RAMAZAN VE RAMAZAN (ŞEKER) BAYRAMINDA GÖRDÜKLERİMİZ


              RAMAZAN VE RAMAZAN (ŞEKER) BAYRAMINDA GÖRDÜKLERİMİZ
            Zaman’ın hızla akıp giden, hem de var hızla akıp giden ve gittiğinde dönüşü hiç mi hiç mümkün olmayan kıymetli hazinelerden biri olduğunu hep söyler dururuz.
İşte geri dönüşü mümkün olmayan hazinelerden biri olan zamanın bir bölümünü (27 Haziran ve 30 Temmuz tarihleri arası) rahmetin, mağfiretin bol olduğu, affedilmeye büyük bir imkan ve fırsat olan mübarek Ramazan Ayı ve hemen akabinde bayram olarak, Ramazan Bayramı bir diğer adıyla Şeker Bayramı olarak geçirmiş olduk.
Ramazan; hemen hemen her kesin bildiği, hem de çok iyi bildiği gibi (Birçokları uygulamıyor ve yaşamıyor olsalar da) mübarek bir ay. Yukarıda kısa da olsa ifadeye çalıştığımız gibi rahmet ve mağfiretin bol olduğu, sağlıklı yaşam ve talep karşısında affedilme kapısının açık, imkanının sonsuz olduğu, gecelerin gecesi Kadir gecesinin bünyesinde bulunduğu mübarek bir ay.
Bayram ise; yaşanan o mübarek ay sonrasında sağlıklı ve anlamlı yaşanılan ve sonucunda huzura erilen o ayın sevincinin paylaşımıdır, neşenin yaşanması, keder ve elemin arka planda tutularak geleceğe umutla bakımdır, adı üzerinde olduğu gibi çocukların verilen şeker, hediye ve harçlıklarla sevindirilmesidir. Birlik, beraberlik ve bütünlüğün pekiştirilmesine vesiledir.
Ne yazık ki bu yıl bu Ramazan Ayı ve akabinde yaşadığımız Bayram’ da, ramazan yani şeker bayramında yukarıda ifadeye çalıştığımız o anlamı, anlamlı an ve günleri pek göremedik. Gördük desek çok ta gerçekçi söylememiş oluruz çünkü görüp de yaşadığımız olumsuzluklar karşısında yaşanılan anlamlı anlar gölgede kaldı.
Ramazan ve Ramazan (Şeker) Bayramında gördüklerimiz olumsuz, insanı, insan olanı derinden yaralayan, kahreden anlamsız, ahlak ve insanlık dışı olumsuzluklardı.
Örnek verecek olursak;
Dünyada, İslam dünyasında, özellikle de Türk İslam (Irak Kerkük ve Musul’da, Azerbaycan’ da, Doğu Türkistan’ da) Dünyası ve Gazze’ de oldum olası var olan ancak söz konusu tarihler arası şiddeti ifade edilmeyecek kadar çok fazla olan;
Zulüm,
Zulüm kaynaklı acı,
Katliam,
Katliamın yarattığı akan kanı,
İnsanları yok eden katliamın soykırıma dönüşünü ve bunun sonucu bir (Filistin ve Türkmen’ lerin) milletin yok olma projesinin gerçekleştiğini gördük.
Bu katliam ve soykırımı dünyanın gözünün içine baka baka, özellikle de kendine silah ve uçak yakıtı veren devletlerin gözünün içine baka baka işleyen katil, cani, insanlıktan nasibini almamış İsrail ve de 9 Azeri kardeşimizin ölümüne sebep olan Ermenistan’a seyirci kalan, bana ne diyen devletleri, Müslüman geçinen Müslümancık devletleri ve de o devletlerin milletini,
İslam’ın ön görmediği biçimde İslam adına katliam yapan IŞİD’ in Türk Konsolosluğunda görevli olanları toplam 49 kişiyi kaçırıp bugüne kadar teslim etmediğini ve bunun karşılığında gerekli mücadelenin verilmediğini,
Pkk terör örgütünün ülkenin ve milletin huzur ve güvenini, birlik- beraberlik ve bütünlüğünü bozan hal ve hareketlerini ve terörist faaliyetlerini,
Trafik terörünün aldığı canları, yarattığı tahribatı, milli servete verdiği zararı ve bunlar sonrasında inanç zafiyetinden kaynaklı nefsine yenik düşen insanların isyanını,
Allah’a,
Peygambere,
Kuran-ı Kerim’e,
Ve de büyük-küçük, çoluk-çocuk demeden, aile var diye düşünmeden ağza alınmayacak bariz küfürlerin savrulduğunu,
Bunlar karşısında bırakın güvenlik görevlilerinin emniyet güçlerinin bile müdahalede bulunmadıklarını ve de bu ahlaksızlığa bir şekilde müdahale etmek isteyen vatandaşların tutuklanacağını ifade eden emniyet görevlilerini gördük.
Söz konusu bu ay ve bu bayramda Elazığ’da olanlar bilirler her yerin delik deşik olduğunu, asfaltın yapılmayarak millete toz toprak yutturulduğunu, özellikle de Sigorta Hastanesinden başlayan ve Araştırma Hastanesi kavşağında son bulan Yunus Emre Bulvarı sakinlerinin isyanını, bu yetmezmiş gibi suların kesik olması sonucu var olan isyanlarının artarak zirveye çıktığını gördük.
Dahası yok mu?
Var elbet ama toplumda insana, insanlığa ve de devlete karşı aşırı bir güven, sevgi, şefkat ve merhamet zedelenmesi olmasın diye sadece ve sadece bunları ele almakla yetinmek istedik.
Yoksa cami edep ve adabını bilmeyenlerin,
Kuran-ı Kerim okunurken veya okurken (Mazeretleri yokken) ayaklarını uzatanların,
Suriye’ den gelenlerin dilenmelerinin ve istismar edilmelerinin,
Ulu orta küfürlerin havada uçtuğunun hadi var hesabı yok türünden daha neler var neler.
Evet; öyle veya böyle bir Ramazan Ayını ve akabinde yaşadığımız bayramı acı içinde, göz yaşı dökerek yaşadık ve gördük.
Allah; bundan böyle acı dolu, kan dolu, katliam dolu, soykırım yaşanan bir Ramazan Ayını ve bayramını bizlere, biz Müslümanlara, Müslüman Türk Toplumlarına göstermesin ve yaşatmasın diyor, Müslümanlara akıl, fikir, izan nasip etsin. Müslümanlar üzerinde oyun oynayıp zulümde bulunan ve onlara uşaklık ve maşalık yapanlara da fırsat vermesin, kahhar bi ismi sıfatıyla kahretsin diyoruz…   
                                                                        AYETLER
*Allah katında tövbe kötülüğü ancak bilmemezlikten yapanların, sonra da hemen tövbe edecek olanlarındır. İşte Allah onların tövbesini kabul eder. Allah bilir, hikmet sahibidir. Nisa: 17
*Kötülükleri işleyip dururken herhangi birine ölüm gelince ‘’Ben şimdi tövbe ettim’’ diyenlerin tövbesi kabul edilmez. Onlar ancak inkarcı olarak ölürler. İşte onlara elem verici bir azab hazırlamışızdır. Nisa:18
                                                                  GÜZEL SÖZLER
*Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa; hakkında bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır. Tevfik Fikret
Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa; hakkında bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır. Hasan-ı Basri
 
EVİMİZ İPOTEKLİ
Asya’da
Sancılı bir ülke
Türkiye…
Türkiye’nin güneyinde
Kadim bir şehir
ADANA
Ve Adana’da gizemli bir semt
İNCİRLİK
     Ne zaman Körfez’de sular ısınsa
     Hareketlenir İncirlik
     Bizim hava sahamızda
     Kanatları, kuyrukları, motorları
     Haç işaretli
     Ve Müslüman kanına aşeren
     Katil uçaklar
     Ölümü çağrıştıran uğultularıyla
     Kulak zarlarımızı bıçaklar
İncirlik
Bize uzak
Amerika’ya yakın
İncirlik
Bir küçük Amerika
İncirlik’ten içeri
Ne sivillerimizi sokarlar
Ne askerlerimizi
Silahların namluları birden parlar
- No, no! Forbidden
Gerisin geri dönerken
Gözlerin kararır, başın döner
Küfürler yağdırırsın içinden
     Bir Adana’nın içinde
     İki sefareti vardır Amerika’nın
     Bilgiler burada toplanır
     Buradan yönetilir Ortadoğu
     Türklere kapalı Amerikan pazarları
     Onlar lüksü ve ihtişamı oynarlar
     Biz’se sefaleti
Bir noel sürecindeydi
Hiç unutmam
Bağdat’ı noel ağacına benzetmişti
İncirlik’ten havalanan uçaklar
Suçluyu, suçsuzu ayırmadan
Şu çocuk, şu yaşlı
Şu kadın, şu hasta demeden
Yağdırmışlardı aman bilmez bombalarını
Günahsız insanların üzerine
Cayır cayır yakmışlardı
Taşları, toprakları, suları
     Bu sene de
     Mübarek ramazan ayının başında ve içinde
     Tekrar sahnelediler aynı oyunu
     Üzerlerine “Müslümanlara Ramazan hediyesi” yazdıkları füzelerle
     Yeniden yıktılar, yaktılar Bağdat’ı
     Yedi iklim olanları kınadı da
     Bizim kılımız bile kıpırdamadı
     Gidişlerinde ve dönüşlerinde
     Her zaman
     Roteryan ve lions selamlarıyla selamladık
     Cinayet uçaklarını
Bizi kimler yönetiyor Allahaşkına?
Sinirlerimiz felç olmuş
Gözlerimize kara bantlar çekmişler
Beziryağına bulamışlar gönüllerimizi
Beyinlerimiz yıkanmış
İnsanlarımızı kamplara bölmüşüz
Aydınlığın önünü putlarla kesmişler
Boğazlamaya çalışıyoruz birbirimizi
Silahla, sopayla
Türlü dalaverelerle
Oturan oturuyor tepemize
Bize seçtirmiyorlar yöneticimizi
     Ülkemiz işgal edilmiş
     Evimiz ipotekte
     Özgürlüklerimiz de öyle
     “Çağdaş uygarlık düzeyi” demişiz
     Bahtımızın boyası olmuş en kara
     Borçlanmayı sevmişiz
     Amerika’dan
     Demode silahlar gelmiş
     Zehirli dolarlar gelmiş
     Gümrüksüz viskiler gelmiş
     Yemiş ve yudumlamış Ankara
     Daha, daha, daha denmiş
Asya’da
Sancılı bir ülke
Türkiye
Türkiye’nin güneyinde
Toros dağlarının eteğinde
Kadim bir şehir var
Adı: ADANA
Ortasında Seyhan ırmağı akar
Çok gizemli bir semt
Çözümsüz bir muamma gibi ortaya çıkar
İNCİRLİK
     Ne zaman İncirlik’ten bir uçak kalksa
     Çevredeki evler sarsılır gürültüden
     Kumrular, güvercinler perişan olur
     Bir yeri vurmaya mı gidiyor
     Bir terör örgütüne erzak mı götürüyor
     Bir keşfe mi çıkıyor
     Bilemem
     Kuşkular içimde habis urlar gibi büyür
     Damarlarımda kanlar çekilir
     Umutlarım yaprak yaprak dökülür.
İncirlik bir iç-kale
İncirlik ipotekli
Hallaç olur
Adana’yı pamuk gibi attırırız da
Biz,
Sivil olsun, asker olsun
İncirlik’ten içeri giremeyiz.
Buldok köpekleri gibi besili
Kimi sarı, kimi beyaz, kimi zenci
Görevli askerler dikilir karşımıza
- No, no! Forbidden!
Çaresiz geri dönerken
Gözlerin kararır, başın döner
Tırnaklarını batırırsın avuçlarına
Küfürler yağdırırsın içinden
     İncirlik bir küçük Amerika
     Amerika’ysa Bill Clinton
     Benim ülkemse Monica Lewisky
     Skandal üstüne skandal yaşanır
     Amerika her zaman beyaz efendi
     Biz’se kapıdaki kadim zenci
     Gelsin daha demode silahlar
     Daha daha yeni dolarlar
     Daha daha daha çok viski
     Yesin içsin; çalıp oynasın
     Yarını düşünmesin Ankara
     “Borç yiğidin kalesi”
     Dünya Amerika’nın kölesi
     Viranlar düşünsün düşünecekse
     Evimiz ipotekte.
           Bahaettin KARAKOÇ
 
YA BİTER YA ÖTER GAZZE
Şeytan üçgeninde Gazze planı
Birleşelim öldürelim yılanı
Dil kesilsin sona ersin yalanı
Okuyoruz her gün aynı romanı
     Vampirler durmadan emmiyor kanı
     Ölü sayısı tıkladı doksanı
     Yaşlı bebek enkazlardaki canı
     Okuyoruz her gün aynı romanı
Ayılaşmış Amerikan başkanı
Haçlıya sor tanımazlar Rahmanı
Durduralım bu vahşeti talanı
Okuyoruz her gün aynı romanı
     Yiğit değil bu dünyanın insanı
     Acıyorum eş göstersem hayvanı
     Tapusunda sayıyor tüm cihanı
     Okuyoruz her gün aynı romanı
Hatırlayın hazreti Süleyman'ı
Miracdaki Muhammed Mustafa’nı
Çağıralım Osmanlıyı Sultanı
Okuyoruz her gün aynı romanı
     Birleş millet bastıralım isyanı
     Durduralım batıdaki tufanı
     Vere vere bırakmadık kurbanı
     Okuyoruz her gün aynı romanı
Günyüzü yok her yer bomba dumanı
Gözyaşları andırıyor Ummanı
Toprağımız Yahudi'nin harmanı
Okuyoruz her gün aynı harmanı
     Ey Müslüman unuttun mu atanı
     Bu toprak uğruna yerde yatanı
     Kurtuluş yok yazdırmazsak destanı
     Okuyoruz her gün aynı romanı
     Mahmut ALDEMİR/Adıyaman-Çelikhan
 
 BARACK HÜSEYİN OBAMA
Bir ilkin mimarı dendi kendisine
Bir umut bıraktı beşerin cümlesine
Sempati duyuldu ismindeki Hüseyin’e
Bir hayal kırıklığı Barack Hüseyin OBAMA
   Ekrandan dünyaya gülümser bir yüz dağıttı
   Ardından ne kadar zalim varsa, bir bir toplattı
   Altı yılda Ortadoğuyu tar-u mar etti kanla dağıttı
   Yaşayan son Firavundur Barack Hüseyin OBAMA
İran üzerinden dünyayı uyutup, Esed’i ovuşturdu
Mısır’ı yerle yeksan etmeye, Le’in Sisi’yi koşturdu
Kaddafi gibilerini yem edip, Netenyahu’yu coşturdu
Katiller bar’ında bir barmendir Barack Hüseyin OBAMA
   Mişon’ları şımarttıkça şımarttı, saldı Filistin’in üstüne
   Işid’a giydirip yalandan cihad elbisesini, indi İslam’ın kalbine
   Ölümlerden ölüm seçtirdi her gün, Muhammed’in ümmetine
   Suskunluğumuza yine hayret edendir Barack Hüseyin OBAMA
Bugün çıkmış diyor ki, İsrail’in hareketi meşru müdafaadır.
Hem intikamla hareket etmesinler, çağrım her iki tarafadır.
Filistinde ölen çocuk kadın yaşlılar, gövdeden ayrılan bir çok kafadır.
Ne dediğini biliyor ve hala bize dudak altı gülüyor Barack Hüseyin OBAMA
   Yahudi’leri kesip atan Hitler mirasçısı Merkel, tarafını belli etmiştir
    Zulüme birleşmiş milletlerin çobanı Ban Ki Moon, aynı cepheyi seçmiştir
   Dünya İnsan Hakları Örgütü, yine imtiyaz hakkını Avrupa’ya hibe vermiştir                  
   Halen kendisinden medet beklenen bir deccaldır Barack Hüseyin OBAMA
İsmi sevilmişti manasından ötürü, ama bu Bush’tan da soytarı
Suud’u aldı avucunun içine, mühimmat deposuna bağladı hem Katarı
İslam ülkeleri hoş uyurken gövdeyi kan götürüyor, Ortadoğu can pazarı
Haçlı seferlerin devamında, bu ordunun baş konutanıdır Barack Hüseyin OBAMA
   Yine kan akıyor Ortadoğu da, en başında Irak, Suriye ve Filistin
   Cihad’ın şeklini unutmuş belki ama iradesi ve duası var bu ümmetin
   Ey Müslüman Allah rızası için verdiğin hangi savaşı, çarpışmadan kaybettin
   Gün birliğin günüdür, gün kardeşliğin, gün duanın günüdür haydi eller DUAYA
Ve…
Artık Melekler inmezler arştan, şimdi siz sesinizi duyurun Ey Müslümanlar DÜNYAYA
Heybetiniz korku olup girsin kalbine, o zalimlerin El-BAĞDADİ’YE, BENYAMİN’E, OBAMA’YA
                                                                                      İhsan İPEK/Diyarbakır

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.