HEP DERİZ YA!...


                                                           GÖNÜL TAHTINDAN

                                                              HEP DERİZ YA!...

Söz var bir kez denir, söz var birkaç kez denir, söz var zaman zaman denir, söz de var ki hep denir, her zaman denir ve denmesi gerekir hatırlamak, hatırlatmak ve de uyarmak adına.

 Hep denen yani söylenen söz; gerektiği için denen ve denmesi yani söylenmesi gerektiği için söylenen ve dillendirilen sözdür.

Milli ve Manevi değer içeren ve bu nedenle kıymeti harbiyesi pek ziyade (çok) olan sözler ihmal edilmemesi gerekendir. Tıpkı 18 Mart’ta Çanakkale’de söylenen söz gibi, zafer sözü gibi.

Aşağıda örneğini vermeye çalıştığımız önem arz eden sözleri şahsım olarak bir kez veya bazen değil,

Birkaç kez telaffuz edip unutan değil,

Zaman zaman değil,

Her zaman hatırlayıp dediğimiz, ifade etmeye çalıştığımız, katılım sağladığımız toplantılarda bile dillendirdiğimiz milli ve manevi değer içeren anlamlı, her zaman herkes tarafından bilinmesi ve dillendirilmesi gereken sözlerdir.

Her zaman önemsediğimiz, her kes tarafından hatırlanıp denmesini arzu ettiğimiz, ne yazık ki günümüzde unutturulmaya çalışıldığı için zaman zaman dillendirmeye çalıştığımız bazı sözlere bugün HEP DERİZ YA!.. başlığı ile değinmek istedik.

Bakalım hep ne demişiz, insan hayatında önem arz eden nelerin unutulmayıp gündemde kalmasını önemsemişiz, unutturulmaya çalışılan nelerin hafızalarda tazeliğini muhafaza edilmesini arzu etmiş ve bu noktada dillendirmiş ve insanlarımızdan da bu konuda hassasiyetlerini beklemişiz.

İşte;

Allah bir ve büyük,

Allah Gafur,

Allah Rahim,

Allah kerim,

Allah her şeye kadir,

Hep deriz ya! Allah neylerse güzel eyler diye…

Evet; gerçeği kabul etsek de etmesek de günümüzde gerek ferdi, gerek toplum ve gerekse İslam alemi olarak yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz olumsuzlukların ana kaynağı maneviyatçı görünüp aslında maneviyattan yoksun oluşumuzdur. Bizleri yoktan var eden, ol deyince olduran, yeri göğü dolduran Allah’ı sadece dil ile ikrar edişimiz bir anlam ifade etmiyor kalbi yönden tasdik, emri bil maruf- nehyi anil münkeri uygulamadıkça.

Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil büyük melek,

Tevrat, Zebur, İncil, Kur’an dır Hak kitap,

Hz. Davut, Hz. Musa, Hz. İsa ilk peygamber,

Hz. Muhammed Mustafa’dır son peygamber,

Ahirin, kaderin, hayr ve şerrin Allah’tan olduğu,

Hayatın fani olup ahiri son bulacağı,

Hep deriz ya! Amentü Billah etmişiz hep iman diye…

            Evet; Kısa ve öz olarak, Amentü şerhini kabul edip inkara gitmemek, o minvalde yaşamak gerek imanın muhafazası, yaşam ve yaşam yerimiz olan vatanımızın huzur ve refahı için…

            Allah muinimiz,

Haktır Peygamberimiz,

O’dur El Hak şefaatçımız,

Kur’an dır mürşit ve rehberimiz,

Evliya, enbiya, şehit ve şüheda,

Hep deriz ya ilim irfan yoldaşımız diye…

            Evet; Allah’ın birliği, isyan etmedikçe yardımcımız olduğu, Peygamberimizden öte şefaatçımızın olmadığı, mürşit ve rehberimizin Kur’an, manevi şahsiyetler ile ilim ve irfanın yoldaşımız olduğu inkar götürmez, cehalet kabul görmez ve edilemezdir.

Hep deriz Ya hu ya Allah

‘’Hasbi Rabbi cellellah

Ma fi kalbi ğayrullah’’,

Zikretmeliyiz hep bi iznillah,

Yaptığımız her şey fi sebillillah

Hep deriz ya! ne yaparsan gizli yap Allah diye…

            Evet; Her zaman her yerde ruhen ve kalben zikirle olmalı, maddi ve manevi icraatlerimizin geneli Allah için olmalı, sonuçta ne yaparsak gizli yapmalı, yaptığımız Allah için olmalı, her şeyi Allah’tan dilemeli ve istemesini bilmeli insan!...

Türkiye’dir vatanımız,

Türkoğlu Türk’tür milletimiz,

Türkçedir öz dilimiz,

Olmazsa olmazımız,

Al bayrak altında biriz

Hep deriz ya Türk birliği ve dirliği kaçınılmaz dır diye…

            Evet; Millet olarak gidecek başka yerimiz ve başka vatanımızın olmadığı bilinciyle sahiplenmemiz gerekendir Türkiye,

Ayrısı ve gayrısı yoktur hepsi Türk’tür ayrı ayrı parçalar olsa da,

Anlaşılan ve iletişim sağlanan tek dildir Türkçemiz lehçeler olsa da,

Olmazsa olmazımızdır vatanımız-tek millet oluşumuz-Türk’çe olan dilimiz,

18 Mart’ta Çanakkale’de mücadele verip bu topraklara kendilerini adayıp can veren şehitlerin kanıyla oluşmuş ar ve namusumuz Al Bayrak altında tekbiriz,

Birliğimiz-dirliğimiz ve bütünlüğümüz kaçınılmaz, tartışılmaz ve de olmazsa olmazımızdır.

Ülke bütünlüğü esastır,

Türk, Laz, Kürt, Çerkez,

Çeçen, Abaza, Tatar biriz,

Hepimiz bir kökün dalıyız,

Biriz hepimiz, biz bir bütünüz,

Hep deriz ya farklı düşünmek yanlış ve zuldur diye…

            Evet; Yukarıda ifade ettiğimiz gibi vatan bütünlüğü esas olandır ve olmalıdır ayrı parçalar halinde olsak da hep biriz, yıkılmaz kök olan Çınar’ın birer dallarıyız, kim neylerse eylesin bölünmemesi gereken bir bütünüz ve Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Erzurum’da mücadele veren ecdadın ahfadıyız bu konuda farklı farklı düşünmek yanlış-zul ve ötesi ihanettir.

Dost bağının gülüyüz,

Gülün aşk ile şakıyan bülbülüyüz,

Her tür gülden şerbet alan arıyız,

Gül sevene baldan şerbet olanız

Tebessümü bol olanı seveniz.

Hep deriz ya aşkı muhabbetle bir yaşam diye…

            Evet; Bizi dost bilmişin bağında dost olmuş gülüz, gül ve gül bildiklerimize hoş seda bırakan bülbülüz, güllerden şerbet sunan arı olmuş, sevilmemiz karşılığında ağzımızdan akan bal olmuş, tebessümü eksik etmemiş, tebessüm sahibini sevmişiz, yeri gelmiş ağu içmiş ve hep demişiz ki kardeşçe aşkı muhabbet içinde bir yaşam varken ayrılık, ğayrılık ve ihanet niye!…

Allah’ın emri doğrultusunda,

            Peygamberin hadisleri ışığında,

            Güzel sözler rehberliğinde bir yaşam,

            Sözü söz bilip süzgecin imbiğinden,

            Sözü boğazın son kertinden geçirmeden

            Düşünmek, hem de çok düşünmek gerek diye…

            Evet; Neylersek eyleyelim bizleri yoktan var kılan ve cihanı emrimize veren Allah’a muhalefet etmemek gerektiği,

Şefaatına muhtaç olduğumuz sevgilinin hadisleri ışığında bir yaşam noktasında, rehber olan güzel ve anlamlı sözleri söz bilip süzgeçten geçirmeden,

Sözü boğazın kertine getirip sarf etmeden bir kez daha düşünmek gerektiğini ve bunların aksi bir yaşamdır ki olumsuzlukları yaşıyor ve yaşamaktayız…

            O halde gelin hep Allah deyip emri doğrultusunda, Peygamberin hadisleri ışığında, gerçek alim ve ilim sahibi manevi önderlerin sözleri etrafında pervane gibi dönüp ram olalım.

Milli ve manevi değer ve değerleri koruyan- kollayan- birlik ve bütünlüğü muhafaza eden ile üretici olan ve üreticiliği teşvik eden olalım.

 Vatana, millete, bayrağa, ezana ve dahası değerlere ihanet eden değil, sahiplenen olalım..

 Var olan, olacak nesillerin varlığını sağlayıp, geleceklerini teminat altına alalım.

 Sevelim sevgi sunalım, tebessümü eksik etmeyip bal yapacak arı’ya ağu (zehir) değil, gül olalım.

            Vatansızlık hiçbir şey olmaktır gelin bir şeyler olalım, cahil olmayalım-cehaletten kaynaklı hain olmayalım, adam gibi adam, adam gibi vatandaş ve özüne uygun millet olup Aziz Türk Milleti kimliğimizi koruyup aslı unsurlarımızla biz olalım…

Bunların aksi bir yaşam ve düşünce tarzı, Müslüman görünüp Müslümancılığı oynamak, manevi yoksunluk ve milli hassasiyetten uzaklık değil midir ki bugün bu olumsuzlukları, olması zul olan ihaneti yaşıyoruz?

18 Mart Çanakkale Şehitlerini ve o gün bugün din için, vatan için, bayrak için, kısaca milli ve manevi değerler uğruna mücadele edip hayatını kaybeden, şehadet şerbetini içen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diler, bizleri de şefaatlerine nail kılsın diyoruz…

 

                                                                  AYETLER

*Allah peygamberlerine inanan, onlardan yani peygamberlerden hiç birini diğerlerinden ayırmayanlara gelince: İşte onlara Allah ecirlerini verecektir. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Nisa:152

*Ey Muhammed Kitap ehli senin, üzerlerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Filhakika onlar Musa’dan daha büyüğünü istemişler,’’Bize Allah’ı apaçık göster’’ demişlerdi de zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine bunca açık deliller, mucizeler geldikten sonra da buzağıyı Allah olarak benimsediler. Buna rağmen onların hatalarını affettik. Biz Musa’ya apaçık bir hüccet, yetki verdik. Nisa:153

                                                            GÜZEL SÖZLER

*Şairin gayesinin söylenmeyeni söylemek olduğunu düşündüğümüzde farklı şeyler söylemesi ve farklı şekiller denemesi gayet normaldir. Ama şiirde sadece farklı olmak adına gülünç şeylerin yapılması da şiirimize yarar değil aksine zarar vermektedir. Kenan ÇARBOĞA

*Dağların bağrına bastığı taş görünse de aslında aşktır..İlhami BULUT

*Her şeyin esrarlı bir yanı vardır. Şiirin de esrarlı yanı bıraktığı tesirdedir. Lütfi PARLAK

*İnsanlar; hiçbir şey üretmiyor, üretmesini bilmiyor, özellikle de edebi noktada üretimden yoksun, sadece ve sadece tüketmesini biliyorlarsa hayat mektebinden hiçbir şey almamış, edep ve edebi noktada yoksun kalmışlar demektir. M. Dursun AKSOY

 

                    GEL

Can kusarken duygular kan revan bir haldeyim
Gözlerimde çağlarken ummanları yar da gel
Perişanlık içinde diyar-ı gurbetteyim
Hicranlı her bir anım ayan beyan gör de gel
     Kahırdan iki büklüm elemlerle dolmamı
     Tebessümü unutmam acılarda olmamı
     Matemim evvelden mi yoksa senden kalma mı
     Her zerresi bir fazla ne haldeyim sor da gel
Renklerim siyah beyaz ahenklerim bozuldu
Kadehte ab-ı hayat kuruyup da toz oldu
Aşk dillere destanken şimdi mezar farz oldu
Sırtımda kahır yükle kaldığımda zorda gel
     Kararımda tekmilim yardan öte varmaktı
     Kara sevda mektupla özlemleri sarmaktı
     Şımarık çocuk gibi yıkıp kırıp vurmaktı
     Üst üstüne savaşım hedefleri vur da gel
Kınama, ayıplama doldun taştın çağlarken
Avunurken varlığım gözler sana ağlarken
Görülmeyen bir bağla sıkı sıkı bağlarken
Yanarken cayır cayır ateşinle, harda gel
     Kelime-i Şahadet son sözüm sen olmadan
     Enkazım senden kalma pişmanlıklar dolmadan
     O siyah saçlarını başucumda yolmadan
     Tel tel edip saçarken koşar adım var da gel
Bilmem ki ne zevk aldın vedayı doğru sayıp
Bulmaya çalışmadın bir benim bende kayıp
Sabır taşı çatladı isyanlarda bil Eyüp(As)
Bitaptayım bu ara nevbaharım darda gel

     Huzur mu mutluluk mu yürekte ağı-m kaldı
     Baykuşun tünediğin dikenli bağım kaldı
     Kurudu hayat suyum bir kuru dağım kaldı
     Kurumadan akarlar umutları sar da gel
Mecnunum çöl misali kumla yüreğim oydun
Can kafesim çırpınır aşkından öldü saydın
Ellerimi tutarken hangi arada kaydın
Zaafıma yenildim ferasetle kar da gel
     İtirafım şiirle mısrada geldi dile
     Noksanım sensiz yanım nasıl söylerim ele
     Şarkılar sen kokuyor esiyor hece ile
     Yusuf (AS) aşkı misali derin kuyularda gel
Hedefi ıskaladım yeniden gerildi yay
Allah’a bir can borcum evvel, ahirimde hay
Ecel başucumdayken Azrail’i dostun say
Gülden ki ölüm diyor öleceğim yerde gel.....

Gülden TAŞ/Artvin


         SON HÜCRE
Akedemisyensin de adam olamamışsın
Zira vatan aşkını sinene koymamışsın
Sen ki düşmanlığınla haddini aşıyorsun 
Şaşarım o sıfatı ne yüzle taşıyorsun?
Şahane hayatını şehitlere borçlusun
En büyük şeref şandır ferdi olmak ulusun
Teröre arka çıkmak akıllara ziyandır
Bir bozuk gen sonucu kin ve nefret dolusun
Türk bayrağı denince tüm akan sular durur
Şehitler meclisinde ulu mizan kurulur
Ünlü Türk büyükleri erenlere emsaldir
Vatan topraklarımız Kabe kadar kutsaldır
Gök çökse yer delinse millet hak izindedir
Dünya düşman kesilse yaradan bizimledir
Cumhuriyet boyunca o malum kimliksiniz
Sinsi vatan haini birer Hırant Dink' siniz
Yaranın çok yerinde sinsi kanser gizlenir
Ameliyat yaparken son hücre temizlenir.

Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat

 

BİR TANEM BENİM

Ey Edirne boylum

İstanbul huylum

Isparta kokuşlum

İzmir bakışlım

Antalya sıcaklım

Hayat ocaklım

Mersin kucaklım

Kars güçlüm

Canım, cananım benim…

     Erzurum dadaşı gibi mert

     Zonguldak kömürünce sert

     Hakkarı, Ağrı, Vanlıca şanlı

     Antep gibi kutsal unvanlı

     Malatya Battalı eroğlu erim benim.

Bursa’mın ipeğince yumuşak

Sinop’un limanı gibi sığınak

Uşak’tan- Afyon’dan hız alıp erce

Yorulup dinlenen Eskişehir’ce

Heyecanını Samsun’dan almış

Ordu’nun güzelliğiyle donanmış

Karadeniz gibi değişken huylum

Ankara gibi namlı ve soylum

Konya gibi ermiş ruhlum

Ülkem misali sıcak kanlım

Ömrüm boyu sevgilim delikanlım

Bir tanem benim…

Güzide Gülpınar TARANOĞLU

 

ŞEHİT OĞLU

(şehitlerimize ve evlatlarına atfen)

Vurmuşlar iğneyi o şehit babasına, 
Koymuşlar resmini kalbinin ortasına.
Şehit oğlu yazmışlar montunun yakasına, 
Baba sevgisini kalbinde duysun diye.

     Şehit oğlu ağlamaz vakurla yürür ancak, 
     Vatan hainlerini ortadan çatlatacak, 
     Yerde gökte ne varsa hayranlıkla bakacak, 
     Şehit oğlu gözyaşın gururla aksın diye.

Kortejin en önünde al bayrağın yanında, 
Baba deyince akıyor kızılcık yanağında.
Boncuk boncuk gözyaşı şehidin toprağında, 
Her damlada bir çiçek baharda açsın diye.

     Titriyor yüreğimiz seni görünce evlat.
     Yine battı ufuktan akşam olunca hayat.
     Çağır göktekileri ağlaşsınlar be heyhat, 
     Temiz mübarek ruhu göklere çıksın diye.

Yatıyor tertemiz vurulmuşta alnından, 
Yeşil bereli kortej geçiyor bak yanından.
Şehit ölmezmiş kanı dolaşır damarından, 
Çağıran Peygambere (sav) komşuluk yapsın diye.Mustafa KURT

              ANADOLU
Sen Anadolu’yu gördün mü gardaş?
Tozlu yollarına vuruldun mu hiç?
Torbanda hep kuru ekmek, yavan aş
Gurbetten gurbete sürüldün mü hiç?
    
Uyandın mı şöyle ezandan erken?
    
Seher rüzgârında mahmurluk varken,
    
Sen taşlı tarlada ekin biçerken
    
Tırpana şevk ile sarıldın mı hiç?
Konuştun mu şu karşıda duranla
Kirmen çevirenle, kirkit vuranla..
Dolunay altında sap savuranla
Bir yer yatağına serildin mi hiç?
    
Evdeşin ellere gelin oldu mu?
    
Muradın koynunda yarım kaldı mı?
    
Tek oğlun askerden şehit geldi mi?
    
Dizlerini dövüp yoruldun mu hiç?..

     Kenan Çarboğa/Sivas-Gemerek

 

YAZ GAZETECİ YAZ 
Güzel Vatan’ın toprak ve taşını 
Büyük küçük yediden yetmişini 
Pes etme sakın bırakma peşini 
Kaşın çatarak yaz gazeteci yaz 
     Engelli gaziler kolsuz bacaksız 
     Bacası tütmeyen evler ocaksız 
     Anaya hasret bebeler kucaksız 
     Notlar tutarak yaz gazeteci yaz 
Mazlum öksüz fakir ve fukarayı 
Terör zulmüyle kanayan yarayı 
Güneydoğu yandı git Ankara’yı 
Çalım satarak yaz gazeteci yaz 

     Gör hizmetten rahatsız olanları 
     Ahsumu tutmayan kör yılanları 
     Cingöz hacı hoca koca yalanları 
     Manşet atarak yaz gazeteci yaz 
Arsız ipsiz sapsız rapçı popçuyu 
Hakim hekim şair edip topçuyu 
Aşsız işsiz hurda bulan çöpçüyü 
Derdin katarak yaz gazeteci yaz 
     Ahmet sözlerin atsınlar süzgece 
     Süzsünler sayfa sayfa hece hece 
     Yaysın akademisyenler her gece 
     Suçsuz yatarak yaz gazeteci yaz 
     Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban

 

GÖZÜM YOLDA
Gözüm yolda elim dalda
Nazlı gülüm şimdi nerde
Haber aldım gurbet elde.
     Gurbet elin yolu uzak
     Ayağımda vardı tuzak.
     Şimdi bilmem neler yazak?
     Gel bu ili her gün gezek.
Gurbet elin yollarında dolaştık,
Yüzü buram buram gül olmayınca.
Bende oldum gurbet elde bir aşık.
Yüksek yaylası kar olmayınca.
     Sabah güneşi kayaya vurur,
     Yolunu bilmeyen gelip te durur,
     İnsan insanı her zaman korur.
     Çiçeği olmayan dağı neyleyim.
Gülleri har olmuş, bülbüller ötmez.
Çektiğim çileler bana da yetmez.
Bu hasretlik bitmez de bitmez.
Hasret çekmeyen eli neyleyim.
     Konuşmak istedim sus mu dediler?
     Kendi yerinde pus mu dediler?
     Kuru ekmeği susuz yediler.
     Çeşmesi akmayan yeri neyleyim.
     Ahmet Bedreddin SANAÇ/Elazığ-Harput-Sugözü

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.