İSYAN VE İHANET


                                                                 GÖNÜL TAHTINDAN

                                                                   İSYAN VE İHANET

İnsan hayatında yer alan, beşeri münasebetin işleyişini sağlayan, içeriği ve anlamı bakımından büyük önem arz eden kavramların birçoğu ayrı anlam taşıyıp ayrı değerlendirilse de birçoğu birbirleriyle bağlantılı olduğu için beraber değerlendirilmektedir.

Birbiriyle ilintili yani bağlantılı olan kavramı birbirinden ayırıp değerlendirmek istediğiniz zaman karşınıza anlam bütünlüğü yerine anlam bozukluğu çıkmış olacak.

 Anlatmak istediğiniz konu bir anlam ifade etmeyecektir ilintili kavramları birbirinden ayırdığınız zaman. Tıpkı İsyan ve İhanet kavramlarını birbirinden ayırıp değerlendirmeye çalıştığınız gibi.

İnsan ruhunda ve fıtratında var olan ancak iyi olduğunu içtenlikle söyleyemeyeceğimiz hasletlerden biri isyan bir diğeri de isyanın beraber getirdiği ve ayrılmaz bir parçası olan ihanettir.

Söz konusu bu hasletler her insan da mevcut mudur?

Tabii ki hayır!

Ol deyince olduran,

Yeri göğü yoktan var edip dolduran,

Varlığından haberdar eden,

Varlık sebebimiz Yüce Mevla’ya tam anlamıyla inanmış, tevekkülde bütünleşmiş, insanlık aleminin sevgisi üzerine yaratılan eşrefül mahlukat olan efendiler efendisi Peygamberimize tam iman etmiş ehli takva sahipleri hariç insanlığın cümlesinde bulunandır diyebiliriz.

İsyan ve beraberinde getirmiş olduğu ihanet; kiminde geçici olsa da kiminde yine birbirinden ayrı olmayan kin ve nefretin bütünleşmesiyle marazileşen  (Kangrenleşmiş) bir haslettir.

Bunun en tehlikeli olanlarından biri; kişi ve kişilere karşı yani ferdi olanından öte kendini yoktan var eden, her türlü ihsanı bahşeden yaratanı Yüce Mevla’ya karşı olan İsyan ve beraberinde yaşamış olduğu ihanettir.

İşlendiğinde ikinci tehlikeli olan makam Anne ve Baba ya (Gerçek manada bir anne ve baba) karşı olan isyan ve akabinde yaşadığı ihanettir.

Bir diğeri yani üçüncüsü ise;

Varlığının menbaı,

Toprağında var olduğu,

Havasını teneffüs ettiği,

Suyunu kana kana içtiği,

Kaynaklarından hayat bulup şifa elde ettiği,

Milli ve manevi değerleri sayesinde var olup ayakta kaldığı,

Olmazsa olmazı,

Vaz geçilmezi olan vatanına karşı olan isyan ve beraberinde doğal olarak yaşadığı ihanettir.

Bu her üç değere karşı yapılan isyan ve akabinde gerçekleştirilen ihanet kabul edilemezdir.

Allah’a karşı kişi ve kişilerin başlattığı, uyguladığı isyan ve işlediği ihanetin bedeli nasıl hem bu dünyada hem de ahrette cezasız kalmayacak bedelini ödeyecekse insanlar,

Anne ve baba ya karşı işlenen isyan ve ihanetin bedeli de yine bizleri yoktan var kılan Mevla tarafından ödetilecek,

Üzerinde yaşadığımız, yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi olmazsa olmazımız olan ülkemize ve asırlardır İslam’ın bayraktarlığını yapmış ve halen daha yapmakta olup her türlü entrikalara rağmen bütünlüğünü bozmamış bulunan Aziz Türk Milletinin üzerinde yaşadığı ve yaşamakta olduğu vatanımıza,

Anavatanımıza,

Anavatanımızda; var olan inancı, aldığı terbiye, milli ve manevi değerlere karşı olan bağlılığıyla iyi niyet, hoşgörü gereği ve bunlardan kaynaklı tavizkarane tarzda varlığını idame ettirme amaç ve gayesinden başka bir emeli olmayan millete,

Aziz Türk Milletine,

Aziz Türk Milletini bir bütün halinde temsil eden Devlete karşı yapılan isyan ve akabinde icra edilen ihanette o kadar karşılıksız kalmayacak.

Yüce Mevla; yapılan isyanın ve işlenen ihanetin hesabını hem bu dünyada hem de ahrette kat kat soracaktır hele hele tüyü bitmemiş yetimlere karşı yapılan sebepsiz ve mesnetsiz isyan ve ihanetin.

İsyan ve ihanet hiç kimse tarafından hiçbir şekilde, hiçbir zaman affedilmeyen kötü hasletlerdendir hele de devlete karşı yapılan isyan ve işlenen ihanet.

Şanlı Türk Milleti’nin tarihine baktığımızda hep isyan edilmiş ve ihanete uğramış olduğunu ve bunların da sonuç vermediğini, isyan ve ihanet sonucunun ölümle, idamlarla sonuçlandığını görmekteyiz siyasi veya dini (Din için) noktada olduğu kesinlik kazanmamış, İngilizlerin bir oyunu sonucu gerçekleşen Şeyh Sait isyanı ile Rus ve Ermeni iş birliği içinde olan Seyit olduğu bile tartışılan Seyit Rıza’nın başlattığı Dersim İsyanı gibi..

Bugün ülke ve millet olarak içinde bulunduğumuz ve gözü yaşlı yaşadığımız olayların altında yatan da isyan ve sonucu olan ihanettir.

İsyan ve karındaşı ihanetin ana kaynağı nedir?

Neden kaynaklanmaktadır?

Sonu gelmeyecek midir?.. gibi soruların elbette mantıklı bir cevabı vardır.

Birinci sorunun cevabı tabii ki Cehalet!

İkinci sorunun cevabı da yine Cehalet, cehaletten!

Üçüncü sorunun cevabı ise tabii ki sonu gelecek, uzun zaman sürse de sonu gelecek.

Ne zaman diye soracak olanlara el cevap cehalet son bulunca, bitiminde.

Cehalet nasıl ve ne zaman biter? gibi anlamı derin bu sorunun cevabı da; okumakla, okuduğunu anlayarak yaşamakla ve de bilinçli olunca.

Allah’ın kutsal kitabını anlayarak okumak,

Hadisler ışığında yaşamak,

Güzel sözlerden ders alarak,

İlim irfan yuvalarından nasiplenerek,

Bu yolda çaba ve gayretimizi arttırıp cehaleti yenerek!

İnşallah cehalet tez beri biter de birilerinin uşağı ve maşası olmaktan kurtulur, anlamsız ve yersiz isyanlar ve ardından yaşanan ihanetler de biter, bitmiş olur, ülkeye huzur ve refah gelir, millet olarak ta kendimize gelmiş oluruz.

Allah, okumayı, hem de adam gibi okumayı, anlayarak ve yaşayarak okumayı boşuna emretmemiş.

Kainatın efendisi, Peygamberimiz İlim Çin de dahi olsa gidin alın diye boşuna hadis irad etmemiş.

Hz. Ali (r.a) Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diye durduk yerde bu güzel lafı sarf etmemiş.

Allah gani gani rahmet eylesin merhum Mustafa Kemal Atatürk boş ve durduk yere “En büyük tehlike cehalettir görüldüğü yerde ezilmelidir” dememiş.

Bu emirlerin, hadislerin ve sözlerin bir anlamı olsa gerek ki anlamı var. Hepsi cehaletin olmaması, yaşanmaması ve devam etmemesi üzerinedir. Gerçekten cehalet ezilip yok edilmedikçe isyan ve ihanet gibi daha birçok anlamsız yaşam tarzları devamiyetini sürdürür.

Cehalet ve cehalet sonucu yaşanan isyan ve ihanet sadece ve sadece avam (Halk) tarafından yaşanan değil; avam üstü, üst tabaka denilen yani okumuş kesim, mürekkep yalamış kesimlerce de yaşanmaktadır. En tehlikeli olanı da bu olsa gerek. Demişler ya! Asıl cahilden değil, okumuş cahilden korkacaksın çünkü o ne yaparsa bilinçli yapar, bile bile, göz göre göre yaparda ondan.

O nedenle merhum Mustafa Kemal ATATÜRK Gençliğe Hitabesinin bir yerinde

“Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler der ve devamında  şöyle der: Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyerek sonuçlandırır sözünü.

Tabii ki bu sözü o gün söylemiş ama anlamlı bu söz sadece ve sadece o gün için değil bugün için de geçerliliği olan bir söz. Bugünler içinde geçerli olduğu, olacağı için sarf etmiştir merhum Atatürk.

Bugün bu hal ve ahvali hem siyasilerimizde, hem akademisyen geçinen bazı zevatlarda, hem de avamda, halkın bir kesiminde görmekteyiz.

Görüldüğü gibi bu iş böyle gitmez. Eğer bir yerde veya bir şekilde durmaz ve kesilmez ise yaşanan isyan ve ihanet, akan kan ve verilen şehitler; bunun sonucu ve bedeli tehcir olmalı, eğer bu da olmazsa caydırıcı unsur olarak kesin sonuç ölüm yani idam olmalı.

Eğer bu her iki caydırıcı unsurdan biri uygulanmaz ve gerçekleşmez ise; Onur ve namus yoksunu, Şeref ve haysiyet fukarası olanların isyan ve ihanet yolunda ki cesaretleri, akıtacakları kan ve sonucunda gelecek olan şehit sayısı artar.

Kendi Milletine ve Devletine karşı edilen isyanı ve yapılan ihaneti hiçbir millet sineye çekip kabul etmemiştir ki tarihi derin, mazisi zaferlerle dolu aziz bir milleti bünyesinde barındıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ de kendine karşı yapılan isyanı, gerçekleştirmek istenen ihaneti kabul etsin ve sineye çeksin.

Ülkemizi her alan ve mekan da yok etmek isteyen günümüz güruhlarının maşası oldukları devletlerin istediği de bu zaten. Yapılanların öyle veya böyle sineye çekilmesidir. Devletimizden örtülü olarak beklentileri; İsyan ve ihanete sessiz ve seyirci kalıp yok olmamızdır devlet ve millet olarak.

Bu millet, birliği ve beraberliğiyle her zaman bir bütün olmuş ve bunu devam ettirme azim ve gayretinde olan bu Aziz Türk Milleti sahipsiz değildir.

Allah var.

Allah Var Gam Yok diye tevekkül eden imanı bütün insanlar var.

Şehit ve şühedanın arkalarında bıraktıkları yetimler var.

Mazlumlar var.

Tüyü bitmemiş yetimler ve hakları var.

O nedenle bu ülkeye ve bu aziz millete isyan ve ihanet eden, etme gibi bir düşüncenin içinde olan ve olacak güruhlar ile halen daha iyi niyet ve hoşgörü diyen ve olaylara sessiz kalan güruhlar bunu böyle bilmeli ve ayaklarını ona göre denk almalılar.

 

                                                                     AYETLER

*Allah kendisine ortak koşulmasını elbette affetmez. Bunun dışında (kalan kusur ve günahları) istediği kişiyi bağışlar. Allah’a ortak koşan şüphesiz derin-uzak bir sapıklığa sapmıştır. Nisa:116

*Onlar Allah’ı bırakıp dişilere taparlar onların şu tapmaları ancak inatçı bir şeytana tapmaktan başka bir şey değildir. Nisa:117

 

                                                              GÜZEL SÖZLER

*Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama, düşmandan da korkma! Devlet ve saltanat ancak Allah (c.c.)’in verdiğidir. Yavuz Sultan Selim

*Sanat duyguların somutlaşmasıdır. Lütfi Parlak

*Bilinen bir gerçek var katılırsınız veya katılmazsınız O’ da; fazla iyi niyet su istimal edilen, fazla hoşgörü şimartan ve azdıran, fazla ve sonsuz tevazu da kişiyi yani sahibini zelil edendir. M. Dursun AKSOY

 

GÜN VATANA SAHİP OLMANIN GÜNÜ

Çırpıyla tutulmaz deryanın önü 

Gün vatana sahip olmanın günü

Herkes kullanacak olan gücünü

Dünyada kutlansın Şehitler günü

     Şahadet aşkına kalmışız hasret

     Vatan aşkıyla savaşan bir millet

     Dünyadan Cennete ne güzel Hikmet

     Vatan uğrunadır sağ olsun devlet 

 

Allah diyen herkes içer bu suyu

Terör batağı Ülkemde diz boyu

İnsan milletine eşer mi kuyu

Seçenek cephedir seçmem uykuyu

     Ezan sesiyle uyarıyor Bilal

     Siperdeyiz ya ölüm ya İstiklal

     Barışa huzura uzatırız dal

     Bakteri bitecek verilen sinyal

Kibritler yakılmış yanıyor bu han

Bize cephe açmış alemi cihan

Torunuyuz biz evladı Fatihan

Canlar mallar feda var olsun Vatan

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

        EYVAH Kİ EYVAH

Okumuş cahilin sayısı pek çok

Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

Sanır ki kendinden üstün kimse yok

Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

     Her birinin farklı uzun öyküsü

     Selam veren alır parfüm kokusu

     Kavgaya müsait o gen dokusu

     Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

Sonradan görme ya, yapar fiyaka

Peşinde daima üç beş yalaka

Cümlesine gerek her gün falaka

Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

     Aile efradına hiç sözü geçmez

     Viskiden başka şey katiyen içmez

     Ölümü düşünmek aklından geçmez

     Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

Biraz yakın olsam yakar çıramı

Kaz gelecek yere tavuk ikramı

Asla önemsemez helal haramı

Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

     Şair İhsan Nazik doğruyu yazar

     Yanlışı gördü mü oyunu bozar

     Yarası olanlar bana çok kızar

     Ne günlere kaldık eyvah ki eyvah

       İhsan NAZİK/Elazığ

 

AKADEMİSYEN GEÇİNENLERE

Akıldan mantıktan vicdandan uzak

Dinden ve imandan bayraktan uzak

     Akademik kariyerin bu mudur?

     Hainlikler akademik yol mudur?

Terördür bu onu nasıl översin

Terörle Allah belanı versin

     Sizler ki vatana sapık baktınız

     Hainler görevleri nasıl yaptınız

Hendekçi döndekçi tüm şerefsizler

Ulus mikropları tek tek temizler

     Ne zehirler saçmışsınız kim bilir

     Harakiri yapsanız tam yeridir

O görev yeriniz size haramdır

Şerefle yapacak çok insan vardır

     Nasıl suçlarsınız polis, orduyu

     Zehir olsun yurdun ekmeği, suyu

Ancak böyleleri hafif meşreptir

Zannımca öz soyu sopu merkeptir

Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat

 

             HUZUR
Her derde deva mı para pul,
Arşı âlâyı bilir mi her kul?
Vakit tamam olunca heyhat!
Üstünde kalır iki metre çul.

Her kim ne derse desin,
İster arşa yükselsin sesin. 
Hakkı söyle her sözünde;
Boşuna tüketme nefesin.

Seher vakti ötüşür kuşlar.
İnişe başlar bütün yokuşlar.
Gün hesap günüdür dostlar,
Eğilmesin öne başlar.

Düsturumuz adalet olsun.

Gönlümüze huzur dolsun,

Haktan ayrılmayalım dostlar;

Cümle âlem sefa bulsun.

 Gıyasettin GÜNEŞ/Elazığ-Palu

 

YAKARIŞ

Her gün kan dökülüyor, biran dinmek bilmiyor

Sen geniş rahmetinle bir yardım eyle Tanrım.

Terör şeytan sırtından hiçte inmek bilmiyor

İnsanlar sana muhtaç, bir müdahale Tanrım.

     Hangi kitap yol verir katliama hangi din?

     Mücrim teröristlerin kan bürümüş gözlerin

     İt gibi kokluyorlar, masumların izlerin

     Sabır taşı çatladı biraz acele Tanrım.

Bir gözdağı göster de, varlığına kansınlar

Künfeyekün dediğin sözüne inansınlar

Önlenmez gazabınla, lanetinle yansınlar

Birde mekanlarını cehennem eyle Tanrım.

     Bu kadar mazlumların, günahı ne suçu ne?

     Çiçek gibi düşüyor, ateşlerin içine

     Güya İnsandır bizi, attı bu kan gölüne

     İnsan zulmü insana, olur mu böyle Tanrım.

Dünya bize sırt vermiş, çığlıkları duyan yok

Yamyam sarmış her yanı, etimizden doyan yok

Bu vahşet karanlıkta bizi sorup sayan yok

Bu haksızlık içinde sözünü söyle Tanrım.

     Bin parçaya bölündü, milletimin yüreği

     Ortalıkta dönüyor kızıl kan zembereği

     Dallarda soldu güller düştü evler direği

     Bu han zir sürüsünü, meğer sen önle Tanrım.

Bizi mi sen mi yarattın yoksa terör alçağı?

Masumların göğsünde, kan damlıyor bıçağı

Bu kara yolculuğun n’olacak son durağı?

Bu sorun çözülmeli senin elinle Tanrım.

     Zulmün başın kesen bir cellat, göndermelisin

     Kin ve nefret arşını, yıkıp devirmelisin

     Hakkın bayrağın dikip, zulmün indirmelisin

     Sen dünyayı yıkarsın, bir tek emrinle Tanrım.

Camiler, hüseyniler, kiliseler, aşkına

Dinsin bu kin dalgası, bitsin de bu fırtına

Gözyaşıyla yoğrulan, dualar değsin sana

Gönüller aydınlansın, bol rahmetinle Tanrım.

Cevdet KADIOĞLU/Irak-Kerkük

 

                    NUR DOĞDU

Gökyüzünden nur doğdu  ay yıldız bayrak bayrak

Kan gölüne dönüşen  damlaları sayarak

     Toprağıma  hainler bastığı  yer ihanet

     Böldürmeyiz vatani tüm dünyaya ilan et

Kan döktü atam dedem uğruna bu vatanın

Ayak vurup ezdirme altta şehit yatanın

     Bayrağıma göz dikti dağdaki eşkıyası

     Asla elin tutamaz vatan ehlin  başkası

Umuda kapılıp da yıkmaya çalışanlar

Sırt üstüne yatıp da çalmaya alışanlar

     Sanma sürer bu oyun  bir milletiz bozacak

     Tarihe şöyle göz at nice tarih yazacak

Vatan bölünmez Gülden namus, din, iman gücü

Bir daha yaşanmasın dilerim böyle acı

     Ataların diz çökmüş baş eğişi değil sır

     Yedi düvel cihana nam salmışız bin asır

                Gülden TAŞ/Artvin       

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.