KONUŞAN ŞİİRLERİNİZ OLSUN


            İnsanların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan ana unsur dildir. Dil derken bedenin uzuvlarından biri olan dil değil sadece hal ve hareketler, giyim ve kuşam, kullanılan renk armonileri ve benzeri olgularda dildir şiir gibi…Şiir; olumlu, olumsuz birtakım duyguların ifade şekli, bir dil olarak olumlu ve olumsuz tepki aracıdır.

            Şiiri zaman zaman farklı anlamlarda izaha çalışsak ta aslında şiir;

Bir ruh hali,

Gönül dünyasına yerleşmiş duyguların ve hislerin dışa vurumu ve yansımasıdır.

Farklı anlamlar taşıyan zengin bir edebi olgudur.

Kimi zaman sitem dolu, kimi zaman sevgi ve mutluluk dolu olandır şiir.

            Şiir; şiiri yazan şaire göre farklı anlam içerir. Şiiri yazan şairin şiirine verdiği anlam ile okuyucunun verdiği anlam, yaptığı yorum çok farklıdır, büyük farklılıklar arz eder. Kimi şiir vardır ki tek bir konuyu anlatır, kimi şiir de vardır ki birden fazla konuyu anlatır, ifade eder tıpkı şiiri doğuran, kendisi bir şiir olan kainat gibi. Kainatın hemen hemen genelini ifadeye çalışan şiirler gibi.

            Şiir; aynı zamanda bir konuşma biçimidir yani yukarıda ifade ettiğimiz gibi bir dildir de.

Şiir; konuşmanın bazen serbest, bazen de hece vezniyle ilham aktaran mısralara dökümüdür.

            Kısa ve öz olarak şiir; boş konuşmaktan, malayani konuşmalardan uzak edebi bir konuşma, düşünceleri ifade etme sanatıdır.

O nedenle diyor ki konuşan şiirleriniz olsun.

Yani boş konuşmak,

Milli ve manevi değerlere hakaret ve ihanet etmek,

Malayani konuşmak yerine konuşan şiirleriniz olsun yani bir şeyleri ifade eden, ederken de anlam taşıyan bir konuşma şekliniz olsun.

Aklı yerinde kullanarak,

Zamanı boşa harcamadan değerlendirerek,

Sağlığın yerinde olmasını sağlayarak boş konuşmak, zamanı boşa harcamak, sağlığı bozmak yerine şiir yazarak konuşan şiirleriniz olsun.

Tabii ki ihanet kokmayan,

Malayani olmayan,

Ülkenin geleceğine,

Milletin selametine,

Tüketiciliği değil üreticiliği öne plana çıkaran,

Milli servet bilincini oluşturan,

Edepsizlik ve ahlaksızlığı değil, edep ve adabı, ahlak ve faziletin çıtasını yükselten,

Milleti millet yapan ve var kılan kültürel olguları anlatan ve ifade eden,

Gelecek neslin geleceğine ışık tutan, rehber olacak, ruh halini bozmayan şiirleriniz, konuşan şiirleriniz olsun.

Evet;

Sonuç olarak sizi,

Mensubu bulunduğunuz devleti,

Tüm unsurlarıyla bir bütün olan Aziz Türk Milleti’ni sahip olduğu değerleriyle bir güzel ifade eden, duyguları hoş ettiği gibi bazen de titretip kendine getiren, gerçekleri çıplaklığıyla ortaya koyan şiirleriniz, konuşan şiirleriniz olsun.

Sizi siz kılan, siz kılacak, tasa ve kederinizi ve de meramınızı olduğu gibi sevincinizi de ifade eden konuşan şiirleriniz olsun.

Konuştuklarınız konuşulmuş olduğundan bundan böyle konuşacaklarınız şiir olsun, konuşan siz değil; ruh halinizin dışa yansıması, vurumu olan şiirleriniz olsun.

Şiir; en anlamlı, yerinde bir konuşma hali ve şeklidir.

Gelin siz bir uğraş vererek konuşan şiirler yazın ve sahip olun, biz de konuşan şiirlerinizden ilham alıp kendimize gelelim.

Bu temenni ve beklentimiz sadece şairlerden değil, şair olmayan ve olmasını arzu ettiğimiz tüm milletimizdendir.

Gönlümüz her insanımızın konuşması bir şiir olsun, konuşan şiirleri olsun.

 

                                                            BİR KONUK BİR KONU

                                                                    GÜZ GELİNCE

                                                                                                                 Gülden TAŞ

Yaşadığı toprağını, yurdunu terk edip büyük şehirlere iş ve aş için giden ama yaz gelince gerisin geri köylerine dönüp dağlarına, yaylalarına akın eden gurbet insanı güz gelince şenlendirdiği;

Baba ocağını,                                                                                  

Dağ kokulu havasını,

Yaylaları,

O sessiz köylerini,

Yalnızlığa terk edip, yüreğinin bir köşesine köy özlemini, sevdasını da sıkıştırarak tekrar dönmek üzere adeta vedalaşır toprağına.

Yazın köyde ektiği bostanını, yaylada elde ettiği katığını toplayarak yanına alıp tutar gurbetin yolunu. Karadeniz Sahil Yolu şahitlik eder bu yolculuğuna. Öyle ki otobüsler aylarca insandan çok yük taşır, maddi değeri olmayan ama buram buram vatan, memleket, baba ocağı, ana yüreği kokan, manevi değeri ve anlamı büyük mahsulünü kendi ektiğim diktiğimdir deyip koyar çuvalına.

Dönüşler hep telaş içindedir, buruk ama gelecek var olan bir hayat adına güzel bir sevinç vardır insanlarda. Gurbet dediği evinde geçirecektir bir sonraki hazana kadar olan zamanını. Okullar açılacak küçük çocuklar yeni okula başlayanlar derken geride bu anlara;

Umutla,

Sevgiyle,

Şefkatle bakan,

Tüm yorgunluklara rağmen yürekleri sevgi dolu gönüllerin, sevdaların tanıklığı vardır.

Birçoğumuz bu sevdalardan habersizizdir. Bu sevdalara tanıklık etmiş bir yüreğin dizelerini sizlere sunup paylaşmak istiyorum.

Biliyorum ki, birçok sevdalı yüreğe dokunacak bu dizeler.

     GİTME SEVDİĞİM

 Aşkın güzelini senle yaşarken

Yarıda bırakıp gitme sevdiğim

Vuslat dağlarını şevkle aşarken

Bizi yalnızlığa itme sevdiğim

 

En olmaz bir andı bize verilen

Yaradan lütfün da gönle serilen

Sevdanın son hali bizde görülen.

Mecburuz deyip de etme sevdiğim

 

Dudaklar yanarken aşkın narında

Kor ateş tutuştu yürek harında

Ağlatma gözümü ahu zarında

Diyarı gurbete atma sevdiğim

 

Bu sevda en yüce ezelde ece

Kavuşursak olur bize gün gece

Dilimden dökülür son iki hece

Ayrılık tohumu satma sevdiğim

 

Kavuşma hayali günün birinde

Kanatır içini acır derinde

Duygular değişir kalmaz yerinde

Zamanı araya katma sevdiğim...

Selamlar sevgiler gönderiyorum sevdalı yüreklere !..

 

 

                                                                AYETLER

*Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Geçen geçti, çünkü o pek çirkindi, iğrençti o ne kötü adetti. Nisa:22

*Sizlere şunlar (la evlenmek) haram kılındı:

Analarınız,

Kızlarınız,

Kız kardeşleriniz,

Halalarınız,

Teyzeleriniz,

Erkek ve kız kardeşlerinizin kızları,

Sizi emziren sütanneleriniz ile sütkardeşleriniz,

Eşlerinizin anneleri,

Kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızdan ellerinizde bulunan üvey (şayet anneleri ile gerdeğe girmemiş iseniz bir engel yoktur) kızlarınız,

Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak. Geçen geçti. Şüphesiz Allah hem çok çok bağışlayan hem çok merhamet edendir. Nisa:23

*Bir de (harp esiri olarak) elinizde bulunan (cariyeler) hariç diğer bütün evli kadınlar (la evlenmeniz) haram kılındı, işte bunlara size Allah’ın farz kıldığı yazılı hükümlerdir. Bunlardan başkasını namuslu, zinaya sapmamış olmaları halinde mallarınızla istemeniz size helal edildi. O halde onlardan hangisi ile faydalandı iseniz mehirini kararlaştırıldığı şekilde veriniz. O mehirin miktarını belirledikten sonra gönül hoşnutluğu ile uyuştuğunuz miktar hakkında size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah bilendir ve hikmet sahibidir. Nisa:24

                                                             GÜZELSÖZLER 

*'Hayretle gördüm ki, bu ülkede Türk kelimesinden ürkenler var. Yine hayretle gördüm ki, bu ülkede İslam kelimesinden ürkenler var. Ve yine ürpererek gördüm ki, bu ülkede Türk ve İslam kelimelerinin yan yana gelmesinden dehşete kapılan kişi ve çevreler var.” Seyyid Ahmet Arvasi

İş ehlinden,görev mütehassısın dan çıkınca,felaketlerin önüne geçmek mümkün değildir.Cahil kendini alim bilmeseydi yaşadıklarımızı yaşamazdık Eskilerin dediği gibi ;Cahilin hastalığı cehlinden haberi olmamaktır. Şerif Mehmet Arıca

ARTVİN AĞLIYOR

İyi kötü günler yaşadık senle

Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

Fakında olmadan doldun gönlüme

Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

     Terminal kapısı otobüs bekler

     Gönlüm dert üstüne hüzünler ekler

     Yokluğunda bu can inan ki tekler

     Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

Beton köprüsünden Çoruh taşladık

Gün geldi seninle ömür kışladık

Patates mısırı közde haşladık

Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

     Mamazimda yolu taşlı kayalı

     Zeytin ağacına direk dayalı

     Güzel günlerimi senden sayalı

     Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

Katravan sırtından Artvin görünür

Senle güzellikler kat kat örünür

Sensiz yaz baharım kışa bürünür

Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

     Köknar gövdesinde adın kazılı

     Gülden’in yüreği sensiz sızılı

     Neylersin ayrılık alna yazılı

     Gidiyorsun işte Artvin ağlıyor

                  Gülden TAŞ/Artvin

 

TÜRKİYEYİM VATANIM BEN ÜLKEYİM

Gözlerim dolu nereye dökeyim

Parmak tetikte elimde tüfeğim

Hazne yatağında duran fişeğim

Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

     Çakan şimşeklerden daha öteyim

     Kaya kekliğiyim bugün öteyim

     Yaban arısına çomak dürteyim

     Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

Yaşlı çınarım yıkılıp biteyim

Vatan hayranıyım ben bir simgeyim

Dertlere çareyim bu gün bilgeyim

Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

     Bırakın gönüllere gül dikeyim

     Geniş enseden öteyim cüceyim

     Kalbim arşiv kadastroyum belgeyim

     Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

Vatandaşım ücralarda bireyim

Kuşanmışım bırakın direneyim

Bayrak kanım Sancak benim her şeyim

Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

     Bıadresim bilmem kime gideyim

     Şehit cephede yaşlıyım evdeyim

     Haçlıya karşıyım değil gebeyim

     Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

Dört tarafa yön gösteren bilyeyim

Zaman ayıbı doluyum çileyim

Ağlara sarılmış gizli hileyim

Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

     Yol kenarına dikilen iğdeyim

     Yiğit gösterin alnından öpeyim

     Derdim çileyim yollara dökeyim

     Türkiye’yim Vatanım Ben Ülkeyim

    Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

VATANIMDA DİKTİRMEM LAT-MENAT

Terör kırsallarda diki vermiş Lat

Çarşı göbeğine dikerler Menat

Amerikandan geliyor aidat

Ortayı  germeye fırsat bu fırsat

     Sessiz kaldık sayılmadı kabahat

     Dinlemedik faydasız kaldı feryat

     Dağdan Haçlılara kurulmuştu hat

     Ortayı germeye fırsat bu fırsat

Sokaklarda geziyor rahat rahat

Çarşı göbeğinde tüfeğini çat

Elinde sapan mı camlara fırlat

Ortayı germeye fırsat bu fırsat

     Alev alev yanıyor bu kainat

     Yardımcıları kolluyorlar fırsat

     Çarşılarda kuruyorlar barikat

     Ortayı germeye fırsat bu fırsat

Peşinden gidenin cümlesi sakat

Barış havası değişir her saat

Tenhalarda neye yarar tatbikat

Ortayı germeye fırsat bu fırsat 

     Yerli maşalar geriyor kol kanat

     Daraba indirmek değil kabahat

     Bütün dünya karşı edersek cihat

     Ortayı germeye fırsat bu fırsat

Herkese kucak açıyor tabiat

Put dikilse yıkılacak istinat

Her gün tefrika var bu nasıl hayat

Ortayı germeye fırsat bu fırsat

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

GAM KASAVET KALKMAZ OLDU BAŞIMDAN

Gam, kasavet kalkmaz oldu başımdan,
Şâd olup da gülmediğim nedendir?
Gece, gündüz yalvarırım Mevlâ'ya,
Dileklerim kabul olmaz nedendir?

Karşımızda karlı dağlar dağ olur,
Çevre yanı ireyhanlı bağ olur.
İyi günde yaran, ahbap çok olur,
Dar günümde dost bulunmaz nedendir?

Şu gezdiğim Urum mudur, Şam mıdır?
Başımdaki kasvet midir, gam mıdır?
Kime yardım etsem sonu kem midir?
Bir gün olsun selâm salmaz nedendir?

Karacaoğlan der ki: Belalı başım,
Akıttım didemden kan ile yaşım.
Gurbete çıkanda yamandır işim,
Bu ömre kahretsem olmaz nedendir?

                           Karacaoğlan

GÜNÜMÜZ NE GÜN
Yıllardan beri hep yaşlı gözler…
Hiç acı elini çekmez bizden…
Şu terör başka acı verir…
Şu İsrail başka…
Allah bize yani tüm Müslümanlara…
Kendi sabrıyla sabır versin…
Akan şu kanlar bir an dursun…
Küçük yavrular perişan kalmasın…
Toplar atılırken küçükler korkmasın…
Her düşman Allah’ın kahhar ismiyle…
Kendi ordusuna azap etsin…
Ve şu Filistin rahata kavuşsun…
Bir zaman olsun Gazze…
Bayram etsin…
Allah’ın izniyle…
Emirhan IŞIK/Elazığ

 

İNSANLIK ÖLMESİN

Ömür yollarının kıvrımlarından

Hayaller, umutlar, dilekler geçer

Gecelerin meçhul karanlığından

Gündüzlerden taşan yürekler geçer

     Bir insan selidir dağlar ovalar

     Mevsimden mevsime sürüklenirler

     Zaman canı, can zamanı kovalar

     Günlerin tüpünde bir bir erirler

Ne ürettin ne tükettin ey insan

Varlığın yokluktan acı mı oldu

Sadece zevk miydi en büyük tasan

Eserin başların tacı mı oldu

     Akıl var insanlık için çalışır

     Nesilden nesile eseri yaşar

     Akıl var ki dünya derdini taşır

     Hangi aklın zaferi bu savaşlar

Tarihte tekerrür eder diyorlar

İyiler dönsün de kötü dönmesin

O başlar gittiler dönemiyorlar

İnsanlık ölmesin, insan ölmesin

Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Pertek

 

BİZDE DEĞİŞMEZ ADRES

Türk olduğumu bilmelidir herkes

Bayrağım var iken değişmez adres

Haçlı kursağında kalacak heves

Ortada gerginlik dorukta stres

     Tüm dünyaya bağlarız gönül bağı

     Bedeli ağır verilse gözdağı

     Işid biter önce ölür ortağı

     Umarım rahatsız etmezler çağı

Kül olacak sığındıkları kümes

Yahudi biter çıkarırlarsa ses

Buyun eğmeyen insan eder mi pes

Haçlı bozguna uğrar diyoruz yes

     Yakarız mekan seçerlerse dağı

     Karşımızda güçsüz örümcek ağı

     Ayı tahrip olur görmeden bağı

     Keseriz toprağa basan ayağı

Es badi sabah vatanım için es

Şeytanın kanunu Dinimize ters

Neyine güveniyor ki karides

Arzı Mevdut hayal kurmayız kermes

     Filistin değil Yahudi adağı

     Semalarda açacağız sancağı

     Güvenin nedir ey Haçlı salağı

     Keseceğiz parmak dörtten parmağı

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.