LÜTFEN DARBE DEMEYİ BIRAKIN YA!...


 GÖNÜL TAHTINDAN

                                           LÜTFEN DARBE DEMEYİ BIRAKIN YA!...

            İnsanlar, istemeyerekte olsa zaman zaman kavram karmaşasıyla karşı karşıya kalarak kendini çelişkili bir görüş ve yaşam içerisinde bulabiliyor.

            Kavram karmaşası içerisine girmiş bulunan insanlar; küçük ve kıymeti harbiyesi pek olmayan bir kavramı istemeyerekte olsa büyütebildiği gibi büyük ve kıymeti harbiyesi yüksek olan bir kavramı da yine istemeyerek veya farkında olmadan küçültebiliyor, küçük görebiliyor tıpkı amacı siyasi çekememezlik  makam ve mevki hırsı kaynaklı olmakla beraber birilerine alet olmakta yatan Darbe (İhtilal) kavramı ile gaye ve maksadı ülkenin tamamen parçalanarak tarihten silinmesi ile milletin çoğunun yok olmasına yönelik yaşatılan barbarlık ve katliamı ön plana çıkaran başkaldırı veya ihanete yönelik isyan kavramı gibi...

            Evet bugün anlatmak istediğimiz kavram kargaşası içerisinde olduğumuz Darbe ve ihanete dayalı isyan içeren, ihanetin danıskası olan başkaldırı kavramlarını birbirinden ayırmayı dilimiz döndüğünce ifade edip anlamı canilik ve katliamla çirkin bir şekilde büyük olan bir kavramın küçültülerek ve hafife alınarak tehlikenin küçük görülmesinin yanlışlığına dikkat çekmektir.

            Malumlarınız olduğu üzere 15 Temmuz 2016 Cuma günü ecdadımızın bin bir türlü zahmet ve ezayla, büyük bedeller ödeyerek bize emanet bıraktıkları anavatanımızı yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ni ve bu devletin asli unsurları olan Biz Aziz Türk Milleti'ni imhaya yönelik bir başkaldırı, ihanet içeren bir isyan hareketi yaşanmış ve buna ilk başta başkaldırı denilerek asıl ismi verilmiş olundu.

            Ancak ne oldu ne bitti pek bilinmiyor milletin kalbi meclisin ve milletin göz bebeği ve can damarı olan Genel Kurmayın ve de teröristlerin korkulu rüyası özel harekatın bombalandığı,

            Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı ve Muhalefet liderlerine suikast planlarının yapıldığı

            Yüzlerce insanın, özellikle terörün korkulu rüyası olan 51'in üzerinde özel harekat polislerinin şahadetine ve bir o kadarının gazi olmasına sebep olunduğu,

            Rakamsal olarak belirtmede aciz kaldığımız oranda milli servetin heba edildiği,

            Ve daha dahası canilik ve barbarlığın yaşanan demokratik dışı tam bir katliam olan bu hayasızca olayın sonradan adı değiştirilip darbe denmeye başlanarak bu adi, bu dinden ve imandan uzak, şerefsizce işlenen katliam hafife alınmış olundu.

            Bu kavramların yer değiştirilerek meselenin hafife alınması, beklenmedik ve uygun görülmeyen bir takım değişikliklerin aceleye getirilerek uygulanıyor olması devleti ve milleti top yekün imhaya dayalı yaşatılıp yaşanılan ihanet olayı kadar tehlikeli görülmekte, gelecekte yapılması ve icra edilmesi düşünülecek olan ihanetlere zemin hazırlamak açısından da çok ama çok yanlış görülmektedir.

            O sebeple biz Aziz Türk Milleti olarak bu hadisenin kavramlar üzerinden küçültülmesi ve hafife alınmasını çok doğru bulmadığımızı ifade eder, bundan böyle bu cani, bu kan kokan, çıkabilecek iç çatışma sonrası ülkenin bölünmesine, milletin yok olmasına yönelik tam anlamıyla bir katliam girişiminin danıskası olan başkaldırı ve ihanet ifadesinin yerine darbe ifadesinin kullanılmaması adına ne olur   BU OLAYA DARBE DEMEYİ BIRAKIN YA!... diyoruz.            

            Peki o zaman ne diyeceğiz?

            Ne dememiz gerek? gibi sorulacak sorulara cevaben diyoruz ki; yukarıda ifade etmeye çalıştığımız şekliyle Darbe yerine Başkaldırı veya katliam hareketi demek daha doğru olur.

            Evet yineliyoruz; LÜTFEN CANİ VE ALÇAKÇA YAŞATILAN BU KATLİAM OLAYINA, BU İHANETE DARBE YERİNE BAŞKALDIRI, KATLİAM HAREKETİ veya ihanet hareketi deyiverin..

            Çünkü bu olay tam anlamıyla bir katliam hareketi ve dolayısıyla ihanetti..

            Bu olay; Vatana ihanet,

            Bu olay; Aziz millete ihanet,

            Bu olay; Değerlerin tümüne, milli ve manevi değerlerin tümüne ihanet.

            Hem 45 yıldan beri bu ülkede ilkeli siyaset yaparak önce vatan, sonra millet ve daha sonra partim (Biz veya ben) diyen, milli ve manevi konular söz konusu olduğunda ödün vermekten imtina etmeyerek erdemli siyaset güden bir siyasi partinin lideri Sn. Devlet BAHÇELİ beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, kabul edersiniz veya etmezsiniz o ayrı bir olay ama milli irade söz konusu olduğunda hep dik duran bir lider o vahşi, o cani ve katliama dayalı olayın, ihanetin yaşandığı o gece bu olaya darbe yerine  Başkaldırı dememiş miydi?

            Yine; İslam denince ilk akla gelen, asırlar öncesinden İslam'ın bayraktarlığını yapmış ve halen daha yapmakta olan tarihi ve mazisi derin bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ve Başbakanı Sn. Binalı YILDIRIM Bey'lerde Başkaldırı hareketi dememişler miydi?

            Demişlerdi..

            O halde ne oldu da sonradan darbe ifadesi kullanılır oldu ve herkeste kullanmaya başlayıp bir katliam hareketi olan bu olay hafifleştirildi?

            O halde neden ve niçin 15 Temmuz da yaşanan, bu aziz millete yaşatılan böylesi büyük bir facianın, katliamın adını küçümseyerek darbe denmekte ve dillendirilmektedir anlamış değiliz.

            Hepimiz çok iyi biliyoruz ki siyasi rekabete dayalı eylemlerin büyüğü olsun küçüğü olsun darbe veya muhtıradır. Devletin ve milletin kıyımına, yok oluşuna yönelik hareketler, katliamlar da başkaldırı ve ihanete yönelik isyandır, ihanet hareketidir.

            Bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin ve milletin sorunlarını kendine dert edinmiş yediden yetmişe az çok herkes, büyüğünden küçüğüne, gencinden yaşlısına, okumuşundan okumamışına herkes bu ülkede nelerin yaşandığını görmüş ve yaşamış olmakla beraber, öngörüleriyle nelerin nasıl ve ne şekilde yaşanabileceğini de az çok idrak edebilmekte.

            Bu millet, her zaman ülke ve milletin önüne serilmek istenen karanlık gün ve ortamlarda, oluşturulan girdaplarda neler yapabileceğini bilen, milli ve manevi değerlere dokunulduğu anda hafsalaların alamayacağı ölçüde kenetlenmesini, bir araya gelerek kendilerini ve yaşadıkları ülkesini koruyup kollamasını bilen farklı bir millettir. Bunu da 15 Temmuz'da yaşanan olumsuzlukta ecdadının kendine emanet bıraktığı AL BAYRAK' ı alıp;

            Tankların altında ölüm pahasına da olsa iki kez yatarak,

            Kimileri tankları kullanarak kimileri arıza yaratıp hedef şaşırtarak hainlere engel olmakla,

            Ele geçirilmek istenen kurum ve kuruluşlarda bir bütün olup ihanete fırsat vermeyerek,

            Hayatta kullanmadığı tank, otobüs ve farklı araçları kullanıp vatandaşın ulaşmak istediği hedefe gitmelerini sağlayarak,

            Kadını ve erkeğiyle geçmişin Ne Hatun, Kara Fatma, Koca Yusuf, Seyit Onbaşı olmayı  üstlenip nasıl bir millet olduğunu göstermiştir.

            Bu aziz millet; Çanakkale'de olduğu gibi15 Temmuz'da bir kez daha Allah'a olan samimiyetini, vatana ve millete olan sevgi ve sadakatini ortaya koyarak ölümüne demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık aşığı olduğunu gösterdi.

            Bu milletin ayranı kabarmaya görsün neleri göze almaz ki.

            Bu aziz millet; Allah için, vatan ve millet için, din için, ezan için, bayrak için gözünü kırpmadan ikizini kaybetmeyi, yavrusundan vaz geçmeyi, şehit olarak ölmeyi, gazi olarak yaşamayı göze alarak kahraman bir millet olmayı, İslam'dan aldığı güçle erdemli ve iradesi yüksek bir millet olarak neler yapabileceğini gösteren bir millettir bu millet.

            O nedenle tekrar ve tekrar diyoruz ki,

            Aziz ve Muhterem Türk Milleti olarak diyoruz ki,

            Tüm unsurlarıyla her zaman bir bütün olmuş, yeri ve zamanı geldiğinde bir bütün olmayı bilmiş ve bilecek kadar erdemli Aziz Türk Milleti olarak diyoruz ki;

            Devleti ve bu aziz milleti yok etmek isteyenlerin giriştiği bu ahlak dışı, cani ve barbarca imhaya dayalı hareketlerine darbe demeyi bırakın, LÜTFEN CANİ VE ALÇAKÇA YAŞATILAN BU KATLİAM OLAYINA, BU İHANETE DARBE DEMEYİ BIRAKIN YA!... buna kalkışma, buna başkaldırı ve buna devleti ve milleti yok eden, yok etmeye yönelik ihanet deyin, birden fazla gruplaşan şakilerin ve teröristlerin ihaneti deyin...  

            NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

            Ne mutlu 15 temmuz'da kendini katlettirmeyerek tüm dünyaya demokrasi dersi veren millete.

            Ne mutlu Türk olarak, kendini Türk hissederek 7 Ağustos'ta gerçekleşen birlik ve demokrasi mitinginde bulunup birlik, beraberlik ve bütünlük mesajı verenlere diyoruz.

            Bu güzel ve anlamlı tablonun, bizleri bir kaşık suda boğmak isteyen dost görünümlü ayı postlu siyonistlerin korkulu rüyası haline gelen beraberliğin daim ve kaim olmasını ve de büyük olayların, geleceğimizi karartacak olan katliam vari ihanetin kavram karmaşasıyla hafife alınmamasını temenni ediyoruz.  

                                                                            AYETLER

*Andolsun ki Allah Meryem oğlu Mesih’tir diyenler inkarcı olmuşlardır. Sen onlara deki Eğer Allah Meryem’in oğlu Mesih’i ve annesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini yok etmek isterse O’na kim karşı durabilir? Göklerin, yerin ve arasındakilerin hepsinin mülkü Allah’ındır. O istediğini yaratır. Allah’ın gücü her şeye yeter. Maide:17

*Yahudiler ve Hıristiyanlar ‘’Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz’’ dediler. De ki: Öyle ise niye günahlarınızdan dolayı size azap ediyor? Aksine siz onun yarattıklarından birer insansınız. O istediğine azap eder, istediğini bağışlar. Göklerin, yerin ve arasındakilerin mülkü Allah’ındır. Son dönüş O’na dır. Maide:18

 

                                                                      GÜZEL SÖZLER

*Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama, düşmandan da korkma! Devlet ve saltanat ancak Allah (c.c.)’in verdiğidir. Y. Sultan Selim

*Yüce Allah, insana yüklemiş olduğu görev ve sorumlulukları Kur’an-ı Kerim’de çeşitli surelerde ve ayetlerde açıklamaktadır. İnsanın görev ve sorumluluklarının açıklandığı surelerden biri de Nisa suresidir.  Mehmet SOYSALDI

*"Bir vicdan ve merhamet eğitimine ihtiyacımız var. O kadar ki; İnsanı eşref-i mahlukat olarak gören / gösteren bir eğitime… Basit iyileştirmelerin yapıldığı değil daha köklü ve kalıcı tedbirlerin alındığı bir eğitime… " Halis BİLGİN

*Geleceğe güvenle bakabilmek için geçmişi doğru bilmek çok önemlidir. Bunun yolu ise o dönemleri her yönü ile yansıtan çok sayıda eserlerin ortaya konmasından geçmektedir. Harun ÖKSÜZ

 

VATAN VE BAYRAK            
Canımı alınız vermem cennet vatanı 
Üzmeyin uğruna kan dökerek yatanı 
Bayrak namustur vururuz el uzatanı 
Türkler düşmanı ayak altında ezdiler 
     Vatan sembolü istedi aldı canımdan 
     Bayrak oldu rengini alınca kanımdan 
     Sevgilidir aşkı dökülür her yanımdan 
     Ecdadımın ruhunu bazen çok üzdüler 
Atalarım cepheden cepheye koşarak 
Sabah ezanında Allah deyip coşarak 
Düşman kovaladı karlı dağlar aşarak 
Yemen Sarıkamış destanları yazdılar 
     Çanakkale’de yemende omuz omuza 
     Birlikte güç katmıştık şanlı ordumuza 
     Şimdi dağlar kaldı çakkal ile domuza 
     Sinek bir şey değil midemizi bozdular 
İhanet etme gelmez kimsenin yazığı 
Vatan bölersen çakarlar yağlı kazığı 
Biz kardeşiz ayırmadık Şırnak Elazığ’ı 
Ahmet oyuna gelmeyince hep azdılar 
Ahmet DEMİR/Elazığ-Keban

 

BURASI TÜRKİYE BENİM VATANIM

Başarısız kaldı Haçlı oyunu

Dünyanın dilinde benim destanım

Türkiye içmez muhannet suyunu

Burası Türkiye benim vatanım

    Darbe ötesinde bize uyarı

    Vatanımda olmaz Arap baharı

    Failler haddini aşan soytarı

    Burası Türkiye benim vatanım

Hırsızın adresi çıktı meydana

Düşmanım cebimde dosta baksana

Vatandaşım sahip çıktı vatana

Burası Türkiye benim vatanım

    Güneşi batanlar şimdi zindanda

    Vatandaşa bakın herkes meydanda

    Gazi yüreklerde Şehid mizanda

    Burası Türkiye benim vatanım

Batıya yöneldi yükselen duman

Milletim güçlüdür gücümüz İman

Şehidin kanıyla yazıldı roman

Burası Türkiye benim vatanım

    Terörist azınca olmaz ayarı

    Ülke hepimizin Cennet diyarı

    Rahat durun Haçlılara uyarı

    Burası Türkiye benim vatanım

Yetkili kurumlar verecek karar

Keyfi dayatmadır büyüktür zarar

Darbe ihanettir değildir yarar

Burası Türkiye benim vatanım

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan

 

 

 

SESLENİŞİM ATATÜRK'E

Gel desem

Hadi desem

Gelmezsin Atatürk

Bugün daha çok muhtacız sana

Büyük, küçük

     Nerede o

     Tek millet

     Tek bayrak

     Tek devlet

Bayrağı bile

İkileme peşinde bazıları

Yüreklerinde hala

Ayrışmanın sızıları

     Kimisi''sen, ben'' der dolaşır

     Kimileri atar içinden tekliği

     Bir bilinmez kirliliğe bulaşır

     Bak

     Nasıl da çatırdıyor

     Kurduğun devletin temeli

     Bilemezsin nedir bunların emeli

     Sürekli karıştırır dururlar

     Bulsalar en ufak fırsatı

     Bizi ta içimizden vururlar

Sen değil miydin

''Ne mutlu Türküm diyene..''

Haykıran..

Sen değil miydin

Tutsaklığın zincirini kıran

    Bak şu ortalığın haline

     Çocuklar bile

     Askere, polise taş atıyorlar

     Bunların düşleri başka Atam...

     Bunlar göz göre göre

     Bizi beş pula bile satmak istiyorlar.

Uyan Atam

Bir daha göster kendini

Bir daha, bir daha ezilsin kafaları

Otursun bir güzelce düşünsünler

Bilmem nasıl temizlenecek

Bunların o kirlenen yakaları.

Şükrü KACAR/Elazığ-Palu

 

AYAKTA ÖLECEM
Hep merdin mi akar yaşı
Çile dert mi tek gardaşı
Zalımların bitmez Taşı
Vurun ayakta ölecem lan
Vurun ayakta ölecem
     Öldürseniz boyun eğmem
     Haram lokmayı ben yemem
     Hak yolundan geri dönmem
     Vurun ayakta ölecem lan
     Vurun ayakta ölecem
Ocağımı söndürdünüz 
Yine çarkı döndürdünüz
Sanmayınız kandırdınız
Vurun ayakta ölecem lan
Vurun ayakta ölecem
     Ağaçlar ayakta ölür
     Yaprak kurur gazel olur
     Dolu olsanız ne olur

Vurun ayakta ölecem lan
Vurun ayakta ölecem

Burçak KARATAŞ/Malatya


      

                            

           BAĞIMSIZLIK

Bağımsızlıktır, milletimin ülküsü;
Çalıyor her sokakta; marşı, türküsü,
Halkı esarete koyamaz hiç kimse,
Bir tek kalsa da; şehidimin örtüsü.

      Bir oldular hainler, kurdular tuzak.
      Irak olsun esaret, bizden çok ırak.
      Bütün olmuş insanlar, bu zulme inat.
      Topa, tanka karşı; ölümü hiçe sayarak.

Bilmiyorum, kimlerden alıyor emir,
Her taraftan yağdırıyor; topla demir.
Tutamaz kimse bu milleti yerinde,
Bağımsızlık uğrunda canını verir.

       Sesimiz gür çıkacak bundan sonra.
      Atamaz ülkemize top, tüfek, tura.
      Millet tek vücut olmuş Ecdadım gibi,
      Boyun eğmez, hiçbir cuntaya, tabura.
      Gıyasettin GÜNEŞ/Elazığ-Palu

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.