar Türk devletidir. Bundandır ki Türk tarihini 1919 ile başlatanla, Türk tarihini Osmanlı ile sınırlayanlar Türk milletine ihanet noktasında farksızdır..." Alperen Uluer YAŞAR

*İnsanı insan yapan, millet oluşumunu sağlayan özelliklerden birinin vatan olduğu bir gerçek. Vatan enbaı bir insanın olmazsa olmazı ve vazgeçilmezidir. Bir insan vatansız ve varlık menbaından bihaber ise eğer, o insanın fiziki durumu hariç ruh haliyle insan olduğu söylenemez ve kabul edilemez. Mehmet Dursun AKSOY

 

    NUR’U İLAHİ
Nurunla aydınlat ya Rab
Aşkınla bir hoş et beni
Pervanemi sana çevir
Çarkında serhoş et beni

Merhametin çoktur ya Rab
Sevgin kaplamış alemi
Esirgeme rahmetinden 
Lutfunla payidar et beni

Hatalarım çoktur ya Rab
El açtım divana geldim
Başka çalacak kapım yok 
Kulluğa kabul et beni

Affın çok büyüktür ya Rab 
Şefkatin ondan ileri 
Dürüstlüğün gölgesinde 
Yoluna mazhar et beni

Sana sığınmışım ya Rab
Şeytandan ve nefsimden 
Emin eyle şerlerinden
Selamınla kuşat beni

Bilmeden işledim ya Rab
Günahkarım affa geldim
Dönersem ahd ü vefamdan 
Cehennemine at beni

Aşıkların çoktur ya Rab
Yunus gibi biçareyim
Mevlana’yım pervaneyim
Dost kervanına kat beni
Berika KÜÇÜK/Elazığ

 

GÜL’Ü İNCİTME

Çiçeklerle hoş geçin,

Balı incitme gönül.

Bir küçük meyve için

Dalı incitme gönül.

 

Konuşmak bize mahsus,

Olsa da bir güzel süs,

‘Ya hayır de, yahut sus.’

Dili incitme gönül.

 

Sevmekten geri kalma,

Yapan ol, yıkan olma,

Sevene diken olma,

Gül’ü incitme gönül.

 

Başın olsa da yüksek,

Gözün enginde gerek,

Kibirle yürüyerek

Yolu incitme gönül.

 

Mevlâ verince azma,

Geri alınca kızma,

Tüten ocağı bozma,

Külü incitme gönül.

 

Dokunur gayretine,

Karışma hikmetine.

Sahibi hürmetine

Kulu incitme gönül.

Bestami YAZGAN

 

 

              DİYARI HARPUT

Dedem derdi ki oğul; HARPUT eski kaledir.

Taşı topraktan fazla, aslında yek paredir.

Kat kat olmuş kayalar, her katı ayrı çağdır,

Bir mihraptır kurulmuş. Dağ üstünde bir dağdır.

     Güneşten evvel doğar minare alem alem;

     Tarihe ilk besmele; çekmiş kudretli kalem..

     Mayası sütten hasıl, tarihe derc olmuştur.

     Bin kavim bu kalede acep; nice olmuştur...

'Beyzade'ler medfundur, dönersin türbe türbe

Haşa! ayandır ona, geri dönmez bir tövbe,

'Arap Baba' cam türbe, besmeleyle girersin;

Ayrılırsın gövdenden, başın alıp dönersin

     Tarih kaplar kimliğin, meğer ademoğlusun......

      İlk görüşte sanırsın, doğuştan HARPUTLUSUN..

      Sekiz köşe şapkalı; selam alır derinden,

      'Buzluk' taki Temmuzun; farkı yok zemheriden

Su başı duman olmuş; çökmüş Mastar dağına.

Dirilir 'Hazar Baba'.Yaslanır şakağına

Sert eser 'Kaya Başı'. Koca çınar el sallar.  

Kuşak bağlar gardaşı. Gelin giderken ağlar...

      Sarı yün didilerek, başlar; bizim tamzara..

      Diz vurur halay başı, gakgoş atar nağara.

      Elips döner çıralar, şamdanda yana yana

      Seda kalır kubbede; nikah kıyar Vatana

Göllü bağın bülbülü şimdi bir şiir oldu.

Hey gidi hey payitaht 'Eski bir şehir' oldu.

HARPUT göbek adım.. Kimlikte Anadoluyum

Hüviyetim ay-yıldız, ben de bir HARPUTLUYUM.

İlhami Bulut/Elazığ

 

 

 

DEDEM KORKUT ŞEVKLE KOPUZ ÇALARDI

Dedem Korkut şevkle kopuz çalardı

Ta oraya gider izimiz bizim

Derin duygulara aşkla dalardı

Ne Âşıklar gördü mazimiz bizim

     Büyük sevinçlerle meydana indik

     Yandıkça içimiz mevlaya döndük

     Kavgada düşmanın boynuna bindik

     Sütten bile aktır yüzümüz bizim

Tarihler şahittir böylesi hale

Dik durduk daima olmadık köle

Her biri cevherdir sanki bir kale

Söz kurşun silahta sazımız bizim

     Güzelliği daim her yana yaydık

     Gönülden gönüle durmadan kaydık

     Hala ayaktayız kim demiş çaydık

     Öyle ki derinde sızımız bizim

Yolumuz uzundur durmak olur mu?

Aklımızı boşa yormak olur mu?

Muhabbetten öte kırmak olur mu?

Atışmada çoktur pozumuz bizim

     Hak dostu şairim böyle belledim

     Söylediğim gerçek sanma salladım

     Sevenlere burdan selam yolladım

     Namerdi kaçırtır tozumuz bizim

         İhsan NAZİK/Elazığ

 

NE TATLI YEMEKLER

Şu Harput’un Kayabaşı,

Kale ile karşı karşı,

Ne güzeldir tarhana aşı,

Can kurtarır kellecoşu.

     Harput Köfte çabuk pişer,

     İçli köfte buna şaşar,

     Kadayıf ta hemen koşar.

     Taş ekmeği güler, coşar.

Ayranlı çorba can ilacı,

Kaburgadır başlar tacı,

Tandırda pişen türlü güvecin,

Tadı başka, tadı başka…

İffet SANAÇ /Elazığ-Harput- Sugözü

 

MİLLETİ AÇLIKLA VURAN ANLATSIN 

Kaybettik ulusça güvenimizi

Vekili milletten bilen anlatsın

Vatan bayrak diye tüm sevgimizi

Yurdun dört yanında gören anlatsın

 

Ulusal dengeyi bozanlar oldu

Dışardan beslenip azanlar oldu

Yurda kara yazı yazanlar oldu

Bu sinsi duvarı ören anlatsın

 

Can güvenliğimiz oldukça uzak

Her nereye baksak ayrı bir tuzak

Geceler uzadı sökmüyor şafak

Ülkede bir ışık gören anlatsın

 

Ayda bin lirayla vatandaş yandı

Doksan dokuz bini vekiller aldı

Terörle yoksulluk bir bela kaldı

Yeni hükumeti kuran anlatsın

 

Doksan dokuz bini toptan aldın ya

Halkı bin lirayla kaptan sandın ya

Saraylar yaptırıp zevke daldın ya

Milleti açlıkla vuran anlatsın

 

Her millete gülücükler dağıttın

Komşuların yarasını kanattın

İşte şimdi anaları ağlattın

Hakkın divanında duran anlatsın

Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat

 

         GAZİLERİMİZ

En gizemli anlara, tarihe ışık tutar.

Zamana canlı tanık, oldu gazilerimiz.

Kiminin bacağı yok, kimisi düşkün yatar.

Her zorluğa bir zafer, kıldı gazilerimiz.

     Kan toprağa karıştı, bunu bilmez kansızlar.

     Olmaz bu kadar dersin, utanmayan arsızlar.

     İnsanlıktan bihaber, caniler, kör, nursuzlar.

     Savaşın vahşetini, bildi gazilerimiz.

Üzülerek anlattı, dehşet dolu o anı.

Bilmem hangi tarihte, yaşadığı zamanı.

Nice kanlı zaferin, isimsiz kahramanı

Kahrından saçlarını, yoldu gazilerimiz.

     Kurtuluş savaşı ve Mustafa Kemal Paşa!

     Nice isimsiz Mehmet, adını yazdı taşa.

     Olmaz denilen işler, bir anda geldi başa.

     Çiçek gibi dalında, soldu gazilerimiz.

Gözlerinde yorgunluk, belirgindi tüm izler.

Yüreğinde acısı, susar söylemez gizler.

Vahşete canlı tanık, alev alevdi gözler.

Düşmanlara dehşeti, saldı gazilerimiz.

     Türkün iman gücünden, yaratıldı her fevzi.

     Atam dedem birçoğu, ya şehittir ya gazi.

     Bire bir savaşıldı, kan gölüydü her mevzi.

     Şehitlerdeki alı, buldu gazilerimiz.

Hattı müdafa dedi, kahramanlık şanıydı.

Kazanılan zaferler, atan şafak tanıydı.

Sarsılmayan bu azim, Allaha imanıydı;

Kılıcını tekbirle, çaldı gazilerimiz.

     Şahadet kokuyordu, savaşın her anında.

     Kimisi şehit olmuş, kimi bekler yanında.

     Düşman pusuya yatmış, bekliyorken ininde!

     Korkusuzca inine, daldı gazilerimiz.

Sorgulanmış kaç defa, sanki savaş sanığı.

Kimseler anlamadı, yürekteki yanığı.

Yaşanılan her anın, canlı canlı tanığı.

Savaşın yaşayanı, kaldı gazilerimiz.

     Gülden der gazilere, saygı hürmet edelim.

     Onlar ile birlikte, hak yoluna gidelim.

     Kalem ile uzandı, bir kaç mısraya elim.

     Yazı, şiirde dile geldi gazilerimiz....

     Gülden TAŞ/Artvin •

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.