KENDİNİ YENİLEYEN İLÇE


KENDİNİ YENİLEYEN İLÇE

            Millet olma yolunda yürüyen, yürümekte olan toplumların kendilerini yenilemeleri ne kadar esaslı ve doğru ise, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak isteyen milletlerin, milleti oluşturan insanlarında kendilerini yenilemeleri o kadar esaslı ve doğru bir harekettir.

            Mevlana; Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. Ama bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum.’’ der.

            Günümüzde azda olsa Mevlana gibi hem kendileri için hem de gelecek nesilleri için değişimciliği düşünen ve benimseyen, yenilenmeye doğru yol alan insanların varlığı sevindirici ve mutlu edicidir.

            İşte; Mevlana gibi değişimciliği düşünen ve bu yolda büyük bir adım atan ve gelecekte de geçmişin hatalarını tamir amaçlı büyük adımlar atacak olan insanlar; düşüncesiyle dünyaya hükmetmiş ve kendini kabul ettirmiş Mevlana’nın hemşerileri olan Karakoçan insanıdır, Karakoçanlılardır.

            Karakoçan; Doğu’nun geçmişte incisi ve bugün olduğu gibi stratejik öneme haiz ve bir o kadar da (Siyasi noktada) sahipsiz, tarihi derinliği tartışılmaz Harput’ tan doğma Elazığ’ a 104 Km uzaklıkta olan ancak çok yönlü (Ekonomi-Ziraat-İnsan gücü ve gibi..) potansiyele sahip ve ne yazık ki bağlı bulunduğu il gibi (Siyasi noktada) sahipsiz bir ilçedir.

            Karakoçan;

Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat ve Mevlana Hz’ nin otağ kurduğu,

Okçu Yusuf’un- Şeyh Ahmet Yesevi torunu Pir Cemal Abdal’ın- Güzel, Sefkar, Garip ve Kulu babaların, ülkenin birlik ve beraberliği için merhum Mustafa Kemal Atatürk’le 1937 ve 1938’de bir takım görüşmelerde bulunan Zeynel Ağa torunu Necip Ağa gibi şahsiyetlerin medfun olduğu,

Ekonomik girdinin tartışılmaz ölçüde büyük bir potansiyel oluşturduğu,

Vermiş olduğu yoğun göçün 2-3 misli göç almışlığından ve de sınır komşularında ki olumsuzlukların kendilerine yansımasından olsa gerek yıllar içerisinde istemeyerekte olsa demoğratif yapısı değişmiş,

Yaşatılan tüm olumsuzluklara rağmen ayakta durmayı başarmış ve bugün itibariyle mülki amirlerinin gelecek adına düşünüp planladığı, Sivil Toplum Kuruluşlarının da katkı verdiği bir yenilenmeye doğru adım atmış,

Okumuş ( Ağın ilçesinde olduğu kadar yetişmiş öğretmen sayısı fazla olmasa da Doktor, Mühendis, Avukat, Hakim, Savcı ve Bürokrat sayısının fazla olduğu) insanlarının, yazar-çizer ve şairlerinin çokça var olduğu bir ilçedir.

Karakoçan ilçesi hakkın da söylenecek, yazılacak o kadar olumlu hususlar var ki onları bugün burada ifade etmek yerine söz konusu olan yenilenme hakkında bir şeyler karalamak daha uygun ve yerinde olur diye düşünüyorum.

Söz konusu ilçenin olumsuz yanları yok mudur?

Vardır elbet olmaz mı? Buna sebep yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi sahipsizlik, komşu illerin olumsuzlukları ve de göç vermişliğinin yanında aşırı göç almışlıktır.

Yazımızın başlığı olarak değerlendirdiğimiz KENDİNİ YENİLEYEN İLÇE ifadesinde ki  kastımız söz konusu ilçe Karakoçan’ın ekonomik girdisi ve katkısı çok olacak ve tartışılmaz olan DOĞAL GAZ’A geçişidir. Bu olay öyle küçük görülmesi gereken değil büyük görülmesi gereken bir olay, ekonomik girdisi çok olan ve olacak bir proje.

İlçeye ve ilçe halkına yenilenmeyi gerektiren böylesine büyük bir projenin,

Projenin düşünürü ve mimarı Sayın Kaymakam Bey’in,

Bu projeyi sahiplenmiş olup desteklerini sürdüren ilçe ve ilçe dışında ki STK mensuplarının,     

İlçe halkı ve geçmişte yaşattıkları aldatmaca ve uyutma politikalarından vazgeçmesi gereken siyasilerimiz tarafından ciddi anlamda desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu proje; gelişiminin hızlandırılması noktasında da ciddi anlamda sahiplenilmesi gereken ticari anlamda büyük bir projedir.

Söz konusu büyük bir ticari gelişme ve halkın yenilenmesi olayı olan DOĞAL GAZ’ ın ilçeye gelmesi sadece orada yaşayan ve yaşayacak olanlara katkı sağlamayacak. İlçeye gelecek DOĞAL GAZ’ ın kullanım noktasında hem orada yaşayan ve bundan sonra yaşayacak olan insanlara, hem ilçe esnafına hem de ilçenin bağlı olduğu Elazığ esnafına, dolayısıyla ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlayacaktır.

Bakın Karakoçan’ın yetiştirmiş olduğu değerli bir şahsiyet olan Maden Mühendisi Nusret ÇOBAN Bey bu konuda eğer; bugün Türkiye’de, Elazığ’da, herhangi bir ilimiz ve ilçemizde veya her hangi bir semtimizde ekonomi ilerlemiyorsa bunun sebeplerinden biri enerji ve doğal gaz eksikliğidir. Bunlarla beraber bunlara alternatif olan Güneş enerjisinin de yaygın olmayışıdır der.

Burada önemli olan bu projenin sekteye uğramadan en kısa zamanda gerçekleşmesi için abone sayısının halkımız tarafından geciktirilmeden tamamlanması ile yukarıda ifade ettiğimiz gibi siyasilerimizin de bu işi ciddiye alarak hızlandırılmasını sağlamalarıdır.

Ekonomi kalkınmayı, sağlıklı bir yaşamı getirecek olan ve de enerji tasarrufunu sağlayacak bu büyük projenin gündeme gelmesini sağlayan ana etken sevgidir.

Mevlana Hz. der ya; Sevgi şifadır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür.

Evet; ilçemiz Karakoçan’da da bu projenin gündeme gelmesini sağlayan, gerçekleşmesi noktasında gayreti tartışılmaz olan ilçe kaymakamı Sn. Cemil SARIOĞLU Bey ile ona katkı sunan, desteklerini esirgemeyen STK. dan Esn. ve San. Od. Bşk. Sn. Tahsin AYDIN-Şöf. Od. Bşk Sn. Abdulaziz AKDENİZ- Elazığ Lok. ve Past. Oda Bşk. Sn. Süleyman ULAŞ ve de Karakoçanlılar adına Elazığ’da kurulu bulunan KASYAD Bşk. Sn. İlhami YAŞA ve gibi diğer STK mensuplarının sahip oldukları sevgidir, yüreklerinden kaynaklanan değişimin mührü olan sevgidir.

Biz onlardaki bu sevgiyi; bu projeyi gündeme getirmeleri yanında katkı sağlayıp desteklerini esirgemediklerinde, gecesini gündüzüne katıp kapı kapı gezerek insanları iknaya çalışmalarında ve de ilçede olsun ilde olsun bir takım STK ve ilde ilçeyi temsil eden KASYAD derneğinde olsun yaptıkları toplantılarda görmekteyiz.

Bizde buradan yenilenmeye doğru giden Karakoçan halkına, Karakoçan sevdalısı halkın tümüne sesleniyor ve diyoruz ki; sizlerin ve gelecek nesillerinizin ucuz ve sağlıklı yaşamanız, temiz bir çevreye sahip olmanız için ayağınıza gelmiş büyük bir imkan ve fırsat olan DOĞAL GAZ’ a geçiş için abone olunuz, abone olmaktan imtina etmeyiniz.

Çünkü bu proje gelecek vaad eden büyük bir imkan, kaçırılmayacak kadar büyük bir fırsat. Bir çok il ve ilçeye çok istemelerine rağmen nasip olmayan ve olmayacak bir imkan ve fırsat.

Çünkü Karakoçan siz, siz ve gelecek nesliniz Karakoçansınız. Sizleri yürekten ve samimiyetle seven, sizin ve gelecek nesilleriniz için size sevgiyle el uzatan değerli insan Kaymakam Sn. Cemil SARIOĞLU’ nu kırmayınız ve mahcup etmeyiniz, size uzanan o sevgi elini sevgiyle sıkınız, sevgi adına boşa çıkarmayınız.

Değerli Karakoçanlılar; her ne pahasına olursa olsun geleceğiniz için imkanlarınızı seferber edip Doğal Gaza abone olma duyarlılığınızı göstereceğiniz gibi vatansızları ve imkanlardan yoksun insanları göz önünde bulundurarak gelecek adına milli ve manevi konularda da gerekli duyarlılığınızı gösteriniz, göstermekten imtina etmeyiniz lütfen..

Bu projenin hamiyetperver ve duyarlı insanlarımız tarafından gerçekleştirileceği inanç ve ümidi ile projenin mimarı Kaymakam Bey’e, katkı sağlayan STK mensuplarına ve de abone olmaktan imtina etmeyip katkı veren Karakoçanlılara, Kasyad ve mensuplarına şimdiden teşekkür ediyor ve hayırlı olsun diyoruz.

Sağlıklı, ucuz ve de temiz bir çevrede yaşamak, gelecek nesillerin yaşamasını sağlamak bir akıl ve sevgi işidir.

Yenilenme adına çıkılan bu yolda; aklın fazlaca yaşanacağı, sevginin gerektiğinden fazlasının gösterileceği inancıyla tekraren diyoruz ki sağlıklı bir yaşama doğru DOĞAL GAZ’ a geçiş için haydi  Karakoçanlım haydi abone olmaya diyor saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

              

                                                                          AYETLER

*Bir mümin bir mümini yanlışlık eseri olmadan öldüremez. Bir mümini yanlışlıkla öldürenin mümin bir köle azad etmesi ve ölenin mirasçılarına bir diyet (Kan bedeli) vermesi gerekir. Şayet mirasçılar o diyeti bağışlayacak olursa başka. Eğer öldürülen inananlardan ve fakat size düşman bir kavimden ise o zaman öldürenin bir inanmış köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen kendileriyle aranızda bir anlaşma bulunan bir kavimdense o zaman öldürülen için mirasçılarına diyet vermek ve inanmış bir köle azad etmesi gerek. Bulamayan (Maddi gücü yetmeyen) kimsenin de Allah tarafından tövbesinin kabulü için ardı ardına iki ay oruç tutması gerekir. Allah her şeyi bilendir ve yegane hikmet sahibidir. Nisa:92

*Her kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş. Lanet etmiş ve çok büyük bir azap hazırlamıştır. Nisa: 93

*Ey insanlar, Allah yolunda adım attığınız (Savaşa çıktığınız) vakit yer şeyi anlayıp dinleyin, size selam verene dünya hayatının geçici faydasına göz dikerek ‘’Sen inananlardan değilsin’’ demeyin. Allah katında çok ganimetler var. Önceleri sizde öyle idiniz. Allah size iyilikte bulundu onun için iyi anlayınız, dinleyiniz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa: 94

 

                                                                        GÜZEL SÖZLER

*Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. Ama bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. Mevlana Hz.

*Sevgi şifadır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür. Mevlana Hz.

* Millet olma yolunda yürüyen, yürümekte olan toplumların kendilerini yenilemeleri ne kadar esaslı ve doğru ise, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak isteyen milletlerin, milleti oluşturan insanlarında kendilerini yenilemeleri o kadar esaslı ve doğru bir harekettir. M. Dursun AKSOY

*Eğer bugün Türkiye’de, Elazığ’da, herhangi bir ilimiz ve ilçemizde veya her hangi bir semtimiz de  ekonomi ilerlemiyorsa bunun sebebi enerji ve doğal gaz eksikliğidir. Bunlarla beraber bunlara alternatif olan Güneş enerjisinin yaygın olmayışıdır. Nusret ÇOBAN

 

GİTSEM DİYORUM

gitsem diyorum hani şöyle çok uzaklara
gözlerden ırak olsam şöyle
gönüllerden uzak düşsem
akıllara gelmesem bir daha
hani diyorum adımı değişsem
hüznüm de değişir mi acaba
aşkım da değişir mi acılarım ve anılarım da

canım çok yanıyor
hani diyorum kimseyi tanımasam
cahili olsam sevmelerin
aşkların yabancısı
yaşamın yalancısı olsam
kalbim bu kadar ağrır mı yine
gözlerim bu kadar ağlar mı

unutsam diyorum şöyle her şeyi
akletmesem güldüğüm günleri
hayal kurmasam mutlu yarınlara dair
bulaşmasam iyiye, doğruya ve güzele
hani diyorum şöyle kıyısından geçip gitsem yaşamın
kendimi aşikar kılmasam hiç kimseye
mutlu olur muyum acaba bir daha biteviye

dalsam diyorum şöyle derinden derine
rüyalarda gülüp oynasam kendi kendime
sevsem sevilsem delice gülsem halime
mutlu olsam bir çocuk gibi uçurtma uçurtsam
kovboyculuk oynasam yok yok evcilik
gerçek olur mu bir gün acaba uyanmasam asla

ölsem diyorum şöyle sahiden
mezara girsem isimsiz sahipsiz
çürüsem toprak olsam aniden eline alıp da toprağımı
teyemmüm eder misin benimle
aşkın abdestini alır mısın yüreğimle
bana durur musun namaza durduğun gibi
bana sana dua eder misin bize diye

bilmem inanır mısın bana son bir defa
’sensiz bu yaşamın canı cehenneme’ desem
gelip de cennete çevirir misin ömrümü

Gürhan GÜRSES/Elazığ-Karakoçan

 

 

M. DURSUN AKSOY ( AKROSTİŞ)

Dostluğu sağlamdır duygusu temiz

Ummana dönüşmüş Hakka sevginiz

Rahmana derinden gönül verdiniz

Sen nadide çiçek can M. Dursun Aksoy

Unutmak mümkün mü Sönmez' e jestin

Neslinde unutmaz senin kıymetin

Ak soyun ruhunda tüm asaletin

Kadim dostum oldun sen M. Dursun Aksoy

Sen Günışığı'nın güzel kalemi

O kalem ki kapsar büyük alemi

Yarınlara taşır bu Ak soy seni

Güvenilir dostum sen M. Dursun Aksoy

Tuncer Sönmez/Tunceli-Pertek

 

KİM OLDUĞUMUZU BİLELİM

Abdest alıp sarılalım Kur'ana

Göğsümüzü dost edelim İmana

Aklım ermez basiretsiz insana

Beden yakar yaklaşmayın yalana

     Dünyanın Nurudur sabah güneşi

     Rencide etme seçtiğin kardeşi

     Haramlardan kaçın yutma beleşi

     Mizana varmadan kazan güreşi

Azrail ensende bitmeden uğraş

Müslüman şeytanlarla eder savaş

Kaybedecektir öne eğilen baş

Haddini aşanla olma arkadaş

     Namaza hazırlan okursa Ezan

     Aklın başındadır değilsin nezan

     Gafletlerden kurtul uykudan uyan

     Dizler titremeden secdeye kapan

Ölçüyü kaçırma ayağın kayar

Topluma karışma almadan ayar

Rabbin Rahmetidir arıyorsan yar

Haddini aşanı İlimle uyar

     Uykuyla bitirme sınavdır gece

     İbadettir dile yakışan hece

     Rahmeti Rahman aranan güvence

     Yüreğin adalet malın imece

Darda kalmışlara verirsen gönül

Mizan günü sunulacaktır ödül

Yürekler narindir incinmesin tül

Susmak adaptandır kesilme bülbül

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

GÜNÜMÜZ NE GÜN
YILLARDAN BERİ HEP YAŞLI GÖZLER…
HİÇ ACI ELİNİ ÇEKMEZ BİZDEN…
ŞU TERÖR BAŞKA ACI VERİR…
ŞU İSRAİL BAŞKA…
ALLAH BİZE YANİ TÜM MÜSLÜMANLARA…
KENDİ SABRIYLA SABIR VERSİN…
AKAN ŞU KANLAR BİR AN DURSUN…
KÜÇÜK YAVRULAR PERİŞAN KALMASIN…
TOPLAR ATILIRKEN KÜÇÜKLER KORKMASIN…
HER DÜŞMAN ALLAHIN KAHHAR İSMİYLE…
KENDİ ORDUSUNA AZAP ETSİN…
VE ŞU FİLİSTİN RAHATA KAVUŞSUN…
BİR ZAMAN OLSUN GAZZE…
BAYRAM ETSİN…
ALLAHIN İZNİYLE…
Emirhan IŞIK/Elazığ

 

KARAKOÇAN’DA SEFKAR BABA

Karakoçan’da Sefkar Baba

Yolunda gider geliriz

Merhum ve merhumeler ocağında,

Hep dua eder huzur buluruz.

       Anacığımda durur dinlenir

       Boş durmaz, dua ederiz.

       Ülkeme, milletime ve sevenlerime

       Her zaman saadetler dileriz.

Ülkem ve milletim hep var olsun.

Biz de hep var olalım,

Ülkeme, milletime, sevenlerime

Her zaman saadetler dileyelim.

       Eğer olmazsa ülkem ve milletim

       Biz hiç var olur muyuz?

       Karakoçan’ da Sefkar Baba’ ya

       Seyri sefer yapar mıyız?

Var olsun ülkem ve milletim hep

Biz de hep var olalım

Karakoçan -Sefkar Baba’ ya

Nice seyri seferler yapalım.

M. Dursun AKSOY/Elazığ-Karakoçan

 

 

GÖNÜL HATASININ KURBANI

Ne İbrahim’in İsmail’i

Ne de Hicaz’ın Hacer’iyim.

     Ne Yakup’un Yusuf’u

     Ne Eyyûp’ün sabrı…

Ne Musa’nın yed-i beyzası,

Ne de Süleyman’ın Hüdhüd’üyüm.

     Belkıs’ın yüreğindeki taht,

     Züleyha’nın karşılıksız aşkı da değilim.

İsa’nın asası

Muhammed’in takvası

Hiç olamadım zaten…

     Sadece;

     Hicran âşıklarının vuslatı

     Pişman dervişlerin itirafıyım…

Dil sürçmesinin değil,

Ayak sürçmesinin tutsağıyım..

     Bir de;

     Göz hatasının değil,

     Gönül hatasının kurbanıyım…

     Zeynel Abidin BAŞARAN/ELAZIĞ

 

ÇIKARSA

Ne yapsın bu millet, bir iğdiş erden

Bir çocuk beklerken yedi çıkarsa

Elbette başını kaldırmaz yerden

Bey sandığı geda, gidi çıkarsa

     Zalimin elinde kalınca naçar

     Her zulme, zulmete kapılar açar

     Mülk temelden batar, adalet kaçar

     Haksızın ardında kadı çıkarsa

Umutlar bağlayıp talih kuşuna

Günleri yitirir boşu boşuna

Yıkılır dünyası, çöker başına

Kaplanın postundan kedi çıkarsa

     Kullar yolsuzlukla yola gelir mi?

     Düşünen beyinler ibret alır mı?

     Kanuna, nizama güven kalır mı?

     Adil bilinenler adi çıkarsa

Devşirme, vicdanda hile uyutur

Hepimizi bile bile uyutur

Devlet haramiyi elde büyütür

Gaflet ihanete dadı çıkarsa

     Havuroğlu, bu hâl payidar olmaz

     Yiğitler öcünü mahşere salmaz

     Yok olur pislikler, zerresi kalmaz

     Göğe Ergenekon odu çıkarsa

     Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

 

ÇORUH’ A  AĞIT

Bu kaçıncı oldu, uslanmaz mısın?

Suların yerlere çalınsın Çoruh!

Yârin yüreğine yaslanmaz mısın?

Seninde yüreğin alınsın Çoruh!

      Artvin yetmedi mi başka illerden,

      Taze fidanları büyüyen yerden

      Kırdın buduyorsun bilmedin halden,

      Kıydın onca cana bilinsin Çoruh!

 Evladımı aldın geri vermedin,

Mezarı çok gördün, halim görmedin.

Şu bayramda olsun yaram sarmadın,

Sana bedduayla gelinsin Çoruh!

      Nice bahar geçti gözlerim sende,

      Ahlı vah çektiğim sözlerim sende

      Gözlerim, yürekte ahım var sende

      Seninde yüreğin delinsin Çoruh

Bir parçasın olsun bana geri ver,

Kokusun gizlemiş bilmem hangi yer.

Kan ağlar yüreğim huyun mudur? der

Acılar serine çalınsın Çoruh!

       Daha gencecikti doymadım ona,

       Geri ver yavrumu, kıyma sen cana.

       Duy yeter duy beni anayım ana;

       Bırakmam yakanı yılansın Çoruh!

 Aldın ya yavrumu, çok mu korkmuştu?

 Suyunda boğarken nasıl ürkmüştü?

 Anne yetiş derken içim burkmuştu,

 Bağrımdan parçamı çalansın Çoruh!

       Soğuk sularında yavrum dondurdun,

       Aldın onu benden ocak söndürdün.

       O daha bir fidan, nasıl yondurdun?

       Suyun parçalara bölünsün Çoruh!

 Yaş kalmaz gözümde, sinemde yara

 Yaktın ciğerimi düşürdün dara.

 Yavrumun bahtını yazdın kapkara,

 Adın coğrafyadan silinsin Çoruh!

       Canım candan alma hasretim bitir,

       Kınalı kuzumdan bir haber getir!

       Beni de al, ya da oğluma götür!

      Varlığım seninle bilinsin Çoruh!

 Hani o düştüğü kayalık yerde,

 Hesabın sorarım evladım nerde?

 Düşsen de çaresiz devasız derde,

 Canın çıksın; an, an ölünsün Çoruh!

       Güldenim bu dertle bağrımı deldim,

       Ağlattın bir ömür, ne zaman güldüm?

       Her gün binlerce kez sayende öldüm,

       Seninde namazın kılınsın Çoruh!

       Gülden TAŞ/Artvin

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.