ŞAİR VE ŞİİR ÜZERİNE-1-


                                                    ŞAİR VE ŞİİR ÜZERİNE-1-

            Yıllar öncesinden günümüze kadar birçok alanda birçok şeyler söylenmiş ve konuşulmuş, birçok şeyler yazılmış ve çizilmiş şair ve şiir üzerine yazılıp çizildiği gibi.

            Öyle inanıyorum ki söylenen, konuşulan, yazılan, çizilen ve de dillendirilen konuların başında gelir şair ve şiirleri üzerine konuşulan, yazılan ve çizilenler.

Kültürü olmayan veya var olan kültürlerini yaşamayıp yaşatmayan toplumların millet olma gibi bir lükslerinin olamayacağı gibi, millet olmuşların ise ayakta kalma ve varlıklarını sürdürmeleri gibi bir lüksleri yoktur. Çünkü milletlerin varlığı kültürleriyle kaimdir. Şairler, milli ve manevi çerçevede bir yaşam süren şairler, milletin kültür elçisi, şiirleri de kültürün yaygınlaşması ve devamiyetini sağlayan bir etken.

            Şair, edebi kişi olarak şiir yazan, şiirleri türkülere ve şarkılara söz olan kişi ve kişiler olarak bilinse de bizce şair,

Ruh dünyası geniş,

Milli alanda hassasiyeti yüksek olduğu gibi kişileri hassasiyete yönelten,

Manevi alanda ilham alma yönü derin ve geniş olduğu gibi kişi ve kişilere ilham kaynağı olan,

Gönül pınarı kaynayıp çağlayarak söze gelip şiire dönüşendir.

Şiir ise, şairin gönül pınarından kaynayıp çağlayarak dışa vuran ve yansıyan histir, hissiyattır. Türkülere ve şarkılara söz olandır.

Fazla söze ne hacet kısaca şiir, hem beşeri aşkın, hem de ilahi aşkın gönül pınarından kaynayıp söze dönüşerek dışa vurumudur, yansıyanıdır.

Yukarıda ifadeye çalıştığımız gibi bu her iki konu da birçok insan, özellikle yazar ve çizerler bir takım sözler sarf etmiş, güzel ve anlamlı şeyler söylemiş olmalarının yanında şiir yazan şairler ve şiirleri üzerine de yeri ve zamanı geldiğinde gerekli eleştirilerde bulunmuşlardır.

O nedenle bu konuda dün olduğu gibi bugün de söyleyeceklerimizi yeterince söyledik ve yazdık daha fazla söze gerek yok diye düşünüyoruz.

Çünkü bugün bu sayfa da konuk ettiğimiz değerli bir edebi şahsiyetimiz bu her iki konu hakkında kendince çok güzel şeyler yazıp eleştiri de bulunmuş da ondan. Bize düşen de yer işgaliyesinde bulunmamaktır. Sevgi ve dua ile…

 

                                                                   AYETLER

*Şeytan onlara vaatte bulunur, onları olmayacak kuruntulara düşürür. Şeytanın vaatleri ise ancak aldatmacadır. Nisa:120

*Onların yurtları cehennemdir, oradan başka kaçacak, sığınacak yer bulamazlar. Nisa:121

*İnanıp yararlı işler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Onlar orada devamlı kalıcılardır. Allah’ın vaadi haktır. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır? Nisa:122

                                                             GÜZEL SÖZLER

*Şair, her gün konuştuğumuz kelimelerle; insanların ruh dünyasına “imanı, hoşgörüyü, paylaşmayı, şefkati ve aşk”ı bir buket halinde sunmaya çalışan insandır.. Ahmet Tevfik OZAN

*Bir kompozisyona bağlı kalmadan gelişi güzel oluşturulan serbest şiirlerin daha doğrusu düz yazıların etkili okunması da onlara şiir hüviyeti kazandırmaya yetmemektedir. Gerek şiirin içyapısı gerekse dış yapısı dikkate alınmadan kaleme alınan çalışmalara itibar edilmemesi gerektiğini düşünmekteyim. Kenan ÇARBOĞA

*Şiir, Şairin yüreğinde alevlenen bir sevdadır. Mehmet Şükrü BAŞ

*Şair, güzel olan şeylerden yeni bir güzellik çıkaran kişidir. Lütfi PARLAK

*Hayatta tek imrendiğim servet: Ömürle ölümü hizalayıp ölümü; kavuşma, vuslat günü olarak telakkide Mevlana mefkûresindeki ergenliğe ulaşmaya çalışmak. İlhami BULUT

 

                                                        BİR KONU BİR KONUK

                                       GÜNÜMÜZ TÜRK ŞİİRİNİN SORUNLARI

Artık şiir kitapları satmıyor ve artık şiir eskisi kadar okunmuyor. Bu fikir hemen hemen okuyan, yazan ve edebiyat adına kafa yoran her beynin bir köşesinde yer ediniyor. Bu fikirler sürekli olarak seslendirildiği ve telkin edildiği için de toplumun her katmanına hızla yayılıyor. Bunların doğal bir sonucu olarak baştaki söz kendi kendini ispatlamış oluyor.

Böyle bir sonuca nasıl varabildik, neler bizi böyle düşünmeye sevk etti? Bizleri şiirden soğutan ve uzaklaştıran sebepler neler? Bu safhaya gelmemizin sorumlusu kimler? Yeniden şiiri keşfedebilir miyiz? Şiir bizden neden bu kadar uzak? Bu ve buna benzer sorular her gün düşüncelerimi işgal ediyor. Bir şiir okuru olarak bulduğum eksiklikleri sizlerle paylaşmayı ve beraberce tenkit etmeyi uygun görüyorum.

Bugünkü Türk şiirinin en büyük sorunu kaliteli şiirlerin oluşturulamamasıdır. İşte bu kalitesizliğin nedenlerini sıraladığımızda karşımıza çok uzun bir liste çıkmaktadır. Sabrınızın sınırlarını zorlamadan bunlardan önemli gördüklerimi paylaşmak istiyorum.

*Şairlerimizin ne yazık ki okuma alışkanlıkları bulunmamaktadır: Çok büyük bir şiir mirasına sahip olmamıza rağmen bu değerlerden şairler yeteri kadar istifade etmemektedir. Bunun doğal sonucu olarak da kendi kabuğu içinde yok olmaktadırlar. Bu kısır döngü ne şaire ne de edebiyata en ufak bir fayda sağlamamaktadır. Kendilerine ördükleri bu duvarlar eninde sonunda onları sıkmaya başlayacak ve sonunda bu mengenenin arasında eriyip gideceklerdir. Hâlbuki okunan her değer, her şiir gelecek için yeni yeni ufuklar açmaya yardım edecektir.

*Okuyanlar ise ustaların etkisinden kurtulma başarısını gösterememektedirler: Bir şiirde başka bir şairin izini görmek şair için eleştiri konusu yapılabilir. Ama bir şiirde etkilenildiği söylenen şairin tamamıyla görünmesinden izinin görülmesi daha masumanedir. Öyle ki şairin izlerinden ziyade şairlerin kendileri şiirlerde boy göstermektedir. Bazen yaşayan bir şair bazen de kemiği toprağa karışmış bir usta kanlı-canlı görünür şiirlerin bütününde. Bu yüzden özgün şair ve şiire bir türlü yaklaşamıyoruz.

*Hece ve serbest şiir tartışması: Bu tartışma içinde yer alan hececilerin yanılgısı şiirin sadece kalıplara uyduğunda şiir olacağı düşüncesidir. Her kafiyeli ve ölçülü sözün şiir olmadığını kabul etmek mecburiyetindeyiz. Hece şiirinde yapılacak şeylerin henüz bitmediğini kabul etmeliyiz ama örnekte de görüleceği gibi kafiye ve ölçünün bir şiir için yeterli olmadığı da akıllardan çıkarılmamalıdır.

Bahçelerde pırasa

Bu ne güzel lacivert

Ben annemi özledim

Yaşasın cumhuriyet.

Aynı zamanda serbest şiir yazanların şiiri sadece akla gelen şeylerin kâğıda dökülmesi olarak görmesi de büyük bir cehalet örneğidir. Serbest şiiri saçmalama bahçesi olarak kabul edenler manzumla nazım arasındaki farkı ayırt etmek durumundadırlar. Bir kompozisyona bağlı kalmadan gelişi güzel oluşturulan serbest şiirlerin daha doğrusu düz yazıların etkili okunması da onlara şiir hüviyeti kazandırmaya yetmemektedir. Gerek şiirin içyapısı gerekse dış yapısı dikkate alınmadan kaleme alınan çalışmalara itibar edilmemesi gerektiğini düşünmekteyim.

*İmge avcılığı: Şairin gayesinin söylenmeyeni söylemek olduğunu düşündüğümüzde farklı şeyler söylemesi ve farklı şekiller denemesi gayet normaldir. Ama şiirde sadece farklı olmak adına gülünç şeylerin yapılması da şiirimize yarar değil aksine zarar vermektedir. Şiirin bütünüyle uyuşmayan, iğreti duran bir yığın anlamsız benzetmeler kullanmak şairi özgün değil ancak maskara yapabilir. Yeni imge kullanmak adına şiirin bütünlüğü ve anlamı katledilmemelidir. Maalesef üzülerek görüyorum ki yeni diye bize sunulan şeyler birbirine iliştirilmiş sözcük grubundan başka bir şey değil. İsterseniz birkaç cümlelik yeni imgelerle şiir deneyelim bakalım ortaya neler çıkıyor.

 

           ARDINDA

Ardında kaldı kanadı kırık karıncalar

Penceremin önünde bir avuç şişko üzüntü

Nice seyrek gülüş sıvazlamaları taşırım

Sayısız ayinler oksijen tortusuyla cebimde mahzun

Yeşilimsi bir yoğurt çalar kapımı

Kadife ayrılıklar alır götürür...

(İşte size çağdaş şiirden ölümsüz bir örnek.)

*Akıcılığın kaybolması ve ses yitimi: Şiirler dikkatle okunduğunda görülecektir ki Türk şiirinin, daha doğrusu şiirin olmazsa olmazlarının bulunmadığı fark edilecektir. Bir şiirde bulunması gereken akıcılık, ahenk, ritim ve coşkunun günümüz Türk şiirinde esamesinin bile okunmadığını görebiliriz. Yan yana dizilmiş satırlar dolusu sözleri birbirine bağlayan bu yapıştırıcı unsurlar ne yazık ki şiirimizden silinip atılmıştır. Şiire has olan sesin yerini hırıltılı, hasta ve kulak tırmalayıcı bir yapı almıştır. Neticesinde de yavan bir söz yığınıyla karşı karşıya kalmak zorunda bırakıldık.

*Şair şişirme merkezleri: Edebiyatımızdaki yetkin şiir eleştirmeni eksikliği şiirdeki bu çıkmazın temelini teşkil etmektedir. İyi bir şiir eleştirisinin olmaması sonucunda her grubun, derginin ve siyasi örgütlenmelerin kendilerinin destekleyip büyüttükleri şaircikleri ortaya çıkarmıştır. Bu şaircikler belirli bir grubun malı olduklarından o çember etrafında dönüp durma gayretini akıllarından çıkaramamışlardır. Tarafsız olma iddiasında olanlar ise bir yer bulamadıkları için yavaş yavaş ortadan kaybolmuşlardır. Şiire devam edenler ise bir yere yaslanma gereğini duyarak sanatlarını ve benliklerini bu grupların inisiyatifine terk etmişlerdir. Yapmacık ve tek yönlü şiirlerin çıkması bu şekilde oluşmaya başlamıştır.

Yukarda ifade ettiklerimden başka şairlerin şiir bilgisinden yoksun olmaları, duygunun yerini yapmacık sözlerin alması, şiirden çok şairin değerlendirilmesi, konu sıkıntısı ve çok şiir yazma gayreti iyi şiirin oluşmasına engel olan faktörlerdir. Bunlar benim görebildiklerim. Belki sizin de ekleyeceğiz kaç tane madde vardır

(Bir elin parmağını geçmeyen ustaları tenzih ediyorum.)

                                                                                                         Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

        CAN AZERBAYCAN
Türkiye can demiştir bu güzel Türk ülkeye
Tarihi bir bağıdır Toroslarla Kafkaslar 
Çırpınır Karadeniz Hazarım gülsün diye
Can Azerbaycan’ım da mutlu olsun gardaşlar

Yıllarca hasretini çektiğimiz bir diyar
İki devlet tek millet gönül bağı bahtiyar
Çok çile çektirmiştir bize kaybolan yıllar
Can Azerbaycan’ım da bu gün mutlu gardaşlar

Oy Bakü derdini nice çektin bu çağın
İntikamı alınır yakında Karabağ'ın
Temeli yıkılınca Kremlin Sarayı' nın
Can Azerbaycan’ım da mutlu olur gardaşlar

Türk'üm diye haykıran gök hazar da bir ülke
Şanla şeref kattınız bu alemde Türklüğe
Bir günde yok olacak enperyal kızıl leke
O zaman Azerbaycan mutlu olur gardaşlar

Vatan aşkıyla yanan Elmas Yıldırım vardı
Son nefesine kadar büyük hasretle yandı
Bu günleri görseydi mutluluktan uçardı
Gene de mutlu olun, mutlu olsun gardaşlar

Bütün Türk yurtlarının adı Anadolu dur
Dünya şunu bilsin ki bu Turanın yoludur
Bu gelecek yüzyıllar Türklerin yüz yılıdır
Böylece mutlu olun, mutlu olun gardaşlar

Tuncer SÖNMEZ/Tunceli-Hozat

 

 

TÜRKMEN DAĞI'NA

Bu, Müslüman Türk’ün asil sesidir

Duyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

Bu hâl yerin, göğün titremesidir!

Diyenler yürüsün Türkmen Dağı’na

     And olsun bayrağa, Kur’ an’ a, dine

     And olsun göklere, yıldıza, güne

     Ulu Yaradanın cihat emrine

     Uyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

Düşünsün yurduma ordular çeken

Fırtına biçecek rüzgârı eken

Kefeni belekte, beşikte iken

Giyenler yürüsün Türkmen Dağı’na

     İmanı gürz edip gencecik yaşta

     Düşmana saldırır hem de en başta

     Vatan ateşiyle Sarıkamışta

     Buyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

Huşuyla yönelip mübarek göçe

Er olan evvela canından geçe

Şahadet aşkıyla ölümü hiçe

Sayanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

     Özden sevdalıysa bayrak alına

     Ölse de meyletmez dünya malına

     Başını koç gibi Allah yoluna

     Koyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

İhlas çağıldarken yiğit sineden

Kanar da duyulmaz ağıt sineden

Hakkın muştusuyla yardan, anadan

Cayanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

     Yeniden gem vurup Oğuz atına

     O atla ulaşır Resul katına

     Dünyanın yalancı saltanatına

     Doyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

Yediden yetmişe alp, eren canlar

Kadını, erkeği övülmüş kanlar

Teginler, tarkanlar, yabgular, hanlar

Noyanlar yürüsün Türkmen Dağı’na

Kenan ÇARBOĞA/Sivas-Gemerek

 

AH İNSANLAR

Söğüt suya secde eder

Kavak göğe uzar gider

Çınar enine derbeder

Ah ağaçlar vah ağaçlar

     Çimen bayırın örtüsü

     Papatya çayırın süsü

     Otlar koyunun besisi

     Ah çiçekler vah çiçekler

Toprak altında solucan

Kelebektir renk renk uçan

Karıncalar ne küçük can

Ah böcekler vah böcekler

     Tanrı verir onlar yolar

     Çiçek ellerinde solar

     Ne mantık ne düşünce var

     Ah insanlar vah insanlar

Güzide Gülpınar TARANOĞLU

 

ÖLÜMSÜZ MAVİLİK DENİZİ

Kerkük,

Kerkük olalı,

Ben buradayım.

Gözlerim,

Düşlerim,

Düşüncelerim,

Mavilerle dopdolu.

O günden bugüne,

Ne börkümü değiştim,

Ne de adımlarımı.

     Kerkük,

     Kerkük olalı,

     Ben buradayım.

     Ne kral’a bi’at ettim,

     Ne de Saddam’a evet sloganı attım.

     Buna üstelik

     Şimal yağmurlarına,

     Tarlalarımı açmadım.

     Güney rüzgarlarında da,

     İçime sığındım.

Kerkük,

Kerkük olalı,

Ben buradayım.

Bir yanımda hasasu,

Bir yanımda Aksu,

Çağlardan beri,

Bu iki ırmakla akıyorum

Ölümsüz mavilik denizine…

Cevdet KADIOĞLU/Irak-Kerkük

 

       BİLMEDİM

Yandım alovun dili tək,
Soldum bağçanın gülü tək.
Açdım gözümü ölü * tək,
Sağ günə çıxa bilmədim.

     Könlümdə min nalə, ağı,
     Ürəyimin getdi yağı.
     Çoxları tək kef-damağı
     Çağ- günə çıxa bilmədim.

Ömrü qaya, dağ yaşadım,
Sinəsi dağ-dağ yaşadım.
Hər gün üzüağ yaşadım,
Ağ günə çıxa bilmədim!

Mais TEMKİN/Azerbaycan

 

YAPRAK DÖKÜYOR

Bir ömür hazan mıydı gönül bağlarım;

Neden ki umutlarım yaprak döküyor?

Göz göre göre akıp giden yıllarım

Kapıldı bir girdaba sal götürüyor.

     Rengi soluyor dokunduğum her şeyin

     Beyaz siyaha, al sarıya dönüyor.

     Ağlamak ve inlemek nafile bugün;

     Bütün kazancımı yel götürüyor.

      Mehmet Şükrü BAŞ/Elazığ

 

SEVDA ŞAİRİ

Ben bir sevda şairi

Aşk yazdırır şiiri

Gönül kapımı açan

Tanıyacak Mahiri

Mahir Gürbüz/Elazığ

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
11Ekm
03Ekm

Eylül’de hazanlaşmayan!..

27Eyl

Biz korkuyoruz!..

20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.