SARIKAMIŞ


                                                           GÖNÜL TAHTINDAN

                                                                        SARIKAMIŞ

            Bir milletin veya bir toplumun geçmişini, yani kültürel olgularını sergileyip geleceklerine yön veren bilimlerden biridir tarih.

            Her milletin tarihi akışı farklı farklıdır. Biz Türk Milleti’nin tarihi akışı dünyada var olan tüm milletlerin tarihi akışından çok daha farklıdır.

Büyük savaşları büyük mücadele vererek acı içinde yaşayıp yıkılmış birçok devletin ardından devletler kurmuş, üç kıtaya hükmederek birçok medeniyete ev sahipliği ve İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir millet olan Biz Aziz Türk Milleti;

Varlıkla beraber yokluğa,

Sevinçle beraber acılarla kardeş (gardaş) olmuş,

İslam’ın bayraktarlığını yapmış (ve halen daha torunları olarak bizlerin yaptığı, yapmakta olduğu bayraktarlık şerefi devam etmekte) büyük bir milletin, ecdadın ahvadıyız. Büyük bir ecdadın ahvadı olarak acılarla iç içe olup yoğrulmuş büyük bir milletiz, tüm unsurlarımızla büyük bir devletin sahibiyiz Aziz Türk Milleti olarak.

Biz Türk Milleti; tüm unsurlarıyla asırlardır bir bütün olan, bir bütünün parçaları olan her türlü oyun, tezgah ve entrikalara rağmen bütünlüğünü bozmayan Biz Aziz Türk Milleti;

Balkan Savaşı,

Destanlaşmış Çanakkale Savaşı gibi biri yenilgiyle bir diğeri ise bir milletin hürriyet ve bağımsızlığını elde ettiği galibiyetle de olsa büyük acılar yaşanarak sonuçlanan savaşlardan sonra bu millete acılar yaşatan, acısı halen daha yüreklerde tazeliğini koruyan bir diğer acılı savaşta Sarıkamış’ ta yaşanan savaştır.

SARIKAMIŞ; iki kez kavrulmuşluğun savaşıdır.

Birincisi; Yemen’in sıcağında kavruluş,

İkincisi ise; Sarıkamış, Allahuekber dağlarında ki soğuğun, sıfırın altında ki donun kavuruculuğudur.

Bu topraklarda gözü olup düşmanlığı alenen bilinen Ruslar ve Ermeniler ile düşmanlıkları gizli olan sözüm (Alman, İngiliz ve gibi..) ona batılı dostlarla (Dost bildiklerimizin bizleri attığı kuyu) yaşanan, iki yüzün üzerinde askerimizin yok olmasına sebep bir savaştır Sarıkamış (Savaşı) Harekatı.

Sarıkamış Harekatı; tecrübesizliğin, cehaletin, enaniyetin ve de gururun var olduğu ve sonuçta bu sebeplerden dolayı acılarla dolu mağlubiyetin yaşandığı bir savaş ta diyebiliriz.

Birçok insan bu görüşe katılmıyor olsa da gerçek bu. Yalan ve yanlışın arkasına sığınıp gerçekleri göz ardı edenlerin geleceklerinin pek parlak olduğu söylenemez. 

Sarıkamış Harekatı; üzerine romanların, onlarca şiir ve makalelerin yazıldığı, güzel ve de anlamlı sözlerin ifade edildiği, ağıtların ve türkülerin yakıldığı,  bestelerin yapıldığı acı dolu bir harekat, bir savaşın adıdır.

Evet; birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı tarihi açısından en acı, toplumu derinden yaralayan acılarından biri olan 4 gün sonra 101. yılını anacağımız Sarıkamış Harekatı bu yıl itibariyle 101 yıl önce 22 Aralık 1914'te başlamıştı.

Felaketin ötesinde bir felakete dönüşen ve unutulması mümkün olmayan harekâtta Yemen’in sıcağından kavrulmuşlukları yetmezmiş gibi Sarıkamış’ın soğuğunda da kavrulan binlerce Osmanlı askeri yaşamını yitirmişti.

22 Aralık 1914'te başlayan harekatın amaçlarından biri bugün yine başımıza bela olan Rusları, bir şekilde Suriye’de yaşanan savaşa katılarak BAYIR BUCAK TÜRKMENLERİ’ nin yok olmasına çalışan, Akdeniz ve Ege denizlerinde savaş çığırtkanlığı yapan, tahrikkar Rusları kuşatmaktı, Ermenistan’la olan birliktelikleri sonucu ülkemiz üzerinde var olan emellerini boşa çıkarmaktı ama maalesef öyle olmadı.

Çünkü 9 Ocak'a kadar süren bu savaşta yukarıda ifade ettiğimiz gibi Osmanlı ordusu binlerce askerini ya soğuktan donarak ya da hastalıktan kaybetmişti. Acısı halen daha yüreklerde tazeliğini korumakta olan savaşın bitiş tarihi konusunda farklı görüşler ortaya konulsa da yaygın olan Enver Paşa’nın görevi Hafız Hakkı Paşa’ya devredip cepheden ayrıldığı 9 Ocak harekatın sonu olduğu yönündedir.

Sarıkamış Harekatı, gün gün taaruzlarla devam etmiş, taarruzun ilk günü olan 22 Aralık’ta başlayan savaş Türk kuvvetlerinin Ruslara karşı oldukça kuvvetli taarruzda bulunduğu gündür.

23 Aralık: Harekâtın ikinci günü ise Türkler açısından başarılı bir gün olarak sonuçlanmış,

24 Aralık: Türk 10. Kolordusu, dağılan Rus kuvvetlerini takip için asıl istikametinden daha kuzeydoğuya kayması nedeniyle Kosor üzerinden Allahuekber Dağları'na sapmış,

25 Aralık: Rusların kuvvetlendirilmiş mevzilere çekilmesiyle Türk birliklerine gece taarruzu emri verilmesine rağmen yorgunluk nedeniyle taarruz ertelenerek gerçekleşmemiş,

26 Aralık: Allahuekber Dağları'nı aşan 10. Türk Kolordusuna bağlı birlikler yapılan 19 saatlik gibi uzun süren yorucu bir yürüyüş sonunda kuvvetlerinin çoğunu dondurucu soğuk nedeniyle kaybetmiş,

27 ve 28 Aralık: 9. Türk Kolordusu taarruzlarına devam etmiş etmesine ama ne Türklerin nede Rusların durumlarında çokta önemli bir değişiklik olmamış,

29 Aralık: 10. Türk Kolordusunun Sarıkamış bölgesine gelmesiyle Rus kuvvetleri 9. ve 10. Kolordu'nun taarruzlarıyla olduğundan fazla sıkıntılı saatler yaşamış ancak Türkler Sarıkamış İstasyonuna girdiklerinde Ruslar karşılık verdikleri amansız taarruzlarla cephelerini düzeltmiş,

30 Aralık ve sonrasında: Kuşatma harekâtında inisiyatif el değiştirmiş olmasından olacak ki Türk kuvvetlerinin yaptığı tüm taarruzlar Rusların yapmış oldukları amansız taarruzlarla durdurulmuş ve Rusların karşı taarruzu karşısında Türk birlikleri ise geri çekilmek için hazırlıklara başlamış ve gün gün süren amansız Sarıkamış Harekatı böylece hezimete uğramıştır..

Sarıkamış'a nasıl gelindi? Gibi ve benzeri bir takım soruları soranlar olabilir.

Tabii bunun birçok sebepleri vardır.

Bizce asıl sebeplerden biri; sözüm ona dost ve müttefik bilinen batılı devletlerin, günümüzde kendilerini zaman zaman da olsa sahnede gördüğümüz şer güçlerin tabiri caiz ise ecdadımızı pohpohlayıp cihada davet etmesi,

İkincisi; Kafkasya’nın durumu yani Müslüman kardeşlerimizin, soydaşlarımızın geleceği ile sınırımızın güvenliği,

Üçüncü bir sebep ise; Kafkas Cephesinde elde edilen kısmi başarı sonucu yukarıda ifade ettiğimiz hususlardan biri olan cehalet sonucu ileriyi görememek ve ruhta oluşan enaniyet idi.

İleriyi görememenin, düşman birliklerinin gücünü fark edememenin sonucu bu harekat, bu savaş büyük acılara ve sonrasında hezimete sebep oldu. Millet olarak inancımız gereği olması gereken buydu, nasip böyle imiş diye kendi kendimizi teselli ettiğimiz acı dolu bir olay Sarıkamış harekatı.

Sonuç olarak;

Acıların, hem de unutulması mümkün olmayan acıların yaşandığı Balkan, Çanakkale savaşlarında ve de Sarıkamış harekatın da hayatlarını kaybetmiş ecdadımıza Allah’tan gani gani rahmet diliyoruz. Bu millete, bu Aziz Türk Milleti’ne böylesi acıları tekrar yaşatmamasını, bugün dış mihrakların desteğiyle ülkemizde acılar yaşatan terör olaylarının da son bulmasını, bu ülke ve bu millet üzerinde oynanan oyunların bertaraf edilmesini Mevla’dan niyaz ediyoruz.

Mekanınız cennet, ruhunuz şad olsun;

Balkan,

Çanakkale,

Sarıkamış,

Ve de din için, bayrak için, ülkenin birlik, beraberlik ve de bütünlüğü, milletin huzuru için mücadele ederek hayatını kaybetmiş günümüz şehitleri…

Müslüman geçinen, (Nasıl bir Müslüman’sa bunlar) kendilerini yok etmek ve Müslümanlara zulm eden İsrail’e ses çıkarmayan Esed ve İran ile Pe ka ka, Daeş ve de Rus güçlerinin yok etmek adına attıkları zalim bombardımanları altında hayatta kalma mücadelesi veren Bayır Bucak Türkmenleri’ nin de Allah yar ve yardımcıları olsun.

Sarıkamış Harekatı’ nı; unutmamak, unutturmamak, hafızalarda tazeliğini korumak adına olmakla beraber ecdada olan vefa gereği her yıl törenlerle kutlanmasını ve anılmasını sağlayan özellikle Prof Dr. Bingür SÖNMEZ Beyefendi’ye, diğer kişi ve kişilere, kurum ve kuruluşlara sonsuz teşekkürlerimizi sunar, Allah razı olsun deriz.

 

                                                                       AYETLER

*Namazı bitirdiğiniz vakit ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde (uzanarak) de Allah’ı anın. Güvenliğe kavuştuğunuzda namazınızı (gereği gibi) kılın. Namaz, inananlar üzerine vakitleri belli bir farz olmuştur. Nisa:103

*Düşman kavmini kovalamakta gevşek davranmayın. Eğer siz acı çekiyorsanız şüphesiz onlar da sizin duyduğunuz gibi acı çekiyorlar. Halbuki siz Allah’tan onların ummadıkları şeyleri umuyorsunuz. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir. Nisa: 104

 

                                                                   GÜZEL SÖZLER

*Atatürk; “Doğdu, devrimler yaptı, Cumhuriyet’i kurdu ve öldü. Atatürk bu değildir. O’nun son 15 gününü bile anlatmak insanların aylarını alır. Atatürk’e daha fazla sahip çıkalım ve daha iyi tanıyalım”. Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ

*'Sarıkamış askeri açıdan var olma azminin, direnen mücadelenin, inancın, fedakârlığın ve her şeyden önemlisi de, Türk halkı ve askerinin en zor şartlarda vatanı için neleri göze alabileceğinin abideleşmiş bir semboldür. Hilmi ÖZKÖK

*Sarıkamış ve Sarıkamış Şehitleri Türkiye'nin ibret ve acı veren manevi mirasıdır. Çanakkale nasıl ki, İslam coğrafyasının en ücra köşesinde bir duyarlılık kaynağıdır, aynı şekilde Sarıkamış' da duyarlılık kaynağımız ve hiçbir Türk vatandaşı bunu göz ardı edemez. Ömer Ekinci MİCİNGİRT


SARIKAMIŞ 
Yıl 1914
90 bin can karda kışta
Nöbetçi Sarıkamış'ta
Diriliştir o dağlar da
Abidedir asırlarda
Bir mesajdır ulusuma
Canım fedadır orduma
Doksan bin kahraman asker
Tarihi nöbeti bekler
Doksan bin bayrak Atamdır
O yüzden bu yurt vatandır
Şan dağı Allahuekber
Sendedir doksan bin makber
Sarıkamış Çanakkale
Nefesi buz tutanlar
Allahuekber Dağlarında destan yazdılar
Bütün yurtta Sarıkamış Çanakkale ruhları var
Malazgirt, Bizans kapıları unutulmaz
Bu vatan bir bütündür parçalanamaz
Tuncer SÖNMEZ/Elazığ


BİR BAŞKA GÜFTE VAR SARIKAMIŞ! TA
Bir beyaz güfte Sarıkamış’ta 
Küskün bir eda ile sarar beni bir matem 
Gözyaşlarım dökülür gaipten sesler gelir 
Kör kağnılar gıcırdar ızdırap şarkısıyla 
Tasalara bürünür gömülürüm sihirli ağıtlara… 
Bambaşka yankılanır Sarıkamış, bambaşka. 
Sonra ruhumu sarar efsunlu musikiler. 
Geceye bir sessizlik yayılır siner çileli 
Geceler uzanır da uzanır 
Doksan bin şehit uzunluğunda… 
     Derken bir düşünce alır götürür beni 
     Allahuekber dağlarına bulutlarla birlikte 
     Zaman durur, hayat durur, yaşlar donar 
     Ayazın kucağında 
     Karlara her dokunuşta 
     Yutkunur yutkunur boğulurum birkaç kez 
     Ayazın en kırak yerinde 

Duygularım kâh coşar kâh emekler 
Sarıkamış ah Sarıkamış … 
Şehitlerin mekânı hüzünlerin diyarı 
Her tarafın ızdırap ızdırabın türküsü 
Her tarafın bir destan bir destanın öyküsü 
Kim bilir belki de Sarıkamış bir perde mi ne 
Vuslata açılan tarihin son sayfasında, 
Ruhum soluklanır duygularım dirilir 
Karlar okşar baharın çehresiyle 
Her Sarıkamış duyduğumda… 
Ateşin donduğu ölümün gülümsediği 
Ölümün hayat bulduğu yer Sarıkamış 
Yanar kelimeler aşkla AllahuEkber dağlarında 
Her bahar kardelenler açınca. 
     Köpürür şehit kokulu dereler kar sularıyla 
     Hu deyip akar her mevsim baharın kucağında 
Öt bülbül öt işte tam zamanı ötmenin 
Gülde burada gülistanda 
Her tarafım bembeyaz her tarafım yemyeşil 
Gelin odası mı ne 
Beyazın ikliminde şehitliğin her rengi 
Konuş susmak yok yanık sevda bu 
Susmak yok konuş sen konuş sarıçam sen 
Şu Merzifonlu Mehmet 
Bak buda Şırnaklı Hasan 
Nasıl da yakışmışlar yan yana ve sırt sırta 
Utansın Gabar dağı utansın şahadetsiz hortlaklar 
Konuş Sarıkamış konuş söyle neden sessizlik 
Bu ne dertli sessizlik sükûtta üşüyorum 
Bu suskunluk nedendir hem sitemin kimedir... 
Ömer Ekinci Micingirt/Sarıkamış

         Karlı Dağ 
Hani var ya şu yamaca yaslanan, 
Karlı dağın gamzelisi benimdir 
Toprak kokan musikide ıslanan 
Eliflerin hemzelisi benimdir 

     Bu dağların çehresine dön bir bak 
     Ses veriyor anlayana bu toprak 
     Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak 
     Güzellerin huzmelisi benimdir

Her perdeden nur koklatan gülüşler 
Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler 
Sevgi, saygı edeb iffet bu işler 
Leylaların yazmalısı benimdir 

     Hele yaklaş bakışları hummalı 
     Sanki ürkek yavaş yavaş sunmalı 
     Beni yârim gözyaşında yummalı 
     Mecnunların çizmelisi benimdir 
     Ömer Ekinci Micingirt/Sarıkamış


            
SARIKAMIŞ
Hayallerim karardı, kara kara yazıldı
Ordular yürümedi, durdu Sarıkamış’ta.
Tam doksan bin yiğitler saf saf oldu dizildi
Kara kader kurbanlar verdi Sarıkamış’ta.

     Anaların feryadı hıçkırık gelinlerde,
     Matemin izi düştü gör kınalı ellerde
     Kimi dere tepede, kimi yamaç bellerde
     Tazecik fidanları kırdı Sarıkamış’ta.

Harekât kara kışta er oldu Sarıkamış,
Dağ deviren Mehmet’e zor oldu Sarıkamış,
Düşmanın sevindiği yer oldu Sarıkamış,
Vatanım milli yası, gördü Sarıkamış’ta.

     Allahuekber dağı tipi, boran fırtına,
     Bir de ayazı bindi askerimin sırtına,
     Enver Paşa bakmadı mevsimin bu şartına,
     Asker ızdırabını serdi Sarıkamış’ta.

Karşısında düşman yok Mehmet’i saldı dağa
Ne sırtında bir kaban ne potin var ayağa
Hasmım sıcak köşede ben esir oldum çığa
Ecel fırtınasıyla sardı Sarıkamış’ta.

     Zivin’ den, Kara Urgan ondan çetin Soğanlı,
     Bu dağlar şehit yurdu bu dağ şöhretli, şanlı
     Bu dağlarda yatıyor kınalı delikanlı
     Buzullarla vuslata vardı Sarıkamış’ta.

Karacakız kâr bana şehidin türbe taşı
Belli bu yüce Hâk’tan bir imtihan savaşı
Bak atiden maziye eğilmez Türk’ün başı
Milletim bu günü de gördü Sarıkamış’ta.
Süreyya KAYA/Bursa

          SARIKAMIŞ

Yola çıktı yiğitler kimi tüfekten kısa
Kimisinin tüfeği dayandığı tek asa
Şark destana hazırdı, gebeydi büyük yasa
Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
Kar’ı düşmeye görsün; kutupları andırır

     Yazlıktı giysileri sanki mevsim bahardı
     Sanki kış ortasında deniz havası vardı
     Oysa orda bekleyen beyaz ölümdü; kardı
     Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
     Saçından tırnağına ayazına bandırır

Ölüme yürüdüler bozmadılar ahengi
Yoktu bu askerlerin dünyada başka dengi
Allahuekber dağı büründü kefen rengi
Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
İliklerine kadar zemheriye kandırır

     Her adımda parmaklar morardı yavaş yavaş
     Önce bedenler dondu en son gözlerinde yaş
     Sardı Sarıkamış’ı cennet için bir telaş
     Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
     Sıcak yatağınızdan, yorgandan utandırır

Biliyordu melekler bu dönüşsüz seferi
Hazırladılar bir bir cennet için neferi
Kullardan üstündüler nebiden biraz geri
Sarıkamış üşütmez Sarıkamış dondurur
Mehmedi uyuturken ölümü uyandırır

     Sokuldu birbirine bir yumak gibi binler
     Dualar bile dondu, rüzgar acıdan inler
     Kenetlendi kaskatı buz kesti körpe tenler
     Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
     Bir yandan buz kestirir bir yandan da yandırır

Tan yeri ağarmadan binlerce yıldız düştü
Sarıkamış dağları bir kabire dönüştü
Dayanılmaz manzara ne hayal ne de düştü
Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
Bu muazzam acıyı hangi dua dindirir

     Rabbim sual olunmaz ama bu nasıl sondu
     Yalnız gidenler değil bekleyenler de dondu
     Her yiğidin alnına peygamber mührü kondu
     Sarıkamış üşütmez, Sarıkamış dondurur
     Bir kurşun attırmadan bir orduyu yendirir

Ahmet ÇITAK/Kahramanmaraş

İRAN'LA İSRAİL KARDEŞMİŞ MEĞER

İçki masasında herkes beraber

Meydan okuyorlar olmadan seher

İran'la İsrail kardeşmiş meğer

Düşmanı tanımak her şeye değer

     Ateş yanıyor daralıyor çember

     Mühimmat boşaltıyor yüklü damper

     Hedefte Suriye kan dökülen yer

     Düşmanı tanımak her şeye değer

Vahşeti seyredin ağalar beyler

Ateş çemberinde Mazlumlar neyler

Dilerse Rabbim ateşi su eyler

Düşmanı tanımak her şeye değer

     Düşmandan yanadır bütün breyler

     Masumun çektiği yazılan kader

     Canlı aramayın kalmamış eser

     Düşmanı tanımak her şeye değer

Mabet yanıyor harcanıyor cevher

Vatanı koruyor bir kaç cengaver

Viran enkaz dile dolanan ezber

Düşmanı tanımak her şeye değer

Mahmut ALDEMİR/Adıyaman- Çelikhan

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Edebi Şahsiyetler-8-

13Eyl

Hayat ve sabır

06Eyl

Şahit ve Şahitlik

30Ağs

Yanlış yanlıştır…

16Ağs
  • Ana Sayfa
  • Günışığı Gazetesi web sitesi, BETA aşamasındadır. Çok yakında tüm özellikleri ile sitemizi kullanabileceksiniz. Beta sürümde sadece haber ve köşe yazıları gibi içerik modülleri aktif edilmiştir.